bugün
- ecevit denince akla gelen şeyler10
- sözlükte ki türk düşmanları10
- bir diktatörü diktatör yapan şeyler6
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması12
- yabancı bir şirkette mühendislik işi bulma yolları4
- kafayı bir yere çarpıp sonra gülmek6
- göz flörtü3
- gürcü hamsisi4
- arap erkeklerin yakışıklı olması2
- fon dolandırıcılığı haberlerine kısıtlama4
- cuma öğlen vakti online olan erkek yazar2
- türkiye'deki koyun sayısı 49 milyona yükseldi3
- ecevit masum değildi2
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin36
- husiler ve mekke ittifakı'nın ilk sınavı6
- s'i l v'e r m'i s t5
- google gemini'nin güvenlik testini aşması2
- betray me6
- simko34
- alsana ulenn2
- platon un mağara alegorisi2
- rte denince akla gelen seyler4
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı8
- rambo ariel ortega3
- karpuzcu libos panda2
- devletin bekası4
- memduh bashgan4
- acı gerçekler16
- 0 0 716
- istanbul finans merkezi2
- 1939 erzincan depreminde gönüllü olan mahkumlar2
- üniversite sınavı kaldırılmalıdır10
- paradox interactive4
- nabersiniz geçler2
- kale3112'deki kale hangi kale10
- güne başlarken3
- demagoji yaparak üste çıktığını sanan mallar2
- arda güler7
- buz gibi bira8
- ilk buluşmada 16 adet cağ kebabı yiyen kız16
- devlet adına çalışıp geçmişin temizlenmesi5
- en lezzetli balık24
- zorunlu nöbetin felsefi temelsizliği2
- en iyi pizza içeriği10
- sözlükte flört etmemek9
- demir çelik5
- yaşamak üzerine2
- 24 eylül 2026 norveç danimarka maçı2
- 30 yaşından sonra hayattan keyif almanın bitmesi9
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
interpol'ün aşmış vokali ve gitaristi. sesinin ian curtis'e benzemesi insanın dinlerken tüylerini ürpertir. dinlenmeye değerdir.
söz yazarlığında dahi denecek derecede mükemmeldir. kelime oyunları insanı düşündürtür.
(bkz: friends don't waste wine, when there's words to sell)
aynı zamanda genç kızlar amerikada pek bi hastasıdır. (bkz: sarı saçlarına kurban olayım)
fakat son zamanlar da, grubun verdiği aradan kaynaklanıyo olsa gerek, kendini gece klüplerinde dj lik yapmaya vermiştir. tarafımca da hiç takdir edilmedi bu davranışı, ama olsun gönüllerimizin paul banksi o. dj fancypants diyorlar kendisine ayrıca.
söz yazarlığında dahi denecek derecede mükemmeldir. kelime oyunları insanı düşündürtür.
(bkz: friends don't waste wine, when there's words to sell)
aynı zamanda genç kızlar amerikada pek bi hastasıdır. (bkz: sarı saçlarına kurban olayım)
fakat son zamanlar da, grubun verdiği aradan kaynaklanıyo olsa gerek, kendini gece klüplerinde dj lik yapmaya vermiştir. tarafımca da hiç takdir edilmedi bu davranışı, ama olsun gönüllerimizin paul banksi o. dj fancypants diyorlar kendisine ayrıca.
(bkz: brianna banks) *
ağustos ayında julian plenti takma adıyla ilk solo albümünü yayınlayan interpol grubunun solisti..
kendisi 31 yasında.tam adı paul julian plenti..
(bkz: julian plenti)
kendisi 31 yasında.tam adı paul julian plenti..
(bkz: julian plenti)
modern rock müziğe en çok yakışan seslerden.
13 ve 14 şubat'ta istanbul babylon'da konser verecek olan kişi. (bkz: interpol). bugün ve yarın oluyor, evet. gidip izlemek, dinlemek, eriyip bitmek sonra da eve dönememek lazım.
--spoiler--
lise zamanlarıydı. öğrenci değişim programıyla okulumuza avrupalı öğrenciler gelmişti. hollandalı 5 kişilik bi grup vardı, 4'ü kız, sadece biri erkekti. sınıfımdaki kızlar çocuğa kesildiler. çocuk koridordan geçerken yavaş tempoda başlayıp gittikçe hızlanan alkışla karşılayacak kıvama gelmişlerdi. gelgelelim yabancı dilleri pek iyi olmadığından çocukla konuşamıyolardı. kendi yapamadığımızı başkasına yaptırıp izleme hastalığına sahibizdir ülke olarak. bu hastalık bana "anakindusmanligiolanvarlik, sen konuşsana ya lüüüüüüüütfeeen" olarak döndü. çocuğa baktım. yakışıklı çocuktu ama tarzından hiç hoşlanmamıştım. o bir hip-hop insanı iken ben indie'li, alternatifli, experimental'lı bir adet genç kızdım. o harlem'se ben bristol'düm, o ters takılan obey kasketi ise ben fötr şapkaydım.
ama düşündüğüm gibi olmadı. o dönemler sevdiğim çocuğu çatır çatır yabancı kızlara iş atarken görünce içimde çocuğa yanaşma isteği oluştu. arkadaş gazına da gelmiş olabilirim, emin olamıyorum şimdi. her neyse. konuştum çocukla. saatlerce konuştum. telefon numarasını verdi, bilumum sosyal medyadan ekleştik. çocuğa yakından bakınca hakikaten yakışıklı olduğunu fark ettim, tarz falan hikaye. çocuk resmen paul banks'e benziyordu, ki bayılırım kendisine. ama ben söyleyemem böyle şeyler. istersem sabaha kadar düşüneyim yakışıklı olduğunu, yine söyleyemem. ama çocuğa bir şekilde ne düşündüğümü belli etmem gerekiyodu. bi hafta kalacaktı sonuçta, gittikten sonra bi bok olmazdı.
iki gün falan böyle geçti. dilimin ucuna kadar gelen cümleyi kanırta kanırta, iteleye iteleye sonunda çıkardım ağzımdan.
"paul banks'e benziyorsun, çok hoş..."
abooo, hayatta diyemeyeceğim bişey. peki 16'lık küçük paul bana dönüp ne dedi?
"ehe... o kim?"
bi daha da konuşmadık.
--spoiler--
görsel
lise zamanlarıydı. öğrenci değişim programıyla okulumuza avrupalı öğrenciler gelmişti. hollandalı 5 kişilik bi grup vardı, 4'ü kız, sadece biri erkekti. sınıfımdaki kızlar çocuğa kesildiler. çocuk koridordan geçerken yavaş tempoda başlayıp gittikçe hızlanan alkışla karşılayacak kıvama gelmişlerdi. gelgelelim yabancı dilleri pek iyi olmadığından çocukla konuşamıyolardı. kendi yapamadığımızı başkasına yaptırıp izleme hastalığına sahibizdir ülke olarak. bu hastalık bana "anakindusmanligiolanvarlik, sen konuşsana ya lüüüüüüüütfeeen" olarak döndü. çocuğa baktım. yakışıklı çocuktu ama tarzından hiç hoşlanmamıştım. o bir hip-hop insanı iken ben indie'li, alternatifli, experimental'lı bir adet genç kızdım. o harlem'se ben bristol'düm, o ters takılan obey kasketi ise ben fötr şapkaydım.
ama düşündüğüm gibi olmadı. o dönemler sevdiğim çocuğu çatır çatır yabancı kızlara iş atarken görünce içimde çocuğa yanaşma isteği oluştu. arkadaş gazına da gelmiş olabilirim, emin olamıyorum şimdi. her neyse. konuştum çocukla. saatlerce konuştum. telefon numarasını verdi, bilumum sosyal medyadan ekleştik. çocuğa yakından bakınca hakikaten yakışıklı olduğunu fark ettim, tarz falan hikaye. çocuk resmen paul banks'e benziyordu, ki bayılırım kendisine. ama ben söyleyemem böyle şeyler. istersem sabaha kadar düşüneyim yakışıklı olduğunu, yine söyleyemem. ama çocuğa bir şekilde ne düşündüğümü belli etmem gerekiyodu. bi hafta kalacaktı sonuçta, gittikten sonra bi bok olmazdı.
iki gün falan böyle geçti. dilimin ucuna kadar gelen cümleyi kanırta kanırta, iteleye iteleye sonunda çıkardım ağzımdan.
"paul banks'e benziyorsun, çok hoş..."
abooo, hayatta diyemeyeceğim bişey. peki 16'lık küçük paul bana dönüp ne dedi?
"ehe... o kim?"
bi daha da konuşmadık.
--spoiler--
görsel
(d. 3 Mayıs 1978), ingiliz asıllı ABD'li müzisyen. Amerikan müzik grubu Interpol'ün solisti olan Banks, Julian Plenti ismiyle solo kariyerini de sürdürmektedir.
https://tr.wikipedia.org/wiki/Paul_Banks
https://tr.wikipedia.org/wiki/Paul_Banks
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar