bugün
- 16 haziran 2026 fransa senegal maçı9
- ketçapla güzel giden yiyecekler8
- 10 yıl sonraki haline bir mesaj bırak11
- sigarayı tersten yakmak8
- milli maçı izlemeyen erkek25
- 12 saat çalışmak7
- antidepresan kullanmamış erkek bulmanın zorluğu8
- çocuğa yabancı isimler vermek9
- eşini aldatan birini görünce yapılması gereken şey7
- türk müslümanlığı6
- ölen porno yıldızlarının ahiretteki durumu5
- kızını rahatsız eden şahsın kulağını kesen baba4
- aleyna tilki'nin konserde verdiği efsane frikik11
- insan sanatsal bir varlıktır7
- bedava dopaminin bazen işe yaraması7
- imamoğlu abd ingiliz ve almanların bir projesiydi11
- insan vahşi bir hayvandır6
- 30 yaşında hala jelibon yiyen insan5
- 222
- türkiye nin en güzel kızlarına sahip şehirleri4
- kullanmak zorunda kalınan en kötü tuvalet9
- kıskanılmak vs kıskanmak6
- çekyat kanepe kaplatma6
- eşek sucuğu5
- intikam2
- kabullenildiğinde olgunlaştıran acı gerçekler3
- kıyametin yaklaşıyor olduğu gerçeği8
- jeffrey epstein2
- daha 174
- şiddet2
- kariyer yapan kadın vs yemek yapan kadın3
- uysaljakoben13
- filyos ta güvenlik görevlisinin ölümü2
- one night stand sonrası yine görüşürüz demek4
- kylian mbappe2
- pizzanın kenarını yememek6
- ameliyathane4
- chp içindeki alevi sünni kamplaşması3
- son 20 yılın en gıcık lafı16
- evlenmeyi başaramamış erkek7
- bornova4
- winamp msn messenger half life windows 985
- redpill felsefesini bir cümleyle özetlemek3
- yaşadım demek için ne yapmalı5
- maaşla çalışıp ben alfayım diyen erkek7
- şanzımanın motordan çok daha büyük bir icat olması2
- çalışmayan kızla evlenen statülü erkek3
- umurat3
- çok sıkıcısınız2
- ekmek arası peyniri bir üst noktaya taşıyan detay3
daktilo başında kitabını yazan ünlü ve kadınların kendisinden çok fikirleri için birlikte olmak istediği genç bir yazarın kitabında yarattığı ve aynı zamanda da aşık olduğu kadın karakteri gerçekte görmeye başlamasıyla gelişen film. bence iyiydi. konusu orijinal ve ilginç. bir kitap yazsaydınız, bu kitabın içindeki karaktere aşık olsaydınız, birden belirip zamanla sizinle birlikte yaşamaya başlasa ve onun özelliklerini istediğiniz an değiştirebilseydiniz bu nasıl olurdu merak ediyorsanız izleyin derim.
sosyal mesajlar veren film. *
zoe kazan" ın hem enerjik bir oyunculuk sergilediği hem de senaryosunu yazdığı film.
hayallerin gerçek olduğu, ağızda kalan diş macunu ferahlığı tadında fantastik çerezlik film. mutlaka izlenmeli.
hayallerdeki sevgilinin yaratılmasının mümkün olduğu, "yazmak" konulu bir film. sevgili üzerinde tam bir kontrol. fiziksel ve ruhsal özelliklerini sınırsızca değiştirebilme imkanı. tüm bunlara rağmen bir ilişki kötü gidebilir mi? ya da daha iyi bir ilişki için nasıl bir program ekle/kaldır yapılması gerekiyor? filmimiz bu soruların cevabını veremiyor ama arıyor.
meraklısına yazmak konulu bazı filmler;
http://www.bagimsizsenary.../56367e8c0cf23796cd883183
meraklısına yazmak konulu bazı filmler;
http://www.bagimsizsenary.../56367e8c0cf23796cd883183
çok güzel bir film izlemeye kesinlikle değer.
Little miss sunshine in yonetmenlerinin elinden cikmis , paul dano ve zoe kazan'in basrolunu oynadigi filmdir. Paul dano ve zoe kazan gercek hayatlarinda da sevgilier. Filme gelecek olursak guzel bi dusunceden yola cikmislar ancak little miss sunshine da cita okadar yuksekti ki bu ekipten daha tempolu daha mutlu bir film bekliyordum. Film guzel ancak yer yer tempo dusuk. Antonio banderas i gormek ise tatli bir surpriz oldu..
son zamanlarda çıkan en iyi romantik filmlerden. daha dün izledim ve filmin sonunda kalakaldım. başroldeki ablamız nasıl bir şeydir öyle ya; çizgi film karakteri gibi. bir tanede benim olsa diye içimden geçirip durdum.
--spoiler--
yazarın kızı serbest bıraktığı bi kaç gün içerisinde kızın hemen sosyalleşip başka arkadaşlar edinmesi ve ayrılma noktasına gelmeleri de gerçek hayattaki acı bir gerçeği yüzümüze vuruyor. ama olay farklı olduğu için yazar arkadaşımızın tepkisi sadece yazmak oluyor.
--spoiler--
--spoiler--
yazarın kızı serbest bıraktığı bi kaç gün içerisinde kızın hemen sosyalleşip başka arkadaşlar edinmesi ve ayrılma noktasına gelmeleri de gerçek hayattaki acı bir gerçeği yüzümüze vuruyor. ama olay farklı olduğu için yazar arkadaşımızın tepkisi sadece yazmak oluyor.
--spoiler--
ne yapacağıma karar veremediğim gecemi doldurmuş, sonunda da senaryosuyla bana vay be dedirtmiş film. kıyaslama yapmak istemem, ancak tatmin edici bir film. dürüst olmak gerekirse de, uzun zamandır böyle yaratıcı bir şey izlememiştim.
Gayet eğlenceli bir film. Özellikle ruby ile ilk kez karşılaştıkları sahne ve üzerinde denemeler yapmaları çok eğlenceliydi.
Bir erkek bir kadını istediği gibi kontrol edebilir, bunu yapabilecek kudrete sahiptir ancak kadının kimyasına erkek eli değidiği zaman ortada kadın diye bir şey kalmıyor. Kadını kadın yapan, kendi hisleri, kendi duyguları, kendi arzuları, kendi kararlarıdır. Eğer erkek kendi direktifleriyle onu yönlendirmeye çalışır, onun kendi dokusunu bozarsa zamanla kadın mekanikleşir ve sıkıcı bir canlıya dönüşür. Çünkü bir kadında hayran olunacak en önemli şeylerden biri onun kendi düşüncelerinin kendi bilincinin olmasıdır, onun her söylediğimizi yapması değil. Eşimizin ya da sevdiğimizin her istediğimizi yapması elbette ki hoşumuza gider, egolarımızı tatmin eder, ancak bu zamanla can sıkıcı bir hal alabilir. Çünkü bir süre sonra kadın canlılıktan çıkıyor ve komutlarla hareket eden, robotumsu tavırlar sergilemeye başlıyor.
Özetle film bir insanını kontrol etmeye çalışmanın zamanla istenmeyen sonuçlar doğuracağını ve aslında bunun bizi mutlu etmeyeceğini açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur.
Özetle film bir insanını kontrol etmeye çalışmanın zamanla istenmeyen sonuçlar doğuracağını ve aslında bunun bizi mutlu etmeyeceğini açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur.
izledikten sonra önerebildiğim kadar kişiye önerdiğim film.
romantik filmleri genelde sevmem. Ancak şunu diyebilirim flipped'tan sonra izlediğim en iyi romantik filmdi. içinde romandan fırlamış(stranger than fiction'a benzeyen yönü) fantastik bir kız arkadaş var. içinizde o kız arkadaşla bile sorunlar çıkıyorsa mutlak uyum yoktur sadece kendini ona inandırmak vardır diye bir düşünce kaplıyor. Hülasa adamlar yapmış arkadaş.
not:bu filme yerli bir ad verecek olsaydım Aşkı Yaratmak derdim.
not:bu filme yerli bir ad verecek olsaydım Aşkı Yaratmak derdim.
Tam bir aydır izleyeceğim diye beklettiğim filmdi. Nihayet dün akşam izledim. Bir ay beklettiğim için de kendime kızdım.
Türkçeye hayallerimin aşkı diye çevrilmiş olması bir garip tabi ki. Neyse filme gelecek olursak gayet güzel bir konusu var.
Kim istemez ki hayatına girecek kişiyi şekillendirmeyi, yaratmayı, yazmayı. Çok çekici bir durum. Ama unutulan bir şey var ki aşık olduğumuz kişiyi o olduğu için seviyoruz. Bencilliğini seviyoruz. Bağırmasını, kızmasını belki de umursamazlığını seviyoruz. Yanlış olan noktaları düzeltmeye çalışıyoruz ama düzeltemediğimiz için seviyoruz.
--spoiler--
Filmde Ruby tam da Calvin'in hayal ettiği kadındı. Bütün ayrıntılarıyla. Çok güzel ymek yapıyor, eğlenceli güzel ve de en önemlisi Calvin'i seviyor.Abisi durumu öğrendiğinde Ruby'i istediği gibi yazabileceğini söylemesine rağmen Calvin başta bunu yapmak istemiyor ve yapmıyor. Çünkü o zaman her şey yolunda. Ama süreç ilerledikçe ve ilişki yeni bir boyut kazandıkça Ruby değişiyor belki de. Calvin'in terkedilme korkusu Onu yeniden Ruby'yi yazmaya yöneltiyor.
"Ruby Calvin olmadan perişan bir haldeydi."
Bu cümle aslında Calvin'in ne kadar bencil olduğunun en büyük göstergelerinden.
Ve evet Ruby perişan bir biçimde Calvin'e dönüyor. Sürekli yanında bir dakika bile ayrılmasını istemiyor. Ama yine olmuyor. Bu kez ruby nedensiz bir enerji ve mutlulukla doluyor. Ama bu da Ruby değil. Bunlar Calvin'i mutlu etmiyor çünkü başta da söylediğim gibi iyisiyle kötüsüyle onu o olduğu için seviyoruz. Daha sonra Ruby'yi olduğu gibi bırakmaya karar veriyor. işte Ruby ve yine yolunda gitmeyen şeyler var. Zaman ayrılık zamanı. En zor kısım da bunu anlamak, sindirmek, kabullenmek. Calvin ilk başta kabullenemiyor. Ruby'ye "sen benimsin, seni ben yarattım, istediğim gibi yazarım" diyor. Yine karşılaşıyoruz Calvin ve bencilliğiyle.
Filmin en gerçek sahneleri de burada başlıyor zaten. Sevdiğimiz ,insanı şekillendirmeye çalışıyoruz. Egolarımız tatmin ediyoruz. Hatta onu bir köpek gibi havlatabiliyoruz. Bunlar hep yaptığımız şeyler. Ama gitmek isteyen birine asla engel olamıyoruz. Gitmek sadece bir eylem değil çünkü. Kalbinden gitmişse geri dönüşü olmuyor.
Ve Ruby gidiyor. Sonrası kitap, hayranlar ve yeniden aşk.
Sözün özü film güzel, izleyin.
--spoiler--
Türkçeye hayallerimin aşkı diye çevrilmiş olması bir garip tabi ki. Neyse filme gelecek olursak gayet güzel bir konusu var.
Kim istemez ki hayatına girecek kişiyi şekillendirmeyi, yaratmayı, yazmayı. Çok çekici bir durum. Ama unutulan bir şey var ki aşık olduğumuz kişiyi o olduğu için seviyoruz. Bencilliğini seviyoruz. Bağırmasını, kızmasını belki de umursamazlığını seviyoruz. Yanlış olan noktaları düzeltmeye çalışıyoruz ama düzeltemediğimiz için seviyoruz.
--spoiler--
Filmde Ruby tam da Calvin'in hayal ettiği kadındı. Bütün ayrıntılarıyla. Çok güzel ymek yapıyor, eğlenceli güzel ve de en önemlisi Calvin'i seviyor.Abisi durumu öğrendiğinde Ruby'i istediği gibi yazabileceğini söylemesine rağmen Calvin başta bunu yapmak istemiyor ve yapmıyor. Çünkü o zaman her şey yolunda. Ama süreç ilerledikçe ve ilişki yeni bir boyut kazandıkça Ruby değişiyor belki de. Calvin'in terkedilme korkusu Onu yeniden Ruby'yi yazmaya yöneltiyor.
"Ruby Calvin olmadan perişan bir haldeydi."
Bu cümle aslında Calvin'in ne kadar bencil olduğunun en büyük göstergelerinden.
Ve evet Ruby perişan bir biçimde Calvin'e dönüyor. Sürekli yanında bir dakika bile ayrılmasını istemiyor. Ama yine olmuyor. Bu kez ruby nedensiz bir enerji ve mutlulukla doluyor. Ama bu da Ruby değil. Bunlar Calvin'i mutlu etmiyor çünkü başta da söylediğim gibi iyisiyle kötüsüyle onu o olduğu için seviyoruz. Daha sonra Ruby'yi olduğu gibi bırakmaya karar veriyor. işte Ruby ve yine yolunda gitmeyen şeyler var. Zaman ayrılık zamanı. En zor kısım da bunu anlamak, sindirmek, kabullenmek. Calvin ilk başta kabullenemiyor. Ruby'ye "sen benimsin, seni ben yarattım, istediğim gibi yazarım" diyor. Yine karşılaşıyoruz Calvin ve bencilliğiyle.
Filmin en gerçek sahneleri de burada başlıyor zaten. Sevdiğimiz ,insanı şekillendirmeye çalışıyoruz. Egolarımız tatmin ediyoruz. Hatta onu bir köpek gibi havlatabiliyoruz. Bunlar hep yaptığımız şeyler. Ama gitmek isteyen birine asla engel olamıyoruz. Gitmek sadece bir eylem değil çünkü. Kalbinden gitmişse geri dönüşü olmuyor.
Ve Ruby gidiyor. Sonrası kitap, hayranlar ve yeniden aşk.
Sözün özü film güzel, izleyin.
--spoiler--
Hayatımın Aşkı gibi bir çeviriye maruz kalmışdır. 2012'nin en romantik filmi olabilir belki ama başroldeki yazar kardeşimiz nezlinde büyük bi erkek egoizmine de maruz kalıyoruz bence. Ayrıca erzurumda filmekimi kapsamında izleme fırsatı bulduğum için iksv'ye teşekkürler.
hayal gücü şüphesiz her ortaya koyulanda var; ama hani bazıları uçlara gitmekten çekinmez ya bu filmde de öyle bi hayal gücü var. şöyle söyleyeyim eğer imkansıza inanabilecek kadar çocuksanız hala bu filmi seveceksiniz. biraz da hüzünlü bir yanı var bence ne yalan söyleyeyim, benim biraz içim burkuldu yazar tarafından bakılınca. kız nasıl olsa olanlardan habersizdi. sonuna kadar izlerseniz hak vereceksiniz gerçekten güzel film. hayal kurmayı vakit kaybı olarak görmüyorsanız.*
hayatımın aşkı diye çevirmişler filmi. ne yalan söyleyeyim salak bir romantik komedi sandım önce bu isim ve o afişle. çerezlik hani, izlersin aklında hiçbir şey kalmaz, 1 1.5 saat öyle sırıtır yeri gelir ağlarsın falan, unutulur gider. stranger than fiction'ı anımsatıyor ancak anlattığı şey bambaşka bence. çok da güzel. izleyin.
paul dano ile başrolü paylaşan zoe kazan'ın, senaryosunu yazdığı, little miss sunshine yönetmenlerinin çektiği, 2012 çıkışlı güzel bir fantastik film.
fragman : http://www.imdb.com/video/imdb/vi1443078937
fragman : http://www.imdb.com/video/imdb/vi1443078937
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar