bugün
- iskilipli atıf hoca21
- favlayan yazarın asıl amacı11
- hoşlanılan kızı başkasının favlaması6
- fb'nin inanılmaz başarısı4
- kelebek gibi uçarım ağzını yüzünü skerim3
- ahmet nazif zorlu8
- tanımadığı kadına tokat atan adam5
- kasımda aşk başkadır5
- kablosuz mouse7
- kasım ayının beraberinde getirdikleri6
- aktara girip özgürce alışveriş yapmak6
- atatürk düşmanı değilim2
- robert de niro denince akla gelen ilk film5
- iş yerinde atletle çalışmak4
- abdullah öcalana'ın yeni konutuna taşınması20
- fon vurgunu3
- herşeyi boşverip arıcak'a yerleşmek5
- togg2
- güney kore devlet başkanı lee den türkiye mesajı3
- evli bir kadını sikmek4
- otel odasında yalnız kalmak4
- tenerife andorra maçında futbolcunun ölmesi2
- millette manyak para var21
- sarhoş insanlarla dolu partideki tek ayık kişi5
- herşeyi kusursuz sadece ayağı çirkin olan kız3
- traveler seri oy atınca ay silkecek beni sanmak3
- sözlük kürdü54
- 18 ekim 2026 uludağ sözlüğün hacklenmesi5
- sevimli kafir3
- travis bickle'a benzeyen sözlük yazarı2
- sözlüğün sapık dolması sorunsalı3
- 30 liraya satılan tavuk döner15
- anın görüntüsü31
- pazarama com3
- dünürüm haçan sana hamsi yaptum'ye bagayım3
- neden herkes sabah erken kalkmayı erdem sanıyor4
- boşandığı eşine araba alan adam8
- kale3112 tarzı entry girmek2
- osmanlı hanedanı3
- casino2
- zenci kadın poposu2
- 693
- nick vermeden bir yazara seslen3
- hüzünlü bakışlı ünlüler2
- nar tanelemek5
- red flag sözlük yazarları2
- ismail kartal16
- zenci uşağın aniden içeri girmesi5
- cadılar bayramı kutlayan gerizekalı türkler31
- escort ile para kavgası6
güzel bir şarkının ismi. kurgusunda sanki bir çocuk hikayesi anlatılıyor.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
gününü bir su kenarında oturak geçirmeyi seven bir çocuk var. yeşilliklerin arasında, suyun kenarında biten tertemiz çimenler arasında çıplak beyaz ayaklarıyla oturuyor, yürüyor ara sıra, göle taş atıyor. veya suyun sesini dinleyerek, sırt üstü uzanıp göğü seyrediyor. sabahları gündoğumundaki renkleri arıyor, görebiliyor tüm pembe tonları, mavinin yeşille birleşmesini, soğuk gece mavisinin kızılla birleşmesini, sıcacık turuncuları buluyor. kuşlar var sadece doğada, kimse yok çevrede. belki de kimsesi yok, kim bilir. yalnız olabildiği için geldiği bu insansız doğada, hislerini şarkılarla paylaşıyordur.
şarkılarını söylerken, günün birinde o yükseklerde uçan kuşlardan biri gelir konar yanına. kafasını çevirip baktığında, yanında bir kuşun değil, kendisine gök mavisi gözlerini dikmiş bir meleğin bulunduğunu görür çocuk. kırlara inen yağmur gibi güzelmiş melek, kim ona aşık olmaz ki. şaşkınlığından ötürü tepkisiz kalmış, sonra daha bir şey söylemeden, söyleyemeden, melek geldiği gibi bir kuş olup uçup gitmiş.
gündoğumunda gözün görebileceği binbir renge tanıklık eden çocuk, günbatımına melek uçup giderken arkasından bakmış sadece. ufuk karardığında gözden kayboluncaya kadar izlemiş kuşu. sonraki sabaha gene aynı yerde, gündoğumunda gidip beklemiş. bakmış hep göğe, gözlerini dikip incelemiş her bir kuşu. her birisinin tüylerini, hareketlerini, dönmelerini, uzaktan uzağa uçup gitmelerini, göçlerini. içinde meleğinin saklandığı kuşu beklemiş. o gün ve her gün.
ama asla dönmemiş. tek yapabildiği beklemek olan çocuk da, sadece kendine "nerede o, gitti mi?" sorularını sorabiliyor ve bekliyormuş. gözü hep açık, başı hep dik, tüm gün boyunca gökyüzünü izliyormuş.
günler geçtikçe, çocuğun başı düşüyormuş. boynunu eğip, ümitsizliğe kapıldığı anları da oluyormuş. "acaba öldü mü?" diye kendine sorar olmuş zamanla. onu sadece bir kuş sanan, kör bir insanın ellerinde can verip vermediğini merak eder olmuş. kimse onun gerçek kıymetini bilemez ki, kuş sanarlar vururlar. düşürürler.
çocuk, güneşin her doğduğu günü, battığı ana kadar takip etmiş. kabul etmesi gerektiğini anlasa da artık, gelmeyeceği gerçeğini kabul etmesi gerektiğini bilse de, beklemiş hep meleğini. tekrar gözüksün gözüne diye, mucizeyi tekrar yaşatsın diye, aşık olduğu o güzelliği beklemiş. hala da bekliyor der kimileri.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar