bugün
- nickten isim tahmini yapmak72
- bir hevesle alınıp kullanılmayan şeyler16
- arkadaşlar bir bakar mısınız9
- kalabalıklar içinde yalnız olmak9
- hayattan zevk alamamak15
- uyumayın konuşalım5
- hikayeyi devam ettir30
- rüyamda kadın olmuştum6
- gocunun nerede olması12
- yazarlara göre olması gereken insan ömrü süresi7
- erkeklerin obur olduğu algısı18
- insanlar nasıl arkadaş ediniyor6
- yazarların öldükten sonraki planları4
- kurbağa öpüp prens beklemek14
- sözlüğün en yakışıklı yazarı olmak3
- makine mühendisliği3
- pizzada ince hamur tercih eden erkek12
- türk kızlarına bir öğüt bırak4
- spora yeni başlayacaklara tavsiyeler3
- mesajlara geç cevap veren insanlar3
- ayınan mıyorum ayınan mıyorum17
- yazarların sözlükte bulunma amaçları4
- insana kendini güvende hissettiren şeyler4
- yazın dışarı çıkmanın zorluğu4
- sokakta kavga teknikleri3
- biber dolması olsa da yesek5
- gecenin bu saatinde acıkmak3
- pizzanın ortasındaki yuvarlak plastik şey12
- fakesi çaylak yiyen yazarın dramı4
- yeşilçam filmi izlemek6
- 32 yaş evlenmek için çok mu erken8
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri2
- uysaljakoben16
- sözlüğe yön veren kutup yıldızı yazarlar4
- temiz nevresimler içinde uyumak3
- başlık altında laf sokmaya çalışan tipler3
- ailevi değerlere dil uzatan insanımsılar5
- mesajlaşılan kızın silik yemesi3
- en güzel tatlı2
- kadın2
- cioran neden intihar etmedi3
- bütün güzel kızların kapılmış olması5
- true'nin kadın yazarlara bakıp 31 çekmesi6
- yeni parti50
- habire12 adamdır37
- fake yazarlar2
- narsisizm2
- cinsel hikaye yazıyoruz3
- cem küçük5
- aziz nikola3
aegis albümünden güzel bir theatre of tragedy şarkısı.
sözleri:
Ferie dearest, was it loe soothfast or a façade;
A serenade siren'd to lure - Zounds! not to court me?
A menad, yet the sweetest colleen -
Certes didst thou me unveil meekly life pristine.
Lorelei,
A poet of tragedies, scribe I lauds to Death,
Yet who the hell was I to dare?
Lorelei,
Canst thou not see thou to me needful art?
Canst thou not see the loss of loe painful is?
Dedally didst thou perform the tragic pasquinade,
For all years a damndest and driegh'd accolade -
Caus'd for all eyes mazed to behold a mêlee;
In the midst did I swainly cast thee my bouquet:
The one and sole faggot that feedeth the fire,
Bellow'd bidingly by my heart's quailing quire.
Lorelei,
A poet of tragedies, scribe I lauds to Death,
Yet who the hell was I to dare?
Lorelei,
Canst thou not see thou to me needful art?
Canst thou not see the loss of loe painful is?
Perchance author I thee this ikon'd apologue for aught,
Doth the wecht burthen thee?, then bethink thine afterthought:
'Tween Aether and 'Nether art thou the peerless phoenix -
Prithee, darlingmost! - court me rather than the peevish prolix.
Ferie dearest, was it loe soothfast or a façade;
A serenade siren'd to lure - Zounds! not to court me?
A menad, yet the sweetest colleen -
Certes didst thou me unveil meekly life pristine.
Lorelei,
A poet of tragedies, scribe I lauds to Death,
Yet who the hell was I to dare?
Lorelei,
Canst thou not see thou to me needful art?
Canst thou not see the loss of loe painful is?
Dedally didst thou perform the tragic pasquinade,
For all years a damndest and driegh'd accolade -
Caus'd for all eyes mazed to behold a mêlee;
In the midst did I swainly cast thee my bouquet:
The one and sole faggot that feedeth the fire,
Bellow'd bidingly by my heart's quailing quire.
Lorelei,
A poet of tragedies, scribe I lauds to Death,
Yet who the hell was I to dare?
Lorelei,
Canst thou not see thou to me needful art?
Canst thou not see the loss of loe painful is?
Perchance author I thee this ikon'd apologue for aught,
Doth the wecht burthen thee?, then bethink thine afterthought:
'Tween Aether and 'Nether art thou the peerless phoenix -
Prithee, darlingmost! - court me rather than the peevish prolix.
Bilmem ki ne mâna vermeli?
Beni böyle mahzun eden
Eski efsanelerden biri,
Çıkmaz oldu düşüncemden.
Hava serin, kararmak üzeredir;
Ren nehri akmakta sakin sakin;
Parıldayan dağın zirvesidir
Işığında akşam güneşinin.
Dilber peri kızı çıkmış oturmuş
Tepeye, üstünde bütün ziyneti, güzelliği;
Altın başına ışıklar düşmüş;
Tarıyor altın örgülerini.
Bir yandan altın tarakla taranırken
Bir yandan da şarkı söylüyor
Şarkının cana can katan, alıp götüren
Bir ahengi var ki dayanılmıyor.
Kayıkçı, içinde küçük bir kayığın;
Amansız bir acı sarmış içini;
Farkında değil yaklaşan kayalıkların
Tepeden ayıramıyor gözlerini.
Derler ki gömülür dalgalara
Sonunda kayıkçı da tekne de
Ve bunu şarkılarıyla
Lorelei yaptı gene. *
Beni böyle mahzun eden
Eski efsanelerden biri,
Çıkmaz oldu düşüncemden.
Hava serin, kararmak üzeredir;
Ren nehri akmakta sakin sakin;
Parıldayan dağın zirvesidir
Işığında akşam güneşinin.
Dilber peri kızı çıkmış oturmuş
Tepeye, üstünde bütün ziyneti, güzelliği;
Altın başına ışıklar düşmüş;
Tarıyor altın örgülerini.
Bir yandan altın tarakla taranırken
Bir yandan da şarkı söylüyor
Şarkının cana can katan, alıp götüren
Bir ahengi var ki dayanılmıyor.
Kayıkçı, içinde küçük bir kayığın;
Amansız bir acı sarmış içini;
Farkında değil yaklaşan kayalıkların
Tepeden ayıramıyor gözlerini.
Derler ki gömülür dalgalara
Sonunda kayıkçı da tekne de
Ve bunu şarkılarıyla
Lorelei yaptı gene. *
yanlış hatırlamıyorsam gilmore girls te alexis bledel'in annesinin adıydı.
(bkz: lorelei felsen)
gilmore girls te anne rolunde oynayan kadinin * dizideki adi.
alman mitolojisine göre ren nehri kenarında oturup şarkı söyleyerek denizcileri büyüleyip onların kaza yapmalarına neden olan çok güzel bir kızın adı. bu kızı denizcinin biri üzmüş zamanında da ondan böyle intikam alırmış. ayrıca blackmore's night'ın da aynı adlı harika bir şarkısı mevcuttur.
(bkz: gilmore girls)
sylvia plath şiiridir:
It is no night to drown in:
A full moon, river lapsing
Black beneath bland mirror-sheen,
The blue water-mists dropping
Scrim after scrim like fishnets
Though fishermen are sleeping,
The massive castle turrets
Doubling themselves in a glass
All stillness. Yet these shapes float
Up toward me, troubling the face
Of quiet. From the nadir
They rise, their limbs ponderous
With richness, hair heavier
Than sculptured marble. They sing
Of a world more full and clear
Than can be. Sisters, your song
Bears a burden too weighty
For the whorled ear's listening
Here, in a well-steered country,
Under a balanced ruler.
Deranging by harmony
Beyond the mundane order,
Your voices lay siege. You lodge
On the pitched reefs of nightmare,
Promising sure harborage;
By day, descant from borders
Of hebetude, from the ledge
Also of high windows. Worse
Even than your maddening
Song, your silence. At the source
Of your ice-hearted calling -
Drunkenness of the great depths.
O river, I see drifting
Deep in your flux of silver
Those great goddesses of peace.
Stone, stone, ferry me down there.
_________________________________________________
Lorelei
içinde boğulası bir gece değildir bu:
Bir dolunay, siyah akıyor nehir
Mülayim ayna parıltısı altında,
Mavi suyun pusları düşüyor
Balık ağları gibi perde perde
Balıkçılar uyusa bile,
Ağır kale kuleleri
Çiftliyorlar kendilerini aynada
Büsbütün durgunluk. Gene de bu şekiller yüzer
Bana doğru yukarı, sıkıntıya sokarak
Huzurun yüzünü. Ayakucundan
Yükselirler, uzuvları zenginlikle
Hantal, yontulmuş mermerden
Daha ağır saçları. Şakırlar
Olabildiğinden çok daha dolu
Ve berrak bir dünyayı. Bacılar, şarkınız
Sarmal kulağın duyması için
Aşırı ağır bir yük taşır.
Burada, iyi yönetilen bir ülkede,
Dengeli bir yönetici altında.
Uyumla çılgına dönmüş
Olağan düzenin ötesinde,
Kuşatır sesleriniz. Yerleşirsiniz
Kâbusun meylettiği resiflere,
Emin sığınak vaat ederek;
Gündüzün, ateşli konuşarak
Beyin donukluğunun sınırlarından, çıkıntıdan
Yüksek pencerelerden de. Sessizliğiniz
Çıldırtan şarkınızdan bile
Daha da kötü. Buz kalpli
Çağrınızın kaynağında –
Büyük derinliklerin sarhoşluğu.
Ah ırmak, görürüm sürüklendiğini
Gümüş akışının derininde
Huzurun o büyük tanrıçalarını.
Taş, taş, taşı beni aşağı.
It is no night to drown in:
A full moon, river lapsing
Black beneath bland mirror-sheen,
The blue water-mists dropping
Scrim after scrim like fishnets
Though fishermen are sleeping,
The massive castle turrets
Doubling themselves in a glass
All stillness. Yet these shapes float
Up toward me, troubling the face
Of quiet. From the nadir
They rise, their limbs ponderous
With richness, hair heavier
Than sculptured marble. They sing
Of a world more full and clear
Than can be. Sisters, your song
Bears a burden too weighty
For the whorled ear's listening
Here, in a well-steered country,
Under a balanced ruler.
Deranging by harmony
Beyond the mundane order,
Your voices lay siege. You lodge
On the pitched reefs of nightmare,
Promising sure harborage;
By day, descant from borders
Of hebetude, from the ledge
Also of high windows. Worse
Even than your maddening
Song, your silence. At the source
Of your ice-hearted calling -
Drunkenness of the great depths.
O river, I see drifting
Deep in your flux of silver
Those great goddesses of peace.
Stone, stone, ferry me down there.
_________________________________________________
Lorelei
içinde boğulası bir gece değildir bu:
Bir dolunay, siyah akıyor nehir
Mülayim ayna parıltısı altında,
Mavi suyun pusları düşüyor
Balık ağları gibi perde perde
Balıkçılar uyusa bile,
Ağır kale kuleleri
Çiftliyorlar kendilerini aynada
Büsbütün durgunluk. Gene de bu şekiller yüzer
Bana doğru yukarı, sıkıntıya sokarak
Huzurun yüzünü. Ayakucundan
Yükselirler, uzuvları zenginlikle
Hantal, yontulmuş mermerden
Daha ağır saçları. Şakırlar
Olabildiğinden çok daha dolu
Ve berrak bir dünyayı. Bacılar, şarkınız
Sarmal kulağın duyması için
Aşırı ağır bir yük taşır.
Burada, iyi yönetilen bir ülkede,
Dengeli bir yönetici altında.
Uyumla çılgına dönmüş
Olağan düzenin ötesinde,
Kuşatır sesleriniz. Yerleşirsiniz
Kâbusun meylettiği resiflere,
Emin sığınak vaat ederek;
Gündüzün, ateşli konuşarak
Beyin donukluğunun sınırlarından, çıkıntıdan
Yüksek pencerelerden de. Sessizliğiniz
Çıldırtan şarkınızdan bile
Daha da kötü. Buz kalpli
Çağrınızın kaynağında –
Büyük derinliklerin sarhoşluğu.
Ah ırmak, görürüm sürüklendiğini
Gümüş akışının derininde
Huzurun o büyük tanrıçalarını.
Taş, taş, taşı beni aşağı.
Çeviren: ismail Haydar Aksoy
tot şarkısı olanının mümkün olduğunca az motamot çevirisi* aşağıdaki gibi olan hede:
güzel peri, dürüstçe miydi yoksa ikiyüzlüce mi;
tuzağa düşürmek için yakılan(*) bu serenad- sürülercesini!* beni ayartmak için değil miydi?
çılgın menad, aynı zamanda tatlıların tatlısı kız,
- tabii ki (bu halinle) el değmemiş hayatımı eline düşürdün sinsice.
lorelei,
trajedilerin şairi(olarak?), ölüme şiirler düzüyorum,
ama kimim ki ben buna cürret edecek*
lorelei,
bana ihtiyacın olduğunu görmüyor musun?
kaybımın acı olduğunu görmüyor musun?
bu trajik taşlamalı parodiyi* sen mi oynadın;
yıllarca, bu lanet olasıca övgüyü?
tüm gözlerin şaşkınca bir dövüşü izlemesine sebep olan,
hani tam ortasında toyca buketimi sana fırlattığım*,
(içimde) yanan ateşi besleyen son kalan odun parçası olan,
ve kalbimin korkan korosuyla yavaşça kükreyen*?
lorelei, trajedilerin şairi, -ölüme şiirler düzüyorum-
ama kimim ki ben buna cürret edecek
lorelei,
bana ihtiyacın olduğunu görmüyor musun?
kaybımın acı olduğunu görmüyor musun?
belki de, bu kutsal ama hiçbirşey ifade etmeyen kıssayı sana adarım,
bu yük sana ağır mı geldi? o halde yarınını düşün:
sonsuzlukla hiçbirşey arasındaki o eşsiz anka mısın?
lütfen, biriciğim! ayart beni, şikayetçi ve manasız sözler (söylemek) yerine...
not: direk türkçeye çevirmeye çalışmamın ve orta-orta öncesi ingilizce'de herhangi bir iddiamın olmamasının da etkisiyle anlayamayıp yanlış çevirdiğim veya anlaşılması güç yerler için özürlerimi sunar, ingiliz edebiyatıyla içli dışlı olan, mümkünse direk ingilizce şekspir mekspir okuyup onu anlayabilen kişilerden acilen yardım etmelerini rica ederim. esen kalın.
güzel peri, dürüstçe miydi yoksa ikiyüzlüce mi;
tuzağa düşürmek için yakılan(*) bu serenad- sürülercesini!* beni ayartmak için değil miydi?
çılgın menad, aynı zamanda tatlıların tatlısı kız,
- tabii ki (bu halinle) el değmemiş hayatımı eline düşürdün sinsice.
lorelei,
trajedilerin şairi(olarak?), ölüme şiirler düzüyorum,
ama kimim ki ben buna cürret edecek*
lorelei,
bana ihtiyacın olduğunu görmüyor musun?
kaybımın acı olduğunu görmüyor musun?
bu trajik taşlamalı parodiyi* sen mi oynadın;
yıllarca, bu lanet olasıca övgüyü?
tüm gözlerin şaşkınca bir dövüşü izlemesine sebep olan,
hani tam ortasında toyca buketimi sana fırlattığım*,
(içimde) yanan ateşi besleyen son kalan odun parçası olan,
ve kalbimin korkan korosuyla yavaşça kükreyen*?
lorelei, trajedilerin şairi, -ölüme şiirler düzüyorum-
ama kimim ki ben buna cürret edecek
lorelei,
bana ihtiyacın olduğunu görmüyor musun?
kaybımın acı olduğunu görmüyor musun?
belki de, bu kutsal ama hiçbirşey ifade etmeyen kıssayı sana adarım,
bu yük sana ağır mı geldi? o halde yarınını düşün:
sonsuzlukla hiçbirşey arasındaki o eşsiz anka mısın?
lütfen, biriciğim! ayart beni, şikayetçi ve manasız sözler (söylemek) yerine...
not: direk türkçeye çevirmeye çalışmamın ve orta-orta öncesi ingilizce'de herhangi bir iddiamın olmamasının da etkisiyle anlayamayıp yanlış çevirdiğim veya anlaşılması güç yerler için özürlerimi sunar, ingiliz edebiyatıyla içli dışlı olan, mümkünse direk ingilizce şekspir mekspir okuyup onu anlayabilen kişilerden acilen yardım etmelerini rica ederim. esen kalın.
dillere desten lorelei bakireleri için buyrun:
http://static.cosmiq.de/d...a24b9cb44ef2a0d6483_1.jpg
http://static.cosmiq.de/d...a24b9cb44ef2a0d6483_1.jpg
scorpions 'ın sting in the tail albümün en can alıcı şarkısı! sözleri;
there was a time when we sailed on together
once had a dream that we shared on the way
there was a place where we used to seek shelter
i never knew the pain of the price i would pay
you led me on with a cloak and a dagger
and i didn't know you had made other plans
and had me believe we were meant for forever
i really thought my heart would be safe in your hands
lorelei
my ship has passed you by
and though you promised me to show the way
you led me astray
you were my lorelei
what kind of fool was i
cause i believed in every word you said
and now i wonder why
lorelei
there was a time when we held one another
bearing our souls in the light of the flame
those were the days now i've lost my illusions
sometimes i wake in the night and i call out your name
lorelei
my ship has passed you by
and though you promised me to show the way
you led me astray
you were my lorelei
what kind of fool was i
cause i believed in every word you said
and now i wonder why
lorelei
now there's a light that shines on the river
blinding my eyes from so far away
shot through the heart but now i know better
as hard as it is to resist the song that you play
lorelei
there was a time when we sailed on together
once had a dream that we shared on the way
there was a place where we used to seek shelter
i never knew the pain of the price i would pay
you led me on with a cloak and a dagger
and i didn't know you had made other plans
and had me believe we were meant for forever
i really thought my heart would be safe in your hands
lorelei
my ship has passed you by
and though you promised me to show the way
you led me astray
you were my lorelei
what kind of fool was i
cause i believed in every word you said
and now i wonder why
lorelei
there was a time when we held one another
bearing our souls in the light of the flame
those were the days now i've lost my illusions
sometimes i wake in the night and i call out your name
lorelei
my ship has passed you by
and though you promised me to show the way
you led me astray
you were my lorelei
what kind of fool was i
cause i believed in every word you said
and now i wonder why
lorelei
now there's a light that shines on the river
blinding my eyes from so far away
shot through the heart but now i know better
as hard as it is to resist the song that you play
lorelei
pokemon red, blue, yellow, green oyunlarındaki elite four'un birincisi.
' ley' kelimesinden gelir. kayalık manasındadır. Alman müzik, edebiyat ve sanatında büyük rol oynayan kayalıkların adıdır. St. Goarshausen yakınlarında Rhine nehri' nin yatağının doğuya bakan kısmında kalan bir kayanın ismidir. su yatağından 120 metre yukarıya kadar yükselir. Nehrin Kuzey denizi ve isviçre arasındaki en dar kısmındadır. Birçok gemi kazasına neden olur.
Efsaneye göre sarı ve uzun saçları olan bir kız bu kayaların üzerinde bir balıkçıyı epey bir zaman beklemiş ve beklemiş, balıkçı gelmeyince intihar etmiş. o günden sonra o kayalarda hayaleti, şarkı söyleyerek oradan geçen balıkçıları etkiler ve gemi kazasına neden olur. *
Efsaneye göre sarı ve uzun saçları olan bir kız bu kayaların üzerinde bir balıkçıyı epey bir zaman beklemiş ve beklemiş, balıkçı gelmeyince intihar etmiş. o günden sonra o kayalarda hayaleti, şarkı söyleyerek oradan geçen balıkçıları etkiler ve gemi kazasına neden olur. *
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar