bugün

Duygu ve fikirlerimizi hissetmenin ötesinde onları ifade etmek için kullanacağımız kelimeler yetersiz kalabilir.
Farklı dil ve kültürlerdeki insanlarla aynı şeyleri hissediyor olsak da ifade etmek için kullandığımız kelimeler değişebiliyor.
Almancaya "schandefreude " diye bir kelime var.
Türkçeye çevirdiğimizde en masum ve kaba anlamı "sinci " olsa da aslında hiç de masum olmayacağı anlamı şudur :
Diğerlerinin mutsuzluk, üzüntü ve acılarından dolayı kendini iyi hissetme duygu durumu anlamı taşıyor. Argo tabirle "leş kargası" olmak gibi bir şey...
Daha ilginç olan şey ise ;ihmale uğramış, istismara uğramış ve otizmli çocuklarda ya da birbirine ilgi duymayan ellerde de  oksitosin düzeyi düşüktür. Özetle ;
Oksitosin bağ hormonu olan bir kimyasal ileticidir. Oranı düşük olduğunda anne çocuk arasındaki bağda ya da eşler arasındaki bağda sıkıntı olur. Çocuklar anneyi aramaz, eşler ise birbirlerini aramazlar.
Oksitosin düzeyini yükseltmek için intranazal yolla verilen sprey üretilmiş fakat bu spreyin yan etkisi sinsilik yani ;schandefreude yaratıyor.
(bkz: schadenfreude) baskasinin tatsizligindan mutlu olma hali.
(bkz: arthur schopenhauer)'in insanın en şeytani özelliği olduğunu söylediği haslet.

Başkalarının acılarına şahit olmaktan alınan haince zevk diye tarif ediyor.

Tabi bizim kutsal orta doğu toplumumuzda böyle şeyler o kadar tabiidir ki eli kendine güldürme denir ailesi dışında herkes birbirinin acısından zevk aldığı için.
arkadaşımda gözlemlediğim durum.

nasılsın sorusunu hep eh işte diye cevaplarım.(hiçbir zaman şahane olamamışımdır)bilir.
kim iyi ki zaten diye başlayıp yeni kanser teşhisi konmuş batmış ya da boşanmış belki yeni ölmüş tanıdıklarını anlatmaya başlar.
falanca da cezaevine girmiştir mesela.

arkadaşın otizmi ve mental bir sorunu olduğunu düşünmemekle birlikte bu yolla kendini rahatlattığını beni de rahatlatığını düşündüğünü düşündüğüm bir politika edinmiş bilinçsizce.
© copyright 2005 - 2026