bugün
- favlayan yazarın asıl amacı13
- iskilipli atıf hoca21
- robert de niro denince akla gelen ilk film6
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması6
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- kelebek gibi uçarım ağzını yüzünü skerim3
- togg3
- camfrog sönmez küfürleri2
- ahmet nazif zorlu8
- tanımadığı kadına tokat atan adam5
- kasımda aşk başkadır5
- kablosuz mouse7
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- ismail kartal17
- atatürk düşmanı değilim2
- iş yerinde atletle çalışmak4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- fon vurgunu3
- evli bir kadını sikmek4
- güney kore devlet başkanı lee den türkiye mesajı3
- otel odasında yalnız kalmak4
- millette manyak para var21
- tenerife andorra maçında futbolcunun ölmesi2
- sarhoş insanlarla dolu partideki tek ayık kişi5
- sözlük kürdü54
- herşeyi kusursuz sadece ayağı çirkin olan kız3
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi5
- traveler seri oy atınca ay silkecek beni sanmak3
- sevimli kafir3
- 30 liraya satılan tavuk döner15
- anın görüntüsü31
- sözlüğün sapık dolması sorunsalı3
- travis bickle'a benzeyen sözlük yazarı2
- pazarama com3
- dünürüm haçan sana hamsi yaptum'ye bagayım3
- boşandığı eşine araba alan adam8
- neden herkes sabah erken kalkmayı erdem sanıyor4
- kale3112 tarzı entry girmek2
- osmanlı hanedanı3
- casino2
- 693
- zenci kadın poposu2
- nick vermeden bir yazara seslen3
- nar tanelemek5
- hüzünlü bakışlı ünlüler2
- red flag sözlük yazarları2
- zenci uşağın aniden içeri girmesi5
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
çok güzel bir ambeon şarkısıdır. Fate of a Dreamer albümünden...
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and the colors it brings
Here I can sing, 'cos there's no one around
Some birds fly above me, flying so free
Remember an angel as she sat beside me
Here by the riverside
I looked into her big blue eyes
and loved her like rain
Then she flew away like the bird she was before
I saw her flying into the sunset
As the sky turned to black and she faded from view
Next morning by sunrise I watched and waited
Waited for the bird that was my angel within
But she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Is she gone
Was she murdered by a man, thinking
that she was just some bird?
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and sunset
I'm waiting for my angel to appear
But I'll have to accept I'll never see her again
'cos she never returned
And I'm still waiting
Where is she
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and the colors it brings
Here I can sing, 'cos there's no one around
Some birds fly above me, flying so free
Remember an angel as she sat beside me
Here by the riverside
I looked into her big blue eyes
and loved her like rain
Then she flew away like the bird she was before
I saw her flying into the sunset
As the sky turned to black and she faded from view
Next morning by sunrise I watched and waited
Waited for the bird that was my angel within
But she never returned
And I'm still waiting
Where is she
Is she gone
Was she murdered by a man, thinking
that she was just some bird?
All day long I sit by the riverside
Watching the sunrise and sunset
I'm waiting for my angel to appear
But I'll have to accept I'll never see her again
'cos she never returned
And I'm still waiting
Where is she
güzel bir şarkının ismi. kurgusunda sanki bir çocuk hikayesi anlatılıyor.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar