bugün
- cansever9
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- victor osimhen2
- gece sokakta freddy krueger ile karşılaşmak4
- gocu'nun solak olması4
- çirkef galatasaray2
- kupa kızı ve sinek valesi2
- dünyanın 10 da birinin solak olması4
- kadınlar neden kötü araba kullanır sorunsalı14
- behlül ün bihter den ayrılma nedenleri6
- domdomusa3
- galatasaray11
- yorgun mermi19
- insan doğru olanı seçerek mutlu olabilir mi6
- g o k u2
- sözlük yazarlarının tatlıları14
- dünyanın tersine dönmesi5
- galatasaray neden transfer yapamıyor16
- dinozor döner3
- türk mutfağının en uyduruk kaydırık yemeği7
- favori diziniz2
- ben geldim laleler3
- futbol7
- tavuk sevmemek5
- gece iki de tam ekmek tavuk döner ve bira yemek3
- sol elle osbir çekmek2
- etek giyen erkek10
- öfkeli genç adamlar kuşağı3
- para5
- sözlük yazarlarını evlendirmek12
- hangi manifest kızısın4
- sürekli dizi6
- 8 ağustos 2026 wolfsburg kaiserslautern maçı3
- gıyasettin nerede sorusu3
- meltem mi daha güzel gönül mü sorunsalı6
- sözlük tipsizlerinin fotoğrafları12
- oğlum o senin yengen yengen2
- superman ile venom birleşse3
- birader yazar beyler bay bey biraderdirler3
- yeni zelanda ya gitmek5
- 8 ağustos 2026 galatasaray villarreal maçı2
- fairuz3
- 9 ağustos uluslararası dünya yerli halklar günü2
- altın şafak hermetik cemiyeti2
- yemek yapmayı bilmeyen kadın8
- devalüasyon yakın mı9
- gece gece arayan dolandırıcı3
- bikbik hanfendi3
- laptop4
- günlük tutan erkek9
cevabı bilinen sorular klasmanına ilk sıradan dalacak, soru cümlesi.
bir arkadaşınız aracılığı ile tanıştığınız yeni sima ile, önceden arkadaşınız sizden bahsettiyse duyma olasılığınız yüksektir. çünkü arkadaşınız öyle bir anlatmıştır ki aslında siz olmayan sizsinizdir. bir çoğunda göt kalkması yaratırken bu gibi durumlar cevap verememenin anlarını anlatırsınız. kafanızı sağa doğru aşağı ve hemen akabinde yukarı kaldırıp, sola yan yatırma hareketiyle cevap verilir. "o" kim? "o" nasıl bir şey?
1.5 yıl aradan sonra, arkadaşımın "abi gel bir tanış, sonra karar verirsin." diyerek gaza gelmem sonucu bir hanımefendi ile tanışma umudu ile evde hazırlandım. umutluydum, arkadaşıma güveniyordum. 3 aydır giydiğim pantolonu artık çıkarıp, dolaptan diğer 3 ay iş başına başlayacak pantolonu alıp, giydim. üstüme her zamanki düz tişörtlerimden birisi, üstüne çakma kovboy gömleği ve onunda üstüne kot yeleğimi geçirdim. dışardan bakınca, yüzyılın yavşağının timsaliydim, fakat içinde umut taşıyan bir beydim. her umut eden erkek gibi bu kartımı sadece gidiş ve geliş endeksli doldurduktan sonra otobüse binip, söylenen kafeye yol aldım. otobüsten indiğimde gün hala aydınlık, çiçekler hala güzel kokuyor, yaşam umut doluydu. kafeye yaklaşırken, telefonuma mesaj geldi "abi güzelce süslen, giyin, o pantalonu çıkar artık, kıza resmini göstermedim daha.". küfür ediyordu sanki. oysaki umut doluydum. resmime bakmış ve çağırmıştı. ben öyle zannediyordum. umutluydum, çünkü bir bakan bir daha bakmazdı. fakat bakmak istiyordu, umutluydum. tipe bakmamış, anlatılandan etkilenmişe benziyordu. bu bende onun zeki olduğunu anımsatıyordu. bu yüzden umutluydum. fakat "130 küsür gündür kontör yüklemedin at boku" diye mesaj gelmişti daha yeni. neyse, tipe aldırış etmiyordu, tüm o yüzyılın yavşağı olmayacaktım.
kafenin kapısından adımı attığımda, yavşak garson "buyrun, hoşgeldiniz." ile karşıladı. arkadaşımın arkadaş grubu da orada olacaktı, kalabalıklardı, hiç sevmem tanımadığım kalabalık grupları. Öper mi? sever mi? s.. neyse. arkadaşı buldum, yavşak kimseyle tanıştırmadı. direk kızın yanına götürdü. sanki sipariş vermiştim ve malını gösteriyordu, daha ilk andan sıkılmıştım. sıkıldığım zaman yüzyılın götü olurum. ego da var. hadi kolay gele;
+durugül bak bu otuz..
-aaa o sen misin? ehiehiehi.
*adım otuz..
-nasıl yani, anlamadım?!
*adım diyorum, otuz. "o" değil.
-hııı tamam.
*senin adın?
-o.
*güzel isim.
-ya şevki seni hiç böyle anlatmadı.
*(şevki'nin amına koyacağım zaten)nasıl anlattı?
-...
halbuki ne kadarda keyifli girmişti. ne kadar da heyecanlıydı. karşısında "o" yoktu oysa. bir süre konuştuktan sonra, tüm sıkıntım gitmiş ve güzel güzel keyifli sohbet etmeye başlamıştık. fakat o sen misin sorusu ile ilk dakikadan soğutmuştu. sonrasında açılsa da eski sevgilisinden bahsetmeye başladı. unutamamasına kadar gitti olay. zaten olumsuz kararsızlığın şah babası olan ben, "o sen misin", "şevki'nin tavırı", "unutulmamış eski sevgili" ile kararımı belirlemiş ve içkime devam etmiştim.
böylece "tanıştırılmış, ama olmamış" serisine tüm hızıyla devam etmekteydi.
bir arkadaşınız aracılığı ile tanıştığınız yeni sima ile, önceden arkadaşınız sizden bahsettiyse duyma olasılığınız yüksektir. çünkü arkadaşınız öyle bir anlatmıştır ki aslında siz olmayan sizsinizdir. bir çoğunda göt kalkması yaratırken bu gibi durumlar cevap verememenin anlarını anlatırsınız. kafanızı sağa doğru aşağı ve hemen akabinde yukarı kaldırıp, sola yan yatırma hareketiyle cevap verilir. "o" kim? "o" nasıl bir şey?
1.5 yıl aradan sonra, arkadaşımın "abi gel bir tanış, sonra karar verirsin." diyerek gaza gelmem sonucu bir hanımefendi ile tanışma umudu ile evde hazırlandım. umutluydum, arkadaşıma güveniyordum. 3 aydır giydiğim pantolonu artık çıkarıp, dolaptan diğer 3 ay iş başına başlayacak pantolonu alıp, giydim. üstüme her zamanki düz tişörtlerimden birisi, üstüne çakma kovboy gömleği ve onunda üstüne kot yeleğimi geçirdim. dışardan bakınca, yüzyılın yavşağının timsaliydim, fakat içinde umut taşıyan bir beydim. her umut eden erkek gibi bu kartımı sadece gidiş ve geliş endeksli doldurduktan sonra otobüse binip, söylenen kafeye yol aldım. otobüsten indiğimde gün hala aydınlık, çiçekler hala güzel kokuyor, yaşam umut doluydu. kafeye yaklaşırken, telefonuma mesaj geldi "abi güzelce süslen, giyin, o pantalonu çıkar artık, kıza resmini göstermedim daha.". küfür ediyordu sanki. oysaki umut doluydum. resmime bakmış ve çağırmıştı. ben öyle zannediyordum. umutluydum, çünkü bir bakan bir daha bakmazdı. fakat bakmak istiyordu, umutluydum. tipe bakmamış, anlatılandan etkilenmişe benziyordu. bu bende onun zeki olduğunu anımsatıyordu. bu yüzden umutluydum. fakat "130 küsür gündür kontör yüklemedin at boku" diye mesaj gelmişti daha yeni. neyse, tipe aldırış etmiyordu, tüm o yüzyılın yavşağı olmayacaktım.
kafenin kapısından adımı attığımda, yavşak garson "buyrun, hoşgeldiniz." ile karşıladı. arkadaşımın arkadaş grubu da orada olacaktı, kalabalıklardı, hiç sevmem tanımadığım kalabalık grupları. Öper mi? sever mi? s.. neyse. arkadaşı buldum, yavşak kimseyle tanıştırmadı. direk kızın yanına götürdü. sanki sipariş vermiştim ve malını gösteriyordu, daha ilk andan sıkılmıştım. sıkıldığım zaman yüzyılın götü olurum. ego da var. hadi kolay gele;
+durugül bak bu otuz..
-aaa o sen misin? ehiehiehi.
*adım otuz..
-nasıl yani, anlamadım?!
*adım diyorum, otuz. "o" değil.
-hııı tamam.
*senin adın?
-o.
*güzel isim.
-ya şevki seni hiç böyle anlatmadı.
*(şevki'nin amına koyacağım zaten)nasıl anlattı?
-...
halbuki ne kadarda keyifli girmişti. ne kadar da heyecanlıydı. karşısında "o" yoktu oysa. bir süre konuştuktan sonra, tüm sıkıntım gitmiş ve güzel güzel keyifli sohbet etmeye başlamıştık. fakat o sen misin sorusu ile ilk dakikadan soğutmuştu. sonrasında açılsa da eski sevgilisinden bahsetmeye başladı. unutamamasına kadar gitti olay. zaten olumsuz kararsızlığın şah babası olan ben, "o sen misin", "şevki'nin tavırı", "unutulmamış eski sevgili" ile kararımı belirlemiş ve içkime devam etmiştim.
böylece "tanıştırılmış, ama olmamış" serisine tüm hızıyla devam etmekteydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar