bugün
- yarın kpssye girecek yazarlar12
- 5 eylül 2026 fenerbahçe beşiktaş maçı40
- çocuklara verilen farklı isimler12
- enayimiknatisii36
- gocu51
- ölüm9
- dansöz izleme keyfi12
- sözlük yazarlarının salatalıkları21
- ekşi sözlük7
- aziz yıldırım12
- iş kazasında ölen işçiye tali kusur3
- insan olmaya ceyrek kala26
- hangi renksiniz17
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı13
- kumral erkek3
- serhat kılıç13
- güneş kremimi yenilemem lazım diyen erkek12
- açık oylayan yazar ne demek istiyor13
- amerikada hasidik yahudi avı başlaması8
- 05 09 2026 silvermist'e ciğer ısmarlamam14
- regex2
- ismail kartal9
- ne yazarsanız yazın anında gerçeğe dönüşseydi8
- israil olmasa orta doğu nasıl olurdu21
- 4 eylül 2026 başakşehir galatasaray maçı32
- özledim mesajına verilecek cevaplar13
- tai lung42
- kerem aktürkoğlu8
- online listesinden manita beğenmek7
- fusya semsiyeli yabanci8
- flört uygulaması eşleşme algoritması2
- ölümün delilinin olmadığı gerçeği4
- sözlükteki şer çetesi12
- geleneksel ciğer ısrmarlama şenlikleri9
- sözlükte herkesin avcı olması12
- sözlükteki zorbalar12
- uzak durulası insan modelleri5
- geceye bir söz bırak8
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak6
- s'i l v'e r m'i s t29
- bik bik dondurma yapsın da görelim6
- anın görüntüsü24
- reis2
- sözlükteki fenerbahçeliler6
- masklavinin akepeyi hiç eleştirmemesi28
- saraca finch house2
- 5 eylül 2026 köprülerin özelleştirilmesi13
- evde dondurma yapmak5
- öylesine bir şeyler yaz3
- sürekli ilgi bekleyen erkek9
ünlü italyan fizikçi enrico fermi tarafından, çoğu uzay bilimcinin evrenin oluşumunda büyük rolünün olduğunu düşündüğü, güneşte ola-gelen nükleer füzyon sırasında hidrojenin yanmasıyla oluşan ve bir elektrondan yaklaşık 200 bin kat daha küçük ve hafif taneciklere verdiği ad.
her türlü maddenin içerisinden ona ve yapısal özelliklerine zarar vermeksizin geçip giden bu parçacıklardan saniyede yaklaşık 100 trilyon kadarının da insan vücudundan geçip-gittiği düşünülmektedir.
geçtiğimiz hafta, apenin dağları altındaki bir laboratuardan 700 km. kadar uzaklıktaki cern laboratuarlarına gönderilen nötrinoların ışık hızını dahi geçtiklerinin tespit edildiği bildirilmişti.
her türlü maddenin içerisinden ona ve yapısal özelliklerine zarar vermeksizin geçip giden bu parçacıklardan saniyede yaklaşık 100 trilyon kadarının da insan vücudundan geçip-gittiği düşünülmektedir.
geçtiğimiz hafta, apenin dağları altındaki bir laboratuardan 700 km. kadar uzaklıktaki cern laboratuarlarına gönderilen nötrinoların ışık hızını dahi geçtiklerinin tespit edildiği bildirilmişti.
Işık hızından asla ve asla hızlı hareket edememişlerdir; edemezler de. Gran Sasso'da yapılan OPERA deneyi'nin sonuçları, GPS sistemi ile nötrinoların yolculuk sürelerini ölçen atom saatleri arasındaki bir senkronizasyon sorunu sebebiyle yanlış ölçüm vermiştir. Yani nötrinolar ışık hızını aşmamışlardır. Henüz ışık hızını aşan bir parçacık yoktur.
ışık hızına yakın hıza sahip olan, elektriksel yükü sıfır olan ve maddelerin içinden neredeyse hiç etkileşmeden geçebilen temel parçacıklardandır. nötrinoların algılanması oldukça zor olduğundan çok küçük, ancak sıfır olmayan durgun kütleleri vardır.
ingilizce’de neutrino, ışık hızına çok yakın bir hıza sahip olan, çok az da olsa belli bir kütleye sahip, elektriksel yükü sıfır olan ve maddelerin içinden neredeyse hiç etkileşmeden geçebilen temel parçacıklardandır. Her saniye vücudumuzdan milyarlarca nötrino parçacığı geçmektedir. Yine Saniyede dünya yüzeyinin güneşe dik olan kısmına santimetrekare başına yaklaşık 65 milyar nötrino ulaşır. sadece birkaç santimetre kalınlığındaki kurşun bir tabaka X ışınlarını tutabilirken 1 ışık yılı kalınlığındaki kurşun bir tabaka nötrinoyu tutamamaktadır. Nötrinolar vücudumuzdan geçtikleri gibi Dünya’nın bir ucundan girip diğer ucundan çıkıp giderler.
Nötrinolar kütleçekimi ve zayıf nükleer kuvvetten etkilenmektedir. Zayıf nükleer kuvvetin menzili çok kısa olduğundan ve kütleçekim kuvveti de çok zayıf olduğundan, herhangi bir elektriksel yüke sahip olmayan nötrinoların elektromanyetik alanlarla ve maddelerle etkileşime geçmeden maddelerin içinden geçip gitmelerinin sebebi de bu yüzdendir. Nötrinolar o kadar küçüklerdir ki, bir elektron bile yanında devasa büyüklükte kalmaktadır.
Fizikte bildiğimiz standart model’e göre nötrinolar kütlesiz olmak zorundadır ancak nötrinoların bir kütleye sahip olduğu son yapılan deneylerle ortaya çıktığından dolayı evrenin işleyişinde rol alan standart model’in evrenin temel bileşenlerinin tamamlayıcı bir teorisi olup olmadığı tartışılmaktadır.
Peki nötrinolar nereden gelmektedir ve nasıl oluşmaktadır? Nötrinolar Güneş’te ya da bir süpernova patlamasında ortaya çıkar. Örneğin bir süpernova patlamasında çekirdekte kütleçekimi o kadar yüksektir ki, ışık o anda ve belki de yıllarca o bölgeden kaçamaz. Dolayısıyla buradaki ışık bize ulaşamadığından dolayı orada bir patlama olduğu bilgisine ulaşamayız. Ancak nötrino gibi maddelerle neredeyse etkileşime girmeyen parçacıklar bu patlamanın merkezinde oluşan kütleçekimden kaçıp dünyamıza ulaşabilir. işte dünyaya ulaşan bu nötrinolar detektörler vasıtasıyla incelenir ve bunun bir süpernova patlaması sonucu dünyaya gelip gelmediği bilgisine ulaşılır. Buradan da süpernovanın koordinatlarını çıkartıp süpernovanın merkezinden henüz kaçamayan ışığın eninde sonunda oradan kaçarak dünyaya ulaşacağı bilgisinden yola çıkarak teleskoplar, koordinatı belirlenen süpernova patlamasının merkezine çevrilir ve oradaki ışığın bize ulaşması beklenir.
Nötrinoların nasıl yakalandığı ve gözlemlendiği konusuna gelelim. nötrinoları yakalamak ve gözlemlemek çok zordur. Onları algılayabilmek ve gözlemleyebilmek için büyük parçacık detektörlerine ihtiyaç vardır. Bu parçacık detektörlerinden biri olan Super Kamiokande detektörü, Japonya’nın Kamioka bölgesinde bulunuyor. Yerin yüzlerce metre altındaki bu detektör 50 bin ton ultra saflıkta su ile dolduruluyor. Boşlukta (vakumda) evrendeki her şey gibi hiçbir şekilde ışık hızını geçemeyen ancak Suda ışık hızından hızlı giden bu parçacıklar, tıpkı ses hızından hızlı giden bir uçağın yarattığı şok dalgası gibi, suda "Çerenkov Işıması"* adı verilen bir şok dalgası yaratıyor ve bu ışıma Super Kamiokande’nin özel foto detektörleri tarafından kaydediliyor. Yani kısacası nötrinoları yakalamak için onların bir şekilde ışık hızından hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlamak gerekir. Bu da böyle bir yöntemle sağlanıyor. tabii bunun dışında kullanılabilecek bir kaç yöntem daha mevcut.
2015 nobel fizik ödülü, nötrinoların bir kütleye sahip olduğunu kanıtlayan deneylerdeki önemli katkılarından dolayı japonya’dan takaaki kajita ve kanada’dan arthur b. Mcdonald’a verildi. Yaklaşık 50 yıldır süren nötrino yakalama deneyleri japonya’daki detektörlerle yapılan deneyler sonucu büyük miktarda açıklığa kavuşturulmuştur. Deneyin sonuçlarına göre güneş’ten gelen nötrinolar dünyaya doğru gelirken kaybolmuyorlardı. Nötrinolar gözlemevine geldiklerinde "shape shifting" dediğimiz olayı gerçekleştirip şekil değiştirerek detektörlere farklı bir kimlikle yakalanıyorlardı. Detektörün nasıl bir şey olduğuna dair fotoğrafları buradan görebilirsiniz:
http://www.wired.com/wp-c...cience/2012/03/snoexp.jpg
http://www.thethoughtarch..._636105064240103116_o.jpg
http://24.media.tumblr.co...rz2eLAG1rpsj62o1_1280.jpg
http://www-sk.icrr.u-toky...on/PH14-bottom-yoko-2.JPG
evrende bir çok şeyin olduğu gibi nötrinoların da gizemi çözüldükçe evrenin geçmişi, yapısı, ötesi ve sonu üzerine gerçekler daha da keskin bir şekilde gün yüzüne çıkabilir.
Nötrinolar kütleçekimi ve zayıf nükleer kuvvetten etkilenmektedir. Zayıf nükleer kuvvetin menzili çok kısa olduğundan ve kütleçekim kuvveti de çok zayıf olduğundan, herhangi bir elektriksel yüke sahip olmayan nötrinoların elektromanyetik alanlarla ve maddelerle etkileşime geçmeden maddelerin içinden geçip gitmelerinin sebebi de bu yüzdendir. Nötrinolar o kadar küçüklerdir ki, bir elektron bile yanında devasa büyüklükte kalmaktadır.
Fizikte bildiğimiz standart model’e göre nötrinolar kütlesiz olmak zorundadır ancak nötrinoların bir kütleye sahip olduğu son yapılan deneylerle ortaya çıktığından dolayı evrenin işleyişinde rol alan standart model’in evrenin temel bileşenlerinin tamamlayıcı bir teorisi olup olmadığı tartışılmaktadır.
Peki nötrinolar nereden gelmektedir ve nasıl oluşmaktadır? Nötrinolar Güneş’te ya da bir süpernova patlamasında ortaya çıkar. Örneğin bir süpernova patlamasında çekirdekte kütleçekimi o kadar yüksektir ki, ışık o anda ve belki de yıllarca o bölgeden kaçamaz. Dolayısıyla buradaki ışık bize ulaşamadığından dolayı orada bir patlama olduğu bilgisine ulaşamayız. Ancak nötrino gibi maddelerle neredeyse etkileşime girmeyen parçacıklar bu patlamanın merkezinde oluşan kütleçekimden kaçıp dünyamıza ulaşabilir. işte dünyaya ulaşan bu nötrinolar detektörler vasıtasıyla incelenir ve bunun bir süpernova patlaması sonucu dünyaya gelip gelmediği bilgisine ulaşılır. Buradan da süpernovanın koordinatlarını çıkartıp süpernovanın merkezinden henüz kaçamayan ışığın eninde sonunda oradan kaçarak dünyaya ulaşacağı bilgisinden yola çıkarak teleskoplar, koordinatı belirlenen süpernova patlamasının merkezine çevrilir ve oradaki ışığın bize ulaşması beklenir.
Nötrinoların nasıl yakalandığı ve gözlemlendiği konusuna gelelim. nötrinoları yakalamak ve gözlemlemek çok zordur. Onları algılayabilmek ve gözlemleyebilmek için büyük parçacık detektörlerine ihtiyaç vardır. Bu parçacık detektörlerinden biri olan Super Kamiokande detektörü, Japonya’nın Kamioka bölgesinde bulunuyor. Yerin yüzlerce metre altındaki bu detektör 50 bin ton ultra saflıkta su ile dolduruluyor. Boşlukta (vakumda) evrendeki her şey gibi hiçbir şekilde ışık hızını geçemeyen ancak Suda ışık hızından hızlı giden bu parçacıklar, tıpkı ses hızından hızlı giden bir uçağın yarattığı şok dalgası gibi, suda "Çerenkov Işıması"* adı verilen bir şok dalgası yaratıyor ve bu ışıma Super Kamiokande’nin özel foto detektörleri tarafından kaydediliyor. Yani kısacası nötrinoları yakalamak için onların bir şekilde ışık hızından hızlı bir şekilde hareket etmesini sağlamak gerekir. Bu da böyle bir yöntemle sağlanıyor. tabii bunun dışında kullanılabilecek bir kaç yöntem daha mevcut.
2015 nobel fizik ödülü, nötrinoların bir kütleye sahip olduğunu kanıtlayan deneylerdeki önemli katkılarından dolayı japonya’dan takaaki kajita ve kanada’dan arthur b. Mcdonald’a verildi. Yaklaşık 50 yıldır süren nötrino yakalama deneyleri japonya’daki detektörlerle yapılan deneyler sonucu büyük miktarda açıklığa kavuşturulmuştur. Deneyin sonuçlarına göre güneş’ten gelen nötrinolar dünyaya doğru gelirken kaybolmuyorlardı. Nötrinolar gözlemevine geldiklerinde "shape shifting" dediğimiz olayı gerçekleştirip şekil değiştirerek detektörlere farklı bir kimlikle yakalanıyorlardı. Detektörün nasıl bir şey olduğuna dair fotoğrafları buradan görebilirsiniz:
http://www.wired.com/wp-c...cience/2012/03/snoexp.jpg
http://www.thethoughtarch..._636105064240103116_o.jpg
http://24.media.tumblr.co...rz2eLAG1rpsj62o1_1280.jpg
http://www-sk.icrr.u-toky...on/PH14-bottom-yoko-2.JPG
evrende bir çok şeyin olduğu gibi nötrinoların da gizemi çözüldükçe evrenin geçmişi, yapısı, ötesi ve sonu üzerine gerçekler daha da keskin bir şekilde gün yüzüne çıkabilir.
Güneş her saniye Dünya’ya, üzerinde yaşayan insanların 10 katından fazla nötrino (sıfır yüklü ve sıfır kütleli tanecik) gönderir.
Degisik yollarla ortaya cikan, yuksuz ve kutlesi nerdeyse yok kabul edilen parcaciktir.
Ortaya cikisi da farkli hesaplamalar sonucu bulunmustur. Elektron ve protonun bozunumu sonrasi, meydana gelen momentumun, elektron ve protonun momentumuna esit olmamasi sonucu ortaya atilmistir esasen. Gozden kacan bu parcacigi ise daha sonra gozlemleme sansimiz olmustur.
Japonya'daki tesislerde notrini yakalama islemiyle varligi kesin bicimde kanitlanmistir.
görsel
Kutlesinin sifira yakin olmasi sayesinde yeryuzunden neredeyse sifir etkilesimle gecip gitmektedirler. 100 bin km celigin icinden hicbir sey yokmus gibi gecebilen bu parcacigin ismi ise yuksuz oldugundan dolayi notrona benzetilip, kucuk notron anlamina gelen notrino verilmistir.
Budut: isik hizindan da hizli degildir. Bunu belirtmeyi unutmusum. isik hizinin % 99 kusuruna kadar ulasabilir ancak % 100'une ve ya daha ustune cikmasi imkansizdir.
Ortaya cikisi da farkli hesaplamalar sonucu bulunmustur. Elektron ve protonun bozunumu sonrasi, meydana gelen momentumun, elektron ve protonun momentumuna esit olmamasi sonucu ortaya atilmistir esasen. Gozden kacan bu parcacigi ise daha sonra gozlemleme sansimiz olmustur.
Japonya'daki tesislerde notrini yakalama islemiyle varligi kesin bicimde kanitlanmistir.
görsel
Kutlesinin sifira yakin olmasi sayesinde yeryuzunden neredeyse sifir etkilesimle gecip gitmektedirler. 100 bin km celigin icinden hicbir sey yokmus gibi gecebilen bu parcacigin ismi ise yuksuz oldugundan dolayi notrona benzetilip, kucuk notron anlamina gelen notrino verilmistir.
Budut: isik hizindan da hizli degildir. Bunu belirtmeyi unutmusum. isik hizinin % 99 kusuruna kadar ulasabilir ancak % 100'une ve ya daha ustune cikmasi imkansizdir.
Neredeyse hicbir atomla etkilemiyor olmaları etkilesmedikleri anlamına gelmez. Sadece etkileşme konusunda aşırı nazlıdırlar.Ben bunu nasıl tespit ederim diye kafa yoran yetkili abiler yerin çok çok altına diğer herşeyin etkisinden uzak bir sensor koyalım, bununla etkilesse etkilesse anca nötrino etkileşir diyelim demişler ve bu dediklerini de japonya da hayata geçirmişlerdir.
(bkz: Superkamiokande)
Kültürlenin lan, cahiller...
(bkz: Superkamiokande)
Kültürlenin lan, cahiller...
"Güneş nötrinosu uyumsuzluk problemi" ile bilim insanlarını epeyce uğraştıran parçacık.
elimizdeki standart güneş modeli, birim zamanda belli bir nötrino akısının güneş'ten gelmesi gerektiğini söyler. ancak 60'lı yıllarda yapılan ölçümlerde, öngörülen bu sayının ancak 1/3'ünün yer'e ulaştığı gözlenmiştir. bunun nedeni 30 yıl boyunca anlaşılamamıştır.
90'lı yılların sonlarında Süper Kamiokande ve Sudbury gibi nötrino dedektörlerinin elde ettiği veriler incelendiğinde görüldü ki, mesela bir muon nötrinosu, dünyaya gelene kadar tau nötrinosuna dönüşebiliyor. bu da dedektörlerde bazı türlerin gözlenememesi ile sonuçlandığından, ortada olmayan 2/3 oranındaki nötrinonun nereye kaybolduğunu açıklamaya yeterliydi.
elimizdeki standart güneş modeli, birim zamanda belli bir nötrino akısının güneş'ten gelmesi gerektiğini söyler. ancak 60'lı yıllarda yapılan ölçümlerde, öngörülen bu sayının ancak 1/3'ünün yer'e ulaştığı gözlenmiştir. bunun nedeni 30 yıl boyunca anlaşılamamıştır.
90'lı yılların sonlarında Süper Kamiokande ve Sudbury gibi nötrino dedektörlerinin elde ettiği veriler incelendiğinde görüldü ki, mesela bir muon nötrinosu, dünyaya gelene kadar tau nötrinosuna dönüşebiliyor. bu da dedektörlerde bazı türlerin gözlenememesi ile sonuçlandığından, ortada olmayan 2/3 oranındaki nötrinonun nereye kaybolduğunu açıklamaya yeterliydi.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar