bugün
- birine geç kalmak7
- seni ne mutlu eder sorusu6
- yazarların on üzerinden komiklikleri47
- üstteki yazar gözünde nasıl canlanıyor7
- cayır cayır yanan kız13
- güvenli bir omuz arar bazen insan4
- insanlardan nefret etmek8
- larisalisa10
- m r e r e c t o12
- god of war serisi2
- eve atılan kızın ekşici çıkması4
- yer sofrası5
- uludağ sözlük discord grubu7
- bruce lee4
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- sinir krizi geçirmek3
- satranç haram yasaklansın17
- yalnızlık güç değildir4
- çocuğum olmuyor ne yapmalıyım4
- afganistan islam emirliği4
- beyazsemsiyeliyabanci48
- güzel bir kadını terk etmek5
- gir içime hünharca12
- escort2
- neden bu kadar sevildiği anlaşılamayan şeyler7
- filmlerde dövülen adamın güçlenip geri dönmesi3
- tarihte kürşad diye birinin hiç yaşamaması2
- şişman kezoyu eskrim hamleleri ile zayıflatmak4
- arkadaşlar bakar mısınız8
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- gitara rastgele vurunca caz olması2
- park sorunu6
- aylık 338 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- 1 milyar tl loto ikramiyesi çıkan şanslı vatandaş3
- timsah4
- anayasa değişiklik paketi3
- aşkım daha önce hiç patlıcan yemedim diyen kız2
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek8
- dul kalmak4
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak10
- 7 haziran 2026 büyük sözlük ifşası32
- gelişin yaşamak kadar güzel bana5
- kaslı erkek isteyen şişman kız4
- üstteki yazar hakkında fikrini söyle63
- kürt mutfağı7
- suca suruklenen cocuk6
- dönere asgari 200 gr porsiyon sınırı gerekliliği4
- gocu43
- 2026 dünya kupası9
günde en az iki doz alınması gereken gruptur.
sanattır.
blackwater park albümü dinlenilmelidir. bence progressive metalde üstlerine yoktur. hele ki mikael akerfeldt in clean-brutal geçişleri mükemmeldir. * *
edit: mikael akerfeldt in ismini düzelttim.
edit: mikael akerfeldt in ismini düzelttim.
şarkılarının en kısası beş altı dakika olan ve buda baygınlık sendromu yaratan sıkıcı grup.
Alice in chainsin would sarkisini coverlayan asmis grup.
öyleyse burden.
eski dönemlerinde black metal ve death metal tabanlı yapsalar da bu durum, onların progressive metal yaptığı gerçeğini asla değiştirmedi. kanımca az teknikle çok şey yapabilmiş bir grup. hatta bu yönleriyle bana "metal'in pink floyd'u" gibi geliyorlar. daha da açacak olursam: bilirsiniz, pink floyd müziğinde teknik anlamda "ortalamadan" öteye gitmemiş, sade şekilde -kasmadan efendi efendi- çalmış ama bir yanda da tüm duygulara tercüman olabilmiş bu sebeple benimsenmiş, yine epic ritimlerinin verdiği duygu patlamasıyla kısacası olgun müzikleriyle opeth'in pink floyd'un upgrade edilmiş halidir demek yadırganacak bir durum değil. biliyorum, eleştirecekler hatta abartıp eksileyip küfür edecekler de olacaktır; ama benim görüşüm bu. bu kanının filizlenmesinde, hey you şarkısının girişindeki arpejin, opeth'in In the Mist She Was Standing'in 05:33'teki arpejiyle benzerliğin payı yüksek.
bu pink floyd benzerliğinden sonra kişisel yorumuma devam edersem: opeth, benim için yeme, içme gibi ihtiyaç olan, aynı şekilde telefonun hafıza kartı dolduğunda yeni gruplardan albümler ekleyeceğim an silmem gereken dosyalar söz konusu olunca "asla silmeye kıyamayacağım" bir gruptur. her türlü duygumu dışa vuran bir gruptur.
son durumdaki müziklerine gelirsek: martin lopez ile yollarını ayırmalarıyla yadsınamaz bir değişim yaşadılar tabii düşüşe geçtikleri anlamına gelmez zira çıkan albümler gayet başarılı. bu değişim, progressive death metal tabandan daha soft türe kaymalarıyla oldu. buna rağmen dinleyicilerden olumlu tepkiler almayı başarabilmiştirler. tabii, sertliği seven bir dinleyici olarak eski opeth'i yeni opeth'e değişmeyeceğimi de belirtmek istiyorum. umarım sıradaki albümleri "dozu ayarlanmış" progressive'likle yapılır. dozun ayarlanmasından kastım, müziklerin eskisi gibi olması değil elbette, ama brutal vocal gibi opeth ile mütemmim cüzlerinden olan bir öğeyi serpiştirmek gerek yer yer, mikael'in "artık brutal vokal yapmıyom amına goyim" tavırlarını saygıyla karşılasam da biz, böyle yardırmalı-duygulandırıcı bir şekilde bağrımıza bastık opeth'i, şimdi geçmişinden soyutlanarak müzik yapmaya çalışması da abesle iştigaldir.
neyse hülasa, opeth candır, ilk albümü de son albümü de öpüp başıma koyarım.
bu pink floyd benzerliğinden sonra kişisel yorumuma devam edersem: opeth, benim için yeme, içme gibi ihtiyaç olan, aynı şekilde telefonun hafıza kartı dolduğunda yeni gruplardan albümler ekleyeceğim an silmem gereken dosyalar söz konusu olunca "asla silmeye kıyamayacağım" bir gruptur. her türlü duygumu dışa vuran bir gruptur.
son durumdaki müziklerine gelirsek: martin lopez ile yollarını ayırmalarıyla yadsınamaz bir değişim yaşadılar tabii düşüşe geçtikleri anlamına gelmez zira çıkan albümler gayet başarılı. bu değişim, progressive death metal tabandan daha soft türe kaymalarıyla oldu. buna rağmen dinleyicilerden olumlu tepkiler almayı başarabilmiştirler. tabii, sertliği seven bir dinleyici olarak eski opeth'i yeni opeth'e değişmeyeceğimi de belirtmek istiyorum. umarım sıradaki albümleri "dozu ayarlanmış" progressive'likle yapılır. dozun ayarlanmasından kastım, müziklerin eskisi gibi olması değil elbette, ama brutal vocal gibi opeth ile mütemmim cüzlerinden olan bir öğeyi serpiştirmek gerek yer yer, mikael'in "artık brutal vokal yapmıyom amına goyim" tavırlarını saygıyla karşılasam da biz, böyle yardırmalı-duygulandırıcı bir şekilde bağrımıza bastık opeth'i, şimdi geçmişinden soyutlanarak müzik yapmaya çalışması da abesle iştigaldir.
neyse hülasa, opeth candır, ilk albümü de son albümü de öpüp başıma koyarım.
yeni albümünde italyan progressive rock gruplarından esintiler yakalayacağını hissettiğim grup.
dinlemeyenin çok şey kaybettiği veya çok şey kaçırdığı grup.
o güzel, ritimler, arpejler, sololar... ve Mikael akerfeldt'in mükemmel ötesi sesi...
o güzel, ritimler, arpejler, sololar... ve Mikael akerfeldt'in mükemmel ötesi sesi...
damnation adlı albümünün her parçasındaki arpejler insanı alır, götürür, uçurur.
insanın kulağının pasını silen, temizleyen grup.
Bağımlılık yapan grup.
yıllar önce arkadaşım sayesinde tanıştığım grup. ilk dinlediğim şarkısı Face of melinda olmuştu. ayrıca hikayesi de çok acıklı.
record store day 2013 performansı harikulade olan grup. 5 parça çalmışlar; Credence, Hope Leaves, Atonement, Haxprocess, Demon of the Fall
buyrunuz efendim, zevkle seyredin;
1-Credence: http://www.youtube.com/watch?v=thgPKUuE0po&list=PLd7Q8vhdvjkMhbvaLpvRMpoxDDpkgvOey
2-Hope Leaves: http://www.youtube.com/wa...vjkMhbvaLpvRMpoxDDpkgvOey
3-Atonement: http://www.youtube.com/wa...vjkMhbvaLpvRMpoxDDpkgvOey
4-Haxprocess: http://www.youtube.com/wa...vjkMhbvaLpvRMpoxDDpkgvOey
5-Demon of the Fall: http://www.youtube.com/wa...vjkMhbvaLpvRMpoxDDpkgvOey
buyrunuz efendim, zevkle seyredin;
1-Credence: http://www.youtube.com/watch?v=thgPKUuE0po&list=PLd7Q8vhdvjkMhbvaLpvRMpoxDDpkgvOey
2-Hope Leaves: http://www.youtube.com/wa...vjkMhbvaLpvRMpoxDDpkgvOey
3-Atonement: http://www.youtube.com/wa...vjkMhbvaLpvRMpoxDDpkgvOey
4-Haxprocess: http://www.youtube.com/wa...vjkMhbvaLpvRMpoxDDpkgvOey
5-Demon of the Fall: http://www.youtube.com/wa...vjkMhbvaLpvRMpoxDDpkgvOey
ne tarzda yaparsa yapsın kalitelisini yapan grup. bir damnation, bir blackwater park, bir morningrise bambaşka albümler, ama hepsi harika.
6 seneden beri bıkmadan usanmadan dinlediğim tanrının bir lütfu grup. twilight is my robe adlı parçasıyla tanıştım kendileriyle gerek ritim gerekse sololarıyla kendine hayran bırakan isveçin meşhur progressive metal grubudur. ilk kurulduğu yıllarda johan defarfalla diye hayvani bass çalan değerli üyeleri egoistliği yüzünden grupla yollarını ayırmıştır. mikael grubun eli ayağı gözüdür tabi martin mendezi de unutmamak lazım fender jazz bass ı öyle konuşturan sayılı insanlardandır. her ruh haline göre müzik yapabilen kapasiteye sahip , şaheser diyebileceğimiz pek çok eser vermiş olan bu grup şu an dinlediğim parçayla bir kez daha beni kendine hayran bırakmıştır. grubun ilk çıktığı zamanlarda çıkardıkları sert albümler zamanla yerini soft müziğe bırakmıştır son çıkardıkları heritage albümünde bu durum oldukça göze çarpmaktadır. opeth tutkudur, aşktır, hayatın derinlerinden gelen nacizane amaçlar uğruna kendini kaptırmaktır, candır. dinleyen birinın kesinlikle bir daha dinlemek isteyeceği gruptur. gel gelelim sevdiğim parçalarına. en başta epilogue tabi ; günlük dinlerim sankinleşirim aklıma mazideki anılarım, hatalarım, sevinçlerim, opeth dinleyen eski sevgilim gelir. black rose immortal adlı uzun ama hiç sıkmayan, brutal pompası şaherleri vardır ki pek çok grup bunun yanına yaklaşamaz. bleak clean ve brutal arasında nasıl seri geçiş yapılır açıkça gösterir ve hoş parçadır. blackwater park tam headbang parçası fena çoşturur. the drapery falls akustik gitar nasıl öttürülür dersi verir. özetle: opeth ayricaliktir.
dili isveççe olan den standiga resan şarkısı ile beni tekrardan büyülemiş gruptur. böyle bir şarkıyı sitelerde en başlarda değilde, son sayfalarda bulduğuma inanamadım. dinlerseniz pişman olmazsınız.
Damnation albümü ile kalplerde yerini perçinlemiş isveç progresiv metal grubudur kendileri.
demon of the fall'ı bile akustik çalarak metal müziği tamamen bıraktığının mesajını vermiş grup. pardon, bırakan mikael efendi. umarım yanılırım. anlam veremediğim nokta fredrik akesson un bu şekilde nasıl devam ettiği.
(bkz: anılar şimdi gözümde canlandılar)
(bkz: anılar şimdi gözümde canlandılar)
Progresif şarkıları ağlatır, inletir, düşündürür, hıçkırtır. Camel'ı örnek almış şahane progresif parçaları olan isveçli grup.
Yeni albümü all over the place için kralımız I. Michael'ın ''I think that's our strength, that we can do all these different things. We have a couple of calm songs, a couple of really heavy songs, one proper heavy metal song and I have one epic old-school Opeth song that reminds me of the first two records, with lots of riffs stacked up! I'm really happy with it all. I think we have something big on our hands this time.'' sözlerinden taze bilgi edindiğimiz dip grup, dinlendiğinde dibe vurulan grup.
Opeth'e tüm övgüler az kalır hakikaten. Ayrıca hakettiği değer verilmiyor gibi geliyor bana. Yani dinleyen hayranları çok seviyor ama amerikan veya ingiliz guruplara göre de tanınırlığı hakettiğinden çok daha az bence.
ilk albümler benim de en sevdiklerim. Belki daha çok zaman ayırdığımdan belki de gerçekten heritage'den çok daha iyi olduğu için. Heritage'de güzel parçalar var, her türlü dinlenir ama nerde o eski albümler? diye de sorası geliyor adamın.
Ayrıca Opeth progresif metali sevmeme neden olmuş, belki de seçici ve kaliteli bir dinleyici yapmıştır beni. Bu türde diğer çok büyük bir grup olan Dream Theater ile tanışmama da vesile olmuştur.
ilk albümler benim de en sevdiklerim. Belki daha çok zaman ayırdığımdan belki de gerçekten heritage'den çok daha iyi olduğu için. Heritage'de güzel parçalar var, her türlü dinlenir ama nerde o eski albümler? diye de sorası geliyor adamın.
Ayrıca Opeth progresif metali sevmeme neden olmuş, belki de seçici ve kaliteli bir dinleyici yapmıştır beni. Bu türde diğer çok büyük bir grup olan Dream Theater ile tanışmama da vesile olmuştur.
ending credits ile gönlümü fetheden grup. çalması da dinlemesi de her şekilde keyifli.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar
