bugün
- kolye140
- cep telefonu16
- nokia15
- rüzgar11
- asla evlenilmeyecek erkekler5
- bal9
- sevgiliye uzaktan bakmak3
- pazar günü erken kalkmak2
- lale13
- türkiyede kürt olarak barınabilmek için gerekenler71
- galatasaray balı2
- 17 ekim 2026 gençlerbirliği galatasaray maçı21
- var olmak için ne yaptınız12
- sen kimsin sorusuna 3 kelimelik cevap ver10
- kader4
- hizmet sektörü3
- yüzde 50 burslu psikoloji bölümü kazanmak12
- billie eilish'in memeleri7
- evi ev yapan şeyler14
- fil9
- kuş5
- kaplan17
- ilkokul bebesine türbanı savunmak65
- sözlük obezlerinin fotoğrafları10
- bileklik19
- aslan15
- at6
- yogartiksen39
- inançsızlığınız ve akıl almaz gecikmeniz3
- 14 ekim 2026 aston villa fenerbahçe maçı75
- sevgili nedir7
- başka birinin ayağını yalamış erkekle evlenmek7
- brezilya7
- gece gece sinirlenmek4
- gül7
- duayı bencil bir iş haline getirmek5
- cadılar bayramında ne olacaksınız18
- 25 yılda adam edilen istanbul'u 5 yılda bitirmek48
- mavi4
- kim kimi neden sevmiyor14
- ankara8
- galatasaray19
- eskortluk yapan sözlük yazarı25
- güne psikolojik bir tespit bırak4
- sabah 6:00'da nervionun resmine bakarak rakı içmek12
- z kusagi4
- 17 ekim 2026 fenerbahçe alanyaspor maçı9
- fenerbahçe18
- sarı teker kim sorunsalı8
- kötüyü alaşağı etmek4
doğum günü kutlu olsun yazarıdır. ayrıca izlediğim çizgi filmlerden biri olan cedric'in büyükannesinin ismiydi.*
hemen hemen görüşlerimizin aynı olduğu yazardır.
portekiz yolcusu yazar. hayır dansçı ben olmama rağmen, dans festivali ekibine eklenen kişidir kendisi. şaka bir yana yolu şimdiden açık olsundur.
doya doya alt üst etsin avrupa'yı canım kardeşim.
edit: portekiz nedir yahu. italya olacaktı o. portekizle ilgili bir konuda konuşurken elimden çıkıvermiş.
(bkz: aynı anda birden falza iş yapamamak)
doya doya alt üst etsin avrupa'yı canım kardeşim.
edit: portekiz nedir yahu. italya olacaktı o. portekizle ilgili bir konuda konuşurken elimden çıkıvermiş.
(bkz: aynı anda birden falza iş yapamamak)
tanırım. harbiden iyi çocuktur. maksat sözlük klişesi değil.
hiç mesaj atmıyor artık. :(
senden başkasıyla içmem kahve. *
leon filmiyle özdeşleşmiş bir isim. ayrıca yazarmış leon filmi tadında yazıları olsun o zaman.
Felon isimli filmde Val Kilmer'ın oynadığı John Smith karakteri Yıllardan beri hapiste en belalı mahkumların bulunduğu bölümde, Eşi ve çocuğuna kastedenleri teker teker öldürdüğü için yıllardan beri yatmaktadır. Filmin başrol oyuncusu da John smith karakterinin yanına biraz da olsa benzer bir nedenden dolayı gelmiş hücre arkadaşıdır.
Orada John smith'in güzel bir sözü vardır, pişman mısın sorusu üzerine "sevdiklerim için gerekirse dünyanın geriye kalanını da öldürürüm" mealinde.
işte selim pusat için de yıllardan beri böyle bir sevilendir.
Orada John smith'in güzel bir sözü vardır, pişman mısın sorusu üzerine "sevdiklerim için gerekirse dünyanın geriye kalanını da öldürürüm" mealinde.
işte selim pusat için de yıllardan beri böyle bir sevilendir.
en yakın zamanda girdiğimiz iddiayı kazanıp 20 den fazla midye yiyerek hesabı ödeteceğim yazardır.*
gerçi izmir - istanbul arası nasıl bir iddia olacaksa bu.
gerçi izmir - istanbul arası nasıl bir iddia olacaksa bu.
dostluk...
günlerce, haftalarca ve belki de aylarca oturup uzun sohbetler edemesekte, izmirin bunaltıcı yaz sıcaklarında çiğli-güzelbahçe arasında mekik dokumaya katlandığımız dostluk.
egenin yeşil bi kasabasında ilk karşılaşmamız.. merhaba, nasılsınlar dilimizde sadece. sonra izmir'in bataklık bir okulunda tekrar biz. mısırlı çubuk kırakerler, ergen pozlarımız, kavgalarımız, barışmalarımız, sabahlamalarımız, okulun anarşitlerini ispiyonlamalarımız*... insan içinde yaşadığı zamanı bir gün ne denli özleyeceğini tahmin edemiyor ne yazık ki. ve büyümeye engel olamıyor hiç bir kul.
bende olamadım engel , sen de.
ısrarla bir günde yaşıtlarımıza fark atacak kadar büyütüldük. hayat ikimizi de başka taraflarımızdan vurdu. ben neye ne kadar acıdığımı kimselere anlatamadım. en yakın dostlarım bile hayatımı hep toz pembe zannetmeye devam ettiler, ediyorlar da. sen benden daha cesur davrandın aslında. ne yaşadıysan hayatına giren her insan az çok bildi seni, dinledi. kim ne kadar anladı bilinmez, ama sen anlattın.
zaman zaman çok kızdım sana. oof dedim bu ne güçsüzlük, kendine gel, topla kendini. sokağa çık, yeni insanlarla tanış, bir hobi bul, uğraş. dinlemedin değil az çok dinledin elbet. ne de olsa ben her zaman daha güçlüyü oynamalıydım. ama yetmedi, ben kilometrelerce uzaklıktan yetemedim sana. bilirsin bir şeyi başaramamayı sevmem, sana yardım edememiş olmayı kendime yedirebilmiş değilim hala.
bense kendimi dansa vurdum, müziğe. tuttuğumu koparır mışım onu gördüm. kendi kavgama dalmışken seni boşladım zaman zaman. aklım hep sendeydi oysa naptın, ne durumdasın diye.
bugün sohbetin bile sevindirmişken beni, lluvia diye başlayan yazında hıçkırıklara boğdun yine.
nasıl bir şans senin dostluğun, güzelliğin, varlığın...
kavgalarımızın hiç birisi can yakmak için olmadı bu zamana kadar. hep daha ileriye taşımak için yedik birbimizi. ne dendiyse iyiliğimize dendi bildik. hiç incinmedik bu yüzden.
yüzlerimizi benzetti hep insanlar, ama bilmediler ki aslında kaderlerimizde çok benzer.
sen ve dostluğun iyi ki varsın.
ne denebilir ki senin kadar güzel insana...
günlerce, haftalarca ve belki de aylarca oturup uzun sohbetler edemesekte, izmirin bunaltıcı yaz sıcaklarında çiğli-güzelbahçe arasında mekik dokumaya katlandığımız dostluk.
egenin yeşil bi kasabasında ilk karşılaşmamız.. merhaba, nasılsınlar dilimizde sadece. sonra izmir'in bataklık bir okulunda tekrar biz. mısırlı çubuk kırakerler, ergen pozlarımız, kavgalarımız, barışmalarımız, sabahlamalarımız, okulun anarşitlerini ispiyonlamalarımız*... insan içinde yaşadığı zamanı bir gün ne denli özleyeceğini tahmin edemiyor ne yazık ki. ve büyümeye engel olamıyor hiç bir kul.
bende olamadım engel , sen de.
ısrarla bir günde yaşıtlarımıza fark atacak kadar büyütüldük. hayat ikimizi de başka taraflarımızdan vurdu. ben neye ne kadar acıdığımı kimselere anlatamadım. en yakın dostlarım bile hayatımı hep toz pembe zannetmeye devam ettiler, ediyorlar da. sen benden daha cesur davrandın aslında. ne yaşadıysan hayatına giren her insan az çok bildi seni, dinledi. kim ne kadar anladı bilinmez, ama sen anlattın.
zaman zaman çok kızdım sana. oof dedim bu ne güçsüzlük, kendine gel, topla kendini. sokağa çık, yeni insanlarla tanış, bir hobi bul, uğraş. dinlemedin değil az çok dinledin elbet. ne de olsa ben her zaman daha güçlüyü oynamalıydım. ama yetmedi, ben kilometrelerce uzaklıktan yetemedim sana. bilirsin bir şeyi başaramamayı sevmem, sana yardım edememiş olmayı kendime yedirebilmiş değilim hala.
bense kendimi dansa vurdum, müziğe. tuttuğumu koparır mışım onu gördüm. kendi kavgama dalmışken seni boşladım zaman zaman. aklım hep sendeydi oysa naptın, ne durumdasın diye.
bugün sohbetin bile sevindirmişken beni, lluvia diye başlayan yazında hıçkırıklara boğdun yine.
nasıl bir şans senin dostluğun, güzelliğin, varlığın...
kavgalarımızın hiç birisi can yakmak için olmadı bu zamana kadar. hep daha ileriye taşımak için yedik birbimizi. ne dendiyse iyiliğimize dendi bildik. hiç incinmedik bu yüzden.
yüzlerimizi benzetti hep insanlar, ama bilmediler ki aslında kaderlerimizde çok benzer.
sen ve dostluğun iyi ki varsın.
ne denebilir ki senin kadar güzel insana...
Natalie Portman'ın Leonda masum kızı oynadığı karakter o filmden sonra Black Swan'ı izleyince tırsma riskine sahipsiniz.
Raki masama tesrif ederek masamizi senlendiren kafasi da muhabbeti gibi guzel yazar.
Leon filmi ve Raziel'in şarkısı gelir akıllara. ikisininde çok değerli olduğunu söyleyebilirim benim için.
leon'un aşık olduğu sübyan. sinemada çarpıklık.
sözlükte yazmaya başladığımdan beri ilk defa birisi ile güzel güzel bir kaç şey konuşma fırsatım oldu ve o fırsatı yaratan kişi de bu hanımefendidir.
pink floyd ve sinema üzerine bir kaç şey konuşma şansını yakaladığım , al pacino delisi güzel yazar olur kendileri . birazcık peşin hükümlü sanki ,biraz da esmekten , gürlemekten hoşlanırmış . essin , gürlesin ama hep yazsın , hiç susmasın diyor ve kendisine bir şarkı armağan ederek veda ediyorum .
(bkz: shine on you crazy diamond)
pink floyd ve sinema üzerine bir kaç şey konuşma şansını yakaladığım , al pacino delisi güzel yazar olur kendileri . birazcık peşin hükümlü sanki ,biraz da esmekten , gürlemekten hoşlanırmış . essin , gürlesin ama hep yazsın , hiç susmasın diyor ve kendisine bir şarkı armağan ederek veda ediyorum .
(bkz: shine on you crazy diamond)
(bkz: matilda mother)
her zaman yanımda olduğunu bildiğim, iyi niyetli, gerçekten kırılgan, kimseyi üzmek istemeyen ama kafası attı mı kelimeleri bir silah olarak kullanan yazar... hep mutlu olmasını isterim.
tek kelime ile uzun sürelik suskunluğunu bozdu....
"falcı falımda seni gördü" yaramaz demiş falcı bana asıl soruyorum asilzadeye, kendisi yarar mı acaba * kalkıp 2 tokat atamamış mı bana hakaret eden falcıya çok ayıp be kardeşim. birde izmirli olacak tüh sana.
"falcı falımda seni gördü" yaramaz demiş falcı bana asıl soruyorum asilzadeye, kendisi yarar mı acaba * kalkıp 2 tokat atamamış mı bana hakaret eden falcıya çok ayıp be kardeşim. birde izmirli olacak tüh sana.
bana hoşgeldin diyerek gönlümü fethetmiş uludağ sözlük yazarı.
tek kelimeyle çok iyi, süper, mükemmel, harika olağanüstüdür.*
(#10399679) korkunç bir cehalet örneği, niyet okuma üzerinden siyaset de yapıyor bu.
aşık olduğum kadının ismidir. severim.*
ingiliz mandası değil, amerikan uşağı olmuş insan. bunlar kader kısmet, önüne geçemiyon demek ki.
o değil de izmir iktisat kongresi filan, tarih çok garip.
o değil de izmir iktisat kongresi filan, tarih çok garip.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar