bugün
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz15
- kızları en güzel olan şehir13
- cinler sizinle nasıl iletişime geçiyor14
- akrostişli şiir6
- mesaj atıp konuşmayan kız7
- kolye zincirlerinin birbirine dolaşması10
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi12
- atatürk'e alerjisi olan tipler11
- 30 yaşına girmek4
- ilişki yapmaya üşenmek6
- affetmenin gücü3
- arabaları yan yana park edip öpüşmek3
- nazilerin haklı olan yanı2
- cinlerin özünde iyi insanlar olması4
- sözlük açsanız ismi ne olurdu4
- kadın nefreti4
- hristiyanlık7
- 18 ay askerlik yapanlar nasıl yaptı sorunsalı8
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- geceye bir söz bırak2
- david bowie varken neşat ertaş dinleyen tip2
- korku filmi cekmeden once cinayet isleyen yonetmen2
- 50 bin liraya sabah 10'a kadar uyumadan durmak3
- sözlükteki satranç taşları4
- tefal2
- sırrı süreyya önder28
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- silver ile evlenecek erkek52
- sözlüğü annesi gibi gören insan3
- arabada son ses dinlenecek şarkılar3
- burcu akrep olan birini akrep sokması4
- türk erkeği endonezyalı kız evliliği6
- erkekler zıçar kızlar kakaloş yapar4
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- sözler köşkü6
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı16
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- dördüncü duvarı da kapısız örmek2
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- gece geç saatte ışığı yanan evler5
- yazarların 3 eylül 2026 tüfe tahmin rakamları2
- gecenin şarkısı11
- dün gece ne oldu13
- 30 ağustos 2026 girne feribot faciası26
- irmik helvası3
- şikeci amedspor5
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi3
- sarapci koala58
- sıpsıkıcı olmanız4
- askerde sözlüğe girmek4
--spoiler--
lise zamanlarıydı. öğrenci değişim programıyla okulumuza avrupalı öğrenciler gelmişti. hollandalı 5 kişilik bi grup vardı, 4'ü kız, sadece biri erkekti. sınıfımdaki kızlar çocuğa kesildiler. çocuk koridordan geçerken yavaş tempoda başlayıp gittikçe hızlanan alkışla karşılayacak kıvama gelmişlerdi. gelgelelim yabancı dilleri pek iyi olmadığından çocukla konuşamıyolardı. kendi yapamadığımızı başkasına yaptırıp izleme hastalığına sahibizdir ülke olarak. bu hastalık bana "anakindusmanligiolanvarlik, sen konuşsana ya lüüüüüüüütfeeen" olarak döndü. çocuğa baktım. yakışıklı çocuktu ama tarzından hiç hoşlanmamıştım. o bir hip-hop insanı iken ben indie'li, alternatifli, experimental'lı bir adet genç kızdım. o harlem'se ben bristol'düm, o ters takılan obey kasketi ise ben fötr şapkaydım.
ama düşündüğüm gibi olmadı. o dönemler sevdiğim çocuğu çatır çatır yabancı kızlara iş atarken görünce içimde çocuğa yanaşma isteği oluştu. arkadaş gazına da gelmiş olabilirim, emin olamıyorum şimdi. her neyse. konuştum çocukla. saatlerce konuştum. telefon numarasını verdi, bilumum sosyal medyadan ekleştik. çocuğa yakından bakınca hakikaten yakışıklı olduğunu fark ettim, tarz falan hikaye. çocuk resmen paul banks'e benziyordu, ki bayılırım kendisine. ama ben söyleyemem böyle şeyler. istersem sabaha kadar düşüneyim yakışıklı olduğunu, yine söyleyemem. ama çocuğa bir şekilde ne düşündüğümü belli etmem gerekiyodu. bi hafta kalacaktı sonuçta, gittikten sonra bi bok olmazdı.
iki gün falan böyle geçti. dilimin ucuna kadar gelen cümleyi kanırta kanırta, iteleye iteleye sonunda çıkardım ağzımdan.
"paul banks'e benziyorsun, çok hoş..."
abooo, hayatta diyemeyeceğim bişey. peki 16'lık küçük paul bana dönüp ne dedi?
"ehe... o kim?"
bi daha da konuşmadık.
--spoiler--
görsel
lise zamanlarıydı. öğrenci değişim programıyla okulumuza avrupalı öğrenciler gelmişti. hollandalı 5 kişilik bi grup vardı, 4'ü kız, sadece biri erkekti. sınıfımdaki kızlar çocuğa kesildiler. çocuk koridordan geçerken yavaş tempoda başlayıp gittikçe hızlanan alkışla karşılayacak kıvama gelmişlerdi. gelgelelim yabancı dilleri pek iyi olmadığından çocukla konuşamıyolardı. kendi yapamadığımızı başkasına yaptırıp izleme hastalığına sahibizdir ülke olarak. bu hastalık bana "anakindusmanligiolanvarlik, sen konuşsana ya lüüüüüüüütfeeen" olarak döndü. çocuğa baktım. yakışıklı çocuktu ama tarzından hiç hoşlanmamıştım. o bir hip-hop insanı iken ben indie'li, alternatifli, experimental'lı bir adet genç kızdım. o harlem'se ben bristol'düm, o ters takılan obey kasketi ise ben fötr şapkaydım.
ama düşündüğüm gibi olmadı. o dönemler sevdiğim çocuğu çatır çatır yabancı kızlara iş atarken görünce içimde çocuğa yanaşma isteği oluştu. arkadaş gazına da gelmiş olabilirim, emin olamıyorum şimdi. her neyse. konuştum çocukla. saatlerce konuştum. telefon numarasını verdi, bilumum sosyal medyadan ekleştik. çocuğa yakından bakınca hakikaten yakışıklı olduğunu fark ettim, tarz falan hikaye. çocuk resmen paul banks'e benziyordu, ki bayılırım kendisine. ama ben söyleyemem böyle şeyler. istersem sabaha kadar düşüneyim yakışıklı olduğunu, yine söyleyemem. ama çocuğa bir şekilde ne düşündüğümü belli etmem gerekiyodu. bi hafta kalacaktı sonuçta, gittikten sonra bi bok olmazdı.
iki gün falan böyle geçti. dilimin ucuna kadar gelen cümleyi kanırta kanırta, iteleye iteleye sonunda çıkardım ağzımdan.
"paul banks'e benziyorsun, çok hoş..."
abooo, hayatta diyemeyeceğim bişey. peki 16'lık küçük paul bana dönüp ne dedi?
"ehe... o kim?"
bi daha da konuşmadık.
--spoiler--
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar