bugün
- sözlük kızlarının kombinleri15
- velvet vs nervio10
- slavko vincic15
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması10
- kasiyer kızdan hoşlanmak15
- true hanın gazabı9
- 1 saatte 10 bira içmek4
- bu mesajı 10 kişiye göndermeyelerin durumu7
- silinmesi gereken yazar varsa buyurun4
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı57
- sapık yazarı silmeyen moderasyon3
- suya verilen en çok para4
- arjantin'in 115 dakika şut atamaması7
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
- anna karenina'ya orospu diyen beyinsiz adi köpek2
- tememda kenka nalaka10
- messi ve arjantin'in tüm dünyaya rezil olması3
- atv turu2
- dune6
- üç cisim problemi4
- çingeneyle sevişmek6
- yan sanayi telefon pili2
- begonvil2
- nervio10
- bir yıldız duruyordu aniden hareket edip gitti5
- kadınlar şaire aşık olur müteahitle evlenir4
- istanbul un çok pahalı olması7
- sözlük kızlarının ayakkabıları2
- trt'nin devre arası konserini göstermemesi4
- çift taraflı testis kanseri teşhisi8
- okuduğunu anlamaktan aciz insan2
- allah başımızdan erdoğan'ı eksik etmesin7
- küçük prensin yılanı ve özgürlük2
- evleneceğiniz yazarı neye göre seçersiniz2
- oğuzhan uğur13
- zamanbaba mokv dir6
- yasadışı bahisi bitirme yolları2
- truenun yetkili olması7
- düşünüyorum3
- gammazlık8
- sözlükte flörtleşmek2
- kitap okumak3
- dhalsim9
- sözlüğe fake nickle gelip yazarlara hakaret etmek5
- flensburg hükümeti2
- sözlük kızlarının çorapları8
- velvet5
- erdoğan giderse akepe bürokrasisi ne olacak7
- arjantin'in 90 dakikada tek şutunun olmaması6
- bir kıza sevgilin var mı diye sormak7
osurma eyleminin çok gerçekleştiği ortamlarda azaldığı düşünülen gazdır.
yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz, havada % 21 oranında bulunan gazdır. ancak bulunduğumuz ortamda oranı % 25 i geçtiği takdirde ölüme neden olur.
öldüren bir insan gereksinimidir. şöyle ki insanın yaşlanmasının sebebi* nefes alış verişidir. yani oksijeni içimize çekmemizdir. şöyle açıklayalım: oksijen bir süre sonra demir paslandırır değil mi? işte bu oksijen vücudumuzdaki hücreleri de bir anlamda paslandırıyor. hücrelere zarar veriyor ve hücreler de insan yaşlandıkça yani daha fazla oksijen çektikçe insan, hücre güçsüzleşiyor ve kendini yenilemesi, bölünmesi vs engelliyor. bu şekilde insanlar fiziksel olarak yaşlanıyor.
besinleri oksitleyip yakarak enerjiye dönüşmesini sağlayan gaz.
birden şöyle demek istedim: kanımda var.
doğada birleşik yapmadan bulunmayan; genelde o2 olarak karşımıza çıkan; oda sıcaklığında gaz halde bulunan ve atom numarası 8 olan element.
gırtlağıma çöken sigara kokulu elden gına geldi. burnum ne kadar algısızlaşmaya da başlasa, nefes alışımı daha derin veya hızlı yapınca kabus geri dönüyordu. şuraya bastırınca ağrıyor'a o zaman bastırma diyen yeminli doktor gelse bana o kokuyu unutturamazdı. asla.
acilen temiz havaya ihtiyacım vardı artık. sadece temizine. kokusuz, katkı maddesiz... onsuz ne kadar yapabileceğimi bilmiyordum. tüm parasını alkole, uyuşturucuya yatıran gençdaşlarıma hak verdim o kötü durumda. jilet bacak kıllarımı beni tehdit etme amaçlı kesilirse aklıma her zaman bir şey gelir, dahiyane olanından. ne şanslıydım ki, gırtlağımdaki elin sahibi, elin öteki tekiyle aldığı jileti sol bacağıma yaklaştırıp sarıya çalan gözlerini gözlerime dikti. bir cevap bekliyor olmalıydı ama alacağı tek cevap bacağımla kafasına vurmam olurdu, tabi bağlı olmasaydı. ayın penceresinden yavaş yavaş çıktığını sonra da bi daha gelmeyeceğini gören çocuğun son bakışlarının üzüntüsünü gördüm sanki o an. kafasını eğdiğinde eminim bakışları değişmişti, zaten baktığı yer de gözümden jilete tayin olmuştu, bırakın o kadar da olsun. diz kapağımdan itibaren aşağı doğru hafifçe bastırılarak değdiği her yeri pürüzsüz yaptı jilet. aklıma fikirler inmeye başladı, kelimeler milyonlara dönüştü. hepsi önümde cirit atıyor, anlamsal bütünlüğü oluşturmamı bekliyordu. kimsenin beklentilerini aşağı çekecek, hayallerini suya düşürecek kadar duygusuz değildim. doğduğum andaki güneş ışınlarının vuruş açısı bunu gerektiriyordu.
kıllarımı alıp ağzıma götürdü, kırmızı ağzım siyah kıllarla doldu. yüzüne tükürdüm. kıllar havada uçuşurken halen ortamda havanın olmasına şaşırdım tabi. şaşırmaya bağımlıyım, alkole de. hafta da 4 kere eroin almazsam her yeri vurup kırma ihtiyacı hissediyorum, daha da kötüsü kimseyi tanımıyorum. bu yüzden annemle 2 yıldır görüşmediğim de doğrudur. görüşmemeye de bağımlıyım. her alanda bağımlılık vardı hayatta. sayısı sabittir. sadece şekli değişir onların. bana hangi bağımlılık daha az zarar verecekse onu seçmeyi amaç edindim ki daha geç öleyim. daha çok zehirlenin siz de benden. ama yok, bu yazıda ömrünüzü uzatıyorum. hiç olmadığı, hiç kimsenin yapamadığı kadar...
tahta sandalyeden, koli bandından, iğrenç kokan bir çift elden ve karşımdaki bilgiye aç insandan kurtulmam için tek gerek şart beynini daha fazla kullanabilmesini sağlayacak en ufak bilgi. yüzümü naylonla kapatıp bi kova suyu başımdan aşağı döktü, böylece denizde boğuluyormuşum gibi oldu güya. ama nefes alamadım, oksijensiz kaldım. her insan gibi ben de oksijene muhtacım ve daha da önemlisi bağımlıyım. bağımlı olmamamın tek yolu götüme şaplak eşliğinde içerisinde 21% oksijen bulunan ortamda doğmamaktır. mümkünse yüzyılın imkanlarını sağlayıp içindeki hava vakumla çekilmiş bi odada hayata başlamaktır.işte o zaman iki dakika onsuz kalınca ölümle burun buruna gelmeyecektik.
oksijen insanı uyuşturur, doğduğumuzdan beri uyuşuk olduğumuzu gösterir bu da. yani bilincimiz asla tam olarak açık değil. beynimizin yüzde 4 ünü kullanıyor oluşumuz tam da bu yüzden. başka bi açıklaması yok ki!
karşımdakine sunduğum olanak buydu işte, havasız bi ortamda yeniden doğmak. bu da ancak zamanı geri götürmekle olurdu. ordan tekrar bugüne gelmeyi ise yüzde yüz kullanılabilen beyin gayet rahat halledebilecekti. plan buydu.
tek ihtiyacım yeniden doğmak. ben anka kuşuyum.
acilen temiz havaya ihtiyacım vardı artık. sadece temizine. kokusuz, katkı maddesiz... onsuz ne kadar yapabileceğimi bilmiyordum. tüm parasını alkole, uyuşturucuya yatıran gençdaşlarıma hak verdim o kötü durumda. jilet bacak kıllarımı beni tehdit etme amaçlı kesilirse aklıma her zaman bir şey gelir, dahiyane olanından. ne şanslıydım ki, gırtlağımdaki elin sahibi, elin öteki tekiyle aldığı jileti sol bacağıma yaklaştırıp sarıya çalan gözlerini gözlerime dikti. bir cevap bekliyor olmalıydı ama alacağı tek cevap bacağımla kafasına vurmam olurdu, tabi bağlı olmasaydı. ayın penceresinden yavaş yavaş çıktığını sonra da bi daha gelmeyeceğini gören çocuğun son bakışlarının üzüntüsünü gördüm sanki o an. kafasını eğdiğinde eminim bakışları değişmişti, zaten baktığı yer de gözümden jilete tayin olmuştu, bırakın o kadar da olsun. diz kapağımdan itibaren aşağı doğru hafifçe bastırılarak değdiği her yeri pürüzsüz yaptı jilet. aklıma fikirler inmeye başladı, kelimeler milyonlara dönüştü. hepsi önümde cirit atıyor, anlamsal bütünlüğü oluşturmamı bekliyordu. kimsenin beklentilerini aşağı çekecek, hayallerini suya düşürecek kadar duygusuz değildim. doğduğum andaki güneş ışınlarının vuruş açısı bunu gerektiriyordu.
kıllarımı alıp ağzıma götürdü, kırmızı ağzım siyah kıllarla doldu. yüzüne tükürdüm. kıllar havada uçuşurken halen ortamda havanın olmasına şaşırdım tabi. şaşırmaya bağımlıyım, alkole de. hafta da 4 kere eroin almazsam her yeri vurup kırma ihtiyacı hissediyorum, daha da kötüsü kimseyi tanımıyorum. bu yüzden annemle 2 yıldır görüşmediğim de doğrudur. görüşmemeye de bağımlıyım. her alanda bağımlılık vardı hayatta. sayısı sabittir. sadece şekli değişir onların. bana hangi bağımlılık daha az zarar verecekse onu seçmeyi amaç edindim ki daha geç öleyim. daha çok zehirlenin siz de benden. ama yok, bu yazıda ömrünüzü uzatıyorum. hiç olmadığı, hiç kimsenin yapamadığı kadar...
tahta sandalyeden, koli bandından, iğrenç kokan bir çift elden ve karşımdaki bilgiye aç insandan kurtulmam için tek gerek şart beynini daha fazla kullanabilmesini sağlayacak en ufak bilgi. yüzümü naylonla kapatıp bi kova suyu başımdan aşağı döktü, böylece denizde boğuluyormuşum gibi oldu güya. ama nefes alamadım, oksijensiz kaldım. her insan gibi ben de oksijene muhtacım ve daha da önemlisi bağımlıyım. bağımlı olmamamın tek yolu götüme şaplak eşliğinde içerisinde 21% oksijen bulunan ortamda doğmamaktır. mümkünse yüzyılın imkanlarını sağlayıp içindeki hava vakumla çekilmiş bi odada hayata başlamaktır.işte o zaman iki dakika onsuz kalınca ölümle burun buruna gelmeyecektik.
oksijen insanı uyuşturur, doğduğumuzdan beri uyuşuk olduğumuzu gösterir bu da. yani bilincimiz asla tam olarak açık değil. beynimizin yüzde 4 ünü kullanıyor oluşumuz tam da bu yüzden. başka bi açıklaması yok ki!
karşımdakine sunduğum olanak buydu işte, havasız bi ortamda yeniden doğmak. bu da ancak zamanı geri götürmekle olurdu. ordan tekrar bugüne gelmeyi ise yüzde yüz kullanılabilen beyin gayet rahat halledebilecekti. plan buydu.
tek ihtiyacım yeniden doğmak. ben anka kuşuyum.
oksijen; kendisi yanmayan fakat yanmayı gerçekleştiren renksiz, kokusuz, bir gazdır.
Yakıcılığı, aşık olunca anlaşılıyor.
kafa yapar.
kendisi iyidir, çevresi kötüdür. iki tane piç hidrojen atomuna uyduğu için ciğerlerinize girdiğinde canınızı alır. yoksa zararı yoktur.
dünya üzerinde en yavaş öldüren gaz.
Belkide ortalama 70 yıl sonra öldüren bir zehirdir !
içe kapanık insanlar oksijen gibidir,
etrafta olduklarında belli bir değerleri yoktur ama,
olmadıklarında acilen ihtiyaç duyulur varlıklarına. *
etrafta olduklarında belli bir değerleri yoktur ama,
olmadıklarında acilen ihtiyaç duyulur varlıklarına. *
dünyanın en ucuz ve en tehlikeli bağımlılık yapan uyuşturucusudur. 5dk.oksijensiz yaşayabilen beri gelsin.
ara sıra beynime hiç uğramadığını düşündüğüm gaz.
bulduğu tüm artı yüklülere saldıran bileşik. iki tane de elekturon çifti vardır bu ipnenin. sürekli pi elekturonlarını da kopartır.
Yıkıcılığı yüksek olan gaz .
beyindeki azlığı halüsinasyon sebebidir.
An gelir, varlığı da yokluğu da insanı yakan gaz.
kimi zaman, 'okşizen' ve 'okşijen' olarak yanlış telaffuz edilen hayati element.
yeni yılın kendi adıma ilk entry'sini buraya girmek istedim.
her şeyden önemli tek bir şey var o da oksijen.
saf oksijen vardır bir de ki o nefrettir.
mutlu yıllar...
her şeyden önemli tek bir şey var o da oksijen.
saf oksijen vardır bir de ki o nefrettir.
mutlu yıllar...
sozlugumuzde solunamayandir.
genellikle testesteron soluyoruz.
-yalansa yalan de nuri?
-dogruu!
genellikle testesteron soluyoruz.
-yalansa yalan de nuri?
-dogruu!
beyne kesinlikle ulaşması gereken bir gazdır * Malum beyne oksijen gitmeyenlerin durumu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar