bugün
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- anın görüntüsü31
- millette manyak para var20
- nar tanelemek4
- erken uyanmak4
- boşandığı eşine araba alan adam7
- kuzey buz denizi3
- zenci uşağın aniden içeri girmesi3
- yazılımcının flört edememesi2
- sözlük kürdü54
- 33 ülkenin stok yapın çağrısı2
- abd arabuluculuğunda ukrayna rusya müzakereleri2
- 6 yaşındaki kızını satan anne10
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- fon krizi kimin üstüne yıkılacak19
- insan olmaya çeyrek kala tarzı entry girmek10
- cadılar bayramı kutlamayan geri zekalılar13
- çaykur'un türk çayı ibaresini kaldırması13
- 30 liraya satılan tavuk döner13
- ilkokulda dayak yemiş efsanevi nesil14
- ben tevratı da okudum incili de12
- papatya çayı içen erkek10
- traveler of secret moments tarzı enrty girmek8
- ananı mı dinlersin karıyı mı11
- volkswagen passat10
- pankek yiyen erkek6
- 007 tarzı entry girmek4
- yaşıyor musunuz uludağ sözlük7
- traş olmaya üşenmek7
- kale3112'deki 3112'nin anlamı nedir sorunsalı5
- türkiyeli kahvesi8
- 20075
- ismail kartal19
- sevilmeyen iş arkadaşıyla başa çıkma yöntemi5
- evde kalmış 30 yaşında kız22
- osman pamukoğlu14
- sınavlar bittikten sonra oluşan boşluk hissi6
- kemal sunal'ın en kötü filmi8
- devlet bahçeli'nin il olmasını önerdiği 19 ilçe10
- sözlükteki kızların bilgisiz olması23
- simko323
- etnik köken20
- karton toplayan cocuk 15 temmuzda ne yapıyordu10
- escort ile para kavgası5
- 3 kasım 2026 galatasaray stuttgart maçı8
- kavga edenleri auuuwww diye gaza getirmek5
- flört uygulamalarında eşleşme algoritması3
- cam açık uyumak8
- kefiye2
- herkesin hayatına kimse karışamaz5
güzel bir şarkının ismi. kurgusunda sanki bir çocuk hikayesi anlatılıyor.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
çok güzel bir ambeon şarkısıdır. Fate of a Dreamer albümünden...
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and the colors it brings
Here I can sing, 'cos there's no one around
Some birds fly above me, flying so free
Remember an angel as she sat beside me
Here by the riverside
I looked into her big blue eyes
and loved her like rain
Then she flew away like the bird she was before
I saw her flying into the sunset
As the sky turned to black and she faded from view
Next morning by sunrise I watched and waited
Waited for the bird that was my angel within
But she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Is she gone
Was she murdered by a man, thinking
that she was just some bird?
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and sunset
I'm waiting for my angel to appear
But I'll have to accept I'll never see her again
'cos she never returned
And I'm still waiting
Where is she
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and the colors it brings
Here I can sing, 'cos there's no one around
Some birds fly above me, flying so free
Remember an angel as she sat beside me
Here by the riverside
I looked into her big blue eyes
and loved her like rain
Then she flew away like the bird she was before
I saw her flying into the sunset
As the sky turned to black and she faded from view
Next morning by sunrise I watched and waited
Waited for the bird that was my angel within
But she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Is she gone
Was she murdered by a man, thinking
that she was just some bird?
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and sunset
I'm waiting for my angel to appear
But I'll have to accept I'll never see her again
'cos she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar