bugün
- 11 aydır yazmayan flört ne yapıyordur sorunsalı9
- ellerim bos gonlum hos31
- bir bela geliyor6
- trakyalı yazarlar6
- boşnak olmak ister miydiniz5
- seri eksiciyi tenhada yakalamak5
- sözlükte en çok kıskandığınız yazar11
- lahmacun9
- habire1219
- masklavi ile yeni parti mitingine gitmek38
- hoşlandığın kızın komünist çıkması9
- kaan sezyum7
- hayatında hiç deri ceket giymemiş kız3
- ay diyen erkek9
- basmane tren garı7
- arif kocabıyık14
- sözlük yazarlarının kudurtan kombinleri23
- mladiç piçtir piç kalacaktır3
- apo yu eleştirmek vs apo'ya küfretmek4
- tekerlek toplayan cocuk4
- 11 aydır ortalıkta olmayan flörte yazılmalı mıdır2
- silvermist9
- istanbul ve bütün türkiye ev kiraları ne olacak3
- biraderin koşturması3
- hz isa'nın fiziksel annesi ve babası yoktu11
- sobadan kurtulmak5
- köylü kızın size aşık olması2
- ateist ve deist arkadaşları olan müslüman2
- sarapci koala63
- trakyadan adam çıkmaz diyen insan4
- gocu37
- sırta zincir vurarak zikir etmek3
- hiç kimse fikirleri yüzünden hapis yatmasın8
- vexillarius the slayer8
- raikagetokatlayan4
- türkiye solunun en büyük sorunu6
- renkli rüyalar oteli5
- ben geldim naneler15
- ben evlendiğimde 51 kiloydum3
- ben sizin anonim11
- habire12nin çaylak olması5
- atatürk düşmanlarının ortak özellikleri2
- dororo2
- aşk3
- mantı8
- sersem herif5
- dinler tarihi5
- gocu bey bay reyiz2
- atatürk'ün papanın iznik ziyaretine izin vermemesi2
- gammaz çetesi9
candan erçetin in en dokunaklı şarkılarından biri
neden anlamaz insan yanındayken kıymetini
neden söylemez insan sevdiğine sevdiğini
yarın çok geç olunca pişman olmak boşuna
gururun neye yarar ki yalnız kalmaktan başka
yarın çok geç olunca isyan etmek boşuna
gururun neye yararki vakit kaybından başka
neden yar neden
bilinmez acı çekmeden
neden can neden
görülmez günü gelmeden
neden cimridir insan anlatırken minnetini
neden sabırsız insan gösterirken öfkesini
yarın çok geç olunca pişman olmak boşuna
hiddetin neye yarar ki yalnız kalmaktan başka
yarın çok geç olunca isyan etmek boşuna
hiddetin neye yararki vakit kaybından başka
neden yar neden
bilinmez acı çekmeden
neden can neden
görülmez günü gelmeden
neden sevinir insan zafer kazandığında
kazanmak neye yarar ki kaybeden olduğunda
yarın çok geç olunca pişman olmak boşuna
savaşlar neye yarar ki yalnız kalmaktan başka
neden anlamaz insan yanındayken kıymetini
neden söylemez insan sevdiğine sevdiğini
yarın çok geç olunca pişman olmak boşuna
gururun neye yarar ki yalnız kalmaktan başka
yarın çok geç olunca isyan etmek boşuna
gururun neye yararki vakit kaybından başka
neden yar neden
bilinmez acı çekmeden
neden can neden
görülmez günü gelmeden
neden cimridir insan anlatırken minnetini
neden sabırsız insan gösterirken öfkesini
yarın çok geç olunca pişman olmak boşuna
hiddetin neye yarar ki yalnız kalmaktan başka
yarın çok geç olunca isyan etmek boşuna
hiddetin neye yararki vakit kaybından başka
neden yar neden
bilinmez acı çekmeden
neden can neden
görülmez günü gelmeden
neden sevinir insan zafer kazandığında
kazanmak neye yarar ki kaybeden olduğunda
yarın çok geç olunca pişman olmak boşuna
savaşlar neye yarar ki yalnız kalmaktan başka
doğrular ve anlamlar kişiye göre farklılık gösterdiği için, benim doğru bulduğum işi , diğer kişi yanlış bulabilir.
' neden ' diye sorabilir.
patronlar, hanımlar, ana ve babalar, sevgililer, 'neden ?' sorusunu sıkça kulanır.
içsesimiz bazen ' neden ' sorusu ile bizleri bunaltabilir.
yanılgıların savcısıdır, ' neden ' sorusu.
' neden ' diye sorabilir.
patronlar, hanımlar, ana ve babalar, sevgililer, 'neden ?' sorusunu sıkça kulanır.
içsesimiz bazen ' neden ' sorusu ile bizleri bunaltabilir.
yanılgıların savcısıdır, ' neden ' sorusu.
vüs at o. bener şiiridir.
Doğa her şeye karşın yenileyecekse
durmadan
Neden önemsemek bunca kendini
Taşlı tarlalarda bir tek gelincik
Savaşmak değmeyeceği ölümsüzlüklere...
Doğa her şeye karşın yenileyecekse
durmadan
Neden önemsemek bunca kendini
Taşlı tarlalarda bir tek gelincik
Savaşmak değmeyeceği ölümsüzlüklere...
neden mi .
çünkü bencillik diz boyu, almış başını gidiyor.
çünkü empati yok.
çünkü çilek ve krema ayrılmaz bir ikili.
çünkü bu ülkede yaşıyorum.
çünkü bende ülkemin daha yaşanılabilir olmasını istiyorum.
çünkü hiç bir köşe yazarının görevini objektif ve okunulabilir yaptığına inanmıyorum.
çünkü mantı yemeyi severim.
çünkü burası erkek egemen bir sistemle yönetiliyor.
çünkü daima bir av ve avcı var.
çünkü müzik dinlemeyi severim.
ve bir sürü çünkü diyebilirim.
çünkü bencillik diz boyu, almış başını gidiyor.
çünkü empati yok.
çünkü çilek ve krema ayrılmaz bir ikili.
çünkü bu ülkede yaşıyorum.
çünkü bende ülkemin daha yaşanılabilir olmasını istiyorum.
çünkü hiç bir köşe yazarının görevini objektif ve okunulabilir yaptığına inanmıyorum.
çünkü mantı yemeyi severim.
çünkü burası erkek egemen bir sistemle yönetiliyor.
çünkü daima bir av ve avcı var.
çünkü müzik dinlemeyi severim.
ve bir sürü çünkü diyebilirim.
Bütün karanlıkları aştım da
Geldim sana takıldım
Işıktın
Neden karardın
M. Sunullah Arısoy.
Geldim sana takıldım
Işıktın
Neden karardın
M. Sunullah Arısoy.
Diyalog:
-Neden
-Kaplumbağa deden.
Diye kapak edilebilen bir sözcük.
-Neden
-Kaplumbağa deden.
Diye kapak edilebilen bir sözcük.
jehan barbur un son klip çektiği şarkısı.
yorgunluktan mı bu halim?
düşünmek bile zor
kelimesiz geldiğim
fikirler yol almaz
dağınıklıktan mı bu halim?
durulmak artık zor
geçmişte bitirdiğim
hüznümde hal kalmaz
yorgunluktan mı bu halim?
düşünmek bile zor
kelimesiz geldiğim
fikirler yol almaz
dağınıklıktan mı bu halim?
durulmak artık zor
geçmişte bitirdiğim
hüznümde hal kalmaz
hayata en sık sorulan soru. ve hiç bir zaman cevap alamadığın alamayacağın hep kendine soracağın soru. en büyük sırdaş asla söylemez neden olduğunu olacağını
muhteşem bir jehan barbur parçası
sözleri;
kalabalık bir sokak belki hayat
sen her köşe başı
yorgunluktan mı bu halim
düşünmek bile zor
kelimesiz geldiğim
fikirler yol almaz
dağınıklıktan mı bu halim
durulmak artık zor
geçmişte bitirdiğim
hüznümde hal kalmaz
toplanmamış bir oda
benle hayat
sen
yağmur sonrası...
yorgunluktan mı bu halim
düşünmek bile zor
kelimesiz geldiğim
fikirler yol almaz
dağınıklıktan mı bu halim
durulmak artık zor
geçmişte bitirdiğim
hüznümde hal kalmaz
dönüşmeden,
değişmeden gün olmaz
çare bulmaz
soluklanmaz zaman
yenilenmez yalan.
sözleri;
kalabalık bir sokak belki hayat
sen her köşe başı
yorgunluktan mı bu halim
düşünmek bile zor
kelimesiz geldiğim
fikirler yol almaz
dağınıklıktan mı bu halim
durulmak artık zor
geçmişte bitirdiğim
hüznümde hal kalmaz
toplanmamış bir oda
benle hayat
sen
yağmur sonrası...
yorgunluktan mı bu halim
düşünmek bile zor
kelimesiz geldiğim
fikirler yol almaz
dağınıklıktan mı bu halim
durulmak artık zor
geçmişte bitirdiğim
hüznümde hal kalmaz
dönüşmeden,
değişmeden gün olmaz
çare bulmaz
soluklanmaz zaman
yenilenmez yalan.
- ben seni çok seviyorum biliyor musun?
+ ya ben?
- aynı zamanda nefret de ediyorum biliyor musun?
+ neden?
+ ya ben?
- aynı zamanda nefret de ediyorum biliyor musun?
+ neden?
bulması en kolay şeylerden biridir.
5 harfli bir hece ve insanların kendilerine yada başkalarına sürekli sorduğu bi soru sözcüğü .
ne bileyim ben, kablumbağa deden! şeklinde cevap verilebilecek, ukala soru.
genellikle cümlenin başına getirilen soru zamiri.
(bkz: neden)
(bkz: neden)
her söyleyişimde hem kendimi hem de dinleyenleri ağlatan şarkı. bunalıma girmek için birebir.
bazen soramazsınız. öylece kalırsınız ve bundan sonraki sahne sizin sadece olayları akışına bıraktığınız andır. nasılsa kader nedenini size bir gün açıklayacaktır.
(bkz: kaplumbağa deden)*
sorulmadan yaşandığında mala bağlamanın kaçınılmaz olduğu soru...
neden?!
neden?!
(bkz: işin aslı)
doğada hiçbir şeyin onsuz olamadığıdır.
Her şeyin bir anda olduğuna inanmak ne kadar zorsa, her şeyin bir anda yıkıldığına inanmak da çok zor; Bir yemeği yaparken verilen uğraş ve emekler, o sonsuz çaba; Alışverişe git, en iyisi ve tazesi, en güzeli ve kalitelisi olsun diye saatlerce seç, araştır. Sonra dolaba diz, yerleştir, her seferinde bir miktarı dolaba sığmadığı için ;nasıl oldu da bu küçük dolabı aldım; diye kendini suçla.
Her şeyi aldığını sanırken, yemek yapmaya başladığında domatesi unuttuğunu fark et. Kim unuttu? Kim gidecek kavgası. Sıkıntı uzamasın ve mutluluk bozulmasın diyen ben ve yeniden marketin yollarına düşen ben. Yemeği pişirmek için 2 saatlik uğraş ve sonucunda masada buluşma. En fazla 10 dakikada tabakların boşalması. Tam bir facia; Bütün gün uğraş ve 10 dakika, hepsi bu mu? Bir de unutulan teşekkür. Bütün bu masraf için kaç gün işyerine gittik? Kaç gün patronların ağız kokusunu çektik? 10 dakika ve bitti.
Hayatın tamamı gibi; Günlerce arkadaş olmak için arkasından koşmalar, kovalamacalar, bir kahve içmenin mutluluğu, yemekler, sinemalar ve sonunda 10 dakikalık beklenti altında mutluluklar.
Her şey, bütün bu uğraşlar 10 dakika için mi?
Bu saçma sapan uğraşların gerçek nedeni ne?
Her gün;10 saat çalışmak ve aldığın ücretle, istediğin hayatın;da birini yaşamak.
Bütün yıl çalışmak ve 10 gün tatile gidebilmek için günleri saymak.
Her şeyi bir 10 sayısı için mi yapıyoruz?
1 ve 0. ikilemin doğduğu yer. Bilgisayarın dili. 1 bütünlüğün hatta Tanrı'nın varlığının simgesi. 0 yok edişin. Zıtların uyumu gibi; 1 ve 0.
Kadın ve erkek, gece ve gündüz, sevgi ve nefret.
Hep zıtlıklar.
Tanrı'nın bile yaratılıştan bu güne zıtlıklardaki uyumu dile getirdiği, melek ve şeytan.
Nereden başladık nereye doğru gidiyoruz? diye sorma.
Kapağı çevirdiğinden beri beraber ilerliyoruz.
Bir şey bulmak için değil, bulmamak için de değil. illa ki neden diye sorarsan, her şeyin bir anda olduğunu anlamak için, zıt ve farklı olanın nereden geldiğini inceliyoruz.
Her şey denildiğinde olduysa, neye ihtiyaç duyuyoruz ki? Zıttı yaratılıyor.
Unutulan domates mi? Yoksa bir uğraşın ve yemeğin lezzeti mi?
Bütün günkü koşturma karın doyurmak ve masrafları karşılamak için mi?
Yarattığımız dünyamızla tanışmak için mi?
Çocuk sahibi olma isteği ile yanıp tutuşurken; ilkini büyük zorluklarla büyütürken ve istediğimiz kadar zaman ayıramazken, ikincisi; Eğer o da kız olursa zıtlığı tamamlayamadığımız dürtüsü ile bir daha denemek ve zıddını bulana kadar uğraş vermek. O zaman mutlu olacağımızı ve tam olacağımızı hissetmek.
Her şey bir anda olduysa neden sonradan istemek ve bir olabilmek için uğraş vermek?
Madde dünyasında; param olsa, çocuk istiyorum; güzel bir ailem olsa yeterli param yok; bunlar tam olsa bu sefer ruhen arayıştayım; tam ve mutlu değilim, o halde hakikat nedir?
Arayış ve hayatımızın hep eksik olduğu düşüncesi, hipnoz içinde koşuşturmak;
Unutulan domatesi aramak için yollara çıkmak gibi.
Halbu ki unutulan bir şey yok, eksik bir parça yok, her şey tam ve mükemmel aynen istediğimiz gibi yaratıldı.
Tam ve o anda, ne bir eksik ne bir fazla. Ne 10 dakikada seviştik, ne de 10 dakikada yemek yedik. Hepsi ayrımlar dünyasında imgelerin zamanla buluşmuş madde hali.
Senin eksik olduğunu söyleyenlerin, kendi eksiklikleri içindeki durumu sana inandırmaları. Beynin illüzyonu, kandırmacası.
Dünya cehennem, sen cennetini ara. Burada olmadı, öbür dünyada. Sanki dünya bir cehennem;
Sen iyi ol ve öl, öbür tarafta cennet seni bekliyor. Aynı unutulan domates gibi, 10 dakikada seviş ve yemeğini ye, 10 yılın katlarında yaşa ve sonra cennettesin.
Bu arayışta ulaşılacak cennet acaba nasıl bir yer? Gitsek aklımız burada kalır mı? Çok güzel bir yere tatile gittiğinizde 10 gün sonra evinizi özlediğiniz olmuyor mu? Ya dünyayı da özlerseniz? Düşünsenize huriler (kadınlar, huri dediğimde kızmasın siz de kendi cennetinizi yaratın, bu erkek cenneti) ve ırmaklar içinde, hiçbir koşuşturma yokken, tam bir sükûnet içinde; sıkıldım ben, evimi özledim dersen ne olacak? Tamam, çözümü bulduk, süper beyin! Reenkarnasyon var, hazır değilsek bir daha dünyaya geliyoruz. Oh şimdi rahatladık.
Allahtan beynimizinde ini kullanıyoruz. Bir de hepsini kullansak acaba neler yapardık?
Cenneti ve cehennemi yarattık, ölümü yarattık beğenmedik, geri geldik, olmadı, diğer âlemi yarattık.
Bununla bile baş edemezken bir de beynimizin tamamını kullansak yandık. Şimdiki bölünmüşlüğümüz, zıtlıklar ve ikilem içerisindeki dünyamız, kimbilir kaç parçaya daha bölünürdü? Belki de bu yüzden kullanamıyoruz. Bunu hiç düşündünüz mü? Daha fazla bela açmamak ve sorumluluk almamak için.
Kötülük, kin ve nefret içerisindeki insanlık, beyninin tamamını kullanabilse: Daha hızlı öldürmek, 10 dakikada yok etmek için kimbilir ne üstün teknoloji silahlar geliştirirdi, kimbilir bu sefer o muhteşem beyninde kaç parçaya bölünürdü? Şu anda sadece beynin sağ ve sol tarafını eksik kullanırken, herhalde o zaman yüz parça olmuş fikirler ve on binlerce zıtlıkla uğraşan bir zırdeli olurduk.
Bilmiyorum bunları hiç düşünüyor musun? Bu konu çok önemli olmasaydı, bu yazı seni nasıl bulurdu? Bu herkesin okuyabileceği bir yazı olsaydı seni bulamazdı. O zaman rahatım, incelemeye devam edelim. Ta ki bulunacak hiçbir şey kalmayana kadar. Nasıl? Mümkün değil mi? Her zaman bir şeyler daha vardır, dediğini duyuyorum. O zaman her daim yaratmaya devam ediyoruz. Mutfağımız hep eksik. Domates için gidip gelsek, bu sefer de naneyi unutmuş oluyoruz. Ne istemenin ve ne de daha iyinin sonu yok, yaratmanın sonu yok diyebiliriz.
O zaman her şey bir anda mı oldu? Her şey evrim içerisinde, zaman kavramında mı yaratıldı? Eğer öyleyse kaderimizi şimdi mi yaratıyoruz? Gerçekten bunun böyle olduğuna inanabilir miyiz? Şimdi izleyelim.
Domates eksikti, ama yaratılmıştı. Yani markette vardı. Biz sadece unutmuştuk öyle değil mi? Unuttuğumuzu, aldık. Eğer üşenip de markete gitmezsek, domatesi olmayan bir yemek yaparız, ama bu sadece domatesin yemekte ve evde olmadığı anlamına gelir. Domatesin olmadığı anlamına gelmez. Doğru mu? Yani domates vardır, sadece unutulmuştur. Öyle değil mi? Yani bizler bir şeyi bulmuyoruz ve yaratmıyoruz. Zaten her daim var olan ve hiç yok olmayan şeyleri alıyoruz. Eğer üşenip eşini veya evdeki çalışanı markete gönderirsen, o zaman sana bu dünyada guru diyoruz. Hatta mutfağa girdinde ve domates yok ne yapacağız, diye sorduğunda, hayatım ben aldım bak burada, diyene aydınlanmış diyoruz.
Hepsi bu, olayı bu kadar zorlaştırmaya gerek yok. Git kendi işini kendin gör, sen de ol. Unutma, aydınlanmış ol. Gün gelir de domatesin olmadan, domatesin tadını alarak yersen ve şükredersen buna da inançlı olmak dediğimizi unutma.
Şükür içinde mutluluğu bulanın gerçek ermiş ve olmuş kişi olduğunu hep hatırla. Artık çatışma ve zıtlık yoktur.10 dakika yoktur, çünkü 1 ve 0 yoktur. Domates ne vardır ne de yoktur. Ne her şey vardır ne de yoktur. Ne de senin bunları düşünmeni gerektirecek bir beynin. Beynin diğer organlar gibi asli görevinde olmalı. Yeni bir lisan öğrenmek, uçak mühendisi olmak, meslek sahibi olmak için kullandığın, bu dünya ya ait bir araç. Beynini farklı kullanmak istediğinde, sana devamlı domatesin olmadığını, domatesi bulduğunda nanenin olmadığını söyler durur. Yani bu alışveriş hikâyesi gibi biz sadece unuttuk. Ya da unutturulduk. Bu iş o kadar. Neden unuttuk veya unutturulduk diye soracak olursan; sufilerin dediği gibi dünya işlerine öyle bir daldık ki unuttuk. Öbür dünya ile uğraşırsan, o zaman sen de bu dünyayı unutursun. Üzüntü ve acılarla sana devamlı hatırlatmaya çalışırlar. Çünkü yine ayırımdasın. Bu dünya ve öbür âlem diyerek; Ayrım ve bölünme içinde, yine zıtlık ve iç dünyanda zıtlıkların savaşının devamı. Burası ve diğer yer diye bir şey olmadığını anlayana kadar bu olaylar zinciri devam edecektir. Hoş, bu anlaşılan bir şey değil, hepsi 1 ve tek olgular. Dünya, cennet, cehennem, ölüm ve doğum hepsi, bir hayat.. Hepsi 10 dakika. Bu 10 dakikada yaşa. Ol, hep var ol, hatta hep var olduğunu hatırla. işte o zaman, ol denildiğinde olduğunu anlayacaksın. Enerjini doğru kullandığında, aydınlık seni bulur.
Enerjini olana ve hep var olana dikkatle verdiğinde, anlaşılır olan ve olmayan, çözülebilen ve çözülemeyen her şey netlik kazanır. Bölmediğimizde, ama hiçbir şeyi, enerjimizi bölünmeye vermediğimizde, her şey anlaşılacak, gözler açılacak ve hatırlayacağız. Ama her şeyi hatırlayacağız, geçmişi de hatırlayacağız, geleceği de...
Her şeyi aldığını sanırken, yemek yapmaya başladığında domatesi unuttuğunu fark et. Kim unuttu? Kim gidecek kavgası. Sıkıntı uzamasın ve mutluluk bozulmasın diyen ben ve yeniden marketin yollarına düşen ben. Yemeği pişirmek için 2 saatlik uğraş ve sonucunda masada buluşma. En fazla 10 dakikada tabakların boşalması. Tam bir facia; Bütün gün uğraş ve 10 dakika, hepsi bu mu? Bir de unutulan teşekkür. Bütün bu masraf için kaç gün işyerine gittik? Kaç gün patronların ağız kokusunu çektik? 10 dakika ve bitti.
Hayatın tamamı gibi; Günlerce arkadaş olmak için arkasından koşmalar, kovalamacalar, bir kahve içmenin mutluluğu, yemekler, sinemalar ve sonunda 10 dakikalık beklenti altında mutluluklar.
Her şey, bütün bu uğraşlar 10 dakika için mi?
Bu saçma sapan uğraşların gerçek nedeni ne?
Her gün;10 saat çalışmak ve aldığın ücretle, istediğin hayatın;da birini yaşamak.
Bütün yıl çalışmak ve 10 gün tatile gidebilmek için günleri saymak.
Her şeyi bir 10 sayısı için mi yapıyoruz?
1 ve 0. ikilemin doğduğu yer. Bilgisayarın dili. 1 bütünlüğün hatta Tanrı'nın varlığının simgesi. 0 yok edişin. Zıtların uyumu gibi; 1 ve 0.
Kadın ve erkek, gece ve gündüz, sevgi ve nefret.
Hep zıtlıklar.
Tanrı'nın bile yaratılıştan bu güne zıtlıklardaki uyumu dile getirdiği, melek ve şeytan.
Nereden başladık nereye doğru gidiyoruz? diye sorma.
Kapağı çevirdiğinden beri beraber ilerliyoruz.
Bir şey bulmak için değil, bulmamak için de değil. illa ki neden diye sorarsan, her şeyin bir anda olduğunu anlamak için, zıt ve farklı olanın nereden geldiğini inceliyoruz.
Her şey denildiğinde olduysa, neye ihtiyaç duyuyoruz ki? Zıttı yaratılıyor.
Unutulan domates mi? Yoksa bir uğraşın ve yemeğin lezzeti mi?
Bütün günkü koşturma karın doyurmak ve masrafları karşılamak için mi?
Yarattığımız dünyamızla tanışmak için mi?
Çocuk sahibi olma isteği ile yanıp tutuşurken; ilkini büyük zorluklarla büyütürken ve istediğimiz kadar zaman ayıramazken, ikincisi; Eğer o da kız olursa zıtlığı tamamlayamadığımız dürtüsü ile bir daha denemek ve zıddını bulana kadar uğraş vermek. O zaman mutlu olacağımızı ve tam olacağımızı hissetmek.
Her şey bir anda olduysa neden sonradan istemek ve bir olabilmek için uğraş vermek?
Madde dünyasında; param olsa, çocuk istiyorum; güzel bir ailem olsa yeterli param yok; bunlar tam olsa bu sefer ruhen arayıştayım; tam ve mutlu değilim, o halde hakikat nedir?
Arayış ve hayatımızın hep eksik olduğu düşüncesi, hipnoz içinde koşuşturmak;
Unutulan domatesi aramak için yollara çıkmak gibi.
Halbu ki unutulan bir şey yok, eksik bir parça yok, her şey tam ve mükemmel aynen istediğimiz gibi yaratıldı.
Tam ve o anda, ne bir eksik ne bir fazla. Ne 10 dakikada seviştik, ne de 10 dakikada yemek yedik. Hepsi ayrımlar dünyasında imgelerin zamanla buluşmuş madde hali.
Senin eksik olduğunu söyleyenlerin, kendi eksiklikleri içindeki durumu sana inandırmaları. Beynin illüzyonu, kandırmacası.
Dünya cehennem, sen cennetini ara. Burada olmadı, öbür dünyada. Sanki dünya bir cehennem;
Sen iyi ol ve öl, öbür tarafta cennet seni bekliyor. Aynı unutulan domates gibi, 10 dakikada seviş ve yemeğini ye, 10 yılın katlarında yaşa ve sonra cennettesin.
Bu arayışta ulaşılacak cennet acaba nasıl bir yer? Gitsek aklımız burada kalır mı? Çok güzel bir yere tatile gittiğinizde 10 gün sonra evinizi özlediğiniz olmuyor mu? Ya dünyayı da özlerseniz? Düşünsenize huriler (kadınlar, huri dediğimde kızmasın siz de kendi cennetinizi yaratın, bu erkek cenneti) ve ırmaklar içinde, hiçbir koşuşturma yokken, tam bir sükûnet içinde; sıkıldım ben, evimi özledim dersen ne olacak? Tamam, çözümü bulduk, süper beyin! Reenkarnasyon var, hazır değilsek bir daha dünyaya geliyoruz. Oh şimdi rahatladık.
Allahtan beynimizinde ini kullanıyoruz. Bir de hepsini kullansak acaba neler yapardık?
Cenneti ve cehennemi yarattık, ölümü yarattık beğenmedik, geri geldik, olmadı, diğer âlemi yarattık.
Bununla bile baş edemezken bir de beynimizin tamamını kullansak yandık. Şimdiki bölünmüşlüğümüz, zıtlıklar ve ikilem içerisindeki dünyamız, kimbilir kaç parçaya daha bölünürdü? Belki de bu yüzden kullanamıyoruz. Bunu hiç düşündünüz mü? Daha fazla bela açmamak ve sorumluluk almamak için.
Kötülük, kin ve nefret içerisindeki insanlık, beyninin tamamını kullanabilse: Daha hızlı öldürmek, 10 dakikada yok etmek için kimbilir ne üstün teknoloji silahlar geliştirirdi, kimbilir bu sefer o muhteşem beyninde kaç parçaya bölünürdü? Şu anda sadece beynin sağ ve sol tarafını eksik kullanırken, herhalde o zaman yüz parça olmuş fikirler ve on binlerce zıtlıkla uğraşan bir zırdeli olurduk.
Bilmiyorum bunları hiç düşünüyor musun? Bu konu çok önemli olmasaydı, bu yazı seni nasıl bulurdu? Bu herkesin okuyabileceği bir yazı olsaydı seni bulamazdı. O zaman rahatım, incelemeye devam edelim. Ta ki bulunacak hiçbir şey kalmayana kadar. Nasıl? Mümkün değil mi? Her zaman bir şeyler daha vardır, dediğini duyuyorum. O zaman her daim yaratmaya devam ediyoruz. Mutfağımız hep eksik. Domates için gidip gelsek, bu sefer de naneyi unutmuş oluyoruz. Ne istemenin ve ne de daha iyinin sonu yok, yaratmanın sonu yok diyebiliriz.
O zaman her şey bir anda mı oldu? Her şey evrim içerisinde, zaman kavramında mı yaratıldı? Eğer öyleyse kaderimizi şimdi mi yaratıyoruz? Gerçekten bunun böyle olduğuna inanabilir miyiz? Şimdi izleyelim.
Domates eksikti, ama yaratılmıştı. Yani markette vardı. Biz sadece unutmuştuk öyle değil mi? Unuttuğumuzu, aldık. Eğer üşenip de markete gitmezsek, domatesi olmayan bir yemek yaparız, ama bu sadece domatesin yemekte ve evde olmadığı anlamına gelir. Domatesin olmadığı anlamına gelmez. Doğru mu? Yani domates vardır, sadece unutulmuştur. Öyle değil mi? Yani bizler bir şeyi bulmuyoruz ve yaratmıyoruz. Zaten her daim var olan ve hiç yok olmayan şeyleri alıyoruz. Eğer üşenip eşini veya evdeki çalışanı markete gönderirsen, o zaman sana bu dünyada guru diyoruz. Hatta mutfağa girdinde ve domates yok ne yapacağız, diye sorduğunda, hayatım ben aldım bak burada, diyene aydınlanmış diyoruz.
Hepsi bu, olayı bu kadar zorlaştırmaya gerek yok. Git kendi işini kendin gör, sen de ol. Unutma, aydınlanmış ol. Gün gelir de domatesin olmadan, domatesin tadını alarak yersen ve şükredersen buna da inançlı olmak dediğimizi unutma.
Şükür içinde mutluluğu bulanın gerçek ermiş ve olmuş kişi olduğunu hep hatırla. Artık çatışma ve zıtlık yoktur.10 dakika yoktur, çünkü 1 ve 0 yoktur. Domates ne vardır ne de yoktur. Ne her şey vardır ne de yoktur. Ne de senin bunları düşünmeni gerektirecek bir beynin. Beynin diğer organlar gibi asli görevinde olmalı. Yeni bir lisan öğrenmek, uçak mühendisi olmak, meslek sahibi olmak için kullandığın, bu dünya ya ait bir araç. Beynini farklı kullanmak istediğinde, sana devamlı domatesin olmadığını, domatesi bulduğunda nanenin olmadığını söyler durur. Yani bu alışveriş hikâyesi gibi biz sadece unuttuk. Ya da unutturulduk. Bu iş o kadar. Neden unuttuk veya unutturulduk diye soracak olursan; sufilerin dediği gibi dünya işlerine öyle bir daldık ki unuttuk. Öbür dünya ile uğraşırsan, o zaman sen de bu dünyayı unutursun. Üzüntü ve acılarla sana devamlı hatırlatmaya çalışırlar. Çünkü yine ayırımdasın. Bu dünya ve öbür âlem diyerek; Ayrım ve bölünme içinde, yine zıtlık ve iç dünyanda zıtlıkların savaşının devamı. Burası ve diğer yer diye bir şey olmadığını anlayana kadar bu olaylar zinciri devam edecektir. Hoş, bu anlaşılan bir şey değil, hepsi 1 ve tek olgular. Dünya, cennet, cehennem, ölüm ve doğum hepsi, bir hayat.. Hepsi 10 dakika. Bu 10 dakikada yaşa. Ol, hep var ol, hatta hep var olduğunu hatırla. işte o zaman, ol denildiğinde olduğunu anlayacaksın. Enerjini doğru kullandığında, aydınlık seni bulur.
Enerjini olana ve hep var olana dikkatle verdiğinde, anlaşılır olan ve olmayan, çözülebilen ve çözülemeyen her şey netlik kazanır. Bölmediğimizde, ama hiçbir şeyi, enerjimizi bölünmeye vermediğimizde, her şey anlaşılacak, gözler açılacak ve hatırlayacağız. Ama her şeyi hatırlayacağız, geçmişi de hatırlayacağız, geleceği de...
en basit konuda bile sonsuza kadar sorabileceğiniz sorudur. ki bu durumda bizim sonsuzluk denizinde yaşadığımızın kanıtı niteliğindedir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar