bugün
- vahiy kitabına göre kıyamet alametleri11
- damarsız tüysüz manisa yaprağı15
- 2026 yılı türk biralarının içilemez hale gelmesi21
- tutmayan başlık açma rehberi7
- kalabalık umumi tuvalette penislerin çarpışması4
- abdullah öcalan orospu çocuğudur18
- sırrı süreyya önder28
- göğüs kıllarım çıkmıyor16
- cabrio araçla takla atmak3
- askerlik anıları6
- eylül 2026 şanslı burçları3
- avokadonun turkçesinin taşak olması4
- dün eski sevgilimin evinde neyse boşver diyen kız3
- koreli erkeklerin türk kızlarından güzel olması4
- hristolojiye göre kıyamet alametleri5
- sözlüğe yalan söylemek yalandan sayılır mı4
- erecto dos andreas biraderitos2
- elinin içine hapşıran insan5
- silver ile evlenecek erkek53
- arap eli öpmek dudak karartmaz4
- dünyanın yuvarlak olması saçmalığı4
- kendisini iten müşteriye saldıran robot2
- ıoçk katatese elbise dikti mi sorunsalı7
- sözlükteki linç tayfa6
- sözlükteki linç kültürü12
- az veren candan cok veren maldan5
- popüler olanı eleştiren ezik entel3
- usual bay bey biraderdir2
- deccaliyet çağı6
- dün gece ne oldu12
- bizim uygulamamız bu şekilde4
- akçomarlara gerizekalı muamelesi yapmak2
- keçiören belediyesindeki yasaklı madde testi2
- son tüketim tarihi geçmiş ilaç9
- ek hizmet binası2
- rica ediyorum arkamdan konuşmayın12
- arkadaşlar fasfakirim ya6
- sözlükte linç yiyen insana karışır mısın17
- ismet gürbüz ile 81 günde 81 ili dolaşmak2
- akepeli değilim ama akp'ye oy atıyorum saçmalığı15
- herkesin kendini zeki sanması4
- melih gökçek11
- yazarlar şuan ne yapıyor4
- göz rengi değiştirme ameliyatı2
- falıma bakmak için can atan sözlük yazarları4
- sarapci koala59
- komşunu kendin gibi sev düşmanını da5
- götünü yıkamayan bir kızla evlenir misiniz8
- keşm adası2
- uykusuzluk2
dostluk...
günlerce, haftalarca ve belki de aylarca oturup uzun sohbetler edemesekte, izmirin bunaltıcı yaz sıcaklarında çiğli-güzelbahçe arasında mekik dokumaya katlandığımız dostluk.
egenin yeşil bi kasabasında ilk karşılaşmamız.. merhaba, nasılsınlar dilimizde sadece. sonra izmir'in bataklık bir okulunda tekrar biz. mısırlı çubuk kırakerler, ergen pozlarımız, kavgalarımız, barışmalarımız, sabahlamalarımız, okulun anarşitlerini ispiyonlamalarımız*... insan içinde yaşadığı zamanı bir gün ne denli özleyeceğini tahmin edemiyor ne yazık ki. ve büyümeye engel olamıyor hiç bir kul.
bende olamadım engel , sen de.
ısrarla bir günde yaşıtlarımıza fark atacak kadar büyütüldük. hayat ikimizi de başka taraflarımızdan vurdu. ben neye ne kadar acıdığımı kimselere anlatamadım. en yakın dostlarım bile hayatımı hep toz pembe zannetmeye devam ettiler, ediyorlar da. sen benden daha cesur davrandın aslında. ne yaşadıysan hayatına giren her insan az çok bildi seni, dinledi. kim ne kadar anladı bilinmez, ama sen anlattın.
zaman zaman çok kızdım sana. oof dedim bu ne güçsüzlük, kendine gel, topla kendini. sokağa çık, yeni insanlarla tanış, bir hobi bul, uğraş. dinlemedin değil az çok dinledin elbet. ne de olsa ben her zaman daha güçlüyü oynamalıydım. ama yetmedi, ben kilometrelerce uzaklıktan yetemedim sana. bilirsin bir şeyi başaramamayı sevmem, sana yardım edememiş olmayı kendime yedirebilmiş değilim hala.
bense kendimi dansa vurdum, müziğe. tuttuğumu koparır mışım onu gördüm. kendi kavgama dalmışken seni boşladım zaman zaman. aklım hep sendeydi oysa naptın, ne durumdasın diye.
bugün sohbetin bile sevindirmişken beni, lluvia diye başlayan yazında hıçkırıklara boğdun yine.
nasıl bir şans senin dostluğun, güzelliğin, varlığın...
kavgalarımızın hiç birisi can yakmak için olmadı bu zamana kadar. hep daha ileriye taşımak için yedik birbimizi. ne dendiyse iyiliğimize dendi bildik. hiç incinmedik bu yüzden.
yüzlerimizi benzetti hep insanlar, ama bilmediler ki aslında kaderlerimizde çok benzer.
sen ve dostluğun iyi ki varsın.
ne denebilir ki senin kadar güzel insana...
günlerce, haftalarca ve belki de aylarca oturup uzun sohbetler edemesekte, izmirin bunaltıcı yaz sıcaklarında çiğli-güzelbahçe arasında mekik dokumaya katlandığımız dostluk.
egenin yeşil bi kasabasında ilk karşılaşmamız.. merhaba, nasılsınlar dilimizde sadece. sonra izmir'in bataklık bir okulunda tekrar biz. mısırlı çubuk kırakerler, ergen pozlarımız, kavgalarımız, barışmalarımız, sabahlamalarımız, okulun anarşitlerini ispiyonlamalarımız*... insan içinde yaşadığı zamanı bir gün ne denli özleyeceğini tahmin edemiyor ne yazık ki. ve büyümeye engel olamıyor hiç bir kul.
bende olamadım engel , sen de.
ısrarla bir günde yaşıtlarımıza fark atacak kadar büyütüldük. hayat ikimizi de başka taraflarımızdan vurdu. ben neye ne kadar acıdığımı kimselere anlatamadım. en yakın dostlarım bile hayatımı hep toz pembe zannetmeye devam ettiler, ediyorlar da. sen benden daha cesur davrandın aslında. ne yaşadıysan hayatına giren her insan az çok bildi seni, dinledi. kim ne kadar anladı bilinmez, ama sen anlattın.
zaman zaman çok kızdım sana. oof dedim bu ne güçsüzlük, kendine gel, topla kendini. sokağa çık, yeni insanlarla tanış, bir hobi bul, uğraş. dinlemedin değil az çok dinledin elbet. ne de olsa ben her zaman daha güçlüyü oynamalıydım. ama yetmedi, ben kilometrelerce uzaklıktan yetemedim sana. bilirsin bir şeyi başaramamayı sevmem, sana yardım edememiş olmayı kendime yedirebilmiş değilim hala.
bense kendimi dansa vurdum, müziğe. tuttuğumu koparır mışım onu gördüm. kendi kavgama dalmışken seni boşladım zaman zaman. aklım hep sendeydi oysa naptın, ne durumdasın diye.
bugün sohbetin bile sevindirmişken beni, lluvia diye başlayan yazında hıçkırıklara boğdun yine.
nasıl bir şans senin dostluğun, güzelliğin, varlığın...
kavgalarımızın hiç birisi can yakmak için olmadı bu zamana kadar. hep daha ileriye taşımak için yedik birbimizi. ne dendiyse iyiliğimize dendi bildik. hiç incinmedik bu yüzden.
yüzlerimizi benzetti hep insanlar, ama bilmediler ki aslında kaderlerimizde çok benzer.
sen ve dostluğun iyi ki varsın.
ne denebilir ki senin kadar güzel insana...
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar