bugün

soyut bir kavram olan sevginin polislere karşı hissedilen hali. ülkemizde çoğu insan için olmayan sevgidir muhtemelen. elbette ki herkesin kendince de bir nedeni vardır. kolluk kuvvetlerinin görevini iyi yaptığını düşünen, tarafsız olduklarına inanan insanlar da yok değildir. bu duygu, bu insanlar tarafından beslenir zaten. fakat her ne olursa olsun, herkeste az da olsa bulunması gereken bir histir. sonuçta bizim için varlar çünkü. *
türk polisinin gösterdiği höşgörü ve insanlığa vurgu yaptığımda(#3021814) kötüleyen zihniyetlerin sahip olmadığını anladığım histir. evet, kimse kimseyi sevmek zorunda değildir zaten. öyle ki 80 olaylarında okuldan eve dönmeye çalışırken, sağ-sol çatışması arasında kalan ve yaka paça polislerce içeri alınan; 108 gün içerde kalıp çeşitli işkencelere maruz kalan bir babanın çocuğu olarak polisleri sevmek zorunda değilim. aksine, babamı ve yapılan işkenceleri düşündükçe onlardan nefret etme hakkına sahibim aslında. babamın 7 yıl çocuk sahibi olamayışını, kırılan ve yanlış kaynayan, şu an kullanamadığı sağ kolunu ve akciğerine batan kaburgalarını düşündükçe küfürler edebilirim. hele yüzüne her baktığımda daha çok gözüme batan kırılmış burnu yüzünden onları her gördüğümde yüzlerine tükürebilirim. evet bu öfke yanıyor içimde. ama bunu yapanlara öfkem, tüm teşklilata değil. hayır, türkiye cumhuriyeti devletinin üniformasını taşıyan tüm teşkilat mensuplarına değil...
akla karayı, iyiyle kötüyü, elmayla armutu ayırabildiğim günlerde, iyi eğitim almış, sağ duyulu ve meslek ahlakına sahip, her şeyden önce insan olan polislere saygı duyup onlarla arkadaşlık edebilmeyi babamdan öğrendim ben. onların içinde de ayıklanması gerekenler var, her meslekte olduğu gibi. o kadar.
© copyright 2005 - 2026