bugün
- dünya32
- amerika birleşik devletleri29
- 25 eylül 2026 türkiye fransa maçı25
- norveç9
- mustafa kemal atatürk10
- almanya4
- fransa5
- taş gibi kalçası olan kadın7
- türk rock grupları8
- mekke ortak savunma anlaşması nda kritik toplantı3
- sözlüğün en güzel kadını11
- 25 eylül 2026 italya belçika maçı4
- recep tayyip erdoğan'ın ülkeye çağ atlatması30
- ateizmin dinlere balyoz etkisi yapması5
- 25 eylül 2026 aym önünde intihar eden emekli8
- ecevit denince akla gelen şeyler25
- finlandiya2
- orospu çocuğu abdullah öcalan8
- hewal ebo12
- türkiye6
- evanjelist8
- orkun kökçü2
- isveç3
- anadolu efes biracılık2
- hava durumu4
- nihilist hedonist şehvetperest insan5
- çiğdem çiçek2
- danimarka3
- türkiye'nin fransa'yı yeneceğini düşünmek5
- allah bize salat etti5
- kıymalı domatesli biberli soğanlı yumurta6
- apo'ya küfür etsek ceza alır mıyız3
- walking tour adı altında göt meme çekmek2
- flörte emmioğlu napıyon demek2
- belçika2
- kendini tüm insanlardan üstün tutan ateist2
- dikili bir ağacının olmaması6
- ateizm2
- aylık 138 bin tl iyi para mıdır sorunsalı3
- iltica beyin nihavent bey olması2
- sözlükte kız olduğunu belli eden kızların amacı5
- italya2
- en güzel diller2
- pkk vs hamas çatışmalarında ölenler2
- brezilya3
- simko314
- kurtlar vadisi'nin abidin'i cnn türk te2
- diamond bey birader nerede sorusu3
- lise yıllarına ait bir şey söyleyin35
- asgari ücretle geçinip vatan millet savunmak8
zirvelerde yuzyuze ilk defa tanisan yazar repligi.
duruma göre evet, hayır, belki vb... cevaplar verilicek soru cümlesi.
cevabı bilinen sorular klasmanına ilk sıradan dalacak, soru cümlesi.
bir arkadaşınız aracılığı ile tanıştığınız yeni sima ile, önceden arkadaşınız sizden bahsettiyse duyma olasılığınız yüksektir. çünkü arkadaşınız öyle bir anlatmıştır ki aslında siz olmayan sizsinizdir. bir çoğunda göt kalkması yaratırken bu gibi durumlar cevap verememenin anlarını anlatırsınız. kafanızı sağa doğru aşağı ve hemen akabinde yukarı kaldırıp, sola yan yatırma hareketiyle cevap verilir. "o" kim? "o" nasıl bir şey?
1.5 yıl aradan sonra, arkadaşımın "abi gel bir tanış, sonra karar verirsin." diyerek gaza gelmem sonucu bir hanımefendi ile tanışma umudu ile evde hazırlandım. umutluydum, arkadaşıma güveniyordum. 3 aydır giydiğim pantolonu artık çıkarıp, dolaptan diğer 3 ay iş başına başlayacak pantolonu alıp, giydim. üstüme her zamanki düz tişörtlerimden birisi, üstüne çakma kovboy gömleği ve onunda üstüne kot yeleğimi geçirdim. dışardan bakınca, yüzyılın yavşağının timsaliydim, fakat içinde umut taşıyan bir beydim. her umut eden erkek gibi bu kartımı sadece gidiş ve geliş endeksli doldurduktan sonra otobüse binip, söylenen kafeye yol aldım. otobüsten indiğimde gün hala aydınlık, çiçekler hala güzel kokuyor, yaşam umut doluydu. kafeye yaklaşırken, telefonuma mesaj geldi "abi güzelce süslen, giyin, o pantalonu çıkar artık, kıza resmini göstermedim daha.". küfür ediyordu sanki. oysaki umut doluydum. resmime bakmış ve çağırmıştı. ben öyle zannediyordum. umutluydum, çünkü bir bakan bir daha bakmazdı. fakat bakmak istiyordu, umutluydum. tipe bakmamış, anlatılandan etkilenmişe benziyordu. bu bende onun zeki olduğunu anımsatıyordu. bu yüzden umutluydum. fakat "130 küsür gündür kontör yüklemedin at boku" diye mesaj gelmişti daha yeni. neyse, tipe aldırış etmiyordu, tüm o yüzyılın yavşağı olmayacaktım.
kafenin kapısından adımı attığımda, yavşak garson "buyrun, hoşgeldiniz." ile karşıladı. arkadaşımın arkadaş grubu da orada olacaktı, kalabalıklardı, hiç sevmem tanımadığım kalabalık grupları. Öper mi? sever mi? s.. neyse. arkadaşı buldum, yavşak kimseyle tanıştırmadı. direk kızın yanına götürdü. sanki sipariş vermiştim ve malını gösteriyordu, daha ilk andan sıkılmıştım. sıkıldığım zaman yüzyılın götü olurum. ego da var. hadi kolay gele;
+durugül bak bu otuz..
-aaa o sen misin? ehiehiehi.
*adım otuz..
-nasıl yani, anlamadım?!
*adım diyorum, otuz. "o" değil.
-hııı tamam.
*senin adın?
-o.
*güzel isim.
-ya şevki seni hiç böyle anlatmadı.
*(şevki'nin amına koyacağım zaten)nasıl anlattı?
-...
halbuki ne kadarda keyifli girmişti. ne kadar da heyecanlıydı. karşısında "o" yoktu oysa. bir süre konuştuktan sonra, tüm sıkıntım gitmiş ve güzel güzel keyifli sohbet etmeye başlamıştık. fakat o sen misin sorusu ile ilk dakikadan soğutmuştu. sonrasında açılsa da eski sevgilisinden bahsetmeye başladı. unutamamasına kadar gitti olay. zaten olumsuz kararsızlığın şah babası olan ben, "o sen misin", "şevki'nin tavırı", "unutulmamış eski sevgili" ile kararımı belirlemiş ve içkime devam etmiştim.
böylece "tanıştırılmış, ama olmamış" serisine tüm hızıyla devam etmekteydi.
bir arkadaşınız aracılığı ile tanıştığınız yeni sima ile, önceden arkadaşınız sizden bahsettiyse duyma olasılığınız yüksektir. çünkü arkadaşınız öyle bir anlatmıştır ki aslında siz olmayan sizsinizdir. bir çoğunda göt kalkması yaratırken bu gibi durumlar cevap verememenin anlarını anlatırsınız. kafanızı sağa doğru aşağı ve hemen akabinde yukarı kaldırıp, sola yan yatırma hareketiyle cevap verilir. "o" kim? "o" nasıl bir şey?
1.5 yıl aradan sonra, arkadaşımın "abi gel bir tanış, sonra karar verirsin." diyerek gaza gelmem sonucu bir hanımefendi ile tanışma umudu ile evde hazırlandım. umutluydum, arkadaşıma güveniyordum. 3 aydır giydiğim pantolonu artık çıkarıp, dolaptan diğer 3 ay iş başına başlayacak pantolonu alıp, giydim. üstüme her zamanki düz tişörtlerimden birisi, üstüne çakma kovboy gömleği ve onunda üstüne kot yeleğimi geçirdim. dışardan bakınca, yüzyılın yavşağının timsaliydim, fakat içinde umut taşıyan bir beydim. her umut eden erkek gibi bu kartımı sadece gidiş ve geliş endeksli doldurduktan sonra otobüse binip, söylenen kafeye yol aldım. otobüsten indiğimde gün hala aydınlık, çiçekler hala güzel kokuyor, yaşam umut doluydu. kafeye yaklaşırken, telefonuma mesaj geldi "abi güzelce süslen, giyin, o pantalonu çıkar artık, kıza resmini göstermedim daha.". küfür ediyordu sanki. oysaki umut doluydum. resmime bakmış ve çağırmıştı. ben öyle zannediyordum. umutluydum, çünkü bir bakan bir daha bakmazdı. fakat bakmak istiyordu, umutluydum. tipe bakmamış, anlatılandan etkilenmişe benziyordu. bu bende onun zeki olduğunu anımsatıyordu. bu yüzden umutluydum. fakat "130 küsür gündür kontör yüklemedin at boku" diye mesaj gelmişti daha yeni. neyse, tipe aldırış etmiyordu, tüm o yüzyılın yavşağı olmayacaktım.
kafenin kapısından adımı attığımda, yavşak garson "buyrun, hoşgeldiniz." ile karşıladı. arkadaşımın arkadaş grubu da orada olacaktı, kalabalıklardı, hiç sevmem tanımadığım kalabalık grupları. Öper mi? sever mi? s.. neyse. arkadaşı buldum, yavşak kimseyle tanıştırmadı. direk kızın yanına götürdü. sanki sipariş vermiştim ve malını gösteriyordu, daha ilk andan sıkılmıştım. sıkıldığım zaman yüzyılın götü olurum. ego da var. hadi kolay gele;
+durugül bak bu otuz..
-aaa o sen misin? ehiehiehi.
*adım otuz..
-nasıl yani, anlamadım?!
*adım diyorum, otuz. "o" değil.
-hııı tamam.
*senin adın?
-o.
*güzel isim.
-ya şevki seni hiç böyle anlatmadı.
*(şevki'nin amına koyacağım zaten)nasıl anlattı?
-...
halbuki ne kadarda keyifli girmişti. ne kadar da heyecanlıydı. karşısında "o" yoktu oysa. bir süre konuştuktan sonra, tüm sıkıntım gitmiş ve güzel güzel keyifli sohbet etmeye başlamıştık. fakat o sen misin sorusu ile ilk dakikadan soğutmuştu. sonrasında açılsa da eski sevgilisinden bahsetmeye başladı. unutamamasına kadar gitti olay. zaten olumsuz kararsızlığın şah babası olan ben, "o sen misin", "şevki'nin tavırı", "unutulmamış eski sevgili" ile kararımı belirlemiş ve içkime devam etmiştim.
böylece "tanıştırılmış, ama olmamış" serisine tüm hızıyla devam etmekteydi.
saksı değilim ben diye cevap vermeye müsait soru.
Tanıyanıyamıyorum artık seni Deniz 'den sonra söylenildiği'nde karşıdaki kişide derin yaralar açacabilen bir soru cümlesi.
o değildir genelde.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar