bugün
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı13
- tekne turu6
- bir erkeğin aşko demesi6
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası32
- sözlük kızlarının kendilerini güvenilir sanması8
- instagram'da herkesin çok mutlu olması3
- 24 tane fake hesabı olan yazar7
- bir yazarı entrylerine göre yargılamak19
- sözlükteki herkesin 2 hesap kullanması7
- hangi yazar hangi başlığa ait5
- biraz şımardım6
- aykirikadin3
- gammazlar neden hiç çaylak olmuyor8
- çağımızın hastalığı8
- nickten isim tahmini yapmak72
- nervio hamferdi8
- sevgilinizin sözlükte yazar olması6
- hoşlanılan kızı türkü bardan çıkarken görmek3
- diamond bosphorus26
- göbeklitepe ve insanlık tarihinin yeniden yazılışı2
- bu kadar feyk barındıran yerde ben kalamam3
- sözlükteki linç kültürü2
- acıyo diyen kız4
- cajun corner2
- siyasal islamcı siyasal alevici ittifakı2
- ioçk'nın müziği6
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor10
- gammaz çetesi7
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum20
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- sapık olduğu için çaylak olan insan5
- hayattan zevk alamamak17
- seri gizli artı oy veren melek15
- kalabalıklar içinde yalnız olmak12
- sözlük yazarlarına gelen son mesaj10
- yakisikli babam gibi asik oldum anam gibi2
- cem dizdar2
- ilah6
- sözlük yazarlarının yaptığı yemekler2
- anın görüntüsü17
- true'nin utanmadan gammazlara laf söylemesi3
- yan ma leley yan ma leyyo3
- sersem herif3
- ferrasini satan yazar2
- hikayeyi devam ettir25
- arkadaşlar feyk misi ni z2
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu6
- arkadaşlar hoşçakalın4
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- bacınızın uluda yazar olmasını ister misiniz3
ünlü italyan fizikçi enrico fermi tarafından, çoğu uzay bilimcinin evrenin oluşumunda büyük rolünün olduğunu düşündüğü, güneşte ola-gelen nükleer füzyon sırasında hidrojenin yanmasıyla oluşan ve bir elektrondan yaklaşık 200 bin kat daha küçük ve hafif taneciklere verdiği ad.
her türlü maddenin içerisinden ona ve yapısal özelliklerine zarar vermeksizin geçip giden bu parçacıklardan saniyede yaklaşık 100 trilyon kadarının da insan vücudundan geçip-gittiği düşünülmektedir.
geçtiğimiz hafta, apenin dağları altındaki bir laboratuardan 700 km. kadar uzaklıktaki cern laboratuarlarına gönderilen nötrinoların ışık hızını dahi geçtiklerinin tespit edildiği bildirilmişti.
her türlü maddenin içerisinden ona ve yapısal özelliklerine zarar vermeksizin geçip giden bu parçacıklardan saniyede yaklaşık 100 trilyon kadarının da insan vücudundan geçip-gittiği düşünülmektedir.
geçtiğimiz hafta, apenin dağları altındaki bir laboratuardan 700 km. kadar uzaklıktaki cern laboratuarlarına gönderilen nötrinoların ışık hızını dahi geçtiklerinin tespit edildiği bildirilmişti.
Işık hızından asla ve asla hızlı hareket edememişlerdir; edemezler de. Gran Sasso'da yapılan OPERA deneyi'nin sonuçları, GPS sistemi ile nötrinoların yolculuk sürelerini ölçen atom saatleri arasındaki bir senkronizasyon sorunu sebebiyle yanlış ölçüm vermiştir. Yani nötrinolar ışık hızını aşmamışlardır. Henüz ışık hızını aşan bir parçacık yoktur.
ışık hızına yakın hıza sahip olan, elektriksel yükü sıfır olan ve maddelerin içinden neredeyse hiç etkileşmeden geçebilen temel parçacıklardandır. nötrinoların algılanması oldukça zor olduğundan çok küçük, ancak sıfır olmayan durgun kütleleri vardır.
ingilizce’de neutrino, ışık hızına çok yakın bir hıza sahip olan, çok az da olsa belli bir kütleye sahip, elektriksel yükü sıfır olan ve maddelerin içinden neredeyse hiç etkileşmeden geçebilen temel parçacıklardandır. Her saniye vücudumuzdan milyarlarca nötrino parçacığı geçmektedir. Yine Saniyede dünya yüzeyinin güneşe dik olan kısmına santimetrekare başına yaklaşık 65 milyar nötrino ulaşır. sadece birkaç santimetre kalınlığındaki kurşun bir tabaka X ışınlarını tutabilirken 1 ışık yılı kalınlığındaki kurşun bir tabaka nötrinoyu tutamamaktadır. Nötrinolar vücudumuzdan geçtikleri gibi Dünya’nın bir ucundan girip diğer ucundan çıkıp giderler.
Nötrinolar kütleçekimi ve zayıf nükleer kuvvetten etkilenmektedir. Zayıf nükleer kuvvetin menzili çok kısa olduğundan ve kütleçekim kuvveti de çok zayıf olduğundan, herhangi bir elektriksel yüke sahip olmayan nötrinoların elektromanyetik alanlarla ve maddelerle etkileşime geçmeden maddelerin içinden geçip gitmelerinin sebebi de bu yüzdendir. Nötrinolar o kadar küçüklerdir ki, bir elektron bile yanında devasa büyüklükte kalmaktadır.
Fizikte bildiğimiz standart model’e göre nötrinolar kütlesiz olmak zorundadır ancak nötrinoların bir kütleye sahip olduğu son yapılan deneylerle ortaya çıktığından dolayı evrenin işleyişinde rol alan standart model’in evrenin temel bileşenlerinin tamamlayıcı bir teorisi olup olmadığı tartışılmaktadır.
Peki nötrinolar nereden gelmektedir ve nasıl oluşmaktadır? Nötrinolar Güneş’te ya da bir süpernova patlamasında ortaya çıkar. Örneğin bir süpernova patlamasında çekirdekte kütleçekimi o kadar yüksektir ki, ışık o anda ve belki de yıllarca o bölgeden kaçamaz. Dolayısıyla buradaki ışık bize ulaşamadığından dolayı orada bir patlama olduğu bilgisine ulaşamayız. Ancak nötrino gibi maddelerle neredeyse etkileşime girmeyen parçacıklar bu patlamanın merkezinde oluşan kütleçekimden kaçıp dünyamıza ulaşabilir. işte dünyaya ulaşan bu nötrinolar detektörler vasıtasıyla incelenir ve bunun bir süpernova patlaması sonucu dünyaya gelip gelmediği bilgisine ulaşılır. Buradan da süpernovanın koordinatlarını çıkartıp süpernovanın merkezinden henüz kaçamayan ışığın eninde sonunda oradan kaçarak dünyaya ulaşacağı bilgisinden yola çıkarak teleskoplar, koordinatı belirlenen süpernova patlamasının merkezine çevrilir ve oradaki ışığın bize ulaşması beklenir.
Nötrinoların nasıl yakalandığı ve gözlemlendiği konusuna gelelim. nötrinoları yakalamak ve gözlemlemek çok zordur. Onları algılayabilmek ve gözlemleyebilmek için büyük parçacık detektörlerine ihtiyaç vardır. Bu parçacık detektörlerinden biri olan Super Kamiokande detektörü, Japonya’nın Kamioka bölgesinde bulunuyor. Yerin yüzlerce metre altındaki bu detektör 50 bin ton ultra saflıkta su ile dolduruluyor. Boşlukta (vakumda) evrendeki her şey gibi hiçbir şekilde ışık hızını geçemeyen ancak Suda ışık hızından hızlı giden bu parçacıklar, tıpkı ses hızından hızlı giden bir uçağın yarattığı şok dalgası gibi, suda "Çerenkov Işıması"* adı verilen bir şok dalgası yaratıyor ve bu ışıma Super Kamiokande’nin özel foto detektörleri tarafından kaydediliyor. Yani kısacası nötrinoları yakalamak için onların bir şekilde ışık hızından hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlamak gerekir. Bu da böyle bir yöntemle sağlanıyor. tabii bunun dışında kullanılabilecek bir kaç yöntem daha mevcut.
2015 nobel fizik ödülü, nötrinoların bir kütleye sahip olduğunu kanıtlayan deneylerdeki önemli katkılarından dolayı japonya’dan takaaki kajita ve kanada’dan arthur b. Mcdonald’a verildi. Yaklaşık 50 yıldır süren nötrino yakalama deneyleri japonya’daki detektörlerle yapılan deneyler sonucu büyük miktarda açıklığa kavuşturulmuştur. Deneyin sonuçlarına göre güneş’ten gelen nötrinolar dünyaya doğru gelirken kaybolmuyorlardı. Nötrinolar gözlemevine geldiklerinde "shape shifting" dediğimiz olayı gerçekleştirip şekil değiştirerek detektörlere farklı bir kimlikle yakalanıyorlardı. Detektörün nasıl bir şey olduğuna dair fotoğrafları buradan görebilirsiniz:
http://www.wired.com/wp-c...cience/2012/03/snoexp.jpg
http://www.thethoughtarch..._636105064240103116_o.jpg
http://24.media.tumblr.co...rz2eLAG1rpsj62o1_1280.jpg
http://www-sk.icrr.u-toky...on/PH14-bottom-yoko-2.JPG
evrende bir çok şeyin olduğu gibi nötrinoların da gizemi çözüldükçe evrenin geçmişi, yapısı, ötesi ve sonu üzerine gerçekler daha da keskin bir şekilde gün yüzüne çıkabilir.
Nötrinolar kütleçekimi ve zayıf nükleer kuvvetten etkilenmektedir. Zayıf nükleer kuvvetin menzili çok kısa olduğundan ve kütleçekim kuvveti de çok zayıf olduğundan, herhangi bir elektriksel yüke sahip olmayan nötrinoların elektromanyetik alanlarla ve maddelerle etkileşime geçmeden maddelerin içinden geçip gitmelerinin sebebi de bu yüzdendir. Nötrinolar o kadar küçüklerdir ki, bir elektron bile yanında devasa büyüklükte kalmaktadır.
Fizikte bildiğimiz standart model’e göre nötrinolar kütlesiz olmak zorundadır ancak nötrinoların bir kütleye sahip olduğu son yapılan deneylerle ortaya çıktığından dolayı evrenin işleyişinde rol alan standart model’in evrenin temel bileşenlerinin tamamlayıcı bir teorisi olup olmadığı tartışılmaktadır.
Peki nötrinolar nereden gelmektedir ve nasıl oluşmaktadır? Nötrinolar Güneş’te ya da bir süpernova patlamasında ortaya çıkar. Örneğin bir süpernova patlamasında çekirdekte kütleçekimi o kadar yüksektir ki, ışık o anda ve belki de yıllarca o bölgeden kaçamaz. Dolayısıyla buradaki ışık bize ulaşamadığından dolayı orada bir patlama olduğu bilgisine ulaşamayız. Ancak nötrino gibi maddelerle neredeyse etkileşime girmeyen parçacıklar bu patlamanın merkezinde oluşan kütleçekimden kaçıp dünyamıza ulaşabilir. işte dünyaya ulaşan bu nötrinolar detektörler vasıtasıyla incelenir ve bunun bir süpernova patlaması sonucu dünyaya gelip gelmediği bilgisine ulaşılır. Buradan da süpernovanın koordinatlarını çıkartıp süpernovanın merkezinden henüz kaçamayan ışığın eninde sonunda oradan kaçarak dünyaya ulaşacağı bilgisinden yola çıkarak teleskoplar, koordinatı belirlenen süpernova patlamasının merkezine çevrilir ve oradaki ışığın bize ulaşması beklenir.
Nötrinoların nasıl yakalandığı ve gözlemlendiği konusuna gelelim. nötrinoları yakalamak ve gözlemlemek çok zordur. Onları algılayabilmek ve gözlemleyebilmek için büyük parçacık detektörlerine ihtiyaç vardır. Bu parçacık detektörlerinden biri olan Super Kamiokande detektörü, Japonya’nın Kamioka bölgesinde bulunuyor. Yerin yüzlerce metre altındaki bu detektör 50 bin ton ultra saflıkta su ile dolduruluyor. Boşlukta (vakumda) evrendeki her şey gibi hiçbir şekilde ışık hızını geçemeyen ancak Suda ışık hızından hızlı giden bu parçacıklar, tıpkı ses hızından hızlı giden bir uçağın yarattığı şok dalgası gibi, suda "Çerenkov Işıması"* adı verilen bir şok dalgası yaratıyor ve bu ışıma Super Kamiokande’nin özel foto detektörleri tarafından kaydediliyor. Yani kısacası nötrinoları yakalamak için onların bir şekilde ışık hızından hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlamak gerekir. Bu da böyle bir yöntemle sağlanıyor. tabii bunun dışında kullanılabilecek bir kaç yöntem daha mevcut.
2015 nobel fizik ödülü, nötrinoların bir kütleye sahip olduğunu kanıtlayan deneylerdeki önemli katkılarından dolayı japonya’dan takaaki kajita ve kanada’dan arthur b. Mcdonald’a verildi. Yaklaşık 50 yıldır süren nötrino yakalama deneyleri japonya’daki detektörlerle yapılan deneyler sonucu büyük miktarda açıklığa kavuşturulmuştur. Deneyin sonuçlarına göre güneş’ten gelen nötrinolar dünyaya doğru gelirken kaybolmuyorlardı. Nötrinolar gözlemevine geldiklerinde "shape shifting" dediğimiz olayı gerçekleştirip şekil değiştirerek detektörlere farklı bir kimlikle yakalanıyorlardı. Detektörün nasıl bir şey olduğuna dair fotoğrafları buradan görebilirsiniz:
http://www.wired.com/wp-c...cience/2012/03/snoexp.jpg
http://www.thethoughtarch..._636105064240103116_o.jpg
http://24.media.tumblr.co...rz2eLAG1rpsj62o1_1280.jpg
http://www-sk.icrr.u-toky...on/PH14-bottom-yoko-2.JPG
evrende bir çok şeyin olduğu gibi nötrinoların da gizemi çözüldükçe evrenin geçmişi, yapısı, ötesi ve sonu üzerine gerçekler daha da keskin bir şekilde gün yüzüne çıkabilir.
Güneş her saniye Dünya’ya, üzerinde yaşayan insanların 10 katından fazla nötrino (sıfır yüklü ve sıfır kütleli tanecik) gönderir.
Degisik yollarla ortaya cikan, yuksuz ve kutlesi nerdeyse yok kabul edilen parcaciktir.
Ortaya cikisi da farkli hesaplamalar sonucu bulunmustur. Elektron ve protonun bozunumu sonrasi, meydana gelen momentumun, elektron ve protonun momentumuna esit olmamasi sonucu ortaya atilmistir esasen. Gozden kacan bu parcacigi ise daha sonra gozlemleme sansimiz olmustur.
Japonya'daki tesislerde notrini yakalama islemiyle varligi kesin bicimde kanitlanmistir.
görsel
Kutlesinin sifira yakin olmasi sayesinde yeryuzunden neredeyse sifir etkilesimle gecip gitmektedirler. 100 bin km celigin icinden hicbir sey yokmus gibi gecebilen bu parcacigin ismi ise yuksuz oldugundan dolayi notrona benzetilip, kucuk notron anlamina gelen notrino verilmistir.
Budut: isik hizindan da hizli degildir. Bunu belirtmeyi unutmusum. isik hizinin % 99 kusuruna kadar ulasabilir ancak % 100'une ve ya daha ustune cikmasi imkansizdir.
Ortaya cikisi da farkli hesaplamalar sonucu bulunmustur. Elektron ve protonun bozunumu sonrasi, meydana gelen momentumun, elektron ve protonun momentumuna esit olmamasi sonucu ortaya atilmistir esasen. Gozden kacan bu parcacigi ise daha sonra gozlemleme sansimiz olmustur.
Japonya'daki tesislerde notrini yakalama islemiyle varligi kesin bicimde kanitlanmistir.
görsel
Kutlesinin sifira yakin olmasi sayesinde yeryuzunden neredeyse sifir etkilesimle gecip gitmektedirler. 100 bin km celigin icinden hicbir sey yokmus gibi gecebilen bu parcacigin ismi ise yuksuz oldugundan dolayi notrona benzetilip, kucuk notron anlamina gelen notrino verilmistir.
Budut: isik hizindan da hizli degildir. Bunu belirtmeyi unutmusum. isik hizinin % 99 kusuruna kadar ulasabilir ancak % 100'une ve ya daha ustune cikmasi imkansizdir.
Neredeyse hicbir atomla etkilemiyor olmaları etkilesmedikleri anlamına gelmez. Sadece etkileşme konusunda aşırı nazlıdırlar.Ben bunu nasıl tespit ederim diye kafa yoran yetkili abiler yerin çok çok altına diğer herşeyin etkisinden uzak bir sensor koyalım, bununla etkilesse etkilesse anca nötrino etkileşir diyelim demişler ve bu dediklerini de japonya da hayata geçirmişlerdir.
(bkz: Superkamiokande)
Kültürlenin lan, cahiller...
(bkz: Superkamiokande)
Kültürlenin lan, cahiller...
"Güneş nötrinosu uyumsuzluk problemi" ile bilim insanlarını epeyce uğraştıran parçacık.
elimizdeki standart güneş modeli, birim zamanda belli bir nötrino akısının güneş'ten gelmesi gerektiğini söyler. ancak 60'lı yıllarda yapılan ölçümlerde, öngörülen bu sayının ancak 1/3'ünün yer'e ulaştığı gözlenmiştir. bunun nedeni 30 yıl boyunca anlaşılamamıştır.
90'lı yılların sonlarında Süper Kamiokande ve Sudbury gibi nötrino dedektörlerinin elde ettiği veriler incelendiğinde görüldü ki, mesela bir muon nötrinosu, dünyaya gelene kadar tau nötrinosuna dönüşebiliyor. bu da dedektörlerde bazı türlerin gözlenememesi ile sonuçlandığından, ortada olmayan 2/3 oranındaki nötrinonun nereye kaybolduğunu açıklamaya yeterliydi.
elimizdeki standart güneş modeli, birim zamanda belli bir nötrino akısının güneş'ten gelmesi gerektiğini söyler. ancak 60'lı yıllarda yapılan ölçümlerde, öngörülen bu sayının ancak 1/3'ünün yer'e ulaştığı gözlenmiştir. bunun nedeni 30 yıl boyunca anlaşılamamıştır.
90'lı yılların sonlarında Süper Kamiokande ve Sudbury gibi nötrino dedektörlerinin elde ettiği veriler incelendiğinde görüldü ki, mesela bir muon nötrinosu, dünyaya gelene kadar tau nötrinosuna dönüşebiliyor. bu da dedektörlerde bazı türlerin gözlenememesi ile sonuçlandığından, ortada olmayan 2/3 oranındaki nötrinonun nereye kaybolduğunu açıklamaya yeterliydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar