bugün
- fiziği güzel sözlük kızları41
- memeleri kafam kadar kız23
- sözlüğün tek ve mutlak hakimi8
- geceye acı ama gerçek bir cümle bırak9
- küçük memeli sözlük erkekleri12
- amerikan filmlerinde banyo yapan kadını öldürmek3
- ferhat gündoğdu'nun gözaltına alınması21
- arkadaşlar sizce bu çocuk yakışıklı mı13
- recep tayyip erdoğan12
- fatma betül sayan kaya57
- afyon civarı pasif var mı7
- uyumadan önce yapılan keyifli işler6
- eve escort çağırmak6
- hande ataizi ile günah dolu bir gece geçirmek7
- geleneksel sözlüğün en iyi memesi yarışması6
- sözlük yazarlarının benzediği ünlü sayısı8
- sözlük kızları'nın meme muhabbeti yapması6
- telefon sapiginin kandil mesaji atmasi2
- serenay sarıkaya'yı beğenmeyen erkek13
- 28 eylül 2026 türkiye italya maçı38
- baklavası olmayan erkek5
- ayakları güzel sözlük kızları5
- silikonlu memelerini sıktırmayan bayan5
- kazada otomobil ikiye bölündü haberindeki otomobil9
- nervio5
- 46 yaş4
- sözlüğün meme üstadı5
- ddk'nın fon işlemleri incelemesi2
- tr den sonradan gelmeler yüzüne imajın zedelenmesi12
- fakir siniri6
- sözlükte kavga edecek birini bulamamak9
- seviştikten sonra teşekkür etmekk2
- hiçbir kanuna uymayan akp'li zenginler6
- eve gelen escorta ütü yaptırmak4
- şampuan önerisi8
- venüs ve mars'ın ıssız olması2
- muhallebici açıyoruz isim önerileri13
- türkiye33
- başlığa gelin meme var4
- ne kadar yaşlısın15
- sevgilisinden yeni ayrılanlara tavsiyeler4
- motorsiklet sürmek3
- romanya53
- kendisiyle övünen insanlar12
- ups boobss nickli yazar5
- arkadaşlar çok sıkıcısınız4
- ibne3
- futbol18
- 21 ocak 2025 bolu kartalkaya otel yangını4
- bir günlüğüne erkek olsam3
"Karakoç, 1950’de mülkiye’de öğrenciyken yazmıştır bu şiiri.
ancak 2002 yılına kadar hiç yayınlamamıştır.
buna karşın tam 50 yıl kuşaktan kuşağa aktarılmıştır bu etkileyici şiir.
60’larda daktiloyla, 70’lerde teksirle, 80’lerde fotokopiyle çoğaltılmıştır.
bu efsane şiir, bir aşk acısının yürek burkan sesidir.
şöyle başlar:
"mona roza siyah güller ak güller / geyve’nin gülleri ve beyaz yatak / kanadı kırık kuş merhamet ister / ah senin yüzünden kana batacak / mona roza siyah güller ak güller."
* * *
ketumluğu, vakarı, onuruna düşkünlüğü, içe kapanıklığı, aşırı kırılganlığı ve küskün bir çiçek oluşuyla tanınan sezai karakoç’un, tam 50 yıl muazzez akkaya hakkında tek bir kelime etmesi tabii ki beklenemezdi.
herhangi bir babayiğidin de muazzez akkaya konusunu sezai karakoç’a sormaya cüret etmesi de düşünülemezdi.
bundan dolayı muazzez akkaya, türk edebiyatının bir büyük gizi olarak kaldı.
giz devam ettikçe de, efsane üretmeye meyilli tipler girdi devreye.
neler neler anlatılmadı ki...
en meşhur hikáye şudur:
güya sezai karakoç, mülkiye’de okuyan muazzez akkaya’ya aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamış, bunun üzerine "mona roza" şiirini yazmış, şiiri okuyan muazzez akkaya intihar etmiş.
bu rivayet, "sezai karakoç da bu nedenle hiç evlenmemeyi tercih etmiş" diye bitiyor.
* * *
dikkat! dikkat!
edebiyatımızın büyük sırrı çözüldü.
nasıl mı?
anlatayım:
bundan bir süre önce bir yazımda sezai karakoç’un "mona roza" şiirine ve muazzez akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.
o yazının yayınlanmasının ardından new york’tan bir e-posta aldım.
şunlar yazılıydı e-postada...
"selam ahmet bey... ben new york’ta doktorluk yapıyorum. muazzez akkaya’nın kızıyım. yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. ayşe."
okuyunca "vay be" diye haykırdım. muazzez akkaya’nın izini bulmuştum.
hemen bir yanıt yazdım: "lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?"
yanıt şöyleydi:
"annem mülkiye’de okumuş. öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. grace kelly tipinde. pingpong şampiyonu olmuş okulda. bugün anneme sezai karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. ama şunu anımsıyor: paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. annem hazine avukatlığından emekli oldu. maliye bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. maalesef geçen hafta babamı kaybettik."
* * *
muazzez hanım’ın mülkiye’de okurken "pingpong şampiyonu" olduğunu öğrenince...
hemen aklıma sezai karakoç’un "ping-pong masası" adlı başka bir şiiri geldi.
şiiri bulup okudum...
şu dizelere dikkat kesildim:
"ha sezai ha ping-pong masası / ha ping-pong masası ha boş tüfek / bir el işareti eyvallah ve tak tak / gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi / ne kadar güzel ne kadar sıcak / tak tak tak tak tak."
gözümün önüne şöyle bir görüntü geldi:
ezik ama onurlu ergani çocuğu sezai, uzak bir köşeden muazzez’in pingpong oynamasını izlemektedir. muazzez topa şımarık bir edayla vurdukça "ha sezai ha ping-pong masası" diye içlenmektedir.
ne dokunaklı değil mi?"
Alintidir.
ancak 2002 yılına kadar hiç yayınlamamıştır.
buna karşın tam 50 yıl kuşaktan kuşağa aktarılmıştır bu etkileyici şiir.
60’larda daktiloyla, 70’lerde teksirle, 80’lerde fotokopiyle çoğaltılmıştır.
bu efsane şiir, bir aşk acısının yürek burkan sesidir.
şöyle başlar:
"mona roza siyah güller ak güller / geyve’nin gülleri ve beyaz yatak / kanadı kırık kuş merhamet ister / ah senin yüzünden kana batacak / mona roza siyah güller ak güller."
* * *
ketumluğu, vakarı, onuruna düşkünlüğü, içe kapanıklığı, aşırı kırılganlığı ve küskün bir çiçek oluşuyla tanınan sezai karakoç’un, tam 50 yıl muazzez akkaya hakkında tek bir kelime etmesi tabii ki beklenemezdi.
herhangi bir babayiğidin de muazzez akkaya konusunu sezai karakoç’a sormaya cüret etmesi de düşünülemezdi.
bundan dolayı muazzez akkaya, türk edebiyatının bir büyük gizi olarak kaldı.
giz devam ettikçe de, efsane üretmeye meyilli tipler girdi devreye.
neler neler anlatılmadı ki...
en meşhur hikáye şudur:
güya sezai karakoç, mülkiye’de okuyan muazzez akkaya’ya aşkını itiraf etmiş ama karşılık bulamamış, bunun üzerine "mona roza" şiirini yazmış, şiiri okuyan muazzez akkaya intihar etmiş.
bu rivayet, "sezai karakoç da bu nedenle hiç evlenmemeyi tercih etmiş" diye bitiyor.
* * *
dikkat! dikkat!
edebiyatımızın büyük sırrı çözüldü.
nasıl mı?
anlatayım:
bundan bir süre önce bir yazımda sezai karakoç’un "mona roza" şiirine ve muazzez akkaya’ya şöyle bir değinmiştim.
o yazının yayınlanmasının ardından new york’tan bir e-posta aldım.
şunlar yazılıydı e-postada...
"selam ahmet bey... ben new york’ta doktorluk yapıyorum. muazzez akkaya’nın kızıyım. yazınız ailecek çok hoşumuza gitti. annemin adını yazınızda geçirdiğiniz için çok teşekkürler. ayşe."
okuyunca "vay be" diye haykırdım. muazzez akkaya’nın izini bulmuştum.
hemen bir yanıt yazdım: "lütfen anneniz hakkında biraz daha bilgi verebilir misiniz?"
yanıt şöyleydi:
"annem mülkiye’de okumuş. öğrenciliğinde çok güzel bir kadınmış. grace kelly tipinde. pingpong şampiyonu olmuş okulda. bugün anneme sezai karakoç’un aşkını ve şiirini sordum. annemin bu aşktan ve şiirden haberi olmamış. ama şunu anımsıyor: paltosunun cebinde şairi meçhul aşk şiirleri bulurmuş! babamla evlenirken babama bu şiirlerden söz etmiş, babam da şiir yazmaya kalkışmış annem için ama tabii ki çocukça şiirler olmuş bunlar. annem hazine avukatlığından emekli oldu. maliye bakanlığı’nda çalışırken babamla tanışıp aşk evliliği yapmışlar. 48 sene harika bir evlilikleri oldu. maalesef geçen hafta babamı kaybettik."
* * *
muazzez hanım’ın mülkiye’de okurken "pingpong şampiyonu" olduğunu öğrenince...
hemen aklıma sezai karakoç’un "ping-pong masası" adlı başka bir şiiri geldi.
şiiri bulup okudum...
şu dizelere dikkat kesildim:
"ha sezai ha ping-pong masası / ha ping-pong masası ha boş tüfek / bir el işareti eyvallah ve tak tak / gözlerin ne kadar güzel ne kadar iyi / ne kadar güzel ne kadar sıcak / tak tak tak tak tak."
gözümün önüne şöyle bir görüntü geldi:
ezik ama onurlu ergani çocuğu sezai, uzak bir köşeden muazzez’in pingpong oynamasını izlemektedir. muazzez topa şımarık bir edayla vurdukça "ha sezai ha ping-pong masası" diye içlenmektedir.
ne dokunaklı değil mi?"
Alintidir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar