bugün
- moraliniz bozukken ne yapıyorsunuz13
- çağla idi20
- yavaş araba kullanmanın daha tehlikeli olması9
- kadınları susturmanın en iyi yolu12
- şiir yazan erkek16
- suya sabuna dokunmayan sanatçılar3
- aklıma takılıyor5
- birini kırmadan nasıl iletişimi kesersiniz14
- doymuyorum diye bağıran komşu5
- yediğiniz en ağır dayak5
- şu an dinlenen şarkıdan bir cümle6
- aynı anda iki kişiye aşık olmak13
- sözlük kızlarının siteye fotoğraf atması17
- sevişmek istenen ünlüler10
- ne oldu bana6
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı10
- 0 0 728
- özelden alet fotosu atan erkek yazar8
- sözlükteki flört listem9
- çok bekar olan sözlük kızı9
- sözlüğe mesaj yazar gibi entry giren tipler10
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri24
- kız yeğen sahibi olmak5
- beni linç ettiler abi8
- arkadaşlar özür dilerim11
- efsane albüm isimleri2
- beni kimsenin gözünde canlandıramaması5
- sarapci koala hatayi28
- kendin hakkında gereksiz bir bilgi bırak9
- true neden sevilmiyor sorunsalı28
- uyumak isteyip de uyuyamak4
- sözlükten biriyle kavga etmek3
- köylülere hakaret eden yazarlar5
- sözlükte cilveleşen yazarlara eksi oy vermek6
- melisa döngelin 43 torbacısı3
- traveler vs iock6
- ay takvimine göre konserve yapmak10
- aleyna tilki3
- bir kızı kucakta zıplatmak2
- babaların sorduğu ilginç sorular10
- neden bu kadar kişi online5
- karşı cinse sorulan sorular8
- sözlük yazarlarının normal kombinleri12
- viski kola15
- fusya semsiyeli yabanci7
- uyurken bir anda basan sıcak2
- 8 milyar insan aynı anda osurursa ne olur6
- bilinç açık şekilde uyumak3
- kafaya sıkmak4
- beybi leydi seksiliği6
bir kadının en olgun,dolgun göründüğü yaş olan 34'ü göz önünde bulundurursak bu herif turnayı gözünden vurmuştur. bazı kadınlar sırf bu sitede boy göstermek,porno film sektörüne adım atmak için para vermeyi bile gözden çıkarmıştır. ki bunun yanında bu şanslı adamın bu işten bi maaş aldğını düşünürsek... biri para ve seks mi dedi? aynen öyle. para+seks= milf hunter denklemini kurmamıza da olanak sağlamıştır ayrıca.
internet sitesinde şöyle bir sloganı var; milf hunter fucks hot moms accross the USA!!!. BU NE LAN..
ilkokuldayım. ikiye ya da üçe gidiyorum, tam emin değilim. yaz tatili. annem civardaki kadınlardan birinin gününe gidecek. kardeşim ankara'da dedemlerin yanında. ben de evde tek başıma kaldığım anlarda bir canlı bombaya dönüştüğüm için annem günde gün yüzü görsün, gönül rahatlığıyla pastaya böreğe abanabilsin diye akranım oğlu olan güzeller güzeli komşu teyzenin evine bırakılmışım. akranım olan çocuk kitaptan kafasını kaldırmayan bir gerzo. ben coşkunum, ben yerimde duramıyorum. ilkokul ikiye ya da üçe giden bir çocukta olması gereken tüm pis özellikler bende fazlasıyla mevcut. hepsini birden ortaya çıkarıp büyük bir şova imza attığım büyülü anlar oluyor.. her neyse..
biraz da deplasmanda olmanın verdiği mahcubiyet etkisiyle içimdeki canavarı bastırıp ev sahibi bebe ile birlikte meydan larus, gelişim haşet filan karıştırmaya, okuyormuş gibi yapmaya tam da alışmıştım ki; komşu teyzenin "hadi çocuklar uyku zamanı" demesiyle birlikte, bebenin sanki o ana kadar bütün var oluşuyla uzaktan gelen bu sesi bekliyormuş gibi elindeki ansiklopediyi (şaka yapmıyorum, sahiden ansiklopedi okuyordu çocuk. benim hayatım boyunca gördüğüm ansiklopedi okuyan tek kişiydi ve sadece sekiz yaşındaydı.) nizama intizama uygun bir şekilde raftaki yerine koyarak sessizce yatağına yatışını şaşkınlıkla izledim. kendi kendime, "iyi de gece olmadı ki lan daha" dediğimi hatırlıyorum.
komşu teyze odaya, yanımıza geldi. "aferin metinciğim" dedi, verilen komuta tam zamanında ve de harfiyen uymuş olan bebeye. sonra bana baktı. baktı. baktı. baktı. "evet kuzguncuğum, metin'in odasında başka yatak yok maalesef sen de oturma odasında yat. ben hemen bir çarşaf sereyim oraya" dedi. daha fazla dayanamadım ve "hava aydınlık ama daha" deyiverdim. anaokulunda yattığım ve de orada bıraktığım 'öğle uykusu'na dönmek istemiyordum. zaten bu zorunlu misafirlik yeterince katlanılmazdı. bir de bunu öğle uykusu saçmalığıyla perçinleyemezdim. yapacak işlerim, boşaltılması gereken bilmem kaç kilovatlık enerjim vardı benim. düzenin beni uyutmasına izin veremezdim. vermemeliydim. verdim. odaya ikinci kez gelen ve "hadi kuzguncuğum biz de öğle uykumuza yatalım" diyerek bana elini uzatan komşu teyzenin elini tutarak oturma odasına serilmiş çarşafta beni bekleyen öğle uykusuna yönlendim.
çarşaflı çekyata sırt üstü yatmış, boş gözlerle tavana bakarken bu bebek işi oyun ne kadar sürmeli acaba, ne kadar zaman sonra "ben uyandım" diyerek koridora çıkmalıyım diye düşünüyordum. sanırım bu şekilde bir yarım saat kadar bekledim. daha fazla dayanamayacaktım. ben uyandım demek için kendimi odanın dışına attım. salona doğru ilerlerken bebenin odasının önünden geçtim. hala uyuyordu. "salak" dedim çok kısık sesle. salona yaklaşırken "mmhh.. ııhh.." filan gibi sesler çıkarırsam yeni kalkmış ve halen de uyku mahmurluğu yaşayan bir kimse olduğum daha net anlaşılır gibi bir düşünce geldi gitti bir an için kafamda. iyi ki de gitmişti. evet. salonu görüş alanıma almamla birlikte hayatımda o ana kadar karşılaştığım en muhteşem manzara da karşımdaydı.
güzel komşu teyzem salon kapısına dik olan duvara yaslanmış üçlü koltuğa ayaklarını salon girişine doğru uzatmak suretiyle uzanmış yatıyordu. fena halde yazdı. komşu güzel teyzenin normalde diz hizasındaki incecik eteği, uyuklarkenki istemsiz hareketleri neticesinde daha da sıyrılmış, "komşu teyze bacağı" görmeme olanak sağlıyordu. orada, salonun girişinde bir süre dikildim kaldım. ne yapacağımı bilmiyordum. ani bir kararla salonun hemen yanındaki mutfağa girdim ve masanın üzerindeki su bardağını yarıya kadar doldurup elime alarak az önce çakılı kaldığım noktaya geri döndüm. herhangi bir ani uyanma anında birden koridor tarafına dönecek ve susadığı için uykudan uyanmış bu nedenle de elinde yarısı dolu bir su bardağı taşıyan çocuk olacaktım.
sekiz yaşındaydım ve hiçbir kadının eteğinin bu denli altını görmemiştim. büyülenmiş gibi komşu teyzenin beyaz bacaklarına bakıyordum. bir süre daha orada elimde yarısı dolu su bardağı ile dikildikten sonra eyleme geçmeye, o bacakları daha yakından incelemeye karar verdim. hırsız adımlarıyla salona girdim. o an herhangi bir ses çıkarmamak için gösterdiğim gayreti, sanırım hayatım boyunca başka hiçbir şey için göstermemişimdir. evet. serilmiş, upuzun yatan beyaz bacaklarla aramda sadece bir metre vardı şimdi. komşu teyzenin sırtı bana, yüzü kanepenin arkalığına dönüktü. yani birdenbire gözünü açsa da beni göremezdi ama arkasını döndüğü anda da gidecek, kaçacak, saklanacak bir yerim yoktu. bunu düşünerek bulunduğum yere sessizce çöktüm. uyandığı anda halıda oynayan çocuk olacaktım artık. halıda yarısı dolu su bardağıyla oynayan çocuk!? evet, bu sahne için bir şeyler eksikti.
yine ses çıkarmamaya azami dikkat sarfederek yerimden kalktım, önce mutfağa giderek elimdeki bardağı bıraktım. daha sonra bebenin odasına girdim, kitaplıkta duran oyuncak arabalardan ikisini aldım ve hızla salona döndüm. bütün bunlar için harcadığım zaman içinde göreceklerimden mahrum kaldığım için kendime kızıyordum bir yandan da. ve işte yine nefeslerin bile tutulduğu o sessiz adımlar.. az önce kalktığım yere yeniden oturdum. evet. artık her şey için hazırlıklıydım. gözlerimi ayırmaksızın komşu teyzeyi izlediğim süre içinde kadın iki kez belini kaşıdı uykusunda ve ben her ikisinde de kafamı aniden önüme düşürüp elimdeki arabaları sürdüm halıya bastıra bastıra. ilk kaşınma anından sonra değişen bir şey yoktu ancak ikinci kaşınma ile birlikte küçük bir hareketlenme de olmuş, komşu teyzenin beyaz bacakları pozisyon değiştirmişti. bu yeni pozisyon da aslında bana cennetin kapılarını vaadediyordu bir nevi. zira komşu teyzem altta kalan bacağı sabit bırakmak suretiyle üstteki bacağını dizinden kırmış ve dizini hafifçe kendine doğru çekmiş, biraz daha yüz üstüne yakın bir şekilde kanepeye gömülmüştü. eteğin oldukça yukarı sıyrıldığı düşünüldüğünde ayakucuna geçtiğim anda göreceğim manzaranın ne olacağı gayet aşikardı hayalgücümde.
daha fazla bekleyemezdim. orada, adeta nasıl bir şey olduğunu görmem için açılmış beni bekleyen bir mücevher vardı. ilkokul iki ya da üç kafasının tetiklediği, komşu teyzemin kesinlikle don giymeyen bir kadın oluşuna dair kati inancımı da yüklenerek sessizce ayağa kalktım ve kadının ayakucuna doğru yöneldim. o kadar yavaş hareket ediyordum, o kadar küçük adımlar atıyordum ki aradaki bir buçuk metrelik mesafe bitmek bilmiyordu. tam o sırada bir kıpırdanma sesi duydum. aman allahım. gerizekalı bebe uyanmıştı sanırım. şimdi "anneee" diyecek ve beni kamburunu çıkarmış, parmak uçlarıma basar helde komşu teyze kukusu rontlamak için adımlarken yakalatacaktı. bunu ancak bir gerizekalı yapabilirdi ve metin de sekiz yaşında ansiklopedi okuyan gerçek bir gerizekalıydı.
salondan o kadar hızlı çıktım, kendimi az önce masaya bıraktığım bardağın başında o kadar hızlı buldum ki; gerizekalının "anneee..." deyişini duyduğumda bardağın boş kalan yarısını su ile doldurmuştum bile.
biraz da deplasmanda olmanın verdiği mahcubiyet etkisiyle içimdeki canavarı bastırıp ev sahibi bebe ile birlikte meydan larus, gelişim haşet filan karıştırmaya, okuyormuş gibi yapmaya tam da alışmıştım ki; komşu teyzenin "hadi çocuklar uyku zamanı" demesiyle birlikte, bebenin sanki o ana kadar bütün var oluşuyla uzaktan gelen bu sesi bekliyormuş gibi elindeki ansiklopediyi (şaka yapmıyorum, sahiden ansiklopedi okuyordu çocuk. benim hayatım boyunca gördüğüm ansiklopedi okuyan tek kişiydi ve sadece sekiz yaşındaydı.) nizama intizama uygun bir şekilde raftaki yerine koyarak sessizce yatağına yatışını şaşkınlıkla izledim. kendi kendime, "iyi de gece olmadı ki lan daha" dediğimi hatırlıyorum.
komşu teyze odaya, yanımıza geldi. "aferin metinciğim" dedi, verilen komuta tam zamanında ve de harfiyen uymuş olan bebeye. sonra bana baktı. baktı. baktı. baktı. "evet kuzguncuğum, metin'in odasında başka yatak yok maalesef sen de oturma odasında yat. ben hemen bir çarşaf sereyim oraya" dedi. daha fazla dayanamadım ve "hava aydınlık ama daha" deyiverdim. anaokulunda yattığım ve de orada bıraktığım 'öğle uykusu'na dönmek istemiyordum. zaten bu zorunlu misafirlik yeterince katlanılmazdı. bir de bunu öğle uykusu saçmalığıyla perçinleyemezdim. yapacak işlerim, boşaltılması gereken bilmem kaç kilovatlık enerjim vardı benim. düzenin beni uyutmasına izin veremezdim. vermemeliydim. verdim. odaya ikinci kez gelen ve "hadi kuzguncuğum biz de öğle uykumuza yatalım" diyerek bana elini uzatan komşu teyzenin elini tutarak oturma odasına serilmiş çarşafta beni bekleyen öğle uykusuna yönlendim.
çarşaflı çekyata sırt üstü yatmış, boş gözlerle tavana bakarken bu bebek işi oyun ne kadar sürmeli acaba, ne kadar zaman sonra "ben uyandım" diyerek koridora çıkmalıyım diye düşünüyordum. sanırım bu şekilde bir yarım saat kadar bekledim. daha fazla dayanamayacaktım. ben uyandım demek için kendimi odanın dışına attım. salona doğru ilerlerken bebenin odasının önünden geçtim. hala uyuyordu. "salak" dedim çok kısık sesle. salona yaklaşırken "mmhh.. ııhh.." filan gibi sesler çıkarırsam yeni kalkmış ve halen de uyku mahmurluğu yaşayan bir kimse olduğum daha net anlaşılır gibi bir düşünce geldi gitti bir an için kafamda. iyi ki de gitmişti. evet. salonu görüş alanıma almamla birlikte hayatımda o ana kadar karşılaştığım en muhteşem manzara da karşımdaydı.
güzel komşu teyzem salon kapısına dik olan duvara yaslanmış üçlü koltuğa ayaklarını salon girişine doğru uzatmak suretiyle uzanmış yatıyordu. fena halde yazdı. komşu güzel teyzenin normalde diz hizasındaki incecik eteği, uyuklarkenki istemsiz hareketleri neticesinde daha da sıyrılmış, "komşu teyze bacağı" görmeme olanak sağlıyordu. orada, salonun girişinde bir süre dikildim kaldım. ne yapacağımı bilmiyordum. ani bir kararla salonun hemen yanındaki mutfağa girdim ve masanın üzerindeki su bardağını yarıya kadar doldurup elime alarak az önce çakılı kaldığım noktaya geri döndüm. herhangi bir ani uyanma anında birden koridor tarafına dönecek ve susadığı için uykudan uyanmış bu nedenle de elinde yarısı dolu bir su bardağı taşıyan çocuk olacaktım.
sekiz yaşındaydım ve hiçbir kadının eteğinin bu denli altını görmemiştim. büyülenmiş gibi komşu teyzenin beyaz bacaklarına bakıyordum. bir süre daha orada elimde yarısı dolu su bardağı ile dikildikten sonra eyleme geçmeye, o bacakları daha yakından incelemeye karar verdim. hırsız adımlarıyla salona girdim. o an herhangi bir ses çıkarmamak için gösterdiğim gayreti, sanırım hayatım boyunca başka hiçbir şey için göstermemişimdir. evet. serilmiş, upuzun yatan beyaz bacaklarla aramda sadece bir metre vardı şimdi. komşu teyzenin sırtı bana, yüzü kanepenin arkalığına dönüktü. yani birdenbire gözünü açsa da beni göremezdi ama arkasını döndüğü anda da gidecek, kaçacak, saklanacak bir yerim yoktu. bunu düşünerek bulunduğum yere sessizce çöktüm. uyandığı anda halıda oynayan çocuk olacaktım artık. halıda yarısı dolu su bardağıyla oynayan çocuk!? evet, bu sahne için bir şeyler eksikti.
yine ses çıkarmamaya azami dikkat sarfederek yerimden kalktım, önce mutfağa giderek elimdeki bardağı bıraktım. daha sonra bebenin odasına girdim, kitaplıkta duran oyuncak arabalardan ikisini aldım ve hızla salona döndüm. bütün bunlar için harcadığım zaman içinde göreceklerimden mahrum kaldığım için kendime kızıyordum bir yandan da. ve işte yine nefeslerin bile tutulduğu o sessiz adımlar.. az önce kalktığım yere yeniden oturdum. evet. artık her şey için hazırlıklıydım. gözlerimi ayırmaksızın komşu teyzeyi izlediğim süre içinde kadın iki kez belini kaşıdı uykusunda ve ben her ikisinde de kafamı aniden önüme düşürüp elimdeki arabaları sürdüm halıya bastıra bastıra. ilk kaşınma anından sonra değişen bir şey yoktu ancak ikinci kaşınma ile birlikte küçük bir hareketlenme de olmuş, komşu teyzenin beyaz bacakları pozisyon değiştirmişti. bu yeni pozisyon da aslında bana cennetin kapılarını vaadediyordu bir nevi. zira komşu teyzem altta kalan bacağı sabit bırakmak suretiyle üstteki bacağını dizinden kırmış ve dizini hafifçe kendine doğru çekmiş, biraz daha yüz üstüne yakın bir şekilde kanepeye gömülmüştü. eteğin oldukça yukarı sıyrıldığı düşünüldüğünde ayakucuna geçtiğim anda göreceğim manzaranın ne olacağı gayet aşikardı hayalgücümde.
daha fazla bekleyemezdim. orada, adeta nasıl bir şey olduğunu görmem için açılmış beni bekleyen bir mücevher vardı. ilkokul iki ya da üç kafasının tetiklediği, komşu teyzemin kesinlikle don giymeyen bir kadın oluşuna dair kati inancımı da yüklenerek sessizce ayağa kalktım ve kadının ayakucuna doğru yöneldim. o kadar yavaş hareket ediyordum, o kadar küçük adımlar atıyordum ki aradaki bir buçuk metrelik mesafe bitmek bilmiyordu. tam o sırada bir kıpırdanma sesi duydum. aman allahım. gerizekalı bebe uyanmıştı sanırım. şimdi "anneee" diyecek ve beni kamburunu çıkarmış, parmak uçlarıma basar helde komşu teyze kukusu rontlamak için adımlarken yakalatacaktı. bunu ancak bir gerizekalı yapabilirdi ve metin de sekiz yaşında ansiklopedi okuyan gerçek bir gerizekalıydı.
salondan o kadar hızlı çıktım, kendimi az önce masaya bıraktığım bardağın başında o kadar hızlı buldum ki; gerizekalının "anneee..." deyişini duyduğumda bardağın boş kalan yarısını su ile doldurmuştum bile.
ülkemizde olsa gayet de iddaa bayiisi işletecek tipte olan abimizdir. arada banko maç verirdi falan. sempatiktir.
genelde 30-45 dk. arasında boşalan piç abimiz * . efsanedir.
(bkz: danışıklı dövüş)
collegehumor tarafından hazırlanmış birkaç saniyelik bir teasar'ı vardı ki çok hoştu. milf'in birine balık ağı atıyorlardı falan. kadıncağız neye uğradığını şaşırıyordu.
kendi dalinda bir marka yaratarak, ergenlik cagina girmis ve porno sektorune asina olan her gencin saygi duydugu abimizdir. hani yedigi yaraklari toplasan kopru olur diye bir laf vardir, bu abimizin siktigi hatunlarin toplami otoban olur. websitesinde de all hunted milfs adi altinda siktigi karilari ifsa etmektedir. saygi duyulasi bir yetenektir. mumkunse Turkiye'ye gelmemesini rica ederiz. neden mi?
MILF: sikmek istedigim anneler.
MILF: sikmek istedigim anneler.
Porno film izleyenlerin hakkında detaylı bilgiye sahip olduğu şahsiyettir...
-Vay be adama bak nasıl ayarladı,götürüyor karıyı
-Olum o kadını götürse ne olur anam yasında
-Sanki verse yapmıcan!
(bkz: agzina agzina calmak)
-Olum o kadını götürse ne olur anam yasında
-Sanki verse yapmıcan!
(bkz: agzina agzina calmak)
dul avcısı manasına gelen efsane..
35 yaş üstünde ama sexy bayanların porno kayıtları. bunlardan en önemlisi ise ava devine dir.
35-40 yaşlarındaki pornocu hatunların eline senaryo mizansen verip ayarlayıp bafiliyormuş havası veren sarışın top sakallı elemanın hikayelerinin döndüğü garip site.bir gün büyükanne avsıcı diye bir herifin çıkıp bu lavuğun anasını skmesini 4 gözle beklemekteyim.
bence her şey senaryo icabı gereği tabii ki de.. yoksa kimse vermez ki böyle bi adama. gördüm ben, bildiğin gebeş bu be.. benim şahsen on tane olsa birini bile vermem misal. ayrıca on tane olsa, onunu da bir kişiye veririm. ihya ederim onu. sevgi anlayışım bu.
ilginçtir. misal falan yerden salatalık secen bir kadına iliski teklifi gelmesi.
- E salataları napıcaz şimdi ?
- Gel sen bende daha iyisi var yahu !
Akabinde biliyorsunuz işte..
- E salataları napıcaz şimdi ?
- Gel sen bende daha iyisi var yahu !
Akabinde biliyorsunuz işte..
daha çok gülmek için izlenebilecek videolardır.abi acaiptir bu arada radar gibidir kendisi;el attığı her hatun dul filan çıkar,kimi yeğenini salıncakta sallıyordur bırakır yeğeni filan o derece de ikna kabiliyeti kuvvetlidir.
olgun kadınları beceren olgun erkek. güzeldir milf hunter pornoları.
http://www.milfhunter.com
http://www.milfhunter.com
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar