bugün
- 14 ağustos 2026 galatasaray çorumspor maçı17
- tayt giyen kevaşeyi götten sikmek8
- galatasaray11
- mansur yavaş'ın iyi parti'ye geçmesi16
- victor osimhen13
- mehdi saçmalığı ile kandırılan milyonlar13
- sözlükten birine telefon vermek3
- uludağ sözlük evreni9
- galatasaray'ın kırmız kart jokeri3
- çorum fk2
- davinson sanchez2
- barış alper yılmaz2
- damarsız tüysüz manisa yaprağı26
- monica bellucci bakışı3
- yunus akgün2
- whatsapp'dan görüntülü arayan yabancı numaralar2
- tayyip ölünce başa kim geçecek sorunsalı4
- aşkım sakso ne demek diye soran kız2
- ishal olmak5
- brokeback dagindan ev almak3
- villach2
- çorum futbol kulübü2
- doruk madencilik işçilerinin direnişi5
- qazi muhammed2
- umreye gidene ve gelene ne denir7
- zallın 1 aylık kazancını yazarlarına dağıtma planı2
- yağmur yağdıktan sonra oluşan koku6
- dursun özbek2
- chp'li kızların açık giyinmesi3
- kumburgaz plajına gidecek olan gence tavsiyeler23
- futbol21
- chplilerin camileri ahıra çevirmesi19
- bir bela geliyor8
- yakışıklı seri katil4
- ömer karakaş3
- mehdi nereye inecek sorunsalı10
- sözlükte iki gündür dönen erkek memesi muhabbeti8
- velvet15
- trt'nin artık tarafsızlığı da umursamaması4
- sebahattin şirin21
- mustafa4
- neredesiniz kızlar4
- ahmet baran yazgan5
- uludağ sözlük hacc organizasyonu5
- iremga32
- sözlükte elit zevkleri olan insan olmaması34
- distopik film önerisi4
- recep tayyip erdoğan'ın kazanmasının asıl nedeni16
- sözlükte marka olmak11
- kedi tekmelemek11
1
köle
efendi ve köklerin hükümdarı engin toprak
işte böyle bilcümle senin için yenileniyorum
devrimin borçlu sırtında açan bahar soyuna
2
belâ bir çağ kargışlıyor sabahı
dört kardeş yaprağın buluştuğu tuz yelkeni
renoir’de kadınca yalınlaşmak istiyorum kankızıl
sularına
şu tenimdeki çentikleri birer ikişer silmek
büyüsünü yitirmiş bir çocuğun ıslak kirpikleriyle
işte böyle bilcümle bunun için açıyorum göğün ağzını
3
zaman yanılsanmış bir ihtilâlin seyir defterinde
insan miğferli kadı’nın akrebinde soluyunca
çiçek şarapnel gibi açar tende
kemik hançer yarası alır
ki en ongun odur sabır denen illette
4
hünerli bir kadının
erdemli her kadının kapanarak gözlerine
kayan bir ışık yumağı gibi gideceğim elbet
viraneliğin susku’nun ve ölümün serin koynuna
yağmur dindiğinde annenin özü
renk bittiğinde babanın sözü
her ışık huzmesinde kardeşin yüzü vuracak
yalnızlığa çürüyen maveraya
orada işte ılık bir ırmak fışkıracak
rüzgâr gümbürtülü keman serinliği
5
seçildim diyorum sivil itaatsizliğin gizli seyrine
yanılıyorsam mumyalayın içimdeki uçurumu
bariyerleyin kimseler düşmesin
metale kazınan makus talihe
unutuldum diyorum yaralı göçün yorgun dizelerinde
yanılıyorsam ilahiler okuyun
vardiyam kekeme bir acıyla tükendiahir azizenin dikenli gülistanlığında
6
tragedyanın çıldırtan kanlılığında
seyirci olmak da oynamak en çok susarak
yanılıyorsam çarmıha gerin
tecrit olduğum yamaçta
dilimi hissetmiyorsam
kaburgamda sıkışmış darp izleriyle
sınana sırtlana uyuşturulduğum bu yaşamakta
kanımı kurutun ruhumu bütün çocuklara bölün
ölüm ki en bilge suskunluktur dünya denen batıkta
7
kimseye söylemeyeceğim söz veriyorum
vurulduğumu şiirden başka
içimde körüklenen bu yalım özü
sırtımdaki bastonsuz dağ kimi yurt bildi kimi kurt
bilmeyeceğim aşktan başka
8
lavanta kokulu menekşe ve uzun kollu erguvan
nerede diyeceğim yıldız kokusu ışık biraz daha ışık *
detone olmuş bir ses gibi
her şeyin geçkinliğine kilitleneceğim
ekim bıkkın bir yaşamak gibi redifini arayacak
ve bütün bıçkınlığımla doğmayacağım bir daha
yirmi yedinci vuruşunda hasat zamanının
9
küçülen kast engin aşk
dilde biriken kutsî maharet: yanılsama
tek doğurgan anı
sol göğsünde gecenin ödünsüzce saklananı
hünerli bir kadının
erdemli her kadının kapanarak gözlerine
kayan bir ışık yumağı gibi gideceğim elbet
viraneliğin susku'nun ve ölümün serin koynuna
10
uykulu gözlerle gelip posta arabası
binlerce dost kızılderili çıkıp kankızıl sular
sanrısından
falçata gibi sıyırarak kabuğunu toprağın tırnaklarıyla
doğumun yeni sancısını avuçlayacak
ve merhaba çocuk diyecek
diri ses uzunca beklenen ari nefes merhaba..!
azad ziya eren
köle
efendi ve köklerin hükümdarı engin toprak
işte böyle bilcümle senin için yenileniyorum
devrimin borçlu sırtında açan bahar soyuna
2
belâ bir çağ kargışlıyor sabahı
dört kardeş yaprağın buluştuğu tuz yelkeni
renoir’de kadınca yalınlaşmak istiyorum kankızıl
sularına
şu tenimdeki çentikleri birer ikişer silmek
büyüsünü yitirmiş bir çocuğun ıslak kirpikleriyle
işte böyle bilcümle bunun için açıyorum göğün ağzını
3
zaman yanılsanmış bir ihtilâlin seyir defterinde
insan miğferli kadı’nın akrebinde soluyunca
çiçek şarapnel gibi açar tende
kemik hançer yarası alır
ki en ongun odur sabır denen illette
4
hünerli bir kadının
erdemli her kadının kapanarak gözlerine
kayan bir ışık yumağı gibi gideceğim elbet
viraneliğin susku’nun ve ölümün serin koynuna
yağmur dindiğinde annenin özü
renk bittiğinde babanın sözü
her ışık huzmesinde kardeşin yüzü vuracak
yalnızlığa çürüyen maveraya
orada işte ılık bir ırmak fışkıracak
rüzgâr gümbürtülü keman serinliği
5
seçildim diyorum sivil itaatsizliğin gizli seyrine
yanılıyorsam mumyalayın içimdeki uçurumu
bariyerleyin kimseler düşmesin
metale kazınan makus talihe
unutuldum diyorum yaralı göçün yorgun dizelerinde
yanılıyorsam ilahiler okuyun
vardiyam kekeme bir acıyla tükendiahir azizenin dikenli gülistanlığında
6
tragedyanın çıldırtan kanlılığında
seyirci olmak da oynamak en çok susarak
yanılıyorsam çarmıha gerin
tecrit olduğum yamaçta
dilimi hissetmiyorsam
kaburgamda sıkışmış darp izleriyle
sınana sırtlana uyuşturulduğum bu yaşamakta
kanımı kurutun ruhumu bütün çocuklara bölün
ölüm ki en bilge suskunluktur dünya denen batıkta
7
kimseye söylemeyeceğim söz veriyorum
vurulduğumu şiirden başka
içimde körüklenen bu yalım özü
sırtımdaki bastonsuz dağ kimi yurt bildi kimi kurt
bilmeyeceğim aşktan başka
8
lavanta kokulu menekşe ve uzun kollu erguvan
nerede diyeceğim yıldız kokusu ışık biraz daha ışık *
detone olmuş bir ses gibi
her şeyin geçkinliğine kilitleneceğim
ekim bıkkın bir yaşamak gibi redifini arayacak
ve bütün bıçkınlığımla doğmayacağım bir daha
yirmi yedinci vuruşunda hasat zamanının
9
küçülen kast engin aşk
dilde biriken kutsî maharet: yanılsama
tek doğurgan anı
sol göğsünde gecenin ödünsüzce saklananı
hünerli bir kadının
erdemli her kadının kapanarak gözlerine
kayan bir ışık yumağı gibi gideceğim elbet
viraneliğin susku'nun ve ölümün serin koynuna
10
uykulu gözlerle gelip posta arabası
binlerce dost kızılderili çıkıp kankızıl sular
sanrısından
falçata gibi sıyırarak kabuğunu toprağın tırnaklarıyla
doğumun yeni sancısını avuçlayacak
ve merhaba çocuk diyecek
diri ses uzunca beklenen ari nefes merhaba..!
azad ziya eren
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar