bugün
- sözlük kızlarıyla pijama partisi yapmak15
- kedimin yatağıma kusması6
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı78
- en lezzetli balık12
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı10
- mutlu günleri beklemek15
- sözlüğe hareket getirecek şey5
- porsche3
- motorsiklet3
- para kazanmak5
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar20
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- yeni evli çift aktiviteleri12
- muslettin amca ile edirne genelevine gidiyoruz6
- sözlük kızlarının çorapları11
- vajinaya dil atmak16
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum15
- son aylarda tipimin iyice kaymış olması2
- yerde para bulmak6
- nervio abla15
- ismail kartal19
- sözlük kızlarına hallenen erkek yazarlar8
- kimsenin sizi sevmemesi16
- kış gelince kısa etek ince çorap modası8
- gecenin şiiri3
- pürüzsüz bir ama olmak2
- rusyada neden kızlar şımarık değil sorunsalı9
- canım anam yazılı gül dövmesi3
- mersin10
- ıspartalıları sevmemek7
- görükle den moskova'ya yürümek2
- 1986 yılında miami geceleri4
- from gold from dust36
- bir sözlük erkeğine patik hediye etmek8
- nervio'nun peşinden koşan yazarlar9
- sözlükte götü çok kaldırılmış kızlar8
- bir sözlük kızının çoraplarını hediye olarak almak8
- seks hikayesi yazan trajedi yazarı6
- ne kadar yaşlısın4
- 2026'nın yaşayan en seksi erkeği6
- de dust2
- okumuş kültürlü insandan nefret eden tip6
- en son ne aldınız13
- am bulup doya doya yalamak2
- sözlüğün kezban yazarı5
- yarımşar metre arayla bırakılmış kedi maması5
- iş yerinde hırsızlığa şahit olmak3
- yarragi olan adam6
- sözlükten arada sırada sıkılmak4
- çinliler alevi mi5
osurma eyleminin çok gerçekleştiği ortamlarda azaldığı düşünülen gazdır.
yaşamak için ihtiyaç duyduğumuz, havada % 21 oranında bulunan gazdır. ancak bulunduğumuz ortamda oranı % 25 i geçtiği takdirde ölüme neden olur.
öldüren bir insan gereksinimidir. şöyle ki insanın yaşlanmasının sebebi* nefes alış verişidir. yani oksijeni içimize çekmemizdir. şöyle açıklayalım: oksijen bir süre sonra demir paslandırır değil mi? işte bu oksijen vücudumuzdaki hücreleri de bir anlamda paslandırıyor. hücrelere zarar veriyor ve hücreler de insan yaşlandıkça yani daha fazla oksijen çektikçe insan, hücre güçsüzleşiyor ve kendini yenilemesi, bölünmesi vs engelliyor. bu şekilde insanlar fiziksel olarak yaşlanıyor.
besinleri oksitleyip yakarak enerjiye dönüşmesini sağlayan gaz.
birden şöyle demek istedim: kanımda var.
doğada birleşik yapmadan bulunmayan; genelde o2 olarak karşımıza çıkan; oda sıcaklığında gaz halde bulunan ve atom numarası 8 olan element.
gırtlağıma çöken sigara kokulu elden gına geldi. burnum ne kadar algısızlaşmaya da başlasa, nefes alışımı daha derin veya hızlı yapınca kabus geri dönüyordu. şuraya bastırınca ağrıyor'a o zaman bastırma diyen yeminli doktor gelse bana o kokuyu unutturamazdı. asla.
acilen temiz havaya ihtiyacım vardı artık. sadece temizine. kokusuz, katkı maddesiz... onsuz ne kadar yapabileceğimi bilmiyordum. tüm parasını alkole, uyuşturucuya yatıran gençdaşlarıma hak verdim o kötü durumda. jilet bacak kıllarımı beni tehdit etme amaçlı kesilirse aklıma her zaman bir şey gelir, dahiyane olanından. ne şanslıydım ki, gırtlağımdaki elin sahibi, elin öteki tekiyle aldığı jileti sol bacağıma yaklaştırıp sarıya çalan gözlerini gözlerime dikti. bir cevap bekliyor olmalıydı ama alacağı tek cevap bacağımla kafasına vurmam olurdu, tabi bağlı olmasaydı. ayın penceresinden yavaş yavaş çıktığını sonra da bi daha gelmeyeceğini gören çocuğun son bakışlarının üzüntüsünü gördüm sanki o an. kafasını eğdiğinde eminim bakışları değişmişti, zaten baktığı yer de gözümden jilete tayin olmuştu, bırakın o kadar da olsun. diz kapağımdan itibaren aşağı doğru hafifçe bastırılarak değdiği her yeri pürüzsüz yaptı jilet. aklıma fikirler inmeye başladı, kelimeler milyonlara dönüştü. hepsi önümde cirit atıyor, anlamsal bütünlüğü oluşturmamı bekliyordu. kimsenin beklentilerini aşağı çekecek, hayallerini suya düşürecek kadar duygusuz değildim. doğduğum andaki güneş ışınlarının vuruş açısı bunu gerektiriyordu.
kıllarımı alıp ağzıma götürdü, kırmızı ağzım siyah kıllarla doldu. yüzüne tükürdüm. kıllar havada uçuşurken halen ortamda havanın olmasına şaşırdım tabi. şaşırmaya bağımlıyım, alkole de. hafta da 4 kere eroin almazsam her yeri vurup kırma ihtiyacı hissediyorum, daha da kötüsü kimseyi tanımıyorum. bu yüzden annemle 2 yıldır görüşmediğim de doğrudur. görüşmemeye de bağımlıyım. her alanda bağımlılık vardı hayatta. sayısı sabittir. sadece şekli değişir onların. bana hangi bağımlılık daha az zarar verecekse onu seçmeyi amaç edindim ki daha geç öleyim. daha çok zehirlenin siz de benden. ama yok, bu yazıda ömrünüzü uzatıyorum. hiç olmadığı, hiç kimsenin yapamadığı kadar...
tahta sandalyeden, koli bandından, iğrenç kokan bir çift elden ve karşımdaki bilgiye aç insandan kurtulmam için tek gerek şart beynini daha fazla kullanabilmesini sağlayacak en ufak bilgi. yüzümü naylonla kapatıp bi kova suyu başımdan aşağı döktü, böylece denizde boğuluyormuşum gibi oldu güya. ama nefes alamadım, oksijensiz kaldım. her insan gibi ben de oksijene muhtacım ve daha da önemlisi bağımlıyım. bağımlı olmamamın tek yolu götüme şaplak eşliğinde içerisinde 21% oksijen bulunan ortamda doğmamaktır. mümkünse yüzyılın imkanlarını sağlayıp içindeki hava vakumla çekilmiş bi odada hayata başlamaktır.işte o zaman iki dakika onsuz kalınca ölümle burun buruna gelmeyecektik.
oksijen insanı uyuşturur, doğduğumuzdan beri uyuşuk olduğumuzu gösterir bu da. yani bilincimiz asla tam olarak açık değil. beynimizin yüzde 4 ünü kullanıyor oluşumuz tam da bu yüzden. başka bi açıklaması yok ki!
karşımdakine sunduğum olanak buydu işte, havasız bi ortamda yeniden doğmak. bu da ancak zamanı geri götürmekle olurdu. ordan tekrar bugüne gelmeyi ise yüzde yüz kullanılabilen beyin gayet rahat halledebilecekti. plan buydu.
tek ihtiyacım yeniden doğmak. ben anka kuşuyum.
acilen temiz havaya ihtiyacım vardı artık. sadece temizine. kokusuz, katkı maddesiz... onsuz ne kadar yapabileceğimi bilmiyordum. tüm parasını alkole, uyuşturucuya yatıran gençdaşlarıma hak verdim o kötü durumda. jilet bacak kıllarımı beni tehdit etme amaçlı kesilirse aklıma her zaman bir şey gelir, dahiyane olanından. ne şanslıydım ki, gırtlağımdaki elin sahibi, elin öteki tekiyle aldığı jileti sol bacağıma yaklaştırıp sarıya çalan gözlerini gözlerime dikti. bir cevap bekliyor olmalıydı ama alacağı tek cevap bacağımla kafasına vurmam olurdu, tabi bağlı olmasaydı. ayın penceresinden yavaş yavaş çıktığını sonra da bi daha gelmeyeceğini gören çocuğun son bakışlarının üzüntüsünü gördüm sanki o an. kafasını eğdiğinde eminim bakışları değişmişti, zaten baktığı yer de gözümden jilete tayin olmuştu, bırakın o kadar da olsun. diz kapağımdan itibaren aşağı doğru hafifçe bastırılarak değdiği her yeri pürüzsüz yaptı jilet. aklıma fikirler inmeye başladı, kelimeler milyonlara dönüştü. hepsi önümde cirit atıyor, anlamsal bütünlüğü oluşturmamı bekliyordu. kimsenin beklentilerini aşağı çekecek, hayallerini suya düşürecek kadar duygusuz değildim. doğduğum andaki güneş ışınlarının vuruş açısı bunu gerektiriyordu.
kıllarımı alıp ağzıma götürdü, kırmızı ağzım siyah kıllarla doldu. yüzüne tükürdüm. kıllar havada uçuşurken halen ortamda havanın olmasına şaşırdım tabi. şaşırmaya bağımlıyım, alkole de. hafta da 4 kere eroin almazsam her yeri vurup kırma ihtiyacı hissediyorum, daha da kötüsü kimseyi tanımıyorum. bu yüzden annemle 2 yıldır görüşmediğim de doğrudur. görüşmemeye de bağımlıyım. her alanda bağımlılık vardı hayatta. sayısı sabittir. sadece şekli değişir onların. bana hangi bağımlılık daha az zarar verecekse onu seçmeyi amaç edindim ki daha geç öleyim. daha çok zehirlenin siz de benden. ama yok, bu yazıda ömrünüzü uzatıyorum. hiç olmadığı, hiç kimsenin yapamadığı kadar...
tahta sandalyeden, koli bandından, iğrenç kokan bir çift elden ve karşımdaki bilgiye aç insandan kurtulmam için tek gerek şart beynini daha fazla kullanabilmesini sağlayacak en ufak bilgi. yüzümü naylonla kapatıp bi kova suyu başımdan aşağı döktü, böylece denizde boğuluyormuşum gibi oldu güya. ama nefes alamadım, oksijensiz kaldım. her insan gibi ben de oksijene muhtacım ve daha da önemlisi bağımlıyım. bağımlı olmamamın tek yolu götüme şaplak eşliğinde içerisinde 21% oksijen bulunan ortamda doğmamaktır. mümkünse yüzyılın imkanlarını sağlayıp içindeki hava vakumla çekilmiş bi odada hayata başlamaktır.işte o zaman iki dakika onsuz kalınca ölümle burun buruna gelmeyecektik.
oksijen insanı uyuşturur, doğduğumuzdan beri uyuşuk olduğumuzu gösterir bu da. yani bilincimiz asla tam olarak açık değil. beynimizin yüzde 4 ünü kullanıyor oluşumuz tam da bu yüzden. başka bi açıklaması yok ki!
karşımdakine sunduğum olanak buydu işte, havasız bi ortamda yeniden doğmak. bu da ancak zamanı geri götürmekle olurdu. ordan tekrar bugüne gelmeyi ise yüzde yüz kullanılabilen beyin gayet rahat halledebilecekti. plan buydu.
tek ihtiyacım yeniden doğmak. ben anka kuşuyum.
oksijen; kendisi yanmayan fakat yanmayı gerçekleştiren renksiz, kokusuz, bir gazdır.
Yakıcılığı, aşık olunca anlaşılıyor.
kafa yapar.
kendisi iyidir, çevresi kötüdür. iki tane piç hidrojen atomuna uyduğu için ciğerlerinize girdiğinde canınızı alır. yoksa zararı yoktur.
dünya üzerinde en yavaş öldüren gaz.
Belkide ortalama 70 yıl sonra öldüren bir zehirdir !
içe kapanık insanlar oksijen gibidir,
etrafta olduklarında belli bir değerleri yoktur ama,
olmadıklarında acilen ihtiyaç duyulur varlıklarına. *
etrafta olduklarında belli bir değerleri yoktur ama,
olmadıklarında acilen ihtiyaç duyulur varlıklarına. *
dünyanın en ucuz ve en tehlikeli bağımlılık yapan uyuşturucusudur. 5dk.oksijensiz yaşayabilen beri gelsin.
ara sıra beynime hiç uğramadığını düşündüğüm gaz.
bulduğu tüm artı yüklülere saldıran bileşik. iki tane de elekturon çifti vardır bu ipnenin. sürekli pi elekturonlarını da kopartır.
Yıkıcılığı yüksek olan gaz .
beyindeki azlığı halüsinasyon sebebidir.
An gelir, varlığı da yokluğu da insanı yakan gaz.
kimi zaman, 'okşizen' ve 'okşijen' olarak yanlış telaffuz edilen hayati element.
yeni yılın kendi adıma ilk entry'sini buraya girmek istedim.
her şeyden önemli tek bir şey var o da oksijen.
saf oksijen vardır bir de ki o nefrettir.
mutlu yıllar...
her şeyden önemli tek bir şey var o da oksijen.
saf oksijen vardır bir de ki o nefrettir.
mutlu yıllar...
sozlugumuzde solunamayandir.
genellikle testesteron soluyoruz.
-yalansa yalan de nuri?
-dogruu!
genellikle testesteron soluyoruz.
-yalansa yalan de nuri?
-dogruu!
beyne kesinlikle ulaşması gereken bir gazdır * Malum beyne oksijen gitmeyenlerin durumu...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar