bugün
- yeni parti55
- en çaresiz hissettiğinde kime gidersin5
- hikayeyi devam ettir54
- ekmeleddin ihsanoğluna oy vermiş olmak11
- çapulcuların kudurması3
- kemal kılıçdaroğlu12
- beşiktaş ve galatasaray'ın radarındaki futbolcu2
- geceleri uyutmayan dertler4
- nickten isim tahmini yapmak72
- sokakta kavga teknikleri16
- büyük filmlerden büyük replikler3
- mezoterapi12
- kılıçdaroğlu'nun rozet töreni figüran iddiası37
- sözlük kızlarıyla tekne turuna çıkmak14
- pilot bir erkekle sevgili olmak12
- arkadaşlar bakar mısınız28
- sözlük yazarlarının saatleri10
- çekirge7
- anne4
- gününüz nasıl geçti bakalım9
- 31 yaş sendromu5
- kızlar gocu'ya mı güvenirsiniz yoksa bana mı14
- enteresan neden kavga yok6
- kavganın kazananı yoktur6
- tai lung26
- tekne turu11
- necip fazıl kısakürek2
- kaos show4
- sözlükte polemiğe girmek istemeyen yazar7
- üç harflilerden korkmak5
- kürk giyen erkek6
- ev işlerinde eşine yardım eden erkek9
- uysaljakoben17
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri9
- arkadaşlar iyi geceler4
- bir yazarın zekasına hayran olmak8
- geceye bir şarkı bırak14
- köy evinde kahvaltı yapmak6
- katates'in yanlışlıkla ismini yazması8
- şampuan8
- sokakta dayak yiyen kadına yardım etmek3
- habire12 adamdır37
- türklerin islama göre yaşamaması5
- hayattan zevk alamamak17
- sigara 1000 tl olsa bile içerim4
- kimse kalmamış lan sözlükte4
- sapık olduğu için çaylak olan insan9
- 32 yaş sendromu3
- sedef adası4
- adalarda bisiklet sürmek4
Kötülük insandan mı gelir yoksa insan sonradan mı kötü olur bilmecesinin cevabını arayan bir romandır. Balkanlar'daki hayata dair hayatın içinden sahneler sunar. bir solukta okunabilir.
Varlık yayınları tarafından yayınlanmış kitabın arka kapağı şöyle der :
Panait Istrati, yaşamla dopdolu bu kitabında, kötü bir ortamın kurbanı olarak caniler arasına karışan iyi kalpli, mert bir adamın ilginç ve trajik serüvenini anlatıyor. dev yapısı ve zehir gibi gücüyle, çevresindekileri yıldırmış bir adamın, saf ve bir çocuğun temiz yüreğiyle karşılaşınca, içindeki bütün iyilik ve insanlık özlemini açığa vuruşunu duygulanarak okuyacaksınızı. Istrati, bu romanında da, doğduğu şehir ibrail'in değişik yaşam tarzından ölümsüz sahneler yaşatıyor.
Varlık yayınlarının elimdeki basımında, kitap ismi olarak sadece kodin geçse de, bataklıkta bir gece ve kir nikolai adında iki farklı eseri de bünyesinde barındırmaktadır. Bunlardan sonuncusu olan Kir Nikolai'da şöyle hoş bir diyalog geçer :
--spoiler--
Kir Nikola atılırdı :
- ee ! more ! adrian ! rum, türk, tatar ne olursak olalım, biçare insanlarız. "millet'' iki türlü insanların ağzından düşmeyen bir sözcüktür; çok kurnazlarla ahmakların. ne yazık ki, bir miktar da samimi ve saf insanlar vardır ki, iyi niyet sahibidirler; sınırların korunması onlar sayesindedir. yoksa ''millet'' sözü çoktan ortadan kaybolmuştur.
adrian soruyordu :
-demek vatana inanmıyorsun ha, kir nikola?
- inanırım pedakimu(çocukcağızım, çocuğum) inanırım, geceleri, tek başıma, çalıştığım sıralar, benim burada ''pis arnavut'' olduğumu hatırlarım. onun için üzerinde doğduğum, tatlı ve zahmetli çocukluğumu geçirdiğim güzel dağları düşünürüm. o zaman ya şarkı söylerim, ya ağlarım ; ama vatanımı düşünürken bir adamı boğazlamak hiç geçmez aklımdan.
--spoiler--
Varlık yayınları tarafından yayınlanmış kitabın arka kapağı şöyle der :
Panait Istrati, yaşamla dopdolu bu kitabında, kötü bir ortamın kurbanı olarak caniler arasına karışan iyi kalpli, mert bir adamın ilginç ve trajik serüvenini anlatıyor. dev yapısı ve zehir gibi gücüyle, çevresindekileri yıldırmış bir adamın, saf ve bir çocuğun temiz yüreğiyle karşılaşınca, içindeki bütün iyilik ve insanlık özlemini açığa vuruşunu duygulanarak okuyacaksınızı. Istrati, bu romanında da, doğduğu şehir ibrail'in değişik yaşam tarzından ölümsüz sahneler yaşatıyor.
Varlık yayınlarının elimdeki basımında, kitap ismi olarak sadece kodin geçse de, bataklıkta bir gece ve kir nikolai adında iki farklı eseri de bünyesinde barındırmaktadır. Bunlardan sonuncusu olan Kir Nikolai'da şöyle hoş bir diyalog geçer :
--spoiler--
Kir Nikola atılırdı :
- ee ! more ! adrian ! rum, türk, tatar ne olursak olalım, biçare insanlarız. "millet'' iki türlü insanların ağzından düşmeyen bir sözcüktür; çok kurnazlarla ahmakların. ne yazık ki, bir miktar da samimi ve saf insanlar vardır ki, iyi niyet sahibidirler; sınırların korunması onlar sayesindedir. yoksa ''millet'' sözü çoktan ortadan kaybolmuştur.
adrian soruyordu :
-demek vatana inanmıyorsun ha, kir nikola?
- inanırım pedakimu(çocukcağızım, çocuğum) inanırım, geceleri, tek başıma, çalıştığım sıralar, benim burada ''pis arnavut'' olduğumu hatırlarım. onun için üzerinde doğduğum, tatlı ve zahmetli çocukluğumu geçirdiğim güzel dağları düşünürüm. o zaman ya şarkı söylerim, ya ağlarım ; ama vatanımı düşünürken bir adamı boğazlamak hiç geçmez aklımdan.
--spoiler--
panait istrati ile ilk tanışıklığımdır bu roman. ahlak,mizaç,ulus kavramalrına eğilir istrati:
ahlak konusunda :
"suç işleyenin bir günahı vardır; işlediği suç, ama başkasını kötüleyenin, günahı binbirdir; herkese attığı karalar." der mesela.
ve insanın mizacı ile çevrenin değiştirmesi konusunda:
bataklıkta bir gece bölümünde:
"yoksul yuvada sevda barınmaz. kulağına küpe olsun, çocukların büyüdüğünde bunu hatırla" der nine gelinine. yoksullukla gelen hayata karşı kini karısından çıkaran adam, sevdalısı olduğu kıza, eskiden dili bir karış bakan adamdır. hayat bu noktada insanın davranışını değiştirir.
ama öte yandan kir nikola da "mizacın değişmemesi durumu için" şunu vurgular:
"insanın kaderi, mizacından başka bir şey değildir ve bu mizaç daha beşikten çıktığı anda kendini belli eder.insanı yaratanın çevresi olduğunu istedikleri kadar iddia etsinler, çevre hiçbir değişiklik yapmaz.bakkal olmak için yaratılmış adam bir hükümdar soyundan gelse...çevresi onu memleketin başına geçirse de, o gene bakkal gibi düşünür ve duyar"
ve ulus konusunda:
kodin bölümünde der ki:
"her ulus, allah'a türlü türlü dua eder, ama hepsi o'nu aynı şekilde çiğnerler" der anne çocuğuna. ulus kavramının kaypaklığını hisseder insan ilk kez, "insan" hep aynı insandır.
daha sonra aynı konuda, kir nikola bölümünde milletin ve vatanın aslında ne olduğunu anlatır:
- ee ! more ! adrian ! rum, türk, tatar ne olursak olalım, biçare insanlarız. "millet'' iki türlü insanların ağzından düşmeyen bir sözcüktür; çok kurnazlarla ahmakların. ne yazık ki, bir miktar da samimi ve saf insanlar vardır ki, iyi niyet sahibidirler; sınırların korunması onlar sayesindedir. yoksa ''millet'' sözü çoktan ortadan kaybolmu
"...pedakimu, geceleri tek başıma çalıştığım sıralar, benim burada "pis arnavut" olduğumu hatırlarım.onun için üzerinde doğduğum tatlı ve zahmetli çocukluğumu geçirdiğim güzel dağları düşünürüüm. o zaman ya şarkı söylerim ya ağlarım ama vatanımı düşünürken bir adamı boğazlamak hiç geçmez aklımdan"
özellikle kiir nikola bölümüyle nefis bir kitaptır kodin.
ahlak konusunda :
"suç işleyenin bir günahı vardır; işlediği suç, ama başkasını kötüleyenin, günahı binbirdir; herkese attığı karalar." der mesela.
ve insanın mizacı ile çevrenin değiştirmesi konusunda:
bataklıkta bir gece bölümünde:
"yoksul yuvada sevda barınmaz. kulağına küpe olsun, çocukların büyüdüğünde bunu hatırla" der nine gelinine. yoksullukla gelen hayata karşı kini karısından çıkaran adam, sevdalısı olduğu kıza, eskiden dili bir karış bakan adamdır. hayat bu noktada insanın davranışını değiştirir.
ama öte yandan kir nikola da "mizacın değişmemesi durumu için" şunu vurgular:
"insanın kaderi, mizacından başka bir şey değildir ve bu mizaç daha beşikten çıktığı anda kendini belli eder.insanı yaratanın çevresi olduğunu istedikleri kadar iddia etsinler, çevre hiçbir değişiklik yapmaz.bakkal olmak için yaratılmış adam bir hükümdar soyundan gelse...çevresi onu memleketin başına geçirse de, o gene bakkal gibi düşünür ve duyar"
ve ulus konusunda:
kodin bölümünde der ki:
"her ulus, allah'a türlü türlü dua eder, ama hepsi o'nu aynı şekilde çiğnerler" der anne çocuğuna. ulus kavramının kaypaklığını hisseder insan ilk kez, "insan" hep aynı insandır.
daha sonra aynı konuda, kir nikola bölümünde milletin ve vatanın aslında ne olduğunu anlatır:
- ee ! more ! adrian ! rum, türk, tatar ne olursak olalım, biçare insanlarız. "millet'' iki türlü insanların ağzından düşmeyen bir sözcüktür; çok kurnazlarla ahmakların. ne yazık ki, bir miktar da samimi ve saf insanlar vardır ki, iyi niyet sahibidirler; sınırların korunması onlar sayesindedir. yoksa ''millet'' sözü çoktan ortadan kaybolmu
"...pedakimu, geceleri tek başıma çalıştığım sıralar, benim burada "pis arnavut" olduğumu hatırlarım.onun için üzerinde doğduğum tatlı ve zahmetli çocukluğumu geçirdiğim güzel dağları düşünürüüm. o zaman ya şarkı söylerim ya ağlarım ama vatanımı düşünürken bir adamı boğazlamak hiç geçmez aklımdan"
özellikle kiir nikola bölümüyle nefis bir kitaptır kodin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar