bugün
- queen feristah15
- erkeklerin her konuşmayı flörte bağlaması6
- ölümden korkuyor musunuz11
- bir kadın uğruna hayatını değiştirmek5
- ayı dövmenin aslında zor olmaması10
- hafızayı sildirmek6
- işiniz gücünüz yok mu11
- bir bela geliyor29
- matrix te yaşadığımız gerçeği4
- sözlükten korkmak5
- ayıyla güreşmek7
- gecenin şarkısı18
- gocu43
- fusya semsiyeli yabanci20
- masada aniden ayağa kalkıp şiir okuyan erkek8
- zalbert ramstein4
- gerçeğin önemi kalmadığı gerçeği3
- sevilen kişiden sevilen şarkıyı dinlemek2
- sözlükte en çok sevdiğiniz olay7
- karı diyen öküzleri gırtlaklama isteği10
- bir kadından hoşlanmak2
- arkadaşlar çabuk buraya bakın5
- ben basit bir insanım2
- açık oylayan favlayan msj atan nickaltı giren kız6
- eve gelen escorta lahmacun söylemek5
- nervio12
- uludağ itiraf15
- mazotun yarım litresi 50 tl24
- insanları imcitmeyi havalı bir şey sanan ibneler6
- bara giden erkeğin asıl amacı7
- yağmurda ıslanınca murat kekilli ye benzeyen kız4
- uludağ sözlük evreni8
- sözlüğün insanı dertlendirmesi5
- apo'nun villası11
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya14
- kendin hakkında bir entry bırak9
- bilin bakalım ben kimin fakesiyim6
- erkekler neden evlenmek ister15
- 195 kaslı pilot14
- izmirbeyefendisi'nin şemsiyeli olması6
- seninleyken kendim olabiliyorum2
- duştan yeni çıkmış six packli erkek3
- donald trump'un türk askerini övmesi10
- gece dinlenen podcast te anırarak gülen adamlar3
- pandela2
- heyt bea gocu mu5
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- 7 aydır konuşulan kızın true çıkması3
- hasan atilla uğur14
- willem dafoe3
güzel bir şarkının ismi. kurgusunda sanki bir çocuk hikayesi anlatılıyor.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
çok güzel bir ambeon şarkısıdır. Fate of a Dreamer albümünden...
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and the colors it brings
Here I can sing, 'cos there's no one around
Some birds fly above me, flying so free
Remember an angel as she sat beside me
Here by the riverside
I looked into her big blue eyes
and loved her like rain
Then she flew away like the bird she was before
I saw her flying into the sunset
As the sky turned to black and she faded from view
Next morning by sunrise I watched and waited
Waited for the bird that was my angel within
But she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Is she gone
Was she murdered by a man, thinking
that she was just some bird?
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and sunset
I'm waiting for my angel to appear
But I'll have to accept I'll never see her again
'cos she never returned
And I'm still waiting
Where is she
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and the colors it brings
Here I can sing, 'cos there's no one around
Some birds fly above me, flying so free
Remember an angel as she sat beside me
Here by the riverside
I looked into her big blue eyes
and loved her like rain
Then she flew away like the bird she was before
I saw her flying into the sunset
As the sky turned to black and she faded from view
Next morning by sunrise I watched and waited
Waited for the bird that was my angel within
But she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Is she gone
Was she murdered by a man, thinking
that she was just some bird?
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and sunset
I'm waiting for my angel to appear
But I'll have to accept I'll never see her again
'cos she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar