bugün
- iş yerindeki orospu çocukları4
- ingilizce bilmeyen akademisyenler4
- true nickli yazar22
- selam verilen kızın siklememesi3
- dün gece sözlükte yaşanan akıl almaz olay3
- yazılımcıların flört edememesi6
- asrın soygunu10
- bahar feyzan2
- fusya semsiyeli yabanci'nın gerçek kimliği38
- manisada okul saldırısı18
- tai lung vs gocu22
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı7
- sabahları nefret edilen şeyler7
- meb'in usule aykırı ücret dağıtması2
- sözlüğe renk katan yazarlar hangi rengi katıyor20
- bekarlığın avantajları3
- habire1227
- kürtler asimile edilmelidir11
- kullanıcı adı değişmiyor3
- türkiye medeni bi ülkeyse neden hristiyan yok28
- analı avratlı sözlük kavgaları8
- sözlüktekiler kaç yaşında9
- sarı poşet kudurtması13
- sabahları sevilen şeyler8
- 1 gocu'ya 4 kişi dalması7
- et döner dürüm9
- evliliği ayakta tutan güçler13
- afrikalılar gariban avrupa emperyalist yalanı17
- marimar2
- 27 ocak 2027 psg galatasaray maçı2
- işler eskisi gibi değil kesat mı kesat2
- allah'ın yasakladığı cinsel ilişkiler10
- tuvaletin evin dışında olması6
- kadınların reddedemediği teklifler6
- bu ne soğuk amk5
- şemsiyeli olayının gerçek yüzünü açıklıyorum8
- teslimiyet4
- guterres ten iki devletli çözüm açıklaması2
- yanlışlıkla plaj şemsiyesine diklemesine oturmak6
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri51
- gocusuz bir sözlük5
- sözlükte kavga olacak hissi4
- karılı kızlı tiktok yerine sözlükte takılan tip4
- sürekli birilerine cevap yetiştirmek9
- bir erkek ile yanlışlıkla göz göze gelmek5
- ecevit döneminin kepazeliği5
- ölümden korkuyor musunuz34
- türkiye de muhalefet var mı9
- claudian clouds42
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı29
her hangi bir kelime, cümle ya da mimik şeklinde gösterilen bir tepkinin uyaranın yokluğu ya da ara verilmesi halinde bile kontrol edilemeyen bir şekilde, sürekli olarak tekrar edilmesi durumu. genellikle beyin hasarı ya da başka bir organik rahatsızlıktan kaynaklanır. konuşmanın her hangi bir yerinde görülmeye başlanabilir. Asperger sendromuna sahip hastalarda ya da şizofrenlerde de perseverasyona rastlanır.
tekrarlananlara davranışın da dahil olduğu durumdur.
Bu kişilere yardımcı olmak için yapılması gereken şunlarmış:
"bu durum bir tür huzursuzluktan ileri geliyor olabilir. havanın onlara çok sıcak gelip gelmediğini ya da üşüyüp üşümediklerini, susamış ya da kabız olup olmadıklarını kontrol edin. hasta olmaları, acı hissetmeleri ya da herhangi bir ilacın yan etkisinden etkilenmeleri ihtimali varsa doktorunuzla iletişime geçin.
çevrelerini çok gürültülü ya da stresli buluyor olabilirler.
sıkılmış ve kendilerini eğlendirmeye çalışıyor olabilirler. bir ev hayvanını okşamak ya da hafif bir yürüyüşe çıkmak gibi bir etkinlik önerin.
bu, onlara göre kendilerini yatıştırmanın bir yolu olabilir ya da beyinde oluşan hasardan kaynaklanabilir. verebildiğiniz kadar güven verin."
Aslında tek derdim karşımda her kim varsa, belki farkında olarak ya da olmaksızın yaptığı hareketlerin beni nasıl çizginin ötesine geçirip tekrar geri döndürdüğünü anlatmaktı.
fakat gördüm ki bu da bir tür rahatsızlıkmış. bu hastalıktan muzdarip her bireyi tenzih edip aflarına sığınarak yazıyorum.
evet deliriyorum. bir yerde otururken, sohbet ediyorsun mesela. elinde çakmakla oynuyor, çeviriyor. masaya vuruyor. istersem masanın öbür ucundaki adamla konuşayım, o çakmak döndükçe benim de gözüm dönüyor. şimdi düşünüyorum da aslında asıl rahatsız olan kim. orada masum masum çakmağını çeviriyor. manyak mısın sen gözün orada.
kalem çevirmekten bahsetmiştim başka bir yerlerde. amanın çevirmeyin ne olur. o kalem havadan o eline düşüyor ya...işte ben de kalemle beraber havalanıyorum. sonra (kendime göre kibarca) karşımdakinin "canavar gibi bakmıştın" diye tanımladığı bir surat ifadesiyle "yapmasana" diyorum.
"yapma "
bir sonraki aşama çakmağı sertçe masaya koymak ve sertçe gülümsemek (bana göre kibarca) ya da kalemi kapıp yere filan fırlatıp yine aynı sevimli (!) gülümsemeyle yerime oturmak.
hele o masada tempo tutmaları var ya.. kafatasıma çekiçle vurmuş aynı.
o zaman da kollarını tutup dişlerimi sıkarak "yapmeaaa" diyormuşum. oysa ben "sevgiyle" ellerinden tutuyordum.
Bu kişilere yardımcı olmak için yapılması gereken şunlarmış:
"bu durum bir tür huzursuzluktan ileri geliyor olabilir. havanın onlara çok sıcak gelip gelmediğini ya da üşüyüp üşümediklerini, susamış ya da kabız olup olmadıklarını kontrol edin. hasta olmaları, acı hissetmeleri ya da herhangi bir ilacın yan etkisinden etkilenmeleri ihtimali varsa doktorunuzla iletişime geçin.
çevrelerini çok gürültülü ya da stresli buluyor olabilirler.
sıkılmış ve kendilerini eğlendirmeye çalışıyor olabilirler. bir ev hayvanını okşamak ya da hafif bir yürüyüşe çıkmak gibi bir etkinlik önerin.
bu, onlara göre kendilerini yatıştırmanın bir yolu olabilir ya da beyinde oluşan hasardan kaynaklanabilir. verebildiğiniz kadar güven verin."
Aslında tek derdim karşımda her kim varsa, belki farkında olarak ya da olmaksızın yaptığı hareketlerin beni nasıl çizginin ötesine geçirip tekrar geri döndürdüğünü anlatmaktı.
fakat gördüm ki bu da bir tür rahatsızlıkmış. bu hastalıktan muzdarip her bireyi tenzih edip aflarına sığınarak yazıyorum.
evet deliriyorum. bir yerde otururken, sohbet ediyorsun mesela. elinde çakmakla oynuyor, çeviriyor. masaya vuruyor. istersem masanın öbür ucundaki adamla konuşayım, o çakmak döndükçe benim de gözüm dönüyor. şimdi düşünüyorum da aslında asıl rahatsız olan kim. orada masum masum çakmağını çeviriyor. manyak mısın sen gözün orada.
kalem çevirmekten bahsetmiştim başka bir yerlerde. amanın çevirmeyin ne olur. o kalem havadan o eline düşüyor ya...işte ben de kalemle beraber havalanıyorum. sonra (kendime göre kibarca) karşımdakinin "canavar gibi bakmıştın" diye tanımladığı bir surat ifadesiyle "yapmasana" diyorum.
"yapma "
bir sonraki aşama çakmağı sertçe masaya koymak ve sertçe gülümsemek (bana göre kibarca) ya da kalemi kapıp yere filan fırlatıp yine aynı sevimli (!) gülümsemeyle yerime oturmak.
hele o masada tempo tutmaları var ya.. kafatasıma çekiçle vurmuş aynı.
o zaman da kollarını tutup dişlerimi sıkarak "yapmeaaa" diyormuşum. oysa ben "sevgiyle" ellerinden tutuyordum.
bir sözcük veya sözcük dizisinin hastanın iradesi dışında sürekli olarak kullanılmasıdır. Bu durum, hastaya adlarını söylemesi için bir dizi nesne gösterilerek belirlenir ya da hastanın spontan konuşması sırasında gözlemlenir, afazik bir bozukluk tipidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar