bugün
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız7
- piramitleri uzaylılar yaptı yalan söyleyen toptur12
- çocukluk arkadaşlığı6
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması4
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek26
- karpuzcu liboş3
- güneşli bir günde insanın evde oturma nedenleri3
- 2027 hedefleri2
- yulaf lapası vs tost11
- şu an ne isterdin13
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı4
- herkes nerde4
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler4
- yaşam enerjisi veren şeyler2
- yas sürecindeki bir insana söylenen boş sözler2
- dibek kahvesi içmeden kendine gelemeyen kız2
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat37
- mekke anlaşması2
- mustafa sarıgül pornosu5
- açım aç9
- bir beden küçük kıyafet almak7
- dinlerin evrensel olmaması2
- yazarların kahvaltı keyfi3
- galatasaray vs akp13
- edep sen ne güzel şeysin6
- platon un mağara alegorisi6
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı12
- fon suresi 2 milyarıncı ayet4
- kalabalığı kucaklama hareketi2
- yunana girerken askere herete demek2
- azrail'in görüldüğü an2
- kağıda kaat kiyat diyen kezo2
- doğum günüm halloviin unutma diyen kezo3
- sabah gelen telefon2
- dincilere laf anlatmakta çalışmak19
- halloween'e cadılar bayramı diyen keko7
- kalvinci misin piskoposçu musun4
- fon vurgunu54
- sözlükteki yakışıklı olgun erkekler14
- dilekçeye nasıl başlanır9
- kaçak çay18
- from gold from dust34
- borsa istanbul19
- cinler5
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı58
- kolye119
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi15
- cin çarpmasına maruz kalmak7
(bkz: kalender ve sofu)
Fuzuli'nin eserlerinden biridir.
iki karakterin arasında geçen bir konuşma türündedir.
Eserde Zahid:
--Alıntı--
aklı ve hesabı kendine rehber edinen, kendi nefsini ön plânda tutan, dünyada işlediği amellerin karşılığında âhirette cenneti gözleyen, bu yönden bakıldığında menfaatçi ve şekilperest, dünya menfaatleri yüzünden dindar geçinen, fırsat buldukça günah işlemekten çekinmeyen dindar kıyafetine bürünmüş münafık bir anlayışı temsil eder.
--Alıntı--
(Tanıdık gelmemesi mümkün değil, özellikle son yıllarda etrafımızı saran bir karakter.)
Eserde Rind:
--Alıntı--
şekil kaygılarından uzak, hoşgörü ve müsamaha sahibi, ne dine ne de dünyaya sırt çeviren, «Allah affedicidir, elbette beni de bağışlayacaktır.» şeklinde düşünen, dış görünüşüne bakınca dinin emir ve yasaklarına aldırış etmeyen bir sapık ve günahkâr; fakat içinden dinin getirdiği yolda olan ve emirlerine uyan, yasaklarını işlemekten sakınan bir anlayışı temsil eder.
--Alıntı--
Zahid dini şeklen yaşarken, rind dini ruhen yaşamaktadır. zahid'in gözleri Kur'an okumaktan kör olurken, rind ise şekil olarak aykırı durduğu halde ruhen allah'a adamıştır kendisini.
Eserden alıntı da yapalım:
Hem sabah akşam meyhaneden çıkmıyorsun hem de dine imana davet edenleri yanından kovuyorsun. Beni korkutuyorsun! Sana selam vermenin bile haram olduğunu düşünmeye başladım dedi Zahid.
"Gördüğünden korkmak, görmediğinden korkmaktan daha büyük korkaklıktır. Gerçek korkunun ne olduğunu bilsen korkmaya korkarsın" diye yanıtladı Rind.
Sen görmediğinden çok gördüğünden korkmakla, Allah'tan çok korkulacak putlara inanır olmuşsun zahir, şirktir, tövbe istiğfar gerekir! davetinde bulundu Zahid.
Rind gülümsedi: Hep kördün ama Allah'ı görünmez sanarak şirke düştüğünü göremeyecek kadar ilerlemiş körlüğün
Benim günden güne körleştiğim doğrudur ama sebebini yanlış teşhis etmektesin; gece gündüz Kuran-ı Kerim sayfalarına akıttığımdan günden günden azalmaktadır gözümün nuru! dedi zahid.
O nasıl Kuran okumaktır ki okurken nurlanacak yerde, nurun üstüne nur akıtabileceğini sanarak böbürlenirsin? diye manalı manalı baktı Rind.
Zekan benden kıvrak ve ben de haddi aşmışım farkında olmayarak kabul! Ama benden daha kalın gözlüklerinle bana akıl vermektesin! diye diklendi Zahid!
Hem Allah'ı ararken körleşmekle övünüyor hem Allah'ın nuruna gark olanların körlüğüne şaşırıyorsun! diye Zahid'i süzdü Rind.
Zahid kahkahayla güldü: Ne kadar şaşırırsam şaşırayım, senin gibi seccadeyi şarapla yıkayacak kadar şaşırmam!
Rind acı acı gülümsedi: Şarapla seccadeyi yıkayabilmen için önce içip kendinden geçmen gerekir Zahit. Kıyas kıyas üstüne kıyas yaparak
Şeytan'a yaklaştığın için her cümlene kendini sokarsın. Ben diyebildiğin sürece O'nun uzağına düştüğünü ne zaman fark edeceksin?
iki karakterin arasında geçen bir konuşma türündedir.
Eserde Zahid:
--Alıntı--
aklı ve hesabı kendine rehber edinen, kendi nefsini ön plânda tutan, dünyada işlediği amellerin karşılığında âhirette cenneti gözleyen, bu yönden bakıldığında menfaatçi ve şekilperest, dünya menfaatleri yüzünden dindar geçinen, fırsat buldukça günah işlemekten çekinmeyen dindar kıyafetine bürünmüş münafık bir anlayışı temsil eder.
--Alıntı--
(Tanıdık gelmemesi mümkün değil, özellikle son yıllarda etrafımızı saran bir karakter.)
Eserde Rind:
--Alıntı--
şekil kaygılarından uzak, hoşgörü ve müsamaha sahibi, ne dine ne de dünyaya sırt çeviren, «Allah affedicidir, elbette beni de bağışlayacaktır.» şeklinde düşünen, dış görünüşüne bakınca dinin emir ve yasaklarına aldırış etmeyen bir sapık ve günahkâr; fakat içinden dinin getirdiği yolda olan ve emirlerine uyan, yasaklarını işlemekten sakınan bir anlayışı temsil eder.
--Alıntı--
Zahid dini şeklen yaşarken, rind dini ruhen yaşamaktadır. zahid'in gözleri Kur'an okumaktan kör olurken, rind ise şekil olarak aykırı durduğu halde ruhen allah'a adamıştır kendisini.
Eserden alıntı da yapalım:
Hem sabah akşam meyhaneden çıkmıyorsun hem de dine imana davet edenleri yanından kovuyorsun. Beni korkutuyorsun! Sana selam vermenin bile haram olduğunu düşünmeye başladım dedi Zahid.
"Gördüğünden korkmak, görmediğinden korkmaktan daha büyük korkaklıktır. Gerçek korkunun ne olduğunu bilsen korkmaya korkarsın" diye yanıtladı Rind.
Sen görmediğinden çok gördüğünden korkmakla, Allah'tan çok korkulacak putlara inanır olmuşsun zahir, şirktir, tövbe istiğfar gerekir! davetinde bulundu Zahid.
Rind gülümsedi: Hep kördün ama Allah'ı görünmez sanarak şirke düştüğünü göremeyecek kadar ilerlemiş körlüğün
Benim günden güne körleştiğim doğrudur ama sebebini yanlış teşhis etmektesin; gece gündüz Kuran-ı Kerim sayfalarına akıttığımdan günden günden azalmaktadır gözümün nuru! dedi zahid.
O nasıl Kuran okumaktır ki okurken nurlanacak yerde, nurun üstüne nur akıtabileceğini sanarak böbürlenirsin? diye manalı manalı baktı Rind.
Zekan benden kıvrak ve ben de haddi aşmışım farkında olmayarak kabul! Ama benden daha kalın gözlüklerinle bana akıl vermektesin! diye diklendi Zahid!
Hem Allah'ı ararken körleşmekle övünüyor hem Allah'ın nuruna gark olanların körlüğüne şaşırıyorsun! diye Zahid'i süzdü Rind.
Zahid kahkahayla güldü: Ne kadar şaşırırsam şaşırayım, senin gibi seccadeyi şarapla yıkayacak kadar şaşırmam!
Rind acı acı gülümsedi: Şarapla seccadeyi yıkayabilmen için önce içip kendinden geçmen gerekir Zahit. Kıyas kıyas üstüne kıyas yaparak
Şeytan'a yaklaştığın için her cümlene kendini sokarsın. Ben diyebildiğin sürece O'nun uzağına düştüğünü ne zaman fark edeceksin?
Zâhid orucda yüri zühd saña râm olsun
Göreler sûfîligin de hele bayrâm olsun.
Revanî.
Ne güzel demiş şair.
Göreler sûfîligin de hele bayrâm olsun.
Revanî.
Ne güzel demiş şair.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar