1. 1.
    ustumuzdeki kara toprak. tipki arap dogmalari gibi.

    hicbir orta asya mythine , tarihine , kulturel degerlerine ihtiyacimiz yok, genetik olarakta kultur olarak ta bu kadar uzaklarken bizlere, neden onlarla soydas yapiyosunuz bizleri?

    biz gunes tutulmasini tahmin edip bilim isigini ilk kez yakan thalesin cocuklariyiz.

    biz anadoluyu anadolu yapan, buyuk lider, usta, kurtarici, gordion fatihi aleksandrosun cocuklariyiz.

    biz pergamon kralligiyiz, frygiayiz, lydiayiz, hittitiz. en onemlisi biz dogu romaliyiz.
    8 -13 ... arxaggelou
  2. 2.
    Burasııı spartaaaa!!!
    4 ... beyinkundakcisi2
  3. 3.
    neymis efendim gok boruymus oguz kaganmis bumin kaganmis attilaymis cin seddi yaptirmislar da asenaymista kursadmista mis ta mis..

    bunlardan bizene biz bunlari ne yapalim? soruyorum kac kisi bunlari biliyor da benimsiyor?
    4 -5 ... arxaggelou
  4. 4.
    Üzerimizdeki toprak değil direk olarak kültürümüzdür he sen türk olmayabilirsin olmak zorunda değilsin zaten senin gibi birinin kendine türk deseydi ben kendime meksikalı derdim seninle aynı kategoride anılmak benim için utançtır

    Halkın konuştuğu dil nedir türkçe

    Halkın yaşadığı kültür nedir türk kültürü

    Halkın genetik kökeni neresidir batı asya ve orta asya

    Burada tek dogma var üzerimizde o da bize zorla dayatılmaya çalışılan yunan dogması ahlat mezar taşları yerine apollo tapınağı reklamını yapıyoruz aq

    Olmayan dogmadır çünkü doğma değil türk milletinin kültürüdür.
    4 -6 ... ismail gaspirali
  5. 5.
    (#39927733)

    "genetik kokeni neresidir bati asya ve orta asya" dan sonrasini okumadim.

    yok boyle birsey, bunu unut. evet bati asya en baskin olan ama orta asya en az olan, genetik sonuclar her yerde, elinin altinda internet var git bak.

    halkin yasadigi kultur ile gercek orta asya turk kulturu arasinda ciddi bir fark var. sizin turklugunuz osmanlinin turklugudur. osmanli da milliyet, bir cok "musluman" milletin kulturunun bir karisimidir, ve bu kulturun icinde orta asya kulturu osmanli ilk kuruldugunda vardi evet, ama ondan sonra hicbir onemi ve degeri kalmadi, hatta osmanlinin turkmen asiretlerini hic sevmedigi - istemedigi de bir gercek. bu orta asya olayi 1900 lerin basinda verilmeye, empoze edilmey e calisilan birsey, halkin orijininde yoktur.

    o yunan ve roma dogmasi dedigin bu halkin yuzde 80 inin atasinin izidir. o dogmalarla gurur duyarim halkimiz adina. keske daha cok sahip cikilsa.
    6 -5 ... arxaggelou
  6. 6.
    ---orta asyada türk kelimesi bilinmiyor bile.. kendilerini asla "türk diye çağırmıyorlar..

    ---biz türkleri akraba olarak görmüyorlar. bizi akraba olarak görmeyi geçtim, birbirlerini dahi akraba olarak görmüyorlar. özbek türkmene, kazak özbeğe en ufak bir yakınlık hissetmiyor..

    ---ufak tefek bazı benzerlikleri saymazsak, kültürleri bizden çok farklı..

    ---hepsi rus hayranı..

    biz "esir türkler" edebiyatıyla büyüdük. yurt dışında ilk orta asyalıyı gördüğüm anda bu edebiyatın tamamen uyduruk, palavra ve balon olduğunu anladım..

    türkiye bir karışımdır.. bu karışımın içindeki orta asyalı miktarı fazla değildir. görebildiğim kadarıyla da o orta asyalıların (oğuzlar) şu anda orta asyada yaşayanlarla fazlaca bir ilgisi yok...
    4 -2 ... arbutus unedo
  7. 7.
    Birader bir zahmet bana at şu genetik makaleyi de biz de görelim he c,n,q denilen eskimo-aleut,aborjin ve tunguz genlerini türk geni kabul edip Türkiyede türk yok dersen bu senin art niyetini gösterir

    Osmanlı her zaman türklük ile gurur duymuş bir imparatorluk

    Bazı Osmanlı tarihçilerinin eserlerinde Türkler için etrâk-ı bî-idrâk, yani idrâksiz Türkler denilmesinden hareket eden bir kısım senin gibi provakatör insanı Osmanlı imparatorluğu'nun Türk devleti olmadığını iddia ederler. Bu tutarsız bir yaklaşımdır. Osmanlı tarihçilerinin eserleri incelendiğinde Türklerle ilgili bu tür ifadelerin etnik kimliği değil sosyolojik ve siyasi bir durumu belirtmek için kullanıldığı görülür. Ayrıca bu ifade ile kötülenenler, genellikle devlete karşı çeşitli hadiselere karışmış veya Şah ismail'e katılmış Türkmenler'dir. Düşman olarak görülen bir devlete yapılan bu katılımları aşağılamak için Osmanlı tarihçileri bu tür ifadeler kullanmışlardır.

    Osmanlı döneminin bazı tarihçileri bu olumsuz ifadeleri Türk kimliğini değil köylü ve göçebeleri kötülemek için kullanırlar. Özellikle yarı göçebe hayat yaşayan Türkmenler devlet düzenine ayak uyduramamaları ve yerleşik hayata zarar vermeleri sebebiyle eleştirilmektedir. Osmanlı tarih yazarlarının eserlerinde bu tür ifadeleri başka milletler için de görmek mümkündür. Örneğin, göçebe Araplar'a, Arab-ı bed-fial (kötü işler yapan Arap), Arab-ı bed-rey (düşüncesi kötü Arap), Arab-ı Şekavet-şiar (eşkıyalığı adet hâline getirmiş Arap) denilirdi.

    Buradaki millet isimleri etnik bir mana ifade etmekten ziyade bu toplulukların yaşam tarzını gösterir. Nitekim Fatih Kanunnâmesi'nin bir ceza bahsinde geçen "Türk veya şehirli olsa" ifadesi Türk kelimesinin göçebe Türkmenler ve köylüler için kullanıldığını açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

    Osmanlı tarihçilerinin eserlerindeki Türklerle ilgili olumsuz ifadeleri gündeme getirirken diğerini niye demezsin, En önemli Osmanlı tarihçilerinden olan ve uzun süre şeyhülislâmlık yapan Hoca Sadeddin, "Tacü't-Tevârih" isimli, kendisinden sonraki tarihçilere büyük tesirlerde bulunmuş eserinde Osmanlı fetihlerini anlatırken "Türk yiğitleri", "Zaferleri gölge edinmiş Türk askerleri" gibi ifadelerle Osmanlı ordusunu över. 17. yüzyıl tarihçilerinden Solakzâde Mehmed Hemdemi de tarihinin birçok yerinde Türk ismini olumlu olarak kullanır ve Cem olayını anlatırken Fatih'i "Kostantiniyye'yi fetheden Türk'ün oğlu" diye anar. 16. yüzyılın en büyük tarihçilerinden Gelibolulu Mustafa Âli ise "Künhü'l-Ahbâr" isimli dünya tarihinde Türk boylarını anlatırken bunları "seçkin millet, güzel ümmet" olarak zikreder. Bunlardan başka pek çok Osmanlı tarihçisinin eserlerinde de bu tür ifadelere rastlanılır

    Ayrıca genç osman' ın zincirle boğulma nedeninin de bir bozkır geleneği olduğunu belirteyim kötü bir örnek lakin durum böyle.

    Şu an yaşayan halk da envai çeşit beylik,atabeylik ve selçuklu-osmanlı torunudur bunlar da oğuz yabgu devletinin devamı olup göktürk devleti nın batı koludurlar neymiş romalı diyor ulen türkler anadolu ya gelince romalı yoktu.
    4 -4 ... ismail gaspirali
  8. 8.
    "sizin turklugunuz osmanlinin turklugudur. osmanli da milliyet, bir cok "musluman" milletin kulturunun bir karisimidir"

    cumlesi ile osmanlinin turklugunu acikladim, bana osmanlidan bahsederken bile arapca - farsca kelimeler ile geliyosun, osmanli madem her zaman orta asyali idi, neden orta asyali gibi konusulmuyordu, onlarin dili kullanilmiyordu? dil her seyi aciklar. ben hicbir zaman orta asyali barindirmiyor bu millet demedim, ama baskin nufus orta asyali degil, bunu kabul etmelisin.

    bir kere osmanli herseyden once muslumanligi esas alirdi. bu cok acik. kendi tebasinda yasayan halka da milliyeti ne olursa olsun turk milleti derdi, buna da kabulum. ama bu osmanlinin turk milleti sadece orta asyali degildir. icinde bir ton balkan ve orta dogu halki barindirirdi.

    ve "genetik" olarak o donemki gercek turkler, iste o kotulenen, hor gorulen, isyanci turkmen asiretleriydi.

    romalilar bu topraklarda nufus mubadelesine kadar durmustur, ama nufus olarak osmanli donemi icerisinde zayiflamaya baslamislardir, ozellikle guney (kilikia) ve ic bati anadoluda romali nufusun cok ama cok azaldigini biliyoruz. fakat ic anadoluda yani kapadokia - pontos ve bithynia bolgelerinde romali - rum(orthodoks hristiyan) nufus uzun sure daha yasamaya devam etmistir.

    son olarak, benim niyetim provakatorluk degil, iyi niyetli bir sekilde benimsedigim, ve insanlarimizin da degerleri olduguna inandigim seyleri anlatmak - sahip cikmak.

    dipnot : buradaki romalidan kastim aslinda rumlardir, muslumansan bile aslinda romali sayilirsin.
    2 -3 ... arxaggelou
  9. 9.
    Türkler osmanlı ile beraber net olarak akdenizli oldular.

    Müslüman romalıyız bir nevi.

    Bir tarihçi olarak bunu söylüyorum.
    8 -4 ... muhendis tarihci
  10. 10.
    (#39928156)

    Osmanlıca ya da osmanlı türkçesi arap-fars alfabesine uyarlanmış türk diline denir eski anadolu türkçesinin uzantısı olan bu dil genelde istanbul ve çevresinde yaşayan aydın,memur ve yöneticiler tarafından kullanılmış olup hiçbir dönem halkın dili olmamıştır zaten osmanlıca da konuşulan dil yine bizim bildiğiniz türkçedir halkın konuştuğu dil güneydoğu anadolu ağzı,karadeniz ağzı,ege ağzı deriz ya işte onlardır ki dadaloğlu,köroğlu gibileri de halktan olup bizim anladığımız sade türk dilini konuşmuşlardır

    Genetik olarak gerçek türkler anadolu nun her yerinde vardı hatta suriye,gürcistan a da gittiler isyancı türkmen aşiretleri genelde alevi olan kızılbaş ve şahsevenlerdir onlar da terekeme,padar gibi azerbaycan da ki türkler ile birleşerek günümüz azerbaycan türklerini ortaya çıkarmışlardır olay bu yoksa çorum,yozgat,aydın,adana,trabzon istediğin yere bak hangi türk aşiret hangi taife hangi cemaat yerleşti bir bir görürsün zaten osmanlı arşiv ve belgelerinde hepsi yazılı

    Ayrıca başka yazında türkmenler türk değil arap ve farslarla karışmış türk'e benzer insan diyordun şimdi onlar safkan türk siz değilsiniz diyorsun basbayağı provakatörlük işte

    Senin romalı dediğin herhalde kapadokya yunanları mübadele'den önce kapadokya'da ilginç bir toplum yaşıyordu ve bu toplumu türkçe konuşan müslümanlar, rumca konuşan hıristiyanlar ve türkçe konuşan hıristiyanlar meydana getiriyordu. yörede bir de henüz din ve dil bakımından iyi tanımlanmış olmayan küçükçe bir ermeni cemaatinin bulunduğu kaydedilmelidir. mübadele ile rumca konuşan hıristiyanlar da hiç rumca bilmeyip yalnızca türkçe konuşan hıristiyanlar da yunanistan'a gitmek zorunda kalmışlardır. karamanlıların konuştukları dilin yunan alfabesiyle yazılan türkçe olduğu doğrudur ama o adına kapadokya yunancası denen dil değildir. kapadokya yunancası türkçenin ağır etkisi altında evrilen bir yunancadır, öyle ki düşünmek fiili dahil pek çok türkçe kelime içerir ve hatta kısmen ünlü uyumu gözetir. ilk fırsatta kaynak adı vermek üzere konuya döneceğim

    1071 yılında malazgirt meydan muharebesi'nden sonra kapadokya lehçesinin yunanca konuşulan diğer yerlerle bağlantısı kesildiğinden, bu tarih, lehçenin gelişim sürecinin durmasının başlangıcıdır. bununla birlikte, türkçe çoğunluk dili hâlini almıştır. iki halk arasındaki hızlı kültürel etkileşim yunancadan ayrılmaya başlamış olan kapadokya lehçesini, daha da başka bir çehreye bürümüştür. türkçe seslerden, sesli uyumlarına kadar birçok konuşma ve yazı kuralı bu dile girmiştir. dimotiki lehçesinde hiç bulunmayan, "ü, ö, ş, ç" seslerinden, cümledeki öge dizilişine kadar birçok kural bu dile geçmiştir bu bile bölgenin nasıl türkleştigini ve türklerin çoğunluk olduğunu anlatmaya yeter

    Ayrıca genetik araştırma istedim hala atmadın.

    Edit:Osmanlı Sarayı’nda da “Uygurca” bilen katipler vardı. Mesela, Fatih'in Otlukbeli Savaşı'ndan sonra Özbek Hanı'na gönderdiği zafername Uygur alfabesiyle yazılmıştı. Uygur Alfabesi, 18. yüzyıla kadar kullanılmış sonra tamamen unutulmuştur işte bu uygur türkleri eretna beyliğinden arta kalan uygur türkleridir.
    4 ... ismail gaspirali