bugün
- kale3112 tarzı entry girmek8
- yazarların akşama dair planları8
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı27
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı13
- her gün 1 litre kola içersek ne olur10
- arap götü4
- doların 50 tl olması6
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek13
- true niye hala çaylak5
- tanımadığı kadına tokat atan adam9
- kablosuz mouse12
- sürekli çalışmak zorunda olmamız8
- iskilipli atıf hoca20
- emre belözoğlu3
- çocukluğu hatırlatan tatlar4
- yeni bir işe başlarken akıldan geçenler5
- yogartiksen6
- favlayan yazarın asıl amacı12
- istanbul şu an hafif yağmurlu 17 derece2
- somali de türk bayrağı yakılması5
- sözlükteki kuzucuklarım6
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması8
- robert de niro denince akla gelen ilk film8
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi8
- esra'yı aç esra'yı9
- cadılar bayramını kutlayan erkek6
- songül karlı5
- sevgiliyle film izleyebildiğin gün2
- sözlük kürdü55
- süleyman çık dışarı2
- anın görüntüsü32
- arap kızı ve arap oğlanı duvar süsü3
- kim cha eon7
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- ahmet2
- togg4
- arabi'yi verem etmek2
- yagmur yagiyor seller akiyor3
- ismail kartal18
- ahmet nazif zorlu8
- aşk3
- millette manyak para var21
- zenci kadın poposu4
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- camfrog sönmez küfürleri3
- devlet bahçeli4
- erzincan2
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- lpg'nin 50 tl olması2
güzel bir şarkının ismi. kurgusunda sanki bir çocuk hikayesi anlatılıyor.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
çok güzel bir ambeon şarkısıdır. Fate of a Dreamer albümünden...
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and the colors it brings
Here I can sing, 'cos there's no one around
Some birds fly above me, flying so free
Remember an angel as she sat beside me
Here by the riverside
I looked into her big blue eyes
and loved her like rain
Then she flew away like the bird she was before
I saw her flying into the sunset
As the sky turned to black and she faded from view
Next morning by sunrise I watched and waited
Waited for the bird that was my angel within
But she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Is she gone
Was she murdered by a man, thinking
that she was just some bird?
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and sunset
I'm waiting for my angel to appear
But I'll have to accept I'll never see her again
'cos she never returned
And I'm still waiting
Where is she
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and the colors it brings
Here I can sing, 'cos there's no one around
Some birds fly above me, flying so free
Remember an angel as she sat beside me
Here by the riverside
I looked into her big blue eyes
and loved her like rain
Then she flew away like the bird she was before
I saw her flying into the sunset
As the sky turned to black and she faded from view
Next morning by sunrise I watched and waited
Waited for the bird that was my angel within
But she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Is she gone
Was she murdered by a man, thinking
that she was just some bird?
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and sunset
I'm waiting for my angel to appear
But I'll have to accept I'll never see her again
'cos she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar