bugün
- kuantum fiziğine sahip kadın5
- kocasının fotosunu paylaşan kadın yazar4
- çay var içersen antidepresan da var yersen4
- bir önceki entryi devam ettir3
- çay koydum sen anlat diyen psikolog4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı14
- burun karıştırmak4
- eski sevgilisini unutamayan biriyle çıkmak6
- günah çıkarma seansını aniden terk eden rahip3
- terhis oluyorum sözlük25
- felsefe öğretmenin ironisi3
- atları bağlayın geceyi burada geçiriyoruz21
- tır şoförleri oruç tutuyor mu sorunsalı4
- sabah soğuğu3
- fatma betül olayından çıkarılacak beş ders5
- halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu3
- flörtün ilkesel reddi5
- londra devlet hastanesindeki hamile erkek figürü3
- erkek dünyanın en dürüst varlığıdır3
- yazarların işlediği günahlar14
- psikologun aman buna da ağlama zırlak demesi8
- cimbom baba2
- yüzü siyaha boyayıp gezmek3
- 8 kasım 20263
- cem karaca dinleyip dusuncelere dalmak2
- şamil tayyar'ın fatma betül sayan kaya tweeti3
- yemek yaparak sözlükten koca düşürmek17
- amedspor31
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı22
- kim beğeniyor sorunsalı2
- toplu taşımada yer verme ahlakı6
- the odyssey2
- soğuk gecelerde yatağı ısıtma sorunu13
- ipkis3
- günlük tutmak7
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak16
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı87
- sözlük hanımlarının bugünkü kıyafetleri40
- yazarların fotoğrafları9
- korkudan patır patır altına yapmak6
- aleksey batrakov29
- fenerbahçe liverpool'u yensin sakso çekeceğim33
- fatma betül sayan kaya milletin nene hatunu dur15
- caminin yolunda öleyim2
- sevgiliyle saatlerce telefonda konuşmak9
- şeriatı savunan begüm polat'ın şaplak şovu49
- bu ne hal yahu9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak18
- atalarınızdan duyulan şamanik bilgiler9
- akşama ne yemek yapsam10
yaşar kemal 'in dağın öte yüzü üçlemesinin ilk kitabıdır. bu romanda çukurova 'ya pamuk toplamaya inen köylülerin yol boyunca kendileriyle ve doğayla olan mücadeleleri anlatılır.
üçlemenin tamamı okunmasa da tek başına keyifle okunabilir ortadirek. bizim marquez'imiz de denebilecek yaşar kemal'in mitlerden, efsanelerden, masallardan damıtıp doğayı da konuşturduğu, çukurova insanını çepeçevre anlattığı-yaşattığı enfes romanlarından biri. hele kahramanın anasını sırtında taşırken ana-oğul arasında geçen konuşmalardaki sahicilik -samimilik gayetle leziz. kimsecik üçlemesinde de 'sırtta taşınan ana' figürü vardır yine, sanırım bir nevi hak ödeme niyetine kullanır bunu yazar, vefayı imler.
saban serısının en sevdıgım fılmlerınden bırıdır.ortadırek saban.
muhteşem bir yaşar kemal romanıdır. denebilir ki türk yazınının en iyisi.
80 lerde çocuk olan herkesin bildiği tabir. alım gücü eh işte seviyesinde olan insanları sembolize ederdi. karikatür dergilerinde elinde file ile çizilirdi.
o zamanlar bu sınıfa mensup olduğu düşünülen işçi, memur, esnaf umut doluydu. kendini orta direk olarak adlandıran şanslı sayılırdı. enflasyon arttıkça karikatürler de değişti. k.çına girmiş bir kazıkla resmedilmeye başladı bu insanlar.
(bkz: ortadirek şaban)
bismillah deyip başladığım Yaşar kemal eseri. daha ilk satırlarından bizim oraların kokusunu taşımıştır duyu organlarıma. küçükken annemin beni de götürdüğü pamuk tarlasının sıcağı mı yok yok sıcağının pis kokusu değildi çukurova'nın, bilenler bilir o kozak içindeki pamuğun kokusunu. bunu en iyi yaşar kemal anlatır ona bırakmak lazım.
ama o yıllar önce annemin beni de yanına aldığı ırgatların doluştuğu traktör römorkunun sabahında tıklım tıklım fakirlik kokan, bizim içinse eğlence olan o koku. şimdi hatırladım, öğleyin yediğim yufka ekmeğe karışmıştı o koku, ekmekte tat bırakmamıştı, o yüzden sevemedim yufkayı belki de, belki de çukurovanın o pamuk beyazlığını annemi çalıştırdığı için sevemedim hiç, o pamuk temizilği hiç bana ilginç gelmedi. belki de bundandır çukurovanın hep çok acımasız olduğunu zannetmem, insanlarının soğuk bakışları, ya da bana soğuk gelen o güvenilmez bakışlar, birbirine zıt, yüzünün esmerliği ile elindeki pamuk dünyayı anlatır aslında, yaşamın kaynağı gibi birbirine zıt.
ama o yıllar önce annemin beni de yanına aldığı ırgatların doluştuğu traktör römorkunun sabahında tıklım tıklım fakirlik kokan, bizim içinse eğlence olan o koku. şimdi hatırladım, öğleyin yediğim yufka ekmeğe karışmıştı o koku, ekmekte tat bırakmamıştı, o yüzden sevemedim yufkayı belki de, belki de çukurovanın o pamuk beyazlığını annemi çalıştırdığı için sevemedim hiç, o pamuk temizilği hiç bana ilginç gelmedi. belki de bundandır çukurovanın hep çok acımasız olduğunu zannetmem, insanlarının soğuk bakışları, ya da bana soğuk gelen o güvenilmez bakışlar, birbirine zıt, yüzünün esmerliği ile elindeki pamuk dünyayı anlatır aslında, yaşamın kaynağı gibi birbirine zıt.
sabit gelirli toplum sınıfıdır. memurların yoksulluk çekmediği dönemde aldıkları isimdi ama şimdi direk mirek yok, ya gökdelenler var ya yerin dibine girenler...
ben orta direkler adına konuşuyorum. hatta bir tek ve sadece orta direkler adına söyleyeceğim her şeyi. hani ufak bir imkan olsa, sendikalaşırdık önderliğimde. sendika başkanı olmak adına ilk vaadim, orta direk vatandaşlara kıdem tazminatı olurdu dünya bakiyesinden.
orta direklik çok fenadır hoca. uçta değilsindir zira. bu amına kodumunun hayatı boyunca hep bir umut beslersin, göt korkusuyla yaşadığın kadar.
"ahhh ulan zengin olup şu 80.000 tl'lik arabayı alsam ya n'olur be" dediğin anda içini bir korku kaplar. "dur bee oluummm beterin beteri var. karnımız tok en azından. buna da şükür" dersin.
hayal bile kurmaya tırsar ortadirek. çünkü hayatı boyunca "azmasın" diye, "arzulamasın" diye hamd etmeyi öğrenmiştir bu zümre mensupları.
bildiğin kast sisteminin son derece keskin vaziyette yaşandığı bu coğrafyada en çok ezilen ama ezildiğinin hiç de farkına varmayandır.
zümre atlamaya cesareti olamayan, sınıfta kalmaktan ölümüne korkan, gelir adaletsizliğinin yılmaz bekçileridir.
ben var ya, hani çok içsem; kazara da cinin biri çıkıp "hacı abi hadi bi istek yap da neşemizi bulalım" dese, sıçtığınızın resmidir.
"ortadirek yok olsa" diye bir dileğime bakar.
sistem çöker milas tapu dairesinde olduğu gibi. altyapı yetersiz kalır ankarada baskın bir sağanakta. çok sevip aldatılmış bir oğlan hayalkırıklığı yaşar kapitalist sistem.
ortadirek olmasa, dünya çok daha güzel bir yer haline gelebilir belki de. kuruyemiş tabağı antep fıstığıyla dolu olur. kim bilir buzdolabındaki dondurma kabından hakikaten dondurma çıkar. algida hem de.
ben var ya, hani çok içsem; kazara da cinin biri çıkıp "hacı abi hadi bi istek yap da neşemizi bulalım" dese, sıçtığınızın resmidir.
orta direklik çok fenadır hoca. uçta değilsindir zira. bu amına kodumunun hayatı boyunca hep bir umut beslersin, göt korkusuyla yaşadığın kadar.
"ahhh ulan zengin olup şu 80.000 tl'lik arabayı alsam ya n'olur be" dediğin anda içini bir korku kaplar. "dur bee oluummm beterin beteri var. karnımız tok en azından. buna da şükür" dersin.
hayal bile kurmaya tırsar ortadirek. çünkü hayatı boyunca "azmasın" diye, "arzulamasın" diye hamd etmeyi öğrenmiştir bu zümre mensupları.
bildiğin kast sisteminin son derece keskin vaziyette yaşandığı bu coğrafyada en çok ezilen ama ezildiğinin hiç de farkına varmayandır.
zümre atlamaya cesareti olamayan, sınıfta kalmaktan ölümüne korkan, gelir adaletsizliğinin yılmaz bekçileridir.
ben var ya, hani çok içsem; kazara da cinin biri çıkıp "hacı abi hadi bi istek yap da neşemizi bulalım" dese, sıçtığınızın resmidir.
"ortadirek yok olsa" diye bir dileğime bakar.
sistem çöker milas tapu dairesinde olduğu gibi. altyapı yetersiz kalır ankarada baskın bir sağanakta. çok sevip aldatılmış bir oğlan hayalkırıklığı yaşar kapitalist sistem.
ortadirek olmasa, dünya çok daha güzel bir yer haline gelebilir belki de. kuruyemiş tabağı antep fıstığıyla dolu olur. kim bilir buzdolabındaki dondurma kabından hakikaten dondurma çıkar. algida hem de.
ben var ya, hani çok içsem; kazara da cinin biri çıkıp "hacı abi hadi bi istek yap da neşemizi bulalım" dese, sıçtığınızın resmidir.
bu sözü türk siyasetine sokan adam özal'dır.
pek orjinal bir terim değil zira;
terimin icat edildiği asıl yer amerikan siyasetidir; bizim orta direk dediğimize onlar silent majority derler.
yani ideolojilerden ziyade, günlük kaygıları olan; dümenini çevirmeye çalışan ancak pek sesi çıkmayan sessiz çoğunluk.
özal bu kitleyi hedef alarak büyük bir destek yakalamıştı.
pek orjinal bir terim değil zira;
terimin icat edildiği asıl yer amerikan siyasetidir; bizim orta direk dediğimize onlar silent majority derler.
yani ideolojilerden ziyade, günlük kaygıları olan; dümenini çevirmeye çalışan ancak pek sesi çıkmayan sessiz çoğunluk.
özal bu kitleyi hedef alarak büyük bir destek yakalamıştı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com