bugün
- sözlükte 1 63 den uzun hanımefendi yazar olmaması4
- türkiyeliyim ve mutluyum4
- anın görüntüsü15
- klavyedeki en gereksiz tuş3
- bir adaya düşsek6
- ekşi sözlük toplu yazar alımı8
- sözlükte 1 60 boyundaki tatlı ve kaslı kız5
- 31 ekim 20263
- ağustos ayında türkiyeye geldim3
- kamos bey birader beydir3
- ne mutlu türkiyeliyim diyene3
- gina carano'nun sözlüğe attığı ayaklar2
- ayakçı erkek5
- ese dezze6
- askerliğin bir türlü bitmemesi5
- canın hiçbir şey yapmak istememesi2
- 29 ekim 2026 kapadokya peribacasının çökmesi3
- apo çıkarsa ulusalcılar ne yapacak9
- her tuttuğunu uludağ sözlüğe getir kampanyası3
- en yakın erkek kankaya sakso çekmek4
- şırdanın afedersiniz şeye benzemesi2
- sözlük at hırsızlarının fotoğrafları6
- ismet pürmüz2
- kapadokyada peri bacası çöktü7
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım2
- zengin çocukları niye askerlik yapmıyor3
- whatsapp gurubu açınca sözlüğün ölmesi5
- nervio'nun başkalarının fotoğrafını paylaşması4
- show tv ana haber var2
- eski fotoğraflara bakmak3
- 29 ekim 2026 aliyev'in türkiye'ye gelmemesi4
- katalonya özerk bölgesi4
- kapadokya da çökme sonucu iki kişinin ölmesi4
- sinem dedetaş8
- dersimli kızlar6
- yaşasın cumhuriyet7
- sözlüğün ölü gibi olması4
- 29 ekim cumhuriyet bayramı14
- sözlük çok güzel ya5
- atatürk'ün vizyonunun inanılmazlığı7
- escort taş mı yesin11
- revizyon ameliyatı2
- cumhuriyet bayramı14
- türkiye cumhuriyeti5
- arkadaşlar nerdesiniz4
- amedspor10
- sigara içelim mi4
- yazarların kulaklığında şu an çalan şarkı20
- katalanlar2
- cumhuriyet 103 yaşında3
1
köle
efendi ve köklerin hükümdarı engin toprak
işte böyle bilcümle senin için yenileniyorum
devrimin borçlu sırtında açan bahar soyuna
2
belâ bir çağ kargışlıyor sabahı
dört kardeş yaprağın buluştuğu tuz yelkeni
renoir’de kadınca yalınlaşmak istiyorum kankızıl
sularına
şu tenimdeki çentikleri birer ikişer silmek
büyüsünü yitirmiş bir çocuğun ıslak kirpikleriyle
işte böyle bilcümle bunun için açıyorum göğün ağzını
3
zaman yanılsanmış bir ihtilâlin seyir defterinde
insan miğferli kadı’nın akrebinde soluyunca
çiçek şarapnel gibi açar tende
kemik hançer yarası alır
ki en ongun odur sabır denen illette
4
hünerli bir kadının
erdemli her kadının kapanarak gözlerine
kayan bir ışık yumağı gibi gideceğim elbet
viraneliğin susku’nun ve ölümün serin koynuna
yağmur dindiğinde annenin özü
renk bittiğinde babanın sözü
her ışık huzmesinde kardeşin yüzü vuracak
yalnızlığa çürüyen maveraya
orada işte ılık bir ırmak fışkıracak
rüzgâr gümbürtülü keman serinliği
5
seçildim diyorum sivil itaatsizliğin gizli seyrine
yanılıyorsam mumyalayın içimdeki uçurumu
bariyerleyin kimseler düşmesin
metale kazınan makus talihe
unutuldum diyorum yaralı göçün yorgun dizelerinde
yanılıyorsam ilahiler okuyun
vardiyam kekeme bir acıyla tükendiahir azizenin dikenli gülistanlığında
6
tragedyanın çıldırtan kanlılığında
seyirci olmak da oynamak en çok susarak
yanılıyorsam çarmıha gerin
tecrit olduğum yamaçta
dilimi hissetmiyorsam
kaburgamda sıkışmış darp izleriyle
sınana sırtlana uyuşturulduğum bu yaşamakta
kanımı kurutun ruhumu bütün çocuklara bölün
ölüm ki en bilge suskunluktur dünya denen batıkta
7
kimseye söylemeyeceğim söz veriyorum
vurulduğumu şiirden başka
içimde körüklenen bu yalım özü
sırtımdaki bastonsuz dağ kimi yurt bildi kimi kurt
bilmeyeceğim aşktan başka
8
lavanta kokulu menekşe ve uzun kollu erguvan
nerede diyeceğim yıldız kokusu ışık biraz daha ışık *
detone olmuş bir ses gibi
her şeyin geçkinliğine kilitleneceğim
ekim bıkkın bir yaşamak gibi redifini arayacak
ve bütün bıçkınlığımla doğmayacağım bir daha
yirmi yedinci vuruşunda hasat zamanının
9
küçülen kast engin aşk
dilde biriken kutsî maharet: yanılsama
tek doğurgan anı
sol göğsünde gecenin ödünsüzce saklananı
hünerli bir kadının
erdemli her kadının kapanarak gözlerine
kayan bir ışık yumağı gibi gideceğim elbet
viraneliğin susku'nun ve ölümün serin koynuna
10
uykulu gözlerle gelip posta arabası
binlerce dost kızılderili çıkıp kankızıl sular
sanrısından
falçata gibi sıyırarak kabuğunu toprağın tırnaklarıyla
doğumun yeni sancısını avuçlayacak
ve merhaba çocuk diyecek
diri ses uzunca beklenen ari nefes merhaba..!
azad ziya eren
köle
efendi ve köklerin hükümdarı engin toprak
işte böyle bilcümle senin için yenileniyorum
devrimin borçlu sırtında açan bahar soyuna
2
belâ bir çağ kargışlıyor sabahı
dört kardeş yaprağın buluştuğu tuz yelkeni
renoir’de kadınca yalınlaşmak istiyorum kankızıl
sularına
şu tenimdeki çentikleri birer ikişer silmek
büyüsünü yitirmiş bir çocuğun ıslak kirpikleriyle
işte böyle bilcümle bunun için açıyorum göğün ağzını
3
zaman yanılsanmış bir ihtilâlin seyir defterinde
insan miğferli kadı’nın akrebinde soluyunca
çiçek şarapnel gibi açar tende
kemik hançer yarası alır
ki en ongun odur sabır denen illette
4
hünerli bir kadının
erdemli her kadının kapanarak gözlerine
kayan bir ışık yumağı gibi gideceğim elbet
viraneliğin susku’nun ve ölümün serin koynuna
yağmur dindiğinde annenin özü
renk bittiğinde babanın sözü
her ışık huzmesinde kardeşin yüzü vuracak
yalnızlığa çürüyen maveraya
orada işte ılık bir ırmak fışkıracak
rüzgâr gümbürtülü keman serinliği
5
seçildim diyorum sivil itaatsizliğin gizli seyrine
yanılıyorsam mumyalayın içimdeki uçurumu
bariyerleyin kimseler düşmesin
metale kazınan makus talihe
unutuldum diyorum yaralı göçün yorgun dizelerinde
yanılıyorsam ilahiler okuyun
vardiyam kekeme bir acıyla tükendiahir azizenin dikenli gülistanlığında
6
tragedyanın çıldırtan kanlılığında
seyirci olmak da oynamak en çok susarak
yanılıyorsam çarmıha gerin
tecrit olduğum yamaçta
dilimi hissetmiyorsam
kaburgamda sıkışmış darp izleriyle
sınana sırtlana uyuşturulduğum bu yaşamakta
kanımı kurutun ruhumu bütün çocuklara bölün
ölüm ki en bilge suskunluktur dünya denen batıkta
7
kimseye söylemeyeceğim söz veriyorum
vurulduğumu şiirden başka
içimde körüklenen bu yalım özü
sırtımdaki bastonsuz dağ kimi yurt bildi kimi kurt
bilmeyeceğim aşktan başka
8
lavanta kokulu menekşe ve uzun kollu erguvan
nerede diyeceğim yıldız kokusu ışık biraz daha ışık *
detone olmuş bir ses gibi
her şeyin geçkinliğine kilitleneceğim
ekim bıkkın bir yaşamak gibi redifini arayacak
ve bütün bıçkınlığımla doğmayacağım bir daha
yirmi yedinci vuruşunda hasat zamanının
9
küçülen kast engin aşk
dilde biriken kutsî maharet: yanılsama
tek doğurgan anı
sol göğsünde gecenin ödünsüzce saklananı
hünerli bir kadının
erdemli her kadının kapanarak gözlerine
kayan bir ışık yumağı gibi gideceğim elbet
viraneliğin susku'nun ve ölümün serin koynuna
10
uykulu gözlerle gelip posta arabası
binlerce dost kızılderili çıkıp kankızıl sular
sanrısından
falçata gibi sıyırarak kabuğunu toprağın tırnaklarıyla
doğumun yeni sancısını avuçlayacak
ve merhaba çocuk diyecek
diri ses uzunca beklenen ari nefes merhaba..!
azad ziya eren
tam olarak türkcesi: birazcik daha isik.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar