bugün
- en sevilmeyen ev işleri5
- beyaz ekmek yiyen vatan hainleri5
- bütün mal varlığı üstünde sokakta yaşayan insan2
- istanbul un çok pahalı olması14
- fenerbahçe gornik zabrze maçı3
- herkes yatsın iyi geceler9
- 19 temmuz 2026 ispanya arjantin maçı61
- neden okula gitmek zorundayız2
- 1 saatte 10 bira içmek19
- ölmeyi dilemek2
- tembel ve çalışmayan insan16
- sözlük kızlarının kombinleri20
- velvet vs nervio19
- erkeklerin giderek feminenleşmesi11
- the merich13
- cips olsa da yesek7
- oğlum çok güzel lan6
- kabataş olayı görüntüleri8
- nick vermeden bir yazara ağır hakaret etmek13
- sözlükte yazışılan kızın true çıkması14
- kuveyt ve bahreyn de hava savunma sistemleri2
- oğuzhan uğur12
- kasiyer kızdan hoşlanmak17
- magnum dondurmasının eskiden daha pahalı olması8
- uzaylı görünce söylenecek ilk şey10
- slavko vincic15
- eşeği alıp kafa iznine çıkmak7
- velvet13
- matbaanın gecikmesine sebep5
- ispanya20
- 50 tl ile rolling yapmak6
- nervio11
- horoz hayası çorbası5
- aklını yitirmek4
- benzini dolarla mı alıyoruz diyen tip6
- kadınlar nasıl erkeklerden hoşlanırlar6
- 2026 dünya kupası25
- bira cips6
- otobüste kitap okuyan insanlara bakmak3
- atatürk e din düşmanı diyenler6
- lale devrinde deliler gibi eğlenmek4
- arkadaşlar beni gammazlayın5
- tememda kenka nalaka10
- uludağ sözlük yazarlar yüzünden bitti6
- manyak olmaya karar verdim9
- laptop5
- kadim kültürler4
- ona bir şey söyle9
- futbol14
- sözlük kimsenin tekelinde değildir9
risale i nur'dan bir kitap.
Sürekli 10. lema yani şefkat tokadı diye bir kavramın geçtiği ve beni çıldırttığı kitaptır. Yalnız hiç okuma fırsatım olmadı.
ey insan! fâtır-ı hakîmin senin mahiyetine koyduğu en garip bir hâlet şudur ki:
bazen dünyaya yerleşemiyorsun, zindanda boğazı sıkılmış adam gibi "of, of" deyip dünyadan daha geniş bir yer istediğin halde; bir zerrecik, bir iş, bir hatıra, bir dakika içine girip yerleşiyorsun. koca dünyaya yerleşemeyen kalb ve fikrin o zerrecikte yerleşir. en şiddetli hissiyatınla o dakikacık, o hatıracıkta dolaşıyorsun.
hem senin mahiyetine öyle mânevî cihazat ve lâtifeler vermiş ki, bazıları dünyayı yutsa tok olmaz; bazıları bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. baş bir batman taşı kaldırdığı halde, göz bir saçı kaldıramadığı gibi; o lâtife, bir saç kadar bir sıkleti, yani, gaflet ve dalâletten gelen küçük bir hâlete dayanamıyor. hattâ bazen söner ve ölür.
madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a, bir işarette, bir öpmekte batma. dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma. çünkü çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar. nasıl küçük bir cam parçasında gök, yıldızlarıyla beraber içine girip gark oluyor. hardal gibi küçük kuvve-i hafızanda, senin sahife-i a'mâlin ekseri ve sahaif-i ömrün ağlebi içine girdiği gibi, çok cüz'î küçük şeyler var, öyle büyük eşyayı bir cihette yutar, istiab eder.
*
bazen dünyaya yerleşemiyorsun, zindanda boğazı sıkılmış adam gibi "of, of" deyip dünyadan daha geniş bir yer istediğin halde; bir zerrecik, bir iş, bir hatıra, bir dakika içine girip yerleşiyorsun. koca dünyaya yerleşemeyen kalb ve fikrin o zerrecikte yerleşir. en şiddetli hissiyatınla o dakikacık, o hatıracıkta dolaşıyorsun.
hem senin mahiyetine öyle mânevî cihazat ve lâtifeler vermiş ki, bazıları dünyayı yutsa tok olmaz; bazıları bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. baş bir batman taşı kaldırdığı halde, göz bir saçı kaldıramadığı gibi; o lâtife, bir saç kadar bir sıkleti, yani, gaflet ve dalâletten gelen küçük bir hâlete dayanamıyor. hattâ bazen söner ve ölür.
madem öyledir, hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a, bir işarette, bir öpmekte batma. dünyayı yutan büyük letâiflerini onda batırma. çünkü çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar. nasıl küçük bir cam parçasında gök, yıldızlarıyla beraber içine girip gark oluyor. hardal gibi küçük kuvve-i hafızanda, senin sahife-i a'mâlin ekseri ve sahaif-i ömrün ağlebi içine girdiği gibi, çok cüz'î küçük şeyler var, öyle büyük eşyayı bir cihette yutar, istiab eder.
*
sadeleştirilmiş şekli çıkmıştır, bu şekilde daha kolay anlaşılmaktadır; fakat eski haliyle kalsaymış daha iyiymiş.
yıllardır kitaplığımda duran, hiç açıp bakmadığım ciltli bir kitap. şimdiye kadar adını lamalar sanıyordum. yeni öğrendim, risale-i nur eseriymiş. lem'a parıltı demekmiş. kısa zamanda kurcalayacağım sayfalarını.
sadeleştirilmemiş haliyle okumak özüne daha sadık olması açısından daha iyidir elbette, ancak basit bir kelime dağarcığına sahip insanlar olarak sadeleştirilmiş hali de bizim faydamızadır.
şimdi meseleye girelim. 3.lem'aları biraz daha önemli buluyorum.
ya baki entel baki virdine dikkat kesilmek daha doğru geliyor.
bir vird; ya baki entel baki ya baki entel baki'den oluşur.
1.sidinde baki-i hakiki yalnız sensin. fani olan elbette baki bir muhabbete ve ezeli ve ebedi bir aşka ve ebed için yaratılan bir kalbin alakasına medar olamaz.
2.sinde ise; madem sen bakisin, yeter. her şeye bedelsin. madem sen varsın. her şey var.
ilkinde fani hayattan masivadan çekilişi, ikincisinde ise bu cerihalardan kurtulmaya olan istidadı sağlamanın anahtarıdır.
şimdi meseleye girelim. 3.lem'aları biraz daha önemli buluyorum.
ya baki entel baki virdine dikkat kesilmek daha doğru geliyor.
bir vird; ya baki entel baki ya baki entel baki'den oluşur.
1.sidinde baki-i hakiki yalnız sensin. fani olan elbette baki bir muhabbete ve ezeli ve ebedi bir aşka ve ebed için yaratılan bir kalbin alakasına medar olamaz.
2.sinde ise; madem sen bakisin, yeter. her şeye bedelsin. madem sen varsın. her şey var.
ilkinde fani hayattan masivadan çekilişi, ikincisinde ise bu cerihalardan kurtulmaya olan istidadı sağlamanın anahtarıdır.
görsel
Ey insan! Fâtır-ı Hakîm'in senin mahiyetine koyduğu en garib bir halet şudur ki: Bazan dünyaya yerleşemiyorsun. Zindanda boğazı sıkılmış adam gibi "of, of" deyip dünyadan daha geniş bir yer istediğin halde, bir zerrecik bir iş, bir hatıra, bir dakika içine girip yerleşiyorsun. Koca dünyaya yerleşemeyen kalb ve fikrin, o zerrecikte yerleşir. En şiddetli hissiyatınla o dakikacık, o hatıracıkta dolaşıyorsun.
Hem senin mahiyetine öyle manevî cihazat ve latîfeler vermiş ki; bazıları dünyayı yutsa tok olmaz. Bazıları bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. Baş, bir batman taşı kaldırdığı halde; göz, bir saçı kaldıramadığı gibi; o latîfe, bir saç kadar bir sıkleti, yani gaflet ve dalaletten gelen küçük bir halete dayanamıyor. Hattâ bazan söner ve ölür.
Madem öyledir; hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a, bir işarette, bir öpmekte batma! Dünyayı yutan büyük letaiflerini onda batırma. Çünki çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar. Nasıl küçük bir cam parçasında; gök, yıldızlarıyla beraber içine girip garkoluyor. Hardal gibi küçük kuvve-i hâfızanda, senin sahife-i a'malin ekseri ve sahaif-i ömrün ağlebi içine girdiği gibi; çok cüz'î küçük şeyler var, öyle büyük eşyayı bir cihette yutar, istiab eder.
-Lem'alar, RNK | Mariusz Lewandowski, MELANCHOLY II
Ey insan! Fâtır-ı Hakîm'in senin mahiyetine koyduğu en garib bir halet şudur ki: Bazan dünyaya yerleşemiyorsun. Zindanda boğazı sıkılmış adam gibi "of, of" deyip dünyadan daha geniş bir yer istediğin halde, bir zerrecik bir iş, bir hatıra, bir dakika içine girip yerleşiyorsun. Koca dünyaya yerleşemeyen kalb ve fikrin, o zerrecikte yerleşir. En şiddetli hissiyatınla o dakikacık, o hatıracıkta dolaşıyorsun.
Hem senin mahiyetine öyle manevî cihazat ve latîfeler vermiş ki; bazıları dünyayı yutsa tok olmaz. Bazıları bir zerreyi kendinde yerleştiremiyor. Baş, bir batman taşı kaldırdığı halde; göz, bir saçı kaldıramadığı gibi; o latîfe, bir saç kadar bir sıkleti, yani gaflet ve dalaletten gelen küçük bir halete dayanamıyor. Hattâ bazan söner ve ölür.
Madem öyledir; hazer et, dikkatle bas, batmaktan kork. Bir lokma, bir kelime, bir dane, bir lem'a, bir işarette, bir öpmekte batma! Dünyayı yutan büyük letaiflerini onda batırma. Çünki çok küçük şeyler var, çok büyükleri bir cihette yutar. Nasıl küçük bir cam parçasında; gök, yıldızlarıyla beraber içine girip garkoluyor. Hardal gibi küçük kuvve-i hâfızanda, senin sahife-i a'malin ekseri ve sahaif-i ömrün ağlebi içine girdiği gibi; çok cüz'î küçük şeyler var, öyle büyük eşyayı bir cihette yutar, istiab eder.
-Lem'alar, RNK | Mariusz Lewandowski, MELANCHOLY II
Biz gidiyoruz, aldanmakta faide yok. Gözümüzü kapamakla bizi burada durdurmazlar; sevkiyat var.
Asıl musibet ve muzır musibet, dine gelen musibettir.
Evet, Allah’ı tanımayanın, dünya dolusu belâ başında vardır.
Allah’ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla
doludur; derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder.
Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz’î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.
-Lem'alar.
Allah’ı tanıyanın dünyası nurla ve mânevî sürurla
doludur; derecesine göre, iman kuvvetiyle hisseder.
Bu imandan gelen mânevî sürur ve şifa ve lezzet altında, cüz’î maddî hastalıkların elemi erir, ezilir.
-Lem'alar.
Kürt sait'in sayıklamaları.
görsel
“insan küçük bir âlem olduğu gibi âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan, o büyük insanın bir fihristesi ve hülâsasıdır.”
(Lem'alar,
“insan küçük bir âlem olduğu gibi âlem dahi büyük bir insandır. Bu küçük insan, o büyük insanın bir fihristesi ve hülâsasıdır.”
(Lem'alar,
Bir deryadır Lem'alar
Anlamayla doludur detaylar şemalar
Ruhuna vurur ÜSTAD dan temalar
Bırakmaz üzerimizde şüpheler amalar
iman dolu her kalbe düşer nema'lar .
görsel
Anlamayla doludur detaylar şemalar
Ruhuna vurur ÜSTAD dan temalar
Bırakmaz üzerimizde şüpheler amalar
iman dolu her kalbe düşer nema'lar .
görsel
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar