bugün
- karı kıza para yedirir misiniz17
- kadınların piç erkek tercihi16
- en çok hoşa giden doğa olayı10
- izmir'de başörtülü kadını sahilden kovan seküler21
- togg limuzin7
- osururken götten alev çıkması12
- kurtuluş savaşı'nın müfredattan kaldırılması26
- bıcır bıcır sözlük kızı vs maymun sözlük erkeği12
- güzel kızların barzolarla takılması4
- şişman kızların çok neşeli olması6
- elle yiyip şişeden içenler3
- bir kadınla bir erkeğin yakın arkadaş olması13
- uzun yol araba yolculuğunu çekilir yapacak şey14
- seksli rüyalar görmek6
- 6 temmuz 2026 portekiz ispanya maçı12
- evlenilmeyecek kız tipi11
- imamoğlu'nun 1 günde 3 davaya girmesi20
- aynı hatayı tekrar tekrar yapmak2
- ismet türkiyeye neyle geliyor sorunsalı4
- yön duygusuna sahip olmamak10
- iyi erkeklerin nerede olduğu sorunsalı7
- aşure getiren yakışıklı kaslı komşu10
- drone uçurmanın neredeyse imkansız hale gelmesi4
- dinozorların gerçekten yaşadığını sanan cahiller8
- erkeklerin zayıf kız sevdiğini sanmak3
- zayıf erkeklerin agresif olması3
- çocuksu barbarlığı dayakla düzeltmek5
- türk ekonimisi harika5
- şişman kız vardı yuzır ne oldu ona3
- elle yemek yemek4
- besle kargayı4
- telefonun aşırı ısınması7
- hoşlanılan kızın evlilik düşünmüyorum demesi9
- bir kadın size hakaret ediyorsa7
- femboy erkeklere yürüyen dayılar5
- sersem herif11
- zihni göktay13
- ragnar rockefeller38
- internetten kız düşürmenin kolaylaşması5
- otobüste yere oturan kızlara bağıran adam10
- erkek adamın erkek sevgilisi olur2
- yakışıklı olan ama sevgilisi olmayan erkek6
- 73 yaşındaki erkek sevgiliye alınabilecek hediye2
- çöp yanında kitap bulma ilmi3
- erkeklerin çok açık giyinmeye başlaması4
- bir insanın neden flört etmediği üzerine5
- baş ağrısını geçiren ilginç tedaviler5
- sözlüğün embesillerle dolu olması5
- yeni yazarlara öneriler10
- kötü bir insan olmak5
On Emir'e itirazım var.
Şöyle ki: Neden On?
Onuna birden gerek yok. Bence emirler listesi, on emir elde edebilmek için kasten ve suni olarak şişirilmiş. Bu liste bariz olarak “vatkalı” bir liste. Bakın şöyle oldu:
Beş bin yıl kadar önce bir grup dinci sahtekar toplanıp insanları hizaya sokup kontrol altında tutmanın bir yolunu buldu. insanların esasen salak olduklarını ve kendilerine söylenen her şeye inanacaklarını biliyorlardı. Böylece bu adamlar Tanrı'nın, bizzat Tanrı'nın, herkes tarafından dikkate alınıp uygulanmasını istediği bir listeyi kendilerine verdiğini duyurdular. Her şey bir dağın tepesinde, etrafta hiç kimsecikler yokken olup bitmişti, dolayısıyla başka gören de yoktu.
Peki size bir şey soracağım: Bu adamlar bir çadır içerisinde oturmuş bütün bunları uydururken neden 10 sayısını tercih ettiler? Neden on? Neden dokuz ya da on bir değil? Nedenini de izah edeyim: Çünkü on kulağa önemli gibi geliyor. On kulağa resmi geliyor. Eğer on bir deselerdi insanların onları ciddiye almayacağını biliyorlardı: “Ne? On bir emir mi? Siktir git lan. Sen dalga mı geçiyorsun benimle”?
Ama on! On kulağa önemli gibi geliyor. Onluk düzen ona dayalıdır. Bir deste on adetten oluşur. On psikolojik olarak tatmin edici bir sayıdır: top ten (en iyi on), en istenen on, en iyi on giyim gibi... Yani emirlerin on adet olması tamamen bir pazarlama kararıydı.
Ayrıca (on emir) bariz bir yalan listesi. Tirajının yüksek olması için kasten şişirilmiş siyasi bir belge. Gelin size emirlerin sayısını azaltarak nasıl daha mantıklı ve gerçekçi bir liste oluşturabileceğimizi göstereyim.
ilk üç emirden başlayacağız ve on emirin Roman-Katolik versiyonunu kullanacağım çünkü ben çocukken zorla kafama sokulan versiyon buydu.
Ben Rab’bim, senin Tanrın. Karşımda başka ilahların olmayacak. Rab’bin ismini boş yere ağzına almayacaksın. Sebt gününü takdis edeceksin.
Evet. Daha konuya girer girmez apaçık görülüyor ki ilk üç emir küllüm yalan. Sebt günleri, Rab’bin adı, başka ilahlar, ürkütücü bir dil... Primitif insanı korkutup kontrol altına almak için düşünülmüş ürkütücü bir dil. Bu türden batıl zırvalıkların 21. Yüzyılın entelektüel ve medeni insanının hayatında geçerliliği kesinlikle olamaz. O zaman ilk üç emri atıyoruz gitsin ve elde var yedi.
Babana ve anana hürmet edeceksin.
Bu emir itaat ve otoriteye saygı göstermeyle ilgili. Bir başka deyişle bu emrin amacı insanları kolayından kontrol altına alabilmek. Gerçek şu ki itaat ve saygı durduk yerde verilen şeyler değildir. Kazanılmaları gerekir. itaat ve saygı ebeveynin ya da saygı duyulacak birey her kimse onun performansına bağlı olmalıdır. Kimi ebeveyn saygıyı hak ederken pek çok ebeveyn hak etmez. Nokta. Kaldı altı.
Şimdi, her ne kadar mantık dinin anlayıp kabullenmekte zorlandığı bir husus olsa da, ben mantıklı davranacağım ve zaman kazanmak için listede bazı atlamalar yapacağım.
Çalmayacaksın. Yalan şahadet etmeyeceksin.
Çalmak ve yalancılık. Biraz düşünürseniz göreceksiniz ki bu iki emir aslında aynı davranış türünden bahsediyor: ahlaksızlık. Hırsızlık ve yalancılık! Yani ikisine birden ihtiyacımız yok. Onun yerine bunları tek bir emirde birleştirerek özetle “ahlaksızlık yapmayacaksın” deriz ve hooop, beş emir kaldı.
Bu arada emirleri birleştirmeye başlamışken, birlikte olması gereken iki emir daha var:
“Zina etmeyeceksin” ve “Komşunun karısına göz koymayacaksın”.
Yine bu iki emir de aynı davranış türünü yasaklıyorlar ki bu sefer yasaklanan evlilik yuvasına sadakatsizlik. Bunlar arasındaki fark göz koyma olayının beyinde olup bitmesi. Ve ben insanlara başkalarının karısıyla ilgili fanteziler kurmayı yasaklamamanız gerektiğini düşünüyorum. Öyle ya yasakladık diyelim, adam çavuşu tokatlarken ne düşünecek peki? Ama evlilik yuvasına sadakat mantıklı bir fikir. O yüzden bu fikri tutalım ve diyelim ki “sadakatsizlik yapmayacaksın” ve birden bire dörde düştük.
Ve tekrar düşündüğümüzde fark ederiz ki dürüstlük ve iffet de aslında aynı genel değerin bileşenleridir. Yani aslına bakarsanız dürüstlükle ilgili iki emir ile sadakatle ilgili iki emri de birleştirip olumsuz ifade yerine olumlu ifade kullanmak suretiyle “her zaman dürüst ve sadık olacaksın” diyebiliriz. Böylece elimizde üç emir kalıyor.
Komşunun malına mülküne göz koymayacaksın / imrenmeyeceksin.
işte bu düpedüz aptallık. Ekonomi, komşularımızın malına mülküne imrenmemiz sayesinde ayakta duruyor. Komşu şarkı söyleyen bir vibratör aldığında aynısından bir tane de siz edinmek istersiniz. imrenme anlamındaki göz koyma istihdam yaratır. imrenmeye dokunmayın. imrenmeyle ilgili bu emri de çıkarttığımızda geriye iki emir kalmıştır: birleştirip kapsamını genişlettiğimiz sadakat emri ile henüz bahsetmemiş olduğumuz bir diğer emir:
Öldürmeyeceksin.
Beşinci emirle yasaklanan cinayet. Ancak biraz düşünürsek, aslında din hiçbir zaman cinayeti kabullenmekte sorun yaşamamıştır ki. Hem de hiç! Tarihte tanrı adına öldürülenlerin sayısı tüm diğer nedenlerle öldürülenlerin sayısından çok daha fazladır. Birkaç örnek vermek gerekirse: irlanda tarihini düşünün, Orta Doğuyu, Haçlı Seferlerini, Engizisyon mahkemelerini, Amerika’daki kürtaj cerrahı cinayetlerini düşünün. Ve evet, lafı ağzımdan aldınız: Dünya Ticaret Merkezini düşünün ve dindar kesimin “öldürmeyeceksin” emrini ne kadar ciddiye aldığını göreceksiniz. Çok açık ortada ki dindar kesim için, özellikle de katı dindarlar için cinayet pazarlığa açık bir husus. Bu konu sadece öldürenin kim öldürülenin kim olduğuna bağlı.
Ve işte tüm bunlar ışığında dostlar, sizlere tarafımdan revize edilmiş iki emir listesini sunuyorum:
Birinci Emir: Her zaman –ve özellikle de kukuyu kimden alıyorsan ona karşı, dürüst ve sadık olacaksın; ve
ikinci Emir: Karşındakinin senin tapındığın görünmez yaratıktan farklı bir görünmez yaratığa tapınıyor olması durumu hariç; kimseyi öldürmemeye gayret edeceksin.
Bu kadarı yeter de artar bile dostlar. Musa emirleri dağdan indirirken cebinde bile taşıyabilirdi. Ve eğer böyle bir listemiz olsaydı işte o zaman o “zeki” Alabama yargıcının kamusal alanda duvarda kalıcı olarak sergilemesine de aldırmazdım.
Elbette ek bir emir daha yazdırması kaydıyla: “kendi dinini kendine saklayacaksın”.
Şöyle ki: Neden On?
Onuna birden gerek yok. Bence emirler listesi, on emir elde edebilmek için kasten ve suni olarak şişirilmiş. Bu liste bariz olarak “vatkalı” bir liste. Bakın şöyle oldu:
Beş bin yıl kadar önce bir grup dinci sahtekar toplanıp insanları hizaya sokup kontrol altında tutmanın bir yolunu buldu. insanların esasen salak olduklarını ve kendilerine söylenen her şeye inanacaklarını biliyorlardı. Böylece bu adamlar Tanrı'nın, bizzat Tanrı'nın, herkes tarafından dikkate alınıp uygulanmasını istediği bir listeyi kendilerine verdiğini duyurdular. Her şey bir dağın tepesinde, etrafta hiç kimsecikler yokken olup bitmişti, dolayısıyla başka gören de yoktu.
Peki size bir şey soracağım: Bu adamlar bir çadır içerisinde oturmuş bütün bunları uydururken neden 10 sayısını tercih ettiler? Neden on? Neden dokuz ya da on bir değil? Nedenini de izah edeyim: Çünkü on kulağa önemli gibi geliyor. On kulağa resmi geliyor. Eğer on bir deselerdi insanların onları ciddiye almayacağını biliyorlardı: “Ne? On bir emir mi? Siktir git lan. Sen dalga mı geçiyorsun benimle”?
Ama on! On kulağa önemli gibi geliyor. Onluk düzen ona dayalıdır. Bir deste on adetten oluşur. On psikolojik olarak tatmin edici bir sayıdır: top ten (en iyi on), en istenen on, en iyi on giyim gibi... Yani emirlerin on adet olması tamamen bir pazarlama kararıydı.
Ayrıca (on emir) bariz bir yalan listesi. Tirajının yüksek olması için kasten şişirilmiş siyasi bir belge. Gelin size emirlerin sayısını azaltarak nasıl daha mantıklı ve gerçekçi bir liste oluşturabileceğimizi göstereyim.
ilk üç emirden başlayacağız ve on emirin Roman-Katolik versiyonunu kullanacağım çünkü ben çocukken zorla kafama sokulan versiyon buydu.
Ben Rab’bim, senin Tanrın. Karşımda başka ilahların olmayacak. Rab’bin ismini boş yere ağzına almayacaksın. Sebt gününü takdis edeceksin.
Evet. Daha konuya girer girmez apaçık görülüyor ki ilk üç emir küllüm yalan. Sebt günleri, Rab’bin adı, başka ilahlar, ürkütücü bir dil... Primitif insanı korkutup kontrol altına almak için düşünülmüş ürkütücü bir dil. Bu türden batıl zırvalıkların 21. Yüzyılın entelektüel ve medeni insanının hayatında geçerliliği kesinlikle olamaz. O zaman ilk üç emri atıyoruz gitsin ve elde var yedi.
Babana ve anana hürmet edeceksin.
Bu emir itaat ve otoriteye saygı göstermeyle ilgili. Bir başka deyişle bu emrin amacı insanları kolayından kontrol altına alabilmek. Gerçek şu ki itaat ve saygı durduk yerde verilen şeyler değildir. Kazanılmaları gerekir. itaat ve saygı ebeveynin ya da saygı duyulacak birey her kimse onun performansına bağlı olmalıdır. Kimi ebeveyn saygıyı hak ederken pek çok ebeveyn hak etmez. Nokta. Kaldı altı.
Şimdi, her ne kadar mantık dinin anlayıp kabullenmekte zorlandığı bir husus olsa da, ben mantıklı davranacağım ve zaman kazanmak için listede bazı atlamalar yapacağım.
Çalmayacaksın. Yalan şahadet etmeyeceksin.
Çalmak ve yalancılık. Biraz düşünürseniz göreceksiniz ki bu iki emir aslında aynı davranış türünden bahsediyor: ahlaksızlık. Hırsızlık ve yalancılık! Yani ikisine birden ihtiyacımız yok. Onun yerine bunları tek bir emirde birleştirerek özetle “ahlaksızlık yapmayacaksın” deriz ve hooop, beş emir kaldı.
Bu arada emirleri birleştirmeye başlamışken, birlikte olması gereken iki emir daha var:
“Zina etmeyeceksin” ve “Komşunun karısına göz koymayacaksın”.
Yine bu iki emir de aynı davranış türünü yasaklıyorlar ki bu sefer yasaklanan evlilik yuvasına sadakatsizlik. Bunlar arasındaki fark göz koyma olayının beyinde olup bitmesi. Ve ben insanlara başkalarının karısıyla ilgili fanteziler kurmayı yasaklamamanız gerektiğini düşünüyorum. Öyle ya yasakladık diyelim, adam çavuşu tokatlarken ne düşünecek peki? Ama evlilik yuvasına sadakat mantıklı bir fikir. O yüzden bu fikri tutalım ve diyelim ki “sadakatsizlik yapmayacaksın” ve birden bire dörde düştük.
Ve tekrar düşündüğümüzde fark ederiz ki dürüstlük ve iffet de aslında aynı genel değerin bileşenleridir. Yani aslına bakarsanız dürüstlükle ilgili iki emir ile sadakatle ilgili iki emri de birleştirip olumsuz ifade yerine olumlu ifade kullanmak suretiyle “her zaman dürüst ve sadık olacaksın” diyebiliriz. Böylece elimizde üç emir kalıyor.
Komşunun malına mülküne göz koymayacaksın / imrenmeyeceksin.
işte bu düpedüz aptallık. Ekonomi, komşularımızın malına mülküne imrenmemiz sayesinde ayakta duruyor. Komşu şarkı söyleyen bir vibratör aldığında aynısından bir tane de siz edinmek istersiniz. imrenme anlamındaki göz koyma istihdam yaratır. imrenmeye dokunmayın. imrenmeyle ilgili bu emri de çıkarttığımızda geriye iki emir kalmıştır: birleştirip kapsamını genişlettiğimiz sadakat emri ile henüz bahsetmemiş olduğumuz bir diğer emir:
Öldürmeyeceksin.
Beşinci emirle yasaklanan cinayet. Ancak biraz düşünürsek, aslında din hiçbir zaman cinayeti kabullenmekte sorun yaşamamıştır ki. Hem de hiç! Tarihte tanrı adına öldürülenlerin sayısı tüm diğer nedenlerle öldürülenlerin sayısından çok daha fazladır. Birkaç örnek vermek gerekirse: irlanda tarihini düşünün, Orta Doğuyu, Haçlı Seferlerini, Engizisyon mahkemelerini, Amerika’daki kürtaj cerrahı cinayetlerini düşünün. Ve evet, lafı ağzımdan aldınız: Dünya Ticaret Merkezini düşünün ve dindar kesimin “öldürmeyeceksin” emrini ne kadar ciddiye aldığını göreceksiniz. Çok açık ortada ki dindar kesim için, özellikle de katı dindarlar için cinayet pazarlığa açık bir husus. Bu konu sadece öldürenin kim öldürülenin kim olduğuna bağlı.
Ve işte tüm bunlar ışığında dostlar, sizlere tarafımdan revize edilmiş iki emir listesini sunuyorum:
Birinci Emir: Her zaman –ve özellikle de kukuyu kimden alıyorsan ona karşı, dürüst ve sadık olacaksın; ve
ikinci Emir: Karşındakinin senin tapındığın görünmez yaratıktan farklı bir görünmez yaratığa tapınıyor olması durumu hariç; kimseyi öldürmemeye gayret edeceksin.
Bu kadarı yeter de artar bile dostlar. Musa emirleri dağdan indirirken cebinde bile taşıyabilirdi. Ve eğer böyle bir listemiz olsaydı işte o zaman o “zeki” Alabama yargıcının kamusal alanda duvarda kalıcı olarak sergilemesine de aldırmazdım.
Elbette ek bir emir daha yazdırması kaydıyla: “kendi dinini kendine saklayacaksın”.
günümüzde yahudilerin kendi aralarında geçerli emirlerdir. Yahudi olmayanlar ucube kabul edildikleri için her şey serbest.
on emir'de öldürmeyeceksin diyor. 1948'den beri arapları katleden israil'e bu emir hakkında ne düşündüklerini sormak isterdim.
1. Allah'tan başka ilâhların olmayacak.
2. Kendin için oyma put yapmayacaksın.
3. Allah'ın ismini boş yere anmayacaksın.
4. Cumartesi günü hiçbir iş yapmayacaksın.
5. Babana ve anana hürmet edeceksin.
6. Adam öldürmeyeceksin.
7. Zina etmeyeceksin.
8. Çalmayacaksın.
9. Yalan şahitliği yapmayacaksın.
10. Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.
2. Kendin için oyma put yapmayacaksın.
3. Allah'ın ismini boş yere anmayacaksın.
4. Cumartesi günü hiçbir iş yapmayacaksın.
5. Babana ve anana hürmet edeceksin.
6. Adam öldürmeyeceksin.
7. Zina etmeyeceksin.
8. Çalmayacaksın.
9. Yalan şahitliği yapmayacaksın.
10. Komşunun hiçbir şeyine göz dikmeyeceksin.
On Emir(עֲשֶׂרֶת הַדִּבְּרוֹת/aseret hadibrot/الوصايا العشر/el-evâmirü'l-aşere/Dekalogos/The Ten Commandments), Yahudilik'te Yehova tarafından Tur Dağı'nda Musa'ya verildiğine inanılan dini bir metindir. On Emir'in orijinali ibranice'dir ve On Emir, taş tabletler üzerine mıh ve çekiçle kazılarak yazılmıştır. Yahudilere göre On Emir'in yanında Yahudilerin hayatını en ince ayrıntısına kadar düzenleyen 613 Mitsvot, Tevrat ve Talmud gibi diğer dini yasalar da vardır. Tarafsız bir şekilde bakıldığında On Emir'deki emirler, yalnızca Yahudiler için geçerlidir.
On Emir; aslında Mısır'ın Ölüler Kitabı'ndaki emirlerdir, Musa da Akhenaton'un izinden giden tektanrıcı bir firavundur, Yahudiler de Antik Mısır'dan kovulan tektanrıcı mısırlılardır. Zaten semavi dinlerde Antik Mısır etkisi baya bir fazladır: sünnet, helal gıda, vaftiz, mesih, kutsal müritler, ahiret vb.
görsel
görsel
On Emir; aslında Mısır'ın Ölüler Kitabı'ndaki emirlerdir, Musa da Akhenaton'un izinden giden tektanrıcı bir firavundur, Yahudiler de Antik Mısır'dan kovulan tektanrıcı mısırlılardır. Zaten semavi dinlerde Antik Mısır etkisi baya bir fazladır: sünnet, helal gıda, vaftiz, mesih, kutsal müritler, ahiret vb.
görsel
görsel
Delinin biri kuyuya bir taş atmıṣ...
musa denen başka bir deli de tutmuş o taşa birşeyler karalamış. Halkına da bu karaladıklarını kabul ettirmeyi başarmış.
Zırva diyemem, çünkü o dönemde yaşayan zır cahil ve yarı hayvan olan halkı kontrol altında tutmanın yönetmenin başka bir yolu yoktu büyük ihtimalle. Musa toplum düzenini sağlamak için birkaç kanun yazmış, kredibilitesini kuvvetlendirmek için de allah tanrı yehova vs arkasına destek olarak koymuş. Bütün Olay bu.
Sonraki yüzyıllarda değişen zamanın ihtiyaçlarına ve şartlarına göre üzerine eklemeler, revizyonlar yapılarak yeni kanun kitapları yazılmıştır.
musa denen başka bir deli de tutmuş o taşa birşeyler karalamış. Halkına da bu karaladıklarını kabul ettirmeyi başarmış.
Zırva diyemem, çünkü o dönemde yaşayan zır cahil ve yarı hayvan olan halkı kontrol altında tutmanın yönetmenin başka bir yolu yoktu büyük ihtimalle. Musa toplum düzenini sağlamak için birkaç kanun yazmış, kredibilitesini kuvvetlendirmek için de allah tanrı yehova vs arkasına destek olarak koymuş. Bütün Olay bu.
Sonraki yüzyıllarda değişen zamanın ihtiyaçlarına ve şartlarına göre üzerine eklemeler, revizyonlar yapılarak yeni kanun kitapları yazılmıştır.
Şimşekler tarafından yazılmıştır.
yahudilerin 6.maddeyi yok saydıkları emirlerdir. veya sondaki "me" ekini göremiyorlar bir türlü ondan yanlış anlıyorlar..
şimşeklerin faydası olmaz
Emir butonunun açık olduğu anlamına gelir...
o'nun sonsuz, mutlak birliğiyle görünmezliğinden, kural koyucu zatından sudur eden nihai tecellileridir.
geriye kalan her şey bu buyruklardan ruhani, ikili, toplumsal, ekonomik, siyasi kopuşu temsil ediyor. bu ise çürümenin, yozlaşmanın, dağılmanın ve parçalanmanın nihai kaynağıdır:
görsel
geriye kalan her şey bu buyruklardan ruhani, ikili, toplumsal, ekonomik, siyasi kopuşu temsil ediyor. bu ise çürümenin, yozlaşmanın, dağılmanın ve parçalanmanın nihai kaynağıdır:
görsel
Birincisi: ruhunuzu özgür kılan şey, kendi vicdanınızla sonsuz ilahi aklı tanımak, her daim hatırda tutmaktır. Aksi hâlde, içsel arzularınızın ve eğilimlerinizin kölesi olursunuz.
ikincisi: Ruhsal putların kırılmasıdır. Korkular, onaylanma arzusu, kaygılar, maddi kaygılar… Bunları parçaladığınızda, kendi varlığınızın özünü daha derinden görürsünüz.
Üçüncüsü: içimizdeki ego bağırır: “Ben, ben, ben…” Bu çığlığı susturduğumuzda, özellikle geceleri, uykunun eşiğinde, sessizliğin ve karanlığın ortasında, “ben” dediğimiz varlığın aslında tek ve biricik rabbe ait olduğunu fark ederiz.
Dördüncüsü: Düşünceler ve arzular durmaksızın akar gider zihninizde. Onları susturmak, derin bir nefes almak, bizi gerçek benliğimizin farkındalığına taşır. Sessizlik, ruhun sükut ederek dinlendiği andır.
Beşincisi: iç çatışmayı anlatır: ruhumuzda Dişil olan şefkat ve merhamet, eril olan güven ve tahakkümdür. Bunları yekvücut hale getirdiğinizde kendinizi tamamlamış olursunuz.
Altıncısı: Öfke, hınç ve kin, sevgiyi ve merhameti öldürmeye çalışır. ruhu harap eder.Bunu reddetmek, ilahi kıvılcımın acı içinde sönmesini engellemenin yegane istikametidir.
Yedincisi: Ruhunuz eşinizdir. Ona sadık kalın, ihanet etmeyin. Kendinizi sevin, kendinize saygı gösterin, onu sahiplenin.
Sekizincisi: içinizde sizi tanımlayan şeyi mahveden doyumsuz bir şehvet arzusu vardır. “Yeter, dur” demek, ruhumuzu parçalayıp tüketen kara deliğin önüne set çekmektir.
Dokuzuncusu: Ruhunuzu olduğu gibi kabul edin. Kendi zihninize yalan söylemeyin. Onay beklemeden, yalana başvurmadan kendinizi tanıyın.
Onuncusu: “Aynaya bakın. Gördüğünüz ruha hayran olun. O’nun güzelliğini taşıyorsunuz. Kendi varlığınızla yetinin; başkalarınınkini arzulamayın. "
ikincisi: Ruhsal putların kırılmasıdır. Korkular, onaylanma arzusu, kaygılar, maddi kaygılar… Bunları parçaladığınızda, kendi varlığınızın özünü daha derinden görürsünüz.
Üçüncüsü: içimizdeki ego bağırır: “Ben, ben, ben…” Bu çığlığı susturduğumuzda, özellikle geceleri, uykunun eşiğinde, sessizliğin ve karanlığın ortasında, “ben” dediğimiz varlığın aslında tek ve biricik rabbe ait olduğunu fark ederiz.
Dördüncüsü: Düşünceler ve arzular durmaksızın akar gider zihninizde. Onları susturmak, derin bir nefes almak, bizi gerçek benliğimizin farkındalığına taşır. Sessizlik, ruhun sükut ederek dinlendiği andır.
Beşincisi: iç çatışmayı anlatır: ruhumuzda Dişil olan şefkat ve merhamet, eril olan güven ve tahakkümdür. Bunları yekvücut hale getirdiğinizde kendinizi tamamlamış olursunuz.
Altıncısı: Öfke, hınç ve kin, sevgiyi ve merhameti öldürmeye çalışır. ruhu harap eder.Bunu reddetmek, ilahi kıvılcımın acı içinde sönmesini engellemenin yegane istikametidir.
Yedincisi: Ruhunuz eşinizdir. Ona sadık kalın, ihanet etmeyin. Kendinizi sevin, kendinize saygı gösterin, onu sahiplenin.
Sekizincisi: içinizde sizi tanımlayan şeyi mahveden doyumsuz bir şehvet arzusu vardır. “Yeter, dur” demek, ruhumuzu parçalayıp tüketen kara deliğin önüne set çekmektir.
Dokuzuncusu: Ruhunuzu olduğu gibi kabul edin. Kendi zihninize yalan söylemeyin. Onay beklemeden, yalana başvurmadan kendinizi tanıyın.
Onuncusu: “Aynaya bakın. Gördüğünüz ruha hayran olun. O’nun güzelliğini taşıyorsunuz. Kendi varlığınızla yetinin; başkalarınınkini arzulamayın. "
on emre karşı gog magog ve anti-christ'ın takipçilerini toplumsal alanda ve aile içinde birbirlerine karşı sergiledikleri insanlık dışı davranışlardan tanıyacaksınız.
ahlaki ve toplumsal yozlaşmanın, yolsuzluğun, eşitsizliğin, adaletsizliğin, haksızlığın, zulmün bin bir çeşidiyle!
ahlaki ve toplumsal yozlaşmanın, yolsuzluğun, eşitsizliğin, adaletsizliğin, haksızlığın, zulmün bin bir çeşidiyle!
Rica ederse yaparım.
mevcut israillilerin/yahudilerin yaklaşık 6 tanesini kulak arkası ettikleri emirlerdir. özellikle öldürme ve çalma kısımlarını çok yanlış anlamışlar gibi. tıpkı bizim şeriat isterükçüler gibiler yüce allah çalma - hak yeme dedikçe bunlar daha da coşuyorlar..
(bkz: on air)...
sosyal darwinizmde olağan kabul edilen öjeninin aksine,
bi birey bedensel engelli ve düşük zekalı da olabilir,
zırcahil bi köylü de olabilir,
bedevi de,
o insanı sırf arap, afgan, paki, siyahi, hispanik olduğu için öldüremezsiniz. yeterince medeni, zeki ve akıllı olmayan insanların da varlığını sürdürme hakkı vardır. ailenize, kadınlara, çocuklara zarar vermeyen hiç kimsenin canı üzerinde keyfi tasarruf hakkına sahip değilsiniz.
https://youtu.be/w3f_WiW6cbA?t=18
görsel
bi birey bedensel engelli ve düşük zekalı da olabilir,
zırcahil bi köylü de olabilir,
bedevi de,
o insanı sırf arap, afgan, paki, siyahi, hispanik olduğu için öldüremezsiniz. yeterince medeni, zeki ve akıllı olmayan insanların da varlığını sürdürme hakkı vardır. ailenize, kadınlara, çocuklara zarar vermeyen hiç kimsenin canı üzerinde keyfi tasarruf hakkına sahip değilsiniz.
https://youtu.be/w3f_WiW6cbA?t=18
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar