bugün
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi16
- 4 litre piril'in kaç tl olması sorunsalı9
- sabahın köründe işe giden ezik6
- bu sabah yağmur var istanbul da3
- trump'ın iran açıklaması10
- 3 kere üst üste 31 çekmek16
- 30 yaşına gelip hala kendi evini alamamak4
- göz kanlanması10
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak14
- günaydın sözlük sakinleri3
- utangaç apocu aktrollerin uğramadığı başlıklar4
- true'nın iran açıklaması4
- maun suresi3
- uludede'nin cenaze eventi11
- akşam akşam kahveye davet eden seksi komşu kızı10
- azrail'in hergün her insana 366 kere bakması11
- özel uçak alacaklara tavsiyeler2
- hayata aniden giren ve yaralara iyi gelen kadın4
- artık benzin alırken fiyat tabelalarına bakmamak3
- sarma5
- fon mağduruyum da mağdurum diye zırlamak5
- yasin kol'un gözaltına alınması5
- sözlüğün en pick me girl yazarı2
- kömbe7
- silah bırakan pkklı kızlara ne olacak5
- napolyon vs atatürk3
- tayyip i sevmeme nedenimiz2
- teknofest güneydoğu da üçüncü gün heyecanı2
- gece kapıya dayanan 12 cin 8 ifrit 17 zombi8
- bugün doğum günü olan yazarlar4
- bacakları yukarı kaldırarak oturmak12
- çirkinsin mesajına verilebilecek cevaplar11
- kuyu tipi cezaevleri2
- uludede'ye sahip çıkalım3
- birbirine iyi gelmek2
- romantizmi bitirmek için burun karıştırmak2
- hürmüz boğazı nda petrol tankerine saldırı3
- yunan adalarına gitmek20
- dolar 50 tl de olsa oyum ak parti ye43
- fatma betül sayan kaya64
- dinci ahlaksızlığı19
- game of thrones taki kerhaneci5
- recep tahrik erdoğan4
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı20
- pick me girl6
- özel bir şey konuşuyoruz git diyen arkadaş6
- queen ravenna adlı yazarı kurt ısırması12
- nervio isimli yazarin tam olarak neye yaramasi24
- fiziği güzel sözlük kızları47
- kant'ın yalan söyleme yasağı2
abartılı genel kanının aksine, gayet sıradan ve klişe bir aşk şiiridir.
Şiirle alakası olmayan insanların bile beğenerek dinleyebileceği, can alıcı bir şiirdir. Bir de can demiryel'den dinlemenizi öneririm.
https://www.youtube.com/watch?v=wlzGKD1mLns
https://www.youtube.com/watch?v=wlzGKD1mLns
Kasıp kavuran şiirdir. Büyük bir içtenlik büyük bir bilgiyle kaleme alınmıştır.
Edebiyat öğretmeni olan ev arkadaşımın ezberden içli okumalarında göz yaşı dökmüşlüğüm olan şiirdir.
lonarda dovonco nun unutulmaz eseri.
Zambaklar en ıssız yerlerde açarlar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallarda durur..
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallarda durur..
akrostiş yapılarak adına şiir yazılmış kişi olan Muazzez Akkaya bu şiirden haberi olmadığını söylemiştir. evlenmiştir ve torun torbaya karışmışken Sezai Karakoç hiç evlenmemiştir.
lisede geometri hocamız tenefüsten çalarak ne kadar ruhsuz okunabiliyorsa o kadar ruhsuz okumuştu bu şiiri. sezai karakoç'un kemikleri sızlamıştır
Başlığa doğru düzgün yazılmamış olan şiirdir.
Dizelerin ilk satırları ve son satırları aynıdır, ilk harfleri okunduğunda muazzez akkaya değil muazzez akkayam olur.
Sezai Karakoç'un muazzez akkaya'nın yazlığı olan geyvede onun karşı evinde bahçıvanlık yaptığı ve onu gözetlediği de söylenir.
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller
Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar
Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek..
Zeytin ağaçlari söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları
Ki ben Mona Roza bulurum seni
incir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten
Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller
Dizelerin ilk satırları ve son satırları aynıdır, ilk harfleri okunduğunda muazzez akkaya değil muazzez akkayam olur.
Sezai Karakoç'un muazzez akkaya'nın yazlığı olan geyvede onun karşı evinde bahçıvanlık yaptığı ve onu gözetlediği de söylenir.
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller
Ulur aya karşı kirli çakallar
Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa
Mona Roza, bugün bende bir hal var
Yağmur iğri iğri düşer toprağa
Ulur aya karşı kirli çakallar
Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek..
Zeytin ağaçlari söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ellerin ellerin ve parmakların
Bir nar çiçeğini eziyor gibi
Ellerinden belli oluyor bir kadın
Denizin dibinde geziyor gibi
Ellerin ellerin ve parmakların
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Saat onikidir söndü lambalar
Uyu da turnalar girsin rüyana
Bakma tuhaf tuhaf göğe bu kadar
Zaman ne de çabuk geçiyor Mona
Akşamları gelir incir kuşları
Konar bahçenin incirlerine
Kiminin rengi ak, kimisi sarı
Ahhh! beni vursalar bir kuş yerine
Akşamları gelir incir kuşları
Ki ben Mona Roza bulurum seni
incir kuşlarının bakışlarında
Hayatla doldurur bu boş yelkeni
O masum bakışlar su kenarında
Ki ben Mona Roza bulurum seni
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Henüz dinlemedin benden türküler
Benim aşkım sığmaz öyle her saza
En güzel şarkıyı bir kurşun söyler
Kırgın kırgın bakma yüzüme Roza
Artık inan bana muhacir kızı
Dinle ve kabul et itirafımı
Bir soğuk, bir garip, bir mavi sızı
Alev alev sardı her tarafımı
Artık inan bana muhacir kızı
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Meyvalar sabırla olgunlaşırmış
Bir gün gözlerimin ta içine bak
Anlarsın ölüler niçin yaşarmış
Yağmurlardan sonra büyürmüş başak
Altın bilezikler o kokulu ten
Cevap versin bu kanlı kuş tüyüne
Bir tüy ki can verir bir gülümsesen
Bir tüy ki kapalı gece ve güne
Altın bilezikler o kokulu ten
Mona Roza siyah güller, ak güller
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Aaahhh! senin yüzünden kana batacak!
Mona Roza siyah güller, ak güller
(bkz: tek gül)
sezai karakoç müzeyyen akkaya ya aşıktır, ancak platonik.
müzeyyen akkaya sevgisine saygı duyar ancak karşılık vermez.
sezai karakoç ise 2. bir kadını sevmez ve hala bekardır.
açma pencereni perdeleri çek ,
mona roza seni görmemeliyim ..
müzeyyen akkaya sevgisine saygı duyar ancak karşılık vermez.
sezai karakoç ise 2. bir kadını sevmez ve hala bekardır.
açma pencereni perdeleri çek ,
mona roza seni görmemeliyim ..
"Karakoç, 1950’de mülkiye’de öğrenciyken yazmıştır bu şiiri.
ancak 2002 yılına kadar hiç yayınlamamıştır.
buna karşın tam 50 yıl kuşaktan kuşağa aktarılmıştır bu etkileyici şiir.
60’larda daktiloyla, 70’lerde teksirle, 80’lerde fotokopiyle çoğaltılmıştır.
bu efsane şiir, bir aşk acısının yürek burkan sesidir.
şöyle başlar:
"mona roza siyah güller ak güller / geyve’nin gülleri ve beyaz yatak / kanadı kırık kuş merhamet ister / ah senin yüzünden kana batacak / mona roza siyah güller ak güller."
* * *
ketumluğu, vakarı, onuruna düşkünlüğü, içe kapanıklığı, aşırı kırılganlığı ve küskün bir çiçek oluşuyla tanınan sezai karakoç’un, tam 50 yıl muazzez akkaya hakkında tek bir kelime etmesi tabii ki beklenemezdi.
herhangi bir babayiğidin de muazzez akkaya konusunu sezai karakoç’a sormaya cüret etmesi de düşünülemezdi.
bundan dolayı muazzez akkaya, türk edebiyatının bir büyük gizi olarak kaldı.
giz devam ettikçe de, efsane üretmeye meyilli tipler girdi devreye.
neler neler anlatılmadı ki...
en meşhur hikáye şudur:
güya sezai karakoç, mülkiye’de okuyan muazzez akkaya’ya aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamış, bunun üzerine "mona roza" şiirini yazmış, şiiri okuyan muazzez akkaya intihar etmiş.
bu rivayet, "sezai karakoç da bu nedenle hiç evlenmemeyi tercih etmiş" diye bitiyor.
* * *
dikkat! dikkat!
edebiyatımızın büyük sırrı çözüldü.
nasıl mı?
anlatayım:
bundan bir süre önce bir yazımda sezai karakoç’un "mona roza" şiirine ve muazzez akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.
o yazının yayınlanmasının ardından new york’tan bir e-posta aldım.
şunlar yazılıydı e-postada...
"selam ahmet bey... ben new york’ta doktorluk yapıyorum. muazzez akkaya’nın kızıyım. yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. ayşe."
okuyunca "vay be" diye haykırdım. muazzez akkaya’nın izini bulmuştum.
hemen bir yanıt yazdım: "lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?"
yanıt şöyleydi:
"annem mülkiye’de okumuş. öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. grace kelly tipinde. pingpong şampiyonu olmuş okulda. bugün anneme sezai karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. ama şunu anımsıyor: paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. annem hazine avukatlığından emekli oldu. maliye bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. maalesef geçen hafta babamı kaybettik."
* * *
muazzez hanım’ın mülkiye’de okurken "pingpong şampiyonu" olduğunu öğrenince...
hemen aklıma sezai karakoç’un "ping-pong masası" adlı başka bir şiiri geldi.
şiiri bulup okudum...
şu dizelere dikkat kesildim:
"ha sezai ha ping-pong masası / ha ping-pong masası ha boş tüfek / bir el işareti eyvallah ve tak tak / gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi / ne kadar güzel ne kadar sıcak / tak tak tak tak tak."
gözümün önüne şöyle bir görüntü geldi:
ezik ama onurlu ergani çocuğu sezai, uzak bir köşeden muazzez’in pingpong oynamasını izlemektedir. muazzez topa şımarık bir edayla vurdukça "ha sezai ha ping-pong masası" diye içlenmektedir.
ne dokunaklı değil mi?"
Alintidir.
ancak 2002 yılına kadar hiç yayınlamamıştır.
buna karşın tam 50 yıl kuşaktan kuşağa aktarılmıştır bu etkileyici şiir.
60’larda daktiloyla, 70’lerde teksirle, 80’lerde fotokopiyle çoğaltılmıştır.
bu efsane şiir, bir aşk acısının yürek burkan sesidir.
şöyle başlar:
"mona roza siyah güller ak güller / geyve’nin gülleri ve beyaz yatak / kanadı kırık kuş merhamet ister / ah senin yüzünden kana batacak / mona roza siyah güller ak güller."
* * *
ketumluğu, vakarı, onuruna düşkünlüğü, içe kapanıklığı, aşırı kırılganlığı ve küskün bir çiçek oluşuyla tanınan sezai karakoç’un, tam 50 yıl muazzez akkaya hakkında tek bir kelime etmesi tabii ki beklenemezdi.
herhangi bir babayiğidin de muazzez akkaya konusunu sezai karakoç’a sormaya cüret etmesi de düşünülemezdi.
bundan dolayı muazzez akkaya, türk edebiyatının bir büyük gizi olarak kaldı.
giz devam ettikçe de, efsane üretmeye meyilli tipler girdi devreye.
neler neler anlatılmadı ki...
en meşhur hikáye şudur:
güya sezai karakoç, mülkiye’de okuyan muazzez akkaya’ya aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamış, bunun üzerine "mona roza" şiirini yazmış, şiiri okuyan muazzez akkaya intihar etmiş.
bu rivayet, "sezai karakoç da bu nedenle hiç evlenmemeyi tercih etmiş" diye bitiyor.
* * *
dikkat! dikkat!
edebiyatımızın büyük sırrı çözüldü.
nasıl mı?
anlatayım:
bundan bir süre önce bir yazımda sezai karakoç’un "mona roza" şiirine ve muazzez akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.
o yazının yayınlanmasının ardından new york’tan bir e-posta aldım.
şunlar yazılıydı e-postada...
"selam ahmet bey... ben new york’ta doktorluk yapıyorum. muazzez akkaya’nın kızıyım. yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. ayşe."
okuyunca "vay be" diye haykırdım. muazzez akkaya’nın izini bulmuştum.
hemen bir yanıt yazdım: "lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?"
yanıt şöyleydi:
"annem mülkiye’de okumuş. öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. grace kelly tipinde. pingpong şampiyonu olmuş okulda. bugün anneme sezai karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. ama şunu anımsıyor: paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. annem hazine avukatlığından emekli oldu. maliye bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. maalesef geçen hafta babamı kaybettik."
* * *
muazzez hanım’ın mülkiye’de okurken "pingpong şampiyonu" olduğunu öğrenince...
hemen aklıma sezai karakoç’un "ping-pong masası" adlı başka bir şiiri geldi.
şiiri bulup okudum...
şu dizelere dikkat kesildim:
"ha sezai ha ping-pong masası / ha ping-pong masası ha boş tüfek / bir el işareti eyvallah ve tak tak / gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi / ne kadar güzel ne kadar sıcak / tak tak tak tak tak."
gözümün önüne şöyle bir görüntü geldi:
ezik ama onurlu ergani çocuğu sezai, uzak bir köşeden muazzez’in pingpong oynamasını izlemektedir. muazzez topa şımarık bir edayla vurdukça "ha sezai ha ping-pong masası" diye içlenmektedir.
ne dokunaklı değil mi?"
Alintidir.
yazılan kadın intihar etmemiş, kesin bilgidir yayalım.
Muazzez akkaya denilen kari musvettesinin haketmedigi siirdir. Hala hic sevmedim sezaiyi diyor. Hatta siirden pay talep etmis. Dunyanin kufrunu hakeden bir kadina yazilmamaliydi bu siir. Belki bir hayale belki bir meske yazilmaliydi.
(bkz: mona roza siyah güller ak güller)
(bkz: mona roza siyah güller ak güller)
şehir efsanelerinde belirtildiği gibi muazzez akkaya intihar etmemiş.
bunu duyunca üzüldüm çünkü hikaye çok etklieyici idi.
en etkili yorumu şurdan dinleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=zTWf3UGA3hQ
bunu duyunca üzüldüm çünkü hikaye çok etklieyici idi.
en etkili yorumu şurdan dinleyebilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=zTWf3UGA3hQ
http://vocaroo.com/i/s1XdGbVVLjUw en can alici yorumudur bu. Gece gece kafa beyin birakmadi. Boyle seven erkekler varmis ya lan? Kalbiyle seven adamlarda varmis... Sezai karakoc siiridir.
sezai karakocun siiridir akrostistir muazzez akkayaya yazılmıştır iddiaya göre muazez hanım intihar etmistir ama sezai karakoç bunu inkar etmiş.
siyah güller ak güller.
gelmiş geçmiş en iyi akrostiş şiirinin adı.
üniversitede iken bir kıza aşık olan Sezai Karakoç'un duygusal bir şiiridir mona roza. Önceleri aşkını itiraf edemez Karakoç. Bir gün bütün cesaretini toplayıp açılır kıza ama reddedilir. Nihayet mezuniyet töreni gelir ve ünlü şair mona roza yı ilk orada okur. Herkes çok beğenmiştir şiiri, tabi kız da öyle. Şiir defalarca okunduktan sonra kız Karakoç'un yanına gelir ve ona aşık olduğunu söyler. Sezai Karakoç gururuna yenik düşer ve kızın aşkının kendisinin aşkına artık yetişemez olduğunu söyleyip reddeder Muazzez Akkakay'ı. Mona roza akrostiş şeklinde yazılmıştır (baş harfleri muazzez akkaya olacak şekilde) Ertesi gün Muazzez hanım intihar etmştir ve Sezai Karakoç hiç evlenmemiştir.
hikayesi anlamsız ama adamın duyduğu aşk kaçan kovalanır hesabı.
Bu şiirden sonra şiir kitabı almıştım.
Şiir akrostişdir. şiirdeki baş harfleri birleştirdiğinde 'Muazzez Akkayam' çıkar.
Bu şiirden sonra şiir kitabı almıştım.
Şiir akrostişdir. şiirdeki baş harfleri birleştirdiğinde 'Muazzez Akkayam' çıkar.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak.
Kanadı kırık kuş merhamet ister.
Ah senin yüzünden kana batacak.
Mona Rosa. Siyah güller, ak güller.
---spoiler---
bir tüy ki, can verir bir gülümsese
bir tüy ki, kapalı geceye güne.
---spoiler---
bir tüy ki, can verir bir gülümsese
bir tüy ki, kapalı geceye güne.
---spoiler---
ellerinden belli olur bir kadın mısrasıyla benim hayatımı ziten şiir!
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar