bugün
- kolye142
- sohbet edecek kimsenin olmaması7
- yazılımcıların flört ederken kullandığı dil3
- 30 yaşımı devirmiş sözlük teyzeleri7
- erzurum'da 150 tl'ye satılan serpme kahvaltı14
- mesihin inişi4
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı4
- ismet gurbuz'un zorla tırnaklarını kesmek4
- ısmet gurbuz parise gitti mi sorunsalı4
- kadın yazar nickleri4
- taze fasülye sevenin kendisine saygısı yoktur8
- kafasına haç düşen rahibin ölmesi6
- hayrına karpuz dağıtmak4
- ayağı olan kadının amacı4
- bir sigaradan çıkan siyah pislik4
- fransa11
- bik bik'in hacker'a yemek yapması20
- karton toplayan çocuğun aslında zengin olması4
- türk esnafı4
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi18
- ayak fetişizmini kötü bir şey sanmak3
- bik bik'in kraliçe olması10
- eskişehir de motosikletliye 258 bin lira ceza2
- sarı tekerin yazar olamaması9
- coşkuyla sabunlanan pipi2
- türk kahvesi olması kürt kahvesi olmaması2
- doğu türkistan4
- buz denizine dökülen foseptik2
- asla evlenilmeyecek kızlar11
- hz isa ve havarileri2
- kahve içmeden ayılamam terör örgütü2
- engineer283
- cep telefonu22
- yahudi2
- usualsuspects'in ayağı6
- ıpkis'in bir işe yaramaması10
- ismet gürbüz'ün sözlüğü hacklemesi7
- kafein2
- misafir gelince odaya kacmak4
- nokia20
- türk kızı'nın hırt suçlu fetişi6
- erkek aslan3
- hacker saldırısı gazileri8
- 18 ekim 2026 uludağ sözlük resim problemi3
- peynir dolgulu jalapeno5
- columbia3
- usualsuspects aslan parçası4
- uludağ sözlüğün hacklenmesi14
- ford mondeo vs volkswagen passat3
- bik bik moderatör olmasın kampanyası6
siradan bir perşembe günü olacağı muhtemeldir.
(bkz: vona)
türkçede ki n ile b harflerinin yan yana gelmemesi kuralına dayanan ve ilköğretim öğrencilerinin en çok hata yaptığı kelime, gün.
(bkz: yazım hataları)
(bkz: perşembe)
(bkz: perşenbe)
(bkz: yazım hataları)
(bkz: perşembe)
(bkz: perşenbe)
Çarşamba ile cuma arasındaki haftanın 4. günü.
vladimir putin in türkiyeye 6 saatlik ziyareti gercekleştirdiği gündür.
haftanin istisnasiz en can sikici gunudur.
süperdir. arkasından cuma ve onun da akşamı gelir. heyecanla beklenen noel öncesi gibidir.
kayıtlara ilk defa eğitim-öğretimin ilk günü olarak geçmiştir *
Ordu'nun deniz kenarındaki ilçesidir. güzel bir yerdir. küçük ve sakindir. fen edebiyat fakültesi bulunur. balıkçılık yapılır. ama esas geçim kaynağı fındıktır.
Süryanice beşinci gün demektir.
zonguldak,çaycuma nın 30029 nüfuslu beldesidir.
http://tr.wikipedia.org/w...r%C5%9Fembe,_%C3%87aycuma
http://tr.wikipedia.org/w...r%C5%9Fembe,_%C3%87aycuma
memursal yaklaşımla bakarsak "sabır sabır yarın cuma haftanın son günü sonra dinleneceğim" tarzında yaklaşılan ama haftanın ilk üç gününün yorgunluğunun üzerinize çöktüğü ve dinlenmelisin artık mesajları verdiği gündür. özel sektörsel yaklaşımda ise bu yazılanları cuma günü akla getirmektedir.
çalışmanın günü ve zamanı olmayanlar için ise sıradan bir gündür işte, onlar zaten hangi günde olduklarını umursamıyorlarmış.
çalışmanın günü ve zamanı olmayanlar için ise sıradan bir gündür işte, onlar zaten hangi günde olduklarını umursamıyorlarmış.
bugün.
içinde debelenip durduğum kıytırık gün.
içinde debelenip durduğum kıytırık gün.
farsçada beşinci gün anlamında "penç-şembe" kelimelerinden gelmekteymiş.
müslümanın arefesidir...
ordunu küçük ve bir o kadar da şirin ilçesidir.. ama küçük baya küçük yalan yok.. g.tüm kadar işte.. ayrıca da (bkz: küçük olunca aynı zamanda şirin olmak)
türkiyenin televizyon başına kitlendiği gündür. kimi kurtlar vadisi kimi fatmagülün suçu ne izlerken acaba birileri insanların perşembe günleri televizyona kitlenmeleriyle dışarılarda birşeylemi oluyor hissi veren gün.
harflerinden adımın çıktığı gündür. (bkz: adım çıkıyor valla)
haftanın en keyifli günü olan cuma gününün mutluluğunu yaşamaya inceden başladığımız gün olduğundan, perşembe de çok kıyak bir günümüzür.
çarşambadan sonra gelen haftanın dördüncü günüdür. Ancak Farsçadan gelen bu kelimenin Türkçesi beşinci gün dür. beşinci gün denmesinin sebebi ise bir çok takvimde (biz hariç) haftanın ilk günü pazartesi değil pazardır. biz kelimeyi buradan almışız ama haftanın ilk günü değişince böyle saçma bir durum çıkmış ortaya.
farsça;
penç : beşinci
şenbe: gün
beşinci gün. demektir.
penç : beşinci
şenbe: gün
beşinci gün. demektir.
klasikleri olan normal bir gündür akşam işler güçlerin olması ve kurtlar vadisinin olmamasının mutluluğu.
perişan olan gündür.
--spoiler--
(...)
perşembe günlerini sevmem. sabah sekizden akşam beşe kadar demek istiyorum. yüz kere bin kere alt alta yazmak istiyorum: perşembe günlerini sevmem. sonunda insanlar anlasın ne demek istediğimi de sormasınlar gerisini. can sıkıcı anılarımdan kurtulmak için daha iyi bir yol bilmiyorum. perşembe günlerini sevmem daha ne istiyorsun benden ? sevmiyorum işte. neyi seviyorum ki ? çiçekleri de iki kiloluk gaz tenekelerinin içine doldurduğum toprakların ortasına sapladım: arsız çiçekler yetiştiriyorum. tenekeler düşmesin diye pencerenin iki kasası arasına çıtalar çaktım: daha da çirkin oldu görünüşleri. çiçeklerle birlikte her soluk alışımızda havayı kirletiyoruz. daha ne istiyorsunuz benden ? kafeste solucan filan beslememi mi bekliyorsunuz ? midem alsaydı onu da yapardım. biliyorum kimseyi kandıramıyorum. siz gene perşembe günü ne olduğunu anlatmamı bekliyorsunuz. bu uzun girişten sonra, dişe dokunur bir, ne bileyim, bir esaslı olay, ya da ruhsal derinliği olan bir gözlem umuyorsunuz. solucanla ilgili acı güldürücülüğüme kapılanlar da olabilir içinizde. bir bilseniz arkasından gelen tatsızlığı. bu nedenle, bana kalırsa, perşembeleri sevmem -usandım gene bir de 'günler' demeye- sözünü, sabrınız olduğu kadar tekrarlayın daha iyi. yoksa siz de ben de pişman olacağız. perşembe günü ile yetinmeyeceğim. daha şimdiden arsız çiçekleri, solucanları soktum araya; perşembelerden hiç bahsetmediğim halde.
bazıları da diyor ki: bize ne senin perşembe günlerini sevmemenden ve ondan sonraki tatsızlıklardan. haklısınız. insanlar acıklı sözler dinlemek istemiyorlar. onları üzmek çok zor: kitabı suratınıza kapatıveriyorlar; sıkışıp kalıyorsunuz sayfaların arasında.
(...)
--spoiler-- * *
(...)
perşembe günlerini sevmem. sabah sekizden akşam beşe kadar demek istiyorum. yüz kere bin kere alt alta yazmak istiyorum: perşembe günlerini sevmem. sonunda insanlar anlasın ne demek istediğimi de sormasınlar gerisini. can sıkıcı anılarımdan kurtulmak için daha iyi bir yol bilmiyorum. perşembe günlerini sevmem daha ne istiyorsun benden ? sevmiyorum işte. neyi seviyorum ki ? çiçekleri de iki kiloluk gaz tenekelerinin içine doldurduğum toprakların ortasına sapladım: arsız çiçekler yetiştiriyorum. tenekeler düşmesin diye pencerenin iki kasası arasına çıtalar çaktım: daha da çirkin oldu görünüşleri. çiçeklerle birlikte her soluk alışımızda havayı kirletiyoruz. daha ne istiyorsunuz benden ? kafeste solucan filan beslememi mi bekliyorsunuz ? midem alsaydı onu da yapardım. biliyorum kimseyi kandıramıyorum. siz gene perşembe günü ne olduğunu anlatmamı bekliyorsunuz. bu uzun girişten sonra, dişe dokunur bir, ne bileyim, bir esaslı olay, ya da ruhsal derinliği olan bir gözlem umuyorsunuz. solucanla ilgili acı güldürücülüğüme kapılanlar da olabilir içinizde. bir bilseniz arkasından gelen tatsızlığı. bu nedenle, bana kalırsa, perşembeleri sevmem -usandım gene bir de 'günler' demeye- sözünü, sabrınız olduğu kadar tekrarlayın daha iyi. yoksa siz de ben de pişman olacağız. perşembe günü ile yetinmeyeceğim. daha şimdiden arsız çiçekleri, solucanları soktum araya; perşembelerden hiç bahsetmediğim halde.
bazıları da diyor ki: bize ne senin perşembe günlerini sevmemenden ve ondan sonraki tatsızlıklardan. haklısınız. insanlar acıklı sözler dinlemek istemiyorlar. onları üzmek çok zor: kitabı suratınıza kapatıveriyorlar; sıkışıp kalıyorsunuz sayfaların arasında.
(...)
--spoiler-- * *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar