bugün
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek36
- arkadaşlar döner mi yesem schnitzel mi7
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri12
- sevgiliyle aynı iş yerinde çalışmak5
- kolay gelsin denilen esnafın cevap vermemesi12
- kira sözleşmesinde'e devlet dönemi5
- masklavi'nin biraz gergin olması10
- rakipleri gözaltına alıp seçim kararı almak12
- dindarların çoğunun fakir olması15
- ahlak duygunuzu nerden alıyorsunuz22
- vatanseverliği askerlik yapmaya indirgemek2
- herkes işiyle ilgili bir bilgi versin3
- sözlük açsanız ismi ne olurdu11
- yandaş basını okumak7
- tuğberk imamoğlu gemisinin denizde kaza yapması3
- sude sendromu10
- 2027 asgari ücret tahmin yarışması7
- ahmet davutoğlu'na soruşturma açılması3
- 2027 hedefleri2
- kız kıza sevişmek4
- yagmurcu6
- ismet birader neden koşturmuyor sorunsalı5
- arkadaşlar kızarmış ekmek isteyen var mııı5
- kadıköy de kara gece3
- guendouzi ve greenwooda uefa disiplin süreci3
- öbür sözlükte uluya kerhane denmesi17
- mavi2
- günümüz çocuklarının ana babayı saymaması5
- adana demirspor3
- mehdiyetin takımı galatasaray3
- çıplaklar kampında tarih hocasıyla karşılaşmak5
- kemal kılıçdaroğlu6
- erecto don don bey3
- maun2
- mutlu bey mutlu olsun kampanyası2
- rams parkta kara gece2
- kürt kızlarının güzel olması5
- silver ile evlenecek erkek52
- ismet gürbüz5
- en sevdiğiniz ayı3
- belçika polisinin öldürdüğü türk3
- kızları en güzel olan şehir13
- melih gökçek13
- sırrı süreyya önder28
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- akrostişli şiir7
- 4 kasım 2026 viking sabah maçı2
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı13
- 13 ekim 2026 sabah slavia prag maçı2
- 30 yaşına girmek6
gırtlağıma çöken sigara kokulu elden gına geldi. burnum ne kadar algısızlaşmaya da başlasa, nefes alışımı daha derin veya hızlı yapınca kabus geri dönüyordu. şuraya bastırınca ağrıyor'a o zaman bastırma diyen yeminli doktor gelse bana o kokuyu unutturamazdı. asla.
acilen temiz havaya ihtiyacım vardı artık. sadece temizine. kokusuz, katkı maddesiz... onsuz ne kadar yapabileceğimi bilmiyordum. tüm parasını alkole, uyuşturucuya yatıran gençdaşlarıma hak verdim o kötü durumda. jilet bacak kıllarımı beni tehdit etme amaçlı kesilirse aklıma her zaman bir şey gelir, dahiyane olanından. ne şanslıydım ki, gırtlağımdaki elin sahibi, elin öteki tekiyle aldığı jileti sol bacağıma yaklaştırıp sarıya çalan gözlerini gözlerime dikti. bir cevap bekliyor olmalıydı ama alacağı tek cevap bacağımla kafasına vurmam olurdu, tabi bağlı olmasaydı. ayın penceresinden yavaş yavaş çıktığını sonra da bi daha gelmeyeceğini gören çocuğun son bakışlarının üzüntüsünü gördüm sanki o an. kafasını eğdiğinde eminim bakışları değişmişti, zaten baktığı yer de gözümden jilete tayin olmuştu, bırakın o kadar da olsun. diz kapağımdan itibaren aşağı doğru hafifçe bastırılarak değdiği her yeri pürüzsüz yaptı jilet. aklıma fikirler inmeye başladı, kelimeler milyonlara dönüştü. hepsi önümde cirit atıyor, anlamsal bütünlüğü oluşturmamı bekliyordu. kimsenin beklentilerini aşağı çekecek, hayallerini suya düşürecek kadar duygusuz değildim. doğduğum andaki güneş ışınlarının vuruş açısı bunu gerektiriyordu.
kıllarımı alıp ağzıma götürdü, kırmızı ağzım siyah kıllarla doldu. yüzüne tükürdüm. kıllar havada uçuşurken halen ortamda havanın olmasına şaşırdım tabi. şaşırmaya bağımlıyım, alkole de. hafta da 4 kere eroin almazsam her yeri vurup kırma ihtiyacı hissediyorum, daha da kötüsü kimseyi tanımıyorum. bu yüzden annemle 2 yıldır görüşmediğim de doğrudur. görüşmemeye de bağımlıyım. her alanda bağımlılık vardı hayatta. sayısı sabittir. sadece şekli değişir onların. bana hangi bağımlılık daha az zarar verecekse onu seçmeyi amaç edindim ki daha geç öleyim. daha çok zehirlenin siz de benden. ama yok, bu yazıda ömrünüzü uzatıyorum. hiç olmadığı, hiç kimsenin yapamadığı kadar...
tahta sandalyeden, koli bandından, iğrenç kokan bir çift elden ve karşımdaki bilgiye aç insandan kurtulmam için tek gerek şart beynini daha fazla kullanabilmesini sağlayacak en ufak bilgi. yüzümü naylonla kapatıp bi kova suyu başımdan aşağı döktü, böylece denizde boğuluyormuşum gibi oldu güya. ama nefes alamadım, oksijensiz kaldım. her insan gibi ben de oksijene muhtacım ve daha da önemlisi bağımlıyım. bağımlı olmamamın tek yolu götüme şaplak eşliğinde içerisinde 21% oksijen bulunan ortamda doğmamaktır. mümkünse yüzyılın imkanlarını sağlayıp içindeki hava vakumla çekilmiş bi odada hayata başlamaktır.işte o zaman iki dakika onsuz kalınca ölümle burun buruna gelmeyecektik.
oksijen insanı uyuşturur, doğduğumuzdan beri uyuşuk olduğumuzu gösterir bu da. yani bilincimiz asla tam olarak açık değil. beynimizin yüzde 4 ünü kullanıyor oluşumuz tam da bu yüzden. başka bi açıklaması yok ki!
karşımdakine sunduğum olanak buydu işte, havasız bi ortamda yeniden doğmak. bu da ancak zamanı geri götürmekle olurdu. ordan tekrar bugüne gelmeyi ise yüzde yüz kullanılabilen beyin gayet rahat halledebilecekti. plan buydu.
tek ihtiyacım yeniden doğmak. ben anka kuşuyum.
acilen temiz havaya ihtiyacım vardı artık. sadece temizine. kokusuz, katkı maddesiz... onsuz ne kadar yapabileceğimi bilmiyordum. tüm parasını alkole, uyuşturucuya yatıran gençdaşlarıma hak verdim o kötü durumda. jilet bacak kıllarımı beni tehdit etme amaçlı kesilirse aklıma her zaman bir şey gelir, dahiyane olanından. ne şanslıydım ki, gırtlağımdaki elin sahibi, elin öteki tekiyle aldığı jileti sol bacağıma yaklaştırıp sarıya çalan gözlerini gözlerime dikti. bir cevap bekliyor olmalıydı ama alacağı tek cevap bacağımla kafasına vurmam olurdu, tabi bağlı olmasaydı. ayın penceresinden yavaş yavaş çıktığını sonra da bi daha gelmeyeceğini gören çocuğun son bakışlarının üzüntüsünü gördüm sanki o an. kafasını eğdiğinde eminim bakışları değişmişti, zaten baktığı yer de gözümden jilete tayin olmuştu, bırakın o kadar da olsun. diz kapağımdan itibaren aşağı doğru hafifçe bastırılarak değdiği her yeri pürüzsüz yaptı jilet. aklıma fikirler inmeye başladı, kelimeler milyonlara dönüştü. hepsi önümde cirit atıyor, anlamsal bütünlüğü oluşturmamı bekliyordu. kimsenin beklentilerini aşağı çekecek, hayallerini suya düşürecek kadar duygusuz değildim. doğduğum andaki güneş ışınlarının vuruş açısı bunu gerektiriyordu.
kıllarımı alıp ağzıma götürdü, kırmızı ağzım siyah kıllarla doldu. yüzüne tükürdüm. kıllar havada uçuşurken halen ortamda havanın olmasına şaşırdım tabi. şaşırmaya bağımlıyım, alkole de. hafta da 4 kere eroin almazsam her yeri vurup kırma ihtiyacı hissediyorum, daha da kötüsü kimseyi tanımıyorum. bu yüzden annemle 2 yıldır görüşmediğim de doğrudur. görüşmemeye de bağımlıyım. her alanda bağımlılık vardı hayatta. sayısı sabittir. sadece şekli değişir onların. bana hangi bağımlılık daha az zarar verecekse onu seçmeyi amaç edindim ki daha geç öleyim. daha çok zehirlenin siz de benden. ama yok, bu yazıda ömrünüzü uzatıyorum. hiç olmadığı, hiç kimsenin yapamadığı kadar...
tahta sandalyeden, koli bandından, iğrenç kokan bir çift elden ve karşımdaki bilgiye aç insandan kurtulmam için tek gerek şart beynini daha fazla kullanabilmesini sağlayacak en ufak bilgi. yüzümü naylonla kapatıp bi kova suyu başımdan aşağı döktü, böylece denizde boğuluyormuşum gibi oldu güya. ama nefes alamadım, oksijensiz kaldım. her insan gibi ben de oksijene muhtacım ve daha da önemlisi bağımlıyım. bağımlı olmamamın tek yolu götüme şaplak eşliğinde içerisinde 21% oksijen bulunan ortamda doğmamaktır. mümkünse yüzyılın imkanlarını sağlayıp içindeki hava vakumla çekilmiş bi odada hayata başlamaktır.işte o zaman iki dakika onsuz kalınca ölümle burun buruna gelmeyecektik.
oksijen insanı uyuşturur, doğduğumuzdan beri uyuşuk olduğumuzu gösterir bu da. yani bilincimiz asla tam olarak açık değil. beynimizin yüzde 4 ünü kullanıyor oluşumuz tam da bu yüzden. başka bi açıklaması yok ki!
karşımdakine sunduğum olanak buydu işte, havasız bi ortamda yeniden doğmak. bu da ancak zamanı geri götürmekle olurdu. ordan tekrar bugüne gelmeyi ise yüzde yüz kullanılabilen beyin gayet rahat halledebilecekti. plan buydu.
tek ihtiyacım yeniden doğmak. ben anka kuşuyum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar