bugün
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı12
- fenerbahçe9
- escort taş mı yesin5
- liverpool fc2
- yaprak dökümü ferhunde2
- şiir yazmak3
- gece vakti orman yolunda bisiklet sürmek7
- sarı saçın yakıştığı ünlüler8
- gecenin şarkısı9
- fırında tavuk10
- kedilerle uyumak9
- rafine zevkleri olan erkek12
- tuvalet kağıdını renkli alan insan11
- dolapta iki biram var6
- bir kıza saklama kabı hediye etmek9
- cumhuriyet bayramı8
- öyle bir yatmak ki yarınlar olmayacakmışcasına6
- yüzüklerin efendisi5
- tr de hangi arabalar lüks sayılır sorunsalı8
- salon erkeği10
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- giysi fiyatlarının uçması9
- sevişmek hüner değil6
- acil durumda aranacak kişi5
- dünya6
- cumhuriyetten rahatsız olan insan19
- içten içe üşümek5
- lüks araba istemeyen erkek9
- ekşi sözlük9
- değerli olduğunu hissettirmek6
- nickiniz fransızca olsaydı ne olurdu10
- rüyalarınızı ağzından öptüm4
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak20
- nasılsın4
- trabzonspor17
- ilker başbuğ7
- sözlükte 1 erkeğe düşen kız sayısı7
- ters takılmış tuvalet kağıdı7
- bir kadının bana hükmetmesini istiyorum7
- 2008 ekonomik krizi7
- nejat işler3
- beyaz pasta7
- nervio'ya evlenme teklif etmek29
- ruffles ketçaplı7
- yallah arabistan a diyen tip11
- üniversiteli kızlar6
- insan aklıyla açıklanamayan konular5
- giresunlu olmanın zorlukları9
- amedspor9
- kendinden vazgeçmemek4
renkli bir yazardır efendim. böyle devam.
Güzel saptamaları ile sözlüğe renk katan yazar.*
enteresan bir yaklaşımla beni şaşırtmış, ama sempatimi de kazanmış, yürekli yazar.*
defalarca okuduğum yazarı içinde bulunduran başlık.
troll nedir neye denir konulu, geniş kapsamlı bir ders alması gereken, alsa da fayda edeceğini sanmadığım, nikini ilk kez kendi nik altında gördüğüm yazar.mış.
filmin akışı yavaş başlasa da, tahmin edilemeyecek hüzünlü bir sonla göz yaşlarına sebep oluyor. kesinlikle izlenmeye değer.
bugün dikkatimi çeken yedinci nesil yazar.
koştursun efendim. *
koştursun efendim. *
güzide bir marshall bruce mathers şarkısı.
wow'u oynamasamda blizzartın lich king sürümü için yaptığı trailer ı izlerken süper bir sesle söylenen remember bu yazarı görünce hep aklıma geliyor. hatırlayacağım seni.
takip etmediğim,fakat her başlıkta gözüme çarpan bir entri olduğunda sağ altta dikkatimi çeken nikin sahibi yazar.
filminin senaristine ilham kaynağı olmuş olması muhtemel yazar.
1997 senesinde ortalığı sallayan blue boy hiti.
"ben affettim kendimi, sen de affet."
sonunu gerçekten iyi bağlamışlar. böyle bir filme böyle bir son sıradışı olmuş. bir amerikalı olmayarak sonunun 11 eylüle bağlanmasından etkilendiysem bir amerikalı olsaydım kanım falan donardı heralde. adamlar reklamlarını iyi yapıyorlar mirim ne diyelim...
sonu olmamış filmdir.
edward degil de robert pattinson oynuyor dedirten film. vampir etiketi basariyla üstünden atilmistir.
filmin kendisi de gercekten cok sahane bir yapim. hikaye kesinlikle havada kalmis degildir. ya da söyle söyleyeyim basi ortasi sonu hepsi havada oldugu icin cok güzel bir uyum yakalanmis da denilebilir. tylerin deftere yazdiklari yani bize ic ses olarak yansiyan düsünceler ise gercekten insani sürüklüyor. filmin tek cümlelik özeti zaten belli.
"Eğer beni duyabilseydin, parmak izlerimizin dokunduğumuz hayatlardan kaybolmadığını söylerim"
fakat bir diger söz de bence cok kayda deger.
whatever you do in live, will be insignificant.but it's very important that you do it. cause nobodyelse will do it.
filmin kendisi de gercekten cok sahane bir yapim. hikaye kesinlikle havada kalmis degildir. ya da söyle söyleyeyim basi ortasi sonu hepsi havada oldugu icin cok güzel bir uyum yakalanmis da denilebilir. tylerin deftere yazdiklari yani bize ic ses olarak yansiyan düsünceler ise gercekten insani sürüklüyor. filmin tek cümlelik özeti zaten belli.
"Eğer beni duyabilseydin, parmak izlerimizin dokunduğumuz hayatlardan kaybolmadığını söylerim"
fakat bir diger söz de bence cok kayda deger.
whatever you do in live, will be insignificant.but it's very important that you do it. cause nobodyelse will do it.
robert pattinson'ın başrolü oynadığı ve sonunun etkileyici olması nedeniyle izlenebilecek bir film.lakin bunların dışında çok sıkıcı olan bir filmdir ayırca.
robert pattinson'ın oynadığı ama gerçekten oynadığı girişi ve sürecinde pek bi farklı gelmeyen ama sonu güzel bağlanmış filmdir.
hayatımda izlediğim en enteresan konuya ve senaryoya sahip film. robert pattinson'un o karakter için sergilediği oyunculuk birebir örtmüş tüm açıklarını filmin, emilie de ravin zaten kendini kanıtlamış bir hatun. ayrıca filmde ki ally karakterine de pek bir yakışmış.
aslında yüzeysel görüşlerin çokluğundan yazma ihtiyacı duydum, filmin anateması dünya ticaret merkezi'nin uçurulması ne bileyim işte 9/11'i hatırlayın falan değil. insanların birbirine verdiği değer filmin ana konusu burada. film biterken öyle bir son yapılması da o facia da ölen insanları bonus olarak anmış tabi ama anatema tamamen bağlılık ve sevgi ile alakalı.
kısaca listelersek;
ailede ki gerilim, babanın çocuklarla hiç ilgilenmemesi, michael diye bir elemanın ideallerini ve sevdiği şeyleri yapamaması bu yüzden bunalıma girip kendini öldürmüş olması, aile deki diğer çocukların da bu olaylardan ötürü normal olmaması annenin tekrar evlenmiş olması (belki), kopuk, bağıntısız, sevgisiz ve göstermelik bir aile yaşamı + saygısız bir baba. bunlar filmin o bunalım havasını katan etmenler ve çokta ön plana çıkartılmışlar. sonra sevginin ne kadar yüce olduğu ve herşeyi düzeltebileceği gösteriliyor, final de ise esas oğlumuz ölüyor fakat herşey yoluna girmiş oluyor, baba çocukları ile ilgileniyor, esas oğlan babasının aslında onu çok sevdiğini anlıyor, ally tyler'a dönüyor.
ölmeseydi başka şekilde mutlu bir sonla da bitebilecek bir filmdi. fakat böyle abuk bir son inanılmaz bir hava katmış filme, çünkü hadi canım demeyeniniz yoktur o finale eminim.
aslında yüzeysel görüşlerin çokluğundan yazma ihtiyacı duydum, filmin anateması dünya ticaret merkezi'nin uçurulması ne bileyim işte 9/11'i hatırlayın falan değil. insanların birbirine verdiği değer filmin ana konusu burada. film biterken öyle bir son yapılması da o facia da ölen insanları bonus olarak anmış tabi ama anatema tamamen bağlılık ve sevgi ile alakalı.
kısaca listelersek;
ailede ki gerilim, babanın çocuklarla hiç ilgilenmemesi, michael diye bir elemanın ideallerini ve sevdiği şeyleri yapamaması bu yüzden bunalıma girip kendini öldürmüş olması, aile deki diğer çocukların da bu olaylardan ötürü normal olmaması annenin tekrar evlenmiş olması (belki), kopuk, bağıntısız, sevgisiz ve göstermelik bir aile yaşamı + saygısız bir baba. bunlar filmin o bunalım havasını katan etmenler ve çokta ön plana çıkartılmışlar. sonra sevginin ne kadar yüce olduğu ve herşeyi düzeltebileceği gösteriliyor, final de ise esas oğlumuz ölüyor fakat herşey yoluna girmiş oluyor, baba çocukları ile ilgileniyor, esas oğlan babasının aslında onu çok sevdiğini anlıyor, ally tyler'a dönüyor.
ölmeseydi başka şekilde mutlu bir sonla da bitebilecek bir filmdi. fakat böyle abuk bir son inanılmaz bir hava katmış filme, çünkü hadi canım demeyeniniz yoktur o finale eminim.
kim niye ağlar bu filme hiç anlamadım. saçma sapan bir sonla bitti bir kere.
cool delikanlı film boyunca kızla tanıstıgı sahne hariç bildiğin amele gibi davranıyor. babasına patladıgı sahnede bile hiç özgüveni, sağlam bir duruşu filan yoktu. adam haklı beyler dedirtemedi kısaca. claire'in hatrına izledim sonuna kadar. çünkü o olanca güzelliğiyle arzı endam ediyor filmde.
neyse kısaca claire'i çıkarınca içinde siktiriboktan tırt bir film kalıyor geriye.
cool delikanlı film boyunca kızla tanıstıgı sahne hariç bildiğin amele gibi davranıyor. babasına patladıgı sahnede bile hiç özgüveni, sağlam bir duruşu filan yoktu. adam haklı beyler dedirtemedi kısaca. claire'in hatrına izledim sonuna kadar. çünkü o olanca güzelliğiyle arzı endam ediyor filmde.
neyse kısaca claire'i çıkarınca içinde siktiriboktan tırt bir film kalıyor geriye.
(bkz: robert pattinson) ve (bkz: emilie de ravin) in oynadığı yakın zamanda vizyondan kalkan, arkadaşlarımı ilk defa ağlarken gördüğüm film.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar