bugün

bir renk.
galatasaray'ın renklerinden biri.
(bkz: kırmızı)
bulaşıcı anlamında kullanılır. ibnelik gibi bişi işte...
eğer sarı olan gül'se ayrılık anlamına da gelmektedir.
psikoloji de geçiciliği temsil eder.
(bkz: postane)
(bkz: taksi)
(bkz: telefon kulubesi)
(bkz: fahişe sarısı)
metobolizmayı hızlandıran,göz yoran,dikkat çeken,insanı uyaran ve sinirlendiren özelliklere sahip ana renktir.az kullanımı insanı canlandırırken,çok kullanımı insanı aşırı canlandırdığı için gerer.
fenerbahçe ve galatasaray'ın ortak sevgisi
iletişimde dışa dönüklüğü temsil eden fakat 4-0'dan sonra direkt fenerbahçeyi akla getiren renk.
hindistanda kadınların giydiği elbise
kırmızııı diye dewam eden de en büyüüüüük cım bom boooomdenesı tezahüratın ıcınde barındıgı renk ..
sarışın insanlara takılan lakaplardan biri.
(bkz: hişşt naber laa sarııı!!)
sezgiyi anlatır.
Lacivertin aşkı.
hasta ya da şok olmuş surat rengidir.
en yakışmadığı yer dişlerdir.
kungfu da beyaz kuşaktan sonra gelen 2nci kuşaktır.
mor ile arsındaki zıtlık hala bitmeyen renk.
565 - 590 nm dalgaboyu aralığına sahip renk.
sarı sarı kimin yarı adlı mahsun k. sarkısını anımsatan renk.
uçarılıktır, bolca vurdumduymazlıktır. sarı olunca insan, gökyüzü görünmez güneşten kışın ortası olsa bile.. ama sıcağı bunaltmaz asla insanı, herşey tam tadındadır.. özgürlüğü hücrelerinde hissetmektir sarı.. yağmurların fırtınasız yağıp yeryüzünü pakladığı anın rahatlığıdır.. tüm paranoyalardan sıyrılmış bir bahar akşamıdır biraz da.. her güzel şeyden bir miktar tat alıp kocaman gülümsemesiyle gözlerini kısıp bakan gözleri ela, saçları bela bir kız çocuğudur..
uzak mesafelerden görülebilirliği yüksek bir renk. dikkat çeker... ayrıca renkleri ve zevkleri tartışmak gerekirse; son derece kıytırık, estetikten uzak, lanet bir renktir...*

buna ek olarak bazı insanlar* renginden dolayı portakal aromalı gazlı içecekleri de bu renk ile adlandırırlar...
(bkz: ihanet)
sarışınlara hitap cümlesi olarak kullanılır halk arasında.

(bkz: sarııı bak buraya)
(bkz: sarı oğlan)
hiçbir durumda iyi bir anlam taşımayan renktir. ayrılık, hastalık, ihanet ve geçiciliğin rengidir. sarıya boyanan evlerde oturmak insanı rahatsız eder, kalkıp gitme hissi uyandırırmış. sarı rengin hakim olduğu yerde samimi bir ortam olması çok zor diye söylenir. senelerce evimizin başlıca badana rengi olan şampanya renginden midem bulandığından mıdır nedir, nefret ederim bu renkten. bırakın evimi boyamayı, ne bir kıyafet, ne de sarı bir obje var evimde. sarı rengi fazlaca kullanan insanlara da güvenmem ayrıca..
yanına en çok kırmızının yakıştığı renk.
fenerbahçe ve galatasaray'ın paylaşamadıkları renk. ezeli rekabetin tek sorumlusu.
cola mi icersin sari mi seklineki sorularda fanta ya da turevini belirten gazoz turu..
senenin modası olan renktir, beyazla kombinasyonları yapılıp bütün vitrinlerde teşhir edilir. Yaz gelmeden baygınlık getirtmiştir kendileri, evet.
UOML'deki biyoloji hocasının soyadı.
hüznün rengidir. erkeklere hitap etmeyen kadın rengidir. kasvetli sonbahar silüetinin olmazsa olmazıdır. kendi içindeki tonlardan hüzünle birlikte neşe de çıkarılabilecek olan, bu nedenle kimliği bozuk ana renklerden biridir.
işte aradığım yazı alın lan okuyun kesin,

ben eksiden aldım oraya yazan da lafmacundan almıs,klonlararası paylasım:

"sanki butun gunduz maclarini ankaragucu oynuyormu$ gibi geliyor du$undukce. ceza alaninin buyuk kismi kumlu, orta ve tac cizgisinin sarimsi cimli oldugu bir ankaragucu-galatasaray maci izliyoruz. izliyoruz dediysem televizyonun yarisindan izliyoruz. ekranin diger yarisina tul ve uclu koltuk yansiyor. koltuk kipirtisiz, arada bir tul oynuyor. di$ardan bir araba sesi geliyor. sokak cok bo$. sapsari bir gune$ ortaligi yakiyor ortaligi. ekranin yarisina arada bir galatasarayli semih giriyor. cim sari, gune$ sari, semih sari. iyice sarariyor ortalik. bogazim kuruyor. iceri kocaman, sert kabuklu, uzun bacakli, ye$ilimsi bi bocek giriyor birden. tavana carpa carpa ilerliyor odanin icinde, bize dogru yakla$iyor, elimizi savuruyoruz, pike yapip televizyona carpiyor. sonra yeniden tavana carpmaya ba$liyor. abimle odanin icinden cikarmaya cali$iyoruz, ben gidip tulu aciyorum, abim de elindeki kirlenti savuruyor ye$il bocege dogru, uzerine dogru gelince uclu koltugun uzerinde ko$arak kacmaya ba$liyor. bocek odanin her yerine dogru hareket ediyor ama bir turlu pencereye yakla$miyor. elimizdeki kirlentleri tavana atarak vurmaya cali$iyoruz. abim en sonunda du$uruyor bocegi. halida yuruyerek elimizden kacmaya cali$iyor. kirlentleri dovuyoruz ama yurumeye devam ediyor. abim ko$uyor icerden tuvalet terligini getirip akitiyor sari kanini bocegin. bocegi terligin uzerine alip tuvalete goturuyorum, klozete atiyorum. yuzuyor ye$il olusu suda, sanki tek bacagi hareket ediyor gibi. ustune tukurup iceri gidiyorum. her $ey normal, maci izlemeye devam ediyoruz abimle. semih yetmiyormu$ gibi bir de galatasarayli cuneyt giriyor ekranin yarisina, iyice sarariyor ortalik. niye izliyoruz galatasaray-ankaragucu macini iki takimi da tutmuyoruz. once sariyer’li, sonra be$ikta$’liyiz. ama hep ankaragucu maci izliyoruz. bogazimiz kuruyor, ye$il viski $i$esinden ilik su iciyoruz. annem hala gelmedi pazardan, babam da yazlari sahildeki beyaz park gazinosunda kasiyerlik yapiyor. televizyonu kapatip di$ari cikalim diyorum abime, cevap vermiyor. plastik topun ustune tukenmez kalemle sariyer yazmaya cali$iyor. y’yi yazarken eli kayiyor y’nin kuyrugu uzuyor.
icim cok sikiliyor.

kafami islatip, cok bol $ortumla di$ari cikiyorum. kimse yok sokakta. bakkalin oraya gidiyorum, kar$isindaki duvarda biraz oturuyorum. gune$ tam tepemde. hava oyle sicak ki bakkala bile kimse gelmiyor. etrafa bakiyorum biraz. bakayim terligi du$urmeden ayagimin en ucuna ne kadar yakla$tiricam diye bir deneme yapiyorum, ayagimi egerek kaydiriyorum. yetmiyor biraz daha kaydirayim diyorum. terlik du$uyor ayagimdan. mecburen duvardan iniyorum. terligi giyiyorum. biraz yuruyup ayagimi savuruyorum. terlik firliyor ayagimdan done done ilerde duruyor. sicak asfaltta seke seke gidiyorum, giyiyorum. bi daha, daha havaya savurarak ucuruyorum terligi, yukselip $ap diye du$uyor yere. devami uzayliyorum terligi, mahalleyi $ap $ap diye inletiyorum. ya$li bi kadin camdan kafasini cikariyor "cocuk git kapinin onunde oyna. gurultu yapma hasta var, hasta" diye kovuyor beni. dokuz ya$indayim, canim cok sikiliyor, hava cok sicak, kimse yok, butun bunlar yetmezmi$ gibi bir de hasta var. icim muthi$ sikiliyor. neyse ki hemen geciyor. eve dogru giderken abimi elinde karpuz dilimiyle goruyorum. "ver lan bir di$" diyorum. vermiyor, git al annemden diyor. eve girmeden kapidan karpuzu alip yanina gidiyorum. bo$ bo$ konu$madan yuruyoruz, "sahile gidelim, denize gireriz" diye tutturuyorum. "ne denizi lan babamin yanina gidiyoruz para alicaz, berbere gidicez" diyor. gazino evimize 20 dakika uzaklikta. 20 dakikadir karpuzlar elimizde, kabugun beyaz kismini bile bitiriyoruz. kagit gibi olan kabuklari atip gazinoya giriyoruz. icerisi balik ve raki kokuyor. geceye hazirlik yapiliyor, icerde hic mu$teri yok. babam kasada hesaplar yapiyor. bizi gorunce dev, uc katli orgun oraya goturuyor. arkalardaki bir masaya oturtuyor. ye$il fasulye, pilav ve kola getiriyor garsonlar. personel yemegini yiyoruz. yedikten sonra babamin yanina gidiyoruz. para veriyor, "berberden ciki$ta dogruca eve gidin, yuzerken filan gormiyeyim sizi" diyor. berbere gidiyoruz. abim "onunki uc numara, benimki amerikan olacak" diyor berbere. ikimizinkini de uce vurup yolluyor bizi eve. kil dolu kafalarimiza $aplata $aplata eve gidiyoruz. yolda arkada$imiz boklu’yu goruyoruz. kirpikleri birbirine yapi$mi$ boklu’nun. "niye gelmediniz lan denize, celik gibiydi su" diyor. "mac vardi" diyor abim. eve dogru yuruyoruz boklu’dan ayrilip. gunler ne kadar uzun 9 ya$indayken, gune$ bir turlu batmiyor. kel kafalarimiz yandikca yaniyor bayiri cikarken, icim cok sikiliyor.

buyudum, babamin yazin kasiyerlik yaptigi ya$a geldim. abim evlendi cocugu oldu, semih, cuneyt futbolu birakali yillar oldu. artik pek fazla gunduz maci yapilmiyor yine de oglen evde oturuyorum. arada bir pencereden kafami uzatiyorum, kavrulan asfaltta sokakta tek ba$ina oynayan cocuk goruyorum. "sktir git lan buradan. git kapinda oyna." diye onu kovuyorum."

"umut sarıkaya, benim de söyleyeceklerim var"
ineklere fazlaca takılan isim.sarıkız'la birlikte zirveye oynuyorlar.

(bkz: sarikız)
kırmızının kardeşi galatasaray'ın yarısıdır.
sonbaharın, dökülen yaprakların, onlarla beraber solan ümitlerin rengidir.
o kadar canlı olmasına rağmen hüznü koklatabilen yegane renklerdendir.
diğerlerini etkileyebilen anlamına gelmekle birlikte sagopa kajmer'in telaffuz ettigi kelimedir.
sarı , hüzün ; sarı , ayrılık ; sarı ,acı ; sarı , sızı; sarı ,sonbahar ; sarı , yalnızlık; sarı ,ölüm getiren sabahın soğuk ,yakıcı ışığı ; sarı , boğulmak ;
sarı ,neşe ; sarı ,sıcak ; sarı ,yaz ; sarı , güneş ; sarı ,gün ; sarı ,umut ;sarı , saçların ; sarı ,yaşamak ...
lacivertin yanında en asil duran renk.
yazın tercih edilen renklerdendir. insana enerji verdiğine inanmaktayım. bahsettiğim tok sarıdır. ayrıca kırmızıyla olanına can fedadır.
tikilerin bir numaralı rengi. pantolon sarı, çanta sarı, saç sarı...
sarı ışığın rengidir, yaşam enerjisini ifade eder, üçüncü çakranın renklerinden biridir.
turuncu saçlı olan insanlara verilen bir lakaptır.
hızı ya da akıcılığı simgeler.

dikkat çekicidir. taksilerde kullanılmasının mutlaka bir anlamı vardır.

grafik yüzeylerinde zemine atılıp üzerine minimal vuruşlar yapıldı mı çok etkileyici sonuçlar verir.
yedinci nesil bir yazar. *
7. nesle uygun şekilde davranmaktadır. kendisi duble amatördür.
yaprağın değil tanrının rengidir.
ülkemizdeki yaygın soyadlarındandır.
lacivertin yanına yakışan en asil renk.
(bkz: sari cicek tozusun sen ve korno)
fenerbahçeden dolayı pek fazla sevmediğim bir renk. siyah ve beyazdaki asillik bu renkte yoktur.tabikide beşiktaşlıyım.
küçükken, kovboy filmlerinde clint easwood'a taktığımız lakaptı.
canlılığı, mutluluğu ifade ettiğini düşündüğüm renktir ve dolayısıyla hiç tercih etmediğim renktir.
gerçekçiyim arkadaş!
türkiye fantaya sarı denilmesi.
nasıl kola diyebiliyorsun siyah demiyorsun buna da fanta de be kardeşim. sarı ne demek yani suya da şeffaf diyelim artık.
It Girl kitap serisindeki Callie Vernon karakterinin en sevdiği renktir. Açık sarı.