bugün
- ekonomi12
- bayan kelimesi neden rahatsız edici19
- ahududu4
- kalem7
- kurşun kalem2
- acil yardım isteği8
- neli dondurma seversiniz14
- kürtçe zorunlu ders olmalıdır15
- yorgun mermi9
- rabat2
- katatespizartmasi14
- arkadaşlar13
- trump'ın exxonmobil ve chevron'a tepkisi3
- sözlük bayanlarının hiç çaylak olmaması9
- aylık 433 bin lira iyi para mıdır sorunsalı5
- döner2
- 3 ağustos 2026 aykolik gocu buluşması19
- yapay zekanın yapay zeka üretmesi4
- yaş ilerledikçe fark edilen şey5
- sözlük erkeklerinin kıskanç ve kompleksli olması8
- limonlu dondurma8
- zona7
- kedi4
- euro2
- yunanlıların neşet ertaş'ı çalması7
- dünya coğrafyasında farklı meyvelerin yetişmesi2
- michael kretschmer3
- eti cicibebe4
- kelebeklerin bir boka yaramaması8
- onu özlediğiniz anlar6
- yağmurcu neden akpli13
- fas3
- ona bir şey söyle12
- patlak bir erkekle evlenir miydiniz4
- katatespizartmasi benimle evlenir misin5
- sözlüğün en tatlı yazarı4
- online listesi5
- zevkli olan şeyler3
- kadınların pozitif ayrımcılığa uğradığı konular4
- kadın yazarların kavga etmesi5
- turşunun iyisi limonla mı sirkeyle mi5
- sözlüğün gelmiş geçmiş en efsanevi yazarı4
- kızlar bir rezillik çıkarmayacaksa gidiyorum5
- online olup entry girmeyen yazarlar4
- rusya3
- kadınlar mı daha zeki erkekler mi sorunu6
- hayattaki tek gerçek3
- arkadaşlar bi waffle yer miyiz4
- en gey özelliğiniz8
- cicibebe yiyen alfa erkek3
güzel bir şarkının ismi. kurgusunda sanki bir çocuk hikayesi anlatılıyor.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
çok güzel bir ambeon şarkısıdır. Fate of a Dreamer albümünden...
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and the colors it brings
Here I can sing, 'cos there's no one around
Some birds fly above me, flying so free
Remember an angel as she sat beside me
Here by the riverside
I looked into her big blue eyes
and loved her like rain
Then she flew away like the bird she was before
I saw her flying into the sunset
As the sky turned to black and she faded from view
Next morning by sunrise I watched and waited
Waited for the bird that was my angel within
But she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Is she gone
Was she murdered by a man, thinking
that she was just some bird?
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and sunset
I'm waiting for my angel to appear
But I'll have to accept I'll never see her again
'cos she never returned
And I'm still waiting
Where is she
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and the colors it brings
Here I can sing, 'cos there's no one around
Some birds fly above me, flying so free
Remember an angel as she sat beside me
Here by the riverside
I looked into her big blue eyes
and loved her like rain
Then she flew away like the bird she was before
I saw her flying into the sunset
As the sky turned to black and she faded from view
Next morning by sunrise I watched and waited
Waited for the bird that was my angel within
But she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Is she gone
Was she murdered by a man, thinking
that she was just some bird?
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and sunset
I'm waiting for my angel to appear
But I'll have to accept I'll never see her again
'cos she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar