bugün
- pkklıların salıverilmesine uludağ sözlüğün tepkisi13
- 07 08 2026 mekke ortak savunma anlaşması16
- türk ırkçısı3
- hakan altun2
- ultraslan lideri sebahattin şirin'in gözaltına alı4
- tom barrack3
- dünyanın en ünlü kişisi3
- pazar günü evde oturan insan3
- düşün ki o bunu okuyor6
- internet kafede porno izleyen tip2
- ikinci abdülhamid4
- dinsiz milliyetçilik4
- şarkılarım dağlara2
- türk islam sentezi zırvaları2
- heybeliada ruhban okulu2
- bir fenerbahçeli ile tartışmak2
- futbol24
- cansever16
- sadece akçomarların gördüğü büyük oyun2
- honda civic5
- gocunun freddy travması6
- durmazlar çetesi3
- şort giyen genç kıza saldıran yaşlı kadın31
- okan buruk5
- çocuğa tecavüz eden adamın kurşuna dizilmesi5
- pazar kahvaltı klasikleriniz6
- galatasaray ın yine başını alması3
- victor osimhen8
- dem parti3
- 09 ağustos 2026 istanbul da sağanak ve rüzgar uyar3
- ayşen gruda4
- a9 tv3
- özgür özel4
- kışlık domates konservesi yapmak5
- behlül bihter sevişmesinin reyting rekoru kırması5
- pkk lılara af çıkması4
- türkiye pazar günü yeni bir sabaha uyanacak6
- adnan oktar vs fethullah gülen3
- anın görüntüsü10
- kaplanın sırtında2
- namuslu filmi3
- spor yapmak2
- almanya11
- çinliler4
- aym memur emeklilerine seyyanen zam kararı3
- naif insanlar4
- çirkef galatasaray5
- okanınçükü2
- galatasaray14
- enflasyon hedefinin tutmaması4
ünlü italyan fizikçi enrico fermi tarafından, çoğu uzay bilimcinin evrenin oluşumunda büyük rolünün olduğunu düşündüğü, güneşte ola-gelen nükleer füzyon sırasında hidrojenin yanmasıyla oluşan ve bir elektrondan yaklaşık 200 bin kat daha küçük ve hafif taneciklere verdiği ad.
her türlü maddenin içerisinden ona ve yapısal özelliklerine zarar vermeksizin geçip giden bu parçacıklardan saniyede yaklaşık 100 trilyon kadarının da insan vücudundan geçip-gittiği düşünülmektedir.
geçtiğimiz hafta, apenin dağları altındaki bir laboratuardan 700 km. kadar uzaklıktaki cern laboratuarlarına gönderilen nötrinoların ışık hızını dahi geçtiklerinin tespit edildiği bildirilmişti.
her türlü maddenin içerisinden ona ve yapısal özelliklerine zarar vermeksizin geçip giden bu parçacıklardan saniyede yaklaşık 100 trilyon kadarının da insan vücudundan geçip-gittiği düşünülmektedir.
geçtiğimiz hafta, apenin dağları altındaki bir laboratuardan 700 km. kadar uzaklıktaki cern laboratuarlarına gönderilen nötrinoların ışık hızını dahi geçtiklerinin tespit edildiği bildirilmişti.
Işık hızından asla ve asla hızlı hareket edememişlerdir; edemezler de. Gran Sasso'da yapılan OPERA deneyi'nin sonuçları, GPS sistemi ile nötrinoların yolculuk sürelerini ölçen atom saatleri arasındaki bir senkronizasyon sorunu sebebiyle yanlış ölçüm vermiştir. Yani nötrinolar ışık hızını aşmamışlardır. Henüz ışık hızını aşan bir parçacık yoktur.
ışık hızına yakın hıza sahip olan, elektriksel yükü sıfır olan ve maddelerin içinden neredeyse hiç etkileşmeden geçebilen temel parçacıklardandır. nötrinoların algılanması oldukça zor olduğundan çok küçük, ancak sıfır olmayan durgun kütleleri vardır.
ingilizce’de neutrino, ışık hızına çok yakın bir hıza sahip olan, çok az da olsa belli bir kütleye sahip, elektriksel yükü sıfır olan ve maddelerin içinden neredeyse hiç etkileşmeden geçebilen temel parçacıklardandır. Her saniye vücudumuzdan milyarlarca nötrino parçacığı geçmektedir. Yine Saniyede dünya yüzeyinin güneşe dik olan kısmına santimetrekare başına yaklaşık 65 milyar nötrino ulaşır. sadece birkaç santimetre kalınlığındaki kurşun bir tabaka X ışınlarını tutabilirken 1 ışık yılı kalınlığındaki kurşun bir tabaka nötrinoyu tutamamaktadır. Nötrinolar vücudumuzdan geçtikleri gibi Dünya’nın bir ucundan girip diğer ucundan çıkıp giderler.
Nötrinolar kütleçekimi ve zayıf nükleer kuvvetten etkilenmektedir. Zayıf nükleer kuvvetin menzili çok kısa olduğundan ve kütleçekim kuvveti de çok zayıf olduğundan, herhangi bir elektriksel yüke sahip olmayan nötrinoların elektromanyetik alanlarla ve maddelerle etkileşime geçmeden maddelerin içinden geçip gitmelerinin sebebi de bu yüzdendir. Nötrinolar o kadar küçüklerdir ki, bir elektron bile yanında devasa büyüklükte kalmaktadır.
Fizikte bildiğimiz standart model’e göre nötrinolar kütlesiz olmak zorundadır ancak nötrinoların bir kütleye sahip olduğu son yapılan deneylerle ortaya çıktığından dolayı evrenin işleyişinde rol alan standart model’in evrenin temel bileşenlerinin tamamlayıcı bir teorisi olup olmadığı tartışılmaktadır.
Peki nötrinolar nereden gelmektedir ve nasıl oluşmaktadır? Nötrinolar Güneş’te ya da bir süpernova patlamasında ortaya çıkar. Örneğin bir süpernova patlamasında çekirdekte kütleçekimi o kadar yüksektir ki, ışık o anda ve belki de yıllarca o bölgeden kaçamaz. Dolayısıyla buradaki ışık bize ulaşamadığından dolayı orada bir patlama olduğu bilgisine ulaşamayız. Ancak nötrino gibi maddelerle neredeyse etkileşime girmeyen parçacıklar bu patlamanın merkezinde oluşan kütleçekimden kaçıp dünyamıza ulaşabilir. işte dünyaya ulaşan bu nötrinolar detektörler vasıtasıyla incelenir ve bunun bir süpernova patlaması sonucu dünyaya gelip gelmediği bilgisine ulaşılır. Buradan da süpernovanın koordinatlarını çıkartıp süpernovanın merkezinden henüz kaçamayan ışığın eninde sonunda oradan kaçarak dünyaya ulaşacağı bilgisinden yola çıkarak teleskoplar, koordinatı belirlenen süpernova patlamasının merkezine çevrilir ve oradaki ışığın bize ulaşması beklenir.
Nötrinoların nasıl yakalandığı ve gözlemlendiği konusuna gelelim. nötrinoları yakalamak ve gözlemlemek çok zordur. Onları algılayabilmek ve gözlemleyebilmek için büyük parçacık detektörlerine ihtiyaç vardır. Bu parçacık detektörlerinden biri olan Super Kamiokande detektörü, Japonya’nın Kamioka bölgesinde bulunuyor. Yerin yüzlerce metre altındaki bu detektör 50 bin ton ultra saflıkta su ile dolduruluyor. Boşlukta (vakumda) evrendeki her şey gibi hiçbir şekilde ışık hızını geçemeyen ancak Suda ışık hızından hızlı giden bu parçacıklar, tıpkı ses hızından hızlı giden bir uçağın yarattığı şok dalgası gibi, suda "Çerenkov Işıması"* adı verilen bir şok dalgası yaratıyor ve bu ışıma Super Kamiokande’nin özel foto detektörleri tarafından kaydediliyor. Yani kısacası nötrinoları yakalamak için onların bir şekilde ışık hızından hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlamak gerekir. Bu da böyle bir yöntemle sağlanıyor. tabii bunun dışında kullanılabilecek bir kaç yöntem daha mevcut.
2015 nobel fizik ödülü, nötrinoların bir kütleye sahip olduğunu kanıtlayan deneylerdeki önemli katkılarından dolayı japonya’dan takaaki kajita ve kanada’dan arthur b. Mcdonald’a verildi. Yaklaşık 50 yıldır süren nötrino yakalama deneyleri japonya’daki detektörlerle yapılan deneyler sonucu büyük miktarda açıklığa kavuşturulmuştur. Deneyin sonuçlarına göre güneş’ten gelen nötrinolar dünyaya doğru gelirken kaybolmuyorlardı. Nötrinolar gözlemevine geldiklerinde "shape shifting" dediğimiz olayı gerçekleştirip şekil değiştirerek detektörlere farklı bir kimlikle yakalanıyorlardı. Detektörün nasıl bir şey olduğuna dair fotoğrafları buradan görebilirsiniz:
http://www.wired.com/wp-c...cience/2012/03/snoexp.jpg
http://www.thethoughtarch..._636105064240103116_o.jpg
http://24.media.tumblr.co...rz2eLAG1rpsj62o1_1280.jpg
http://www-sk.icrr.u-toky...on/PH14-bottom-yoko-2.JPG
evrende bir çok şeyin olduğu gibi nötrinoların da gizemi çözüldükçe evrenin geçmişi, yapısı, ötesi ve sonu üzerine gerçekler daha da keskin bir şekilde gün yüzüne çıkabilir.
Nötrinolar kütleçekimi ve zayıf nükleer kuvvetten etkilenmektedir. Zayıf nükleer kuvvetin menzili çok kısa olduğundan ve kütleçekim kuvveti de çok zayıf olduğundan, herhangi bir elektriksel yüke sahip olmayan nötrinoların elektromanyetik alanlarla ve maddelerle etkileşime geçmeden maddelerin içinden geçip gitmelerinin sebebi de bu yüzdendir. Nötrinolar o kadar küçüklerdir ki, bir elektron bile yanında devasa büyüklükte kalmaktadır.
Fizikte bildiğimiz standart model’e göre nötrinolar kütlesiz olmak zorundadır ancak nötrinoların bir kütleye sahip olduğu son yapılan deneylerle ortaya çıktığından dolayı evrenin işleyişinde rol alan standart model’in evrenin temel bileşenlerinin tamamlayıcı bir teorisi olup olmadığı tartışılmaktadır.
Peki nötrinolar nereden gelmektedir ve nasıl oluşmaktadır? Nötrinolar Güneş’te ya da bir süpernova patlamasında ortaya çıkar. Örneğin bir süpernova patlamasında çekirdekte kütleçekimi o kadar yüksektir ki, ışık o anda ve belki de yıllarca o bölgeden kaçamaz. Dolayısıyla buradaki ışık bize ulaşamadığından dolayı orada bir patlama olduğu bilgisine ulaşamayız. Ancak nötrino gibi maddelerle neredeyse etkileşime girmeyen parçacıklar bu patlamanın merkezinde oluşan kütleçekimden kaçıp dünyamıza ulaşabilir. işte dünyaya ulaşan bu nötrinolar detektörler vasıtasıyla incelenir ve bunun bir süpernova patlaması sonucu dünyaya gelip gelmediği bilgisine ulaşılır. Buradan da süpernovanın koordinatlarını çıkartıp süpernovanın merkezinden henüz kaçamayan ışığın eninde sonunda oradan kaçarak dünyaya ulaşacağı bilgisinden yola çıkarak teleskoplar, koordinatı belirlenen süpernova patlamasının merkezine çevrilir ve oradaki ışığın bize ulaşması beklenir.
Nötrinoların nasıl yakalandığı ve gözlemlendiği konusuna gelelim. nötrinoları yakalamak ve gözlemlemek çok zordur. Onları algılayabilmek ve gözlemleyebilmek için büyük parçacık detektörlerine ihtiyaç vardır. Bu parçacık detektörlerinden biri olan Super Kamiokande detektörü, Japonya’nın Kamioka bölgesinde bulunuyor. Yerin yüzlerce metre altındaki bu detektör 50 bin ton ultra saflıkta su ile dolduruluyor. Boşlukta (vakumda) evrendeki her şey gibi hiçbir şekilde ışık hızını geçemeyen ancak Suda ışık hızından hızlı giden bu parçacıklar, tıpkı ses hızından hızlı giden bir uçağın yarattığı şok dalgası gibi, suda "Çerenkov Işıması"* adı verilen bir şok dalgası yaratıyor ve bu ışıma Super Kamiokande’nin özel foto detektörleri tarafından kaydediliyor. Yani kısacası nötrinoları yakalamak için onların bir şekilde ışık hızından hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlamak gerekir. Bu da böyle bir yöntemle sağlanıyor. tabii bunun dışında kullanılabilecek bir kaç yöntem daha mevcut.
2015 nobel fizik ödülü, nötrinoların bir kütleye sahip olduğunu kanıtlayan deneylerdeki önemli katkılarından dolayı japonya’dan takaaki kajita ve kanada’dan arthur b. Mcdonald’a verildi. Yaklaşık 50 yıldır süren nötrino yakalama deneyleri japonya’daki detektörlerle yapılan deneyler sonucu büyük miktarda açıklığa kavuşturulmuştur. Deneyin sonuçlarına göre güneş’ten gelen nötrinolar dünyaya doğru gelirken kaybolmuyorlardı. Nötrinolar gözlemevine geldiklerinde "shape shifting" dediğimiz olayı gerçekleştirip şekil değiştirerek detektörlere farklı bir kimlikle yakalanıyorlardı. Detektörün nasıl bir şey olduğuna dair fotoğrafları buradan görebilirsiniz:
http://www.wired.com/wp-c...cience/2012/03/snoexp.jpg
http://www.thethoughtarch..._636105064240103116_o.jpg
http://24.media.tumblr.co...rz2eLAG1rpsj62o1_1280.jpg
http://www-sk.icrr.u-toky...on/PH14-bottom-yoko-2.JPG
evrende bir çok şeyin olduğu gibi nötrinoların da gizemi çözüldükçe evrenin geçmişi, yapısı, ötesi ve sonu üzerine gerçekler daha da keskin bir şekilde gün yüzüne çıkabilir.
Güneş her saniye Dünya’ya, üzerinde yaşayan insanların 10 katından fazla nötrino (sıfır yüklü ve sıfır kütleli tanecik) gönderir.
Degisik yollarla ortaya cikan, yuksuz ve kutlesi nerdeyse yok kabul edilen parcaciktir.
Ortaya cikisi da farkli hesaplamalar sonucu bulunmustur. Elektron ve protonun bozunumu sonrasi, meydana gelen momentumun, elektron ve protonun momentumuna esit olmamasi sonucu ortaya atilmistir esasen. Gozden kacan bu parcacigi ise daha sonra gozlemleme sansimiz olmustur.
Japonya'daki tesislerde notrini yakalama islemiyle varligi kesin bicimde kanitlanmistir.
görsel
Kutlesinin sifira yakin olmasi sayesinde yeryuzunden neredeyse sifir etkilesimle gecip gitmektedirler. 100 bin km celigin icinden hicbir sey yokmus gibi gecebilen bu parcacigin ismi ise yuksuz oldugundan dolayi notrona benzetilip, kucuk notron anlamina gelen notrino verilmistir.
Budut: isik hizindan da hizli degildir. Bunu belirtmeyi unutmusum. isik hizinin % 99 kusuruna kadar ulasabilir ancak % 100'une ve ya daha ustune cikmasi imkansizdir.
Ortaya cikisi da farkli hesaplamalar sonucu bulunmustur. Elektron ve protonun bozunumu sonrasi, meydana gelen momentumun, elektron ve protonun momentumuna esit olmamasi sonucu ortaya atilmistir esasen. Gozden kacan bu parcacigi ise daha sonra gozlemleme sansimiz olmustur.
Japonya'daki tesislerde notrini yakalama islemiyle varligi kesin bicimde kanitlanmistir.
görsel
Kutlesinin sifira yakin olmasi sayesinde yeryuzunden neredeyse sifir etkilesimle gecip gitmektedirler. 100 bin km celigin icinden hicbir sey yokmus gibi gecebilen bu parcacigin ismi ise yuksuz oldugundan dolayi notrona benzetilip, kucuk notron anlamina gelen notrino verilmistir.
Budut: isik hizindan da hizli degildir. Bunu belirtmeyi unutmusum. isik hizinin % 99 kusuruna kadar ulasabilir ancak % 100'une ve ya daha ustune cikmasi imkansizdir.
Neredeyse hicbir atomla etkilemiyor olmaları etkilesmedikleri anlamına gelmez. Sadece etkileşme konusunda aşırı nazlıdırlar.Ben bunu nasıl tespit ederim diye kafa yoran yetkili abiler yerin çok çok altına diğer herşeyin etkisinden uzak bir sensor koyalım, bununla etkilesse etkilesse anca nötrino etkileşir diyelim demişler ve bu dediklerini de japonya da hayata geçirmişlerdir.
(bkz: Superkamiokande)
Kültürlenin lan, cahiller...
(bkz: Superkamiokande)
Kültürlenin lan, cahiller...
"Güneş nötrinosu uyumsuzluk problemi" ile bilim insanlarını epeyce uğraştıran parçacık.
elimizdeki standart güneş modeli, birim zamanda belli bir nötrino akısının güneş'ten gelmesi gerektiğini söyler. ancak 60'lı yıllarda yapılan ölçümlerde, öngörülen bu sayının ancak 1/3'ünün yer'e ulaştığı gözlenmiştir. bunun nedeni 30 yıl boyunca anlaşılamamıştır.
90'lı yılların sonlarında Süper Kamiokande ve Sudbury gibi nötrino dedektörlerinin elde ettiği veriler incelendiğinde görüldü ki, mesela bir muon nötrinosu, dünyaya gelene kadar tau nötrinosuna dönüşebiliyor. bu da dedektörlerde bazı türlerin gözlenememesi ile sonuçlandığından, ortada olmayan 2/3 oranındaki nötrinonun nereye kaybolduğunu açıklamaya yeterliydi.
elimizdeki standart güneş modeli, birim zamanda belli bir nötrino akısının güneş'ten gelmesi gerektiğini söyler. ancak 60'lı yıllarda yapılan ölçümlerde, öngörülen bu sayının ancak 1/3'ünün yer'e ulaştığı gözlenmiştir. bunun nedeni 30 yıl boyunca anlaşılamamıştır.
90'lı yılların sonlarında Süper Kamiokande ve Sudbury gibi nötrino dedektörlerinin elde ettiği veriler incelendiğinde görüldü ki, mesela bir muon nötrinosu, dünyaya gelene kadar tau nötrinosuna dönüşebiliyor. bu da dedektörlerde bazı türlerin gözlenememesi ile sonuçlandığından, ortada olmayan 2/3 oranındaki nötrinonun nereye kaybolduğunu açıklamaya yeterliydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar