bugün
- kadınların sürekli sorun çıkarması2
- seçmeninin ak parti den kopma koşulu3
- ona bir şey söyle13
- kilo vermenin çok zor olması2
- iç sıkıntısından intihar etmek17
- cyle larin'in gol sevinci açıklaması2
- erkeğin evlenince eşine it gibi davranması2
- en iyi antidepresan7
- true denilen yazar10
- o kadar zengin olmak ki ölümü yenememek11
- rahmi koç3
- kötü biri olduğunu bilmek5
- deniz şortunun içine boxer giyilir mi sorunsalı10
- iyi öpüşmek için yapılması gerekenler14
- diyanetin abd'deki villaları8
- 12 haziran 2026 kanada bosna hersek maçı7
- psikologa para vermemek için en iyi aktivite6
- borçlarınızın ne zaman biteceğini biliyor musunuz2
- geleyim beş dakika göreyim seviyesinde sevmek13
- arkadaşlar nasılsınız6
- acıkmamak için öneriler5
- deli olduğunun farkına varmak5
- chp'nin hali ne olacak49
- zall sözlüğü bizzat takip ediyor18
- milli takım şarkısının akp tarafından üretilmesi12
- cilgincapkin221
- ben bu yazıyı oğluma yazdım2
- ümmetçiler neden filistin'i kurtarmıyor10
- en çok kullandığınız ağrı kesici9
- gammazlar çetesi17
- kontrat fosfor karburator5
- birader beylerin birader beyler olmaları7
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor4
- sana vurana sen de vur diyen ebeveyn2
- sarı yeleli aslan trump8
- elon muskın ilk dolar trilyoneri olması5
- ben bu dünyada hangi boşluğu dolduruyorum15
- ayağı alçılı kız yıkamak5
- anın görüntüsü18
- uludağ sözlüğün en yakışıklı ve en zeki yazarı4
- mor semsiyeli yabanci14
- determinizm2
- gocu26
- zallın fake hesabı var mı9
- gecenin şarkısı5
- talibanin kadınlara hemşire ve ebeliği yasaklaması10
- karamanoğlu beyliğinin bayrağı6
- hababam sınıfı semra hoca7
- ayran ve şalgam suyunu karıştırıp içmek3
- yazarları gülümseten şeyler6
aralık ayında yeni albümü çıkacak olan kral. ölmese idi çıkarmayı planladığı, yarım kalan albümü tamamlanıp piyasaya sürülecek. 8 kasım pazartesi günü ise yeni albümdeki breaking news isimli şarkı internet üzerinden dinlenebilecek.
(bkz: the king)
beyinsiz gitti diğer tarafa yavrucak... *
edit :gazetenin yalancısıyım valla http://www.spothaber.com/haber.asp?id=107302
edit :gazetenin yalancısıyım valla http://www.spothaber.com/haber.asp?id=107302
Dünya üzerine gelmiş en büyük efsane, öldüğüne hala inanılmayan..
dünyada çok bilinen yabancı sanatcılardan.
hani bu taklitleri var ya bunun, izlerken "oha ya müthiş dans ediyor!" dediğimiz. işte onlar bile bu kadar iyiyse michael jackson'ın ta kendisini düşünmek bile istemiyorum dedirtiyor. büyük adamdı harbiden.
müziğin michael jordanı... yaptığı herşey ile dikkat çekmeyi başaran efsane...
kendi halinden memmun olmayıp da pigmentleriyle oynayan ve sonunda ortalarda ruh gibi dolaşan insan türü.
Hala hakkında entry girilmesi beni mutlu eden müziğin tanrısı.
Tanrı michael jackson' u yarattı ve dinlemek için köşesine çekildi.
Tanrı michael jackson' u yarattı ve dinlemek için köşesine çekildi.
gençlik idolümdür. Duygularımı dışarı vurmamı sağlar. Huzur içinde uyu M.J
billy jean (rocco remix) şiddetle tavsiye edilir, kulağınızın pası silinir...
bu akşam yılmaz morgülü tvde gördüğümde aklıma gelen efsane adam...
sol frame de adını görünce acaba geri mi geldi dediğim adam. ona yakışır ancak böyle dönüşler malum... gelmemiş üzüldüm yine... (bkz: this is it)
gerçek bir yıldızın tam açıklamasını gözler önüne sunan başarıdan başarıya koşmuş bedenen ölse bile şarkıları yaşayan efsane.
yeni albümü çıkarılmış.holywood tonight isimli şarkısıyla yaşasaydı yine bir numara olacağını kanıtlıyor.rıp.
ölümsüz efsanedir. özlenmektedir.
yaşadığı dönemin 20-30 yıl sonrasının ayarında şarkılar besteleyen amerikalı şarkıcı. dansı halen dünyada büyük ilgi görürken, ölümü büyük yankı uyandırmıştır.
her yerde taklit dansları yapılan ünlü sanatçıdır.
geçen sene öldü ama danslarıyla yaşıyor.
geçen sene öldü ama danslarıyla yaşıyor.
keşke ölmeseydi, keşke oturup 2 lafın belini kırabilseydik, keşke onu ne kadar sevdiğimi söyleyebilseydim dediğim insandır.
tüm dünyanın onu beğendiği fakat kendi kendini hiç beğenmeyen kişi... ve zencilere ün ve şöhretin kapısını açan ünlü sanatçı
doktoru conrad murray nihayet yargılanacaktır.
yaşıtım olan çocukların, voltran, he-man ya da ninja kaplumbağalardan özellikle michalengeloyu kahraman olarak benimsedikleri dönemlerde, çocukluk kahramanım olarak hayatımda yer edinmiş efsane. burası yazının tanım kısmını oluşturuyor. bu yazıyı yazabilmek için 25 haziran 2009 dan beri bekliyorum ve anca bu gücü bulabildim. çocukluk kahramanımı kaybettim...
dayım sayesinde başlamış her şey... ben 3 yaşındayken çıkan bad albümü, dayımın önerisiyle benim uyku müziğim olmuş. ben ne zaman uyutulacak olsam, kasetçalara bad albümü takılır ve tüm gün evin altını üstüne getiren ben'im sakinleşmem beklenirmiş. işe yararmış da. bu kısımları çok net hatırlamıyorum ama, 4 yıl sonra 1991de bir sabah uyandığımda, yastığımın altında yine dayımın hediye ettiği dangerous albümünü gördüğüm anı hayatım boyunca unutmayacağım. neden bilmiyorum ama albümü elime alır almaz koklamıştım. ve o albüm hala farklı kokar bana. şimdi düşününce bu bile anlamlı geliyor. bu zamana kadar çok az vakit geçirebildim dayımla. almanyada yaşıyor olması, gerçekten çok nadiren ziyarete gelebilmesi ve daha birçok nedenden ötürü hayatımda dayımla görüşmelerimin toplamı 6 ya da 7 dir. onu çok seviyor olmamdan, çok az görüyor ve sürekli özlüyor olmamdan ve sınırlı görüşmelerimiz sırasında da hayatıma michael jacksonı sokmuş olmasından sanırım, belli bir yaşıma kadar dayımla michael jacksonı özdeşleştirmiştim, michael jacksonı dayım sanmıştım. evet belki şu yaşta olsa hastalıklı bir durum olurdu ama o yaşımı düşündüğümde çok masum geliyor bana.
tüm okul sonraları ve yaz tatili boyunca sokakta dahil olduğum oyunlar, mahalle arkadaşlarıyla organize olunarak çıkılan meyve hırsızlıkları ve bunun gibi bir çok aktivite, dayımın bu son armağanıyla sekteye uğramıştı. alamancı akrabası olan çoğu türk ailesi gibi almanyadan gelen elektronik aletlerde başı çeken kasetçaları resmen kulağıma yapıştırmış; tüm gün michael jackson dinliyor, karşı apartmanın duvarında düzenlenen geleneksel penaltı çekişmelerini, hava karardığında oynanan saklambaçı ve hatta karanlıkta saklambaç oynarken üst mahalleden ayçayla aynı yerde saklanabilme ihtimalini bile görmezden geliyordum. tek aktivitem o olmuştu. dayımı göremesem de, o bana düzenli olarak michael jacksonın konser video kasetlerini gönderiyor, yine bir alamancı klasiği olarak çoğu evde yer edinen video ile, dayımı görmemi sağlıyordu. kulağı hoparlöre yapıştırıp müzik dinleyerek geçen zamanlar, yerini çevirip çevirip konser kasetlerinin izlendiği seanslara bırakmıştı. yaşın da ilerlemesi ve ergenliğe de girilmesiyle, izlenilen video kasetler, idol olarak michaelı almalar, onun gibi giyinmeye çalışarak ayna karşısında ya da gün ışığının beyaz kapıya vurmasıyla oluşan gölgede yapılan dans taklit denemelerine bırakmıştı. sanırım bir akşam yemeği sırasında bir yandan tabaktaki yemekle oynarken bir yandan da eni vici vokke şeklinde kendi kendine mırıldanan terbiyesiz masal kahramaninın, babasının eni vici vokkeyi yanlış anlaması sonucu michael jackson yüzünden ilk banyo cezasını aldığı tarih de, daha kaygan olur düşüncesiyle apartman içinde moonwalk yapmaya çalışırken merdivenlerden yuvarlanıp ayağını incittiği tarih de bu zamanlara denk gelmektedir. annemin çok başarılı bir terzi olmasını hayatım boyunca bir avantaj olarak görsem de bir türlü kendime billie jean kostümü diktiremedim. bu konuyu hala zaman zaman gündeme getirdiğim oluyor ama henüz başarılı olamadım.
ortaokul dönemi jackson hastalığının ilerlemesiyle geçti ve liseye başlayacağım yaz almanyaya dayımı ziyarete gittim. hayatımın en önemli üzüntülerinden birine bu kadar yakın olduğumu bilmiyordum. yaklaşık 1 ay almanyada kaldıktan sonra artık dönüş vakti gelmişti ve biletler 15 gün önceden alınmıştı. dayımın hareketlerinde bir gariplik hissediyordum ama bir anlam veremiyordum. ne zaman dışarı çıksak sanki bir şeyleri görmemi engellemeye çalışıyordu. çok üstünde durmadım ve geçiştirdim. fakat dönüş tarihimize 3 gün kala bir sokak afişi acı gerçeği yüzüme vurdu. döneceğimiz gün michael jacksonın konseri vardı. bilet gününün değiştirilmesi için çıkardığım arızayı tarif edemem. fakat babamdan da gelen talimatlar sebebiyle bilet tarihinde bir değişiklik olmaması sonucu, masada kendi kendime mırıldandığım o büyülü sözcükleri bu defa haykırdım. eni vici vokke! hakkaten eni vici vokke baba!
ve tüm dünyayı hareketlendiren haber! michael hayatının son turnesine çıkıyor. o talihsiz günden sonra bir daha onu sahnede görme fırsatı yakalayamamışım ve hayatımın son fırsatı bana sunuluyor. londra da michael son kez sahneye çıkıyor. gerekirse tanıdığım her kişiden borç isteyerek, bir şekilde gitmeliyim bu konsere ve gideceğim de!. bankadan kredi bile çekilir gerekirse. tüm hazırlıklar tüm planlar yapılıyor. tüm aile benim için benden daha sevinçli... annemde oğlunu kutsal bir göreve yolluyor havası. babamsa hala eni vici vokke. neyse...
pasaport çıkarılıyor, vize konusu hallediliyor. ve kum saati çevriliyor. içi içine sığmaz mı insanın? daha aylar var. ama şimdiden heyecandan sürekli çişim geliyor. ve bir gece, bilgisayarının başında oturan ev arkadaşımın ağzından bir anda şu cümleler dökülüyor...
hacııı! bir haber var ama bunu sana ben söyleyemem... gel de bi bak istersen...
o ana kadar sanırım hayatımda bu denli bir acı hissetmemiştim. şimdi ailesinden en yakınlarını kaybedenler belki bana kızacaklardır, tabiiki bir anne yada babanın ölümüyle bir tutulamaz ama bu gerçekten çok farklı bir şeydi. o an o haberi nasıl peşpeşe okuduğumu, nasıl her defasında inanmadığımı hatırlayabiliyorum sadece. 25 haziran 2009 gecesi michael jackson, dayım, çocukluk kahramanım ve hayatımda en büyük yere sahip olan sanatçıyı, doktorunun hatası sonucu kaybetmiştim. bu aylar sonra da ortaya çıkarıldığı üzre bir cinayetti. o gece ve cenaze töreninin naklen yayınlandığı gece, ertesi gün hastanelik olacak şekilde kendimi kaybetmiştim. ve bugüne kadar toparlanamadım. hala ne zaman moralim bozulsa, ya da ne zaman mutlu olsam bir şekilde dayımla, michaella paylaşırım.
90lı yıllarda çocuk olmakla ilgili söylenebilecek çok şey var. ve benim gibi birçok insanın hayatında eminim ki önemli bir yeri vardır michael jacksonın. ama ben bukadar şey yazdıktan sonra dahi hala nasıl anlatabilirim diye düşünüyorum. sanırım onunla ilgili düşüncelerimi, yada hayatımda ne gibi bir yeri olduğunu anlatabilecek kelimeleri hiç bir zaman bulamayacağım.
kalbinde en ufak bir kötülük olmadığına inandığım tek insan... kendi deyimiyle her şeye sevgiyle başlayan, hayatında elde ettiği bir çok başarının bedelini çocukluğunu yaşayamayarak ödemek zorunda kalan ve hep çocuk kalan güzel insan... dayım... peter pan...
seni çok özlüyorum...
sevgiyle
dayım sayesinde başlamış her şey... ben 3 yaşındayken çıkan bad albümü, dayımın önerisiyle benim uyku müziğim olmuş. ben ne zaman uyutulacak olsam, kasetçalara bad albümü takılır ve tüm gün evin altını üstüne getiren ben'im sakinleşmem beklenirmiş. işe yararmış da. bu kısımları çok net hatırlamıyorum ama, 4 yıl sonra 1991de bir sabah uyandığımda, yastığımın altında yine dayımın hediye ettiği dangerous albümünü gördüğüm anı hayatım boyunca unutmayacağım. neden bilmiyorum ama albümü elime alır almaz koklamıştım. ve o albüm hala farklı kokar bana. şimdi düşününce bu bile anlamlı geliyor. bu zamana kadar çok az vakit geçirebildim dayımla. almanyada yaşıyor olması, gerçekten çok nadiren ziyarete gelebilmesi ve daha birçok nedenden ötürü hayatımda dayımla görüşmelerimin toplamı 6 ya da 7 dir. onu çok seviyor olmamdan, çok az görüyor ve sürekli özlüyor olmamdan ve sınırlı görüşmelerimiz sırasında da hayatıma michael jacksonı sokmuş olmasından sanırım, belli bir yaşıma kadar dayımla michael jacksonı özdeşleştirmiştim, michael jacksonı dayım sanmıştım. evet belki şu yaşta olsa hastalıklı bir durum olurdu ama o yaşımı düşündüğümde çok masum geliyor bana.
tüm okul sonraları ve yaz tatili boyunca sokakta dahil olduğum oyunlar, mahalle arkadaşlarıyla organize olunarak çıkılan meyve hırsızlıkları ve bunun gibi bir çok aktivite, dayımın bu son armağanıyla sekteye uğramıştı. alamancı akrabası olan çoğu türk ailesi gibi almanyadan gelen elektronik aletlerde başı çeken kasetçaları resmen kulağıma yapıştırmış; tüm gün michael jackson dinliyor, karşı apartmanın duvarında düzenlenen geleneksel penaltı çekişmelerini, hava karardığında oynanan saklambaçı ve hatta karanlıkta saklambaç oynarken üst mahalleden ayçayla aynı yerde saklanabilme ihtimalini bile görmezden geliyordum. tek aktivitem o olmuştu. dayımı göremesem de, o bana düzenli olarak michael jacksonın konser video kasetlerini gönderiyor, yine bir alamancı klasiği olarak çoğu evde yer edinen video ile, dayımı görmemi sağlıyordu. kulağı hoparlöre yapıştırıp müzik dinleyerek geçen zamanlar, yerini çevirip çevirip konser kasetlerinin izlendiği seanslara bırakmıştı. yaşın da ilerlemesi ve ergenliğe de girilmesiyle, izlenilen video kasetler, idol olarak michaelı almalar, onun gibi giyinmeye çalışarak ayna karşısında ya da gün ışığının beyaz kapıya vurmasıyla oluşan gölgede yapılan dans taklit denemelerine bırakmıştı. sanırım bir akşam yemeği sırasında bir yandan tabaktaki yemekle oynarken bir yandan da eni vici vokke şeklinde kendi kendine mırıldanan terbiyesiz masal kahramaninın, babasının eni vici vokkeyi yanlış anlaması sonucu michael jackson yüzünden ilk banyo cezasını aldığı tarih de, daha kaygan olur düşüncesiyle apartman içinde moonwalk yapmaya çalışırken merdivenlerden yuvarlanıp ayağını incittiği tarih de bu zamanlara denk gelmektedir. annemin çok başarılı bir terzi olmasını hayatım boyunca bir avantaj olarak görsem de bir türlü kendime billie jean kostümü diktiremedim. bu konuyu hala zaman zaman gündeme getirdiğim oluyor ama henüz başarılı olamadım.
ortaokul dönemi jackson hastalığının ilerlemesiyle geçti ve liseye başlayacağım yaz almanyaya dayımı ziyarete gittim. hayatımın en önemli üzüntülerinden birine bu kadar yakın olduğumu bilmiyordum. yaklaşık 1 ay almanyada kaldıktan sonra artık dönüş vakti gelmişti ve biletler 15 gün önceden alınmıştı. dayımın hareketlerinde bir gariplik hissediyordum ama bir anlam veremiyordum. ne zaman dışarı çıksak sanki bir şeyleri görmemi engellemeye çalışıyordu. çok üstünde durmadım ve geçiştirdim. fakat dönüş tarihimize 3 gün kala bir sokak afişi acı gerçeği yüzüme vurdu. döneceğimiz gün michael jacksonın konseri vardı. bilet gününün değiştirilmesi için çıkardığım arızayı tarif edemem. fakat babamdan da gelen talimatlar sebebiyle bilet tarihinde bir değişiklik olmaması sonucu, masada kendi kendime mırıldandığım o büyülü sözcükleri bu defa haykırdım. eni vici vokke! hakkaten eni vici vokke baba!
ve tüm dünyayı hareketlendiren haber! michael hayatının son turnesine çıkıyor. o talihsiz günden sonra bir daha onu sahnede görme fırsatı yakalayamamışım ve hayatımın son fırsatı bana sunuluyor. londra da michael son kez sahneye çıkıyor. gerekirse tanıdığım her kişiden borç isteyerek, bir şekilde gitmeliyim bu konsere ve gideceğim de!. bankadan kredi bile çekilir gerekirse. tüm hazırlıklar tüm planlar yapılıyor. tüm aile benim için benden daha sevinçli... annemde oğlunu kutsal bir göreve yolluyor havası. babamsa hala eni vici vokke. neyse...
pasaport çıkarılıyor, vize konusu hallediliyor. ve kum saati çevriliyor. içi içine sığmaz mı insanın? daha aylar var. ama şimdiden heyecandan sürekli çişim geliyor. ve bir gece, bilgisayarının başında oturan ev arkadaşımın ağzından bir anda şu cümleler dökülüyor...
hacııı! bir haber var ama bunu sana ben söyleyemem... gel de bi bak istersen...
o ana kadar sanırım hayatımda bu denli bir acı hissetmemiştim. şimdi ailesinden en yakınlarını kaybedenler belki bana kızacaklardır, tabiiki bir anne yada babanın ölümüyle bir tutulamaz ama bu gerçekten çok farklı bir şeydi. o an o haberi nasıl peşpeşe okuduğumu, nasıl her defasında inanmadığımı hatırlayabiliyorum sadece. 25 haziran 2009 gecesi michael jackson, dayım, çocukluk kahramanım ve hayatımda en büyük yere sahip olan sanatçıyı, doktorunun hatası sonucu kaybetmiştim. bu aylar sonra da ortaya çıkarıldığı üzre bir cinayetti. o gece ve cenaze töreninin naklen yayınlandığı gece, ertesi gün hastanelik olacak şekilde kendimi kaybetmiştim. ve bugüne kadar toparlanamadım. hala ne zaman moralim bozulsa, ya da ne zaman mutlu olsam bir şekilde dayımla, michaella paylaşırım.
90lı yıllarda çocuk olmakla ilgili söylenebilecek çok şey var. ve benim gibi birçok insanın hayatında eminim ki önemli bir yeri vardır michael jacksonın. ama ben bukadar şey yazdıktan sonra dahi hala nasıl anlatabilirim diye düşünüyorum. sanırım onunla ilgili düşüncelerimi, yada hayatımda ne gibi bir yeri olduğunu anlatabilecek kelimeleri hiç bir zaman bulamayacağım.
kalbinde en ufak bir kötülük olmadığına inandığım tek insan... kendi deyimiyle her şeye sevgiyle başlayan, hayatında elde ettiği bir çok başarının bedelini çocukluğunu yaşayamayarak ödemek zorunda kalan ve hep çocuk kalan güzel insan... dayım... peter pan...
seni çok özlüyorum...
sevgiyle
öldüğüne inanmadığım, inanmak istemediğimdir.
Gündemdeki Haberler
güncel Önemli Başlıklar