bugün
- arkadaşlar artık kombinlerinizi görmek istemiyoruz39
- bik bik'in mutfağına konuk olmak14
- balkonda beyaz atletle oturma keyfi6
- sabahları nefret edilen şeyler7
- flörtöz erkek iticiliği12
- mesih düşmanı cinli türk ateistleri27
- istanbul'un naif hafızasının ressamı acemyan2
- pazar günü sözlükte takılan asosyal ezik9
- sabah aynaya bakarken akıldan geçenler5
- pazarcıların seçtirmemesi5
- anın görüntüsü21
- arap ve pers ismi koymak2
- sadece pkk'yı kafaya takan çakma vatansever2
- bir insanı tanıma yöntemleri3
- pazar sabahı2
- islamda namaz yoktur14
- dilbigisisi en iyi olan yazar20
- kurtlar vadisi doğu türkistan2
- yaşam enerjisi veren şeyler4
- öcalan karı da istiyor akepelilere müjde4
- sözlük kızlarının bugünkü kombinleri34
- ellerim bos gonlum hos7
- ben üşümem6
- evde x yapabilirsiniz2
- millet açken bebekkatiline villa yapan akepe4
- bol tereyağlı iskender7
- biber salçası2
- yazarların buluşmak istediği yazar12
- bir şeyler söyle5
- boyumun 2 cm kısalması28
- gecenin şarkısı10
- troy kart2
- dahi anlamındaki de yi ayrı yazmayan sevgili14
- chatgptyle dertleşmenin artık cidden yapılması6
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı4
- kızıldeniz sonrası hürmüz de tansiyon2
- sakar şakir'in gardrop fuat'ın karısına basması2
- okan buruk13
- anasonlu nargile5
- gelecekteki sevgiliye söylenecek şeyler5
- elleri güzel erkek nasıl oluyor sorunsalı21
- sarman kedi beslemek2
- kızlar bakar mısınız13
- atatürk ün döneminde hiç üniversite kurulmaması15
- küçük şeylerle mutlu olabilen kadın2
- sözlük yazarlarının ruh halini anlatan görsel11
- yazarların 80 lerde nasıl göründüğü36
- sözlüğe elini atan erkeğin namusu25
- robert pattinson3
- tutunamayanlar8
Kötülük insandan mı gelir yoksa insan sonradan mı kötü olur bilmecesinin cevabını arayan bir romandır. Balkanlar'daki hayata dair hayatın içinden sahneler sunar. bir solukta okunabilir.
Varlık yayınları tarafından yayınlanmış kitabın arka kapağı şöyle der :
Panait Istrati, yaşamla dopdolu bu kitabında, kötü bir ortamın kurbanı olarak caniler arasına karışan iyi kalpli, mert bir adamın ilginç ve trajik serüvenini anlatıyor. dev yapısı ve zehir gibi gücüyle, çevresindekileri yıldırmış bir adamın, saf ve bir çocuğun temiz yüreğiyle karşılaşınca, içindeki bütün iyilik ve insanlık özlemini açığa vuruşunu duygulanarak okuyacaksınızı. Istrati, bu romanında da, doğduğu şehir ibrail'in değişik yaşam tarzından ölümsüz sahneler yaşatıyor.
Varlık yayınlarının elimdeki basımında, kitap ismi olarak sadece kodin geçse de, bataklıkta bir gece ve kir nikolai adında iki farklı eseri de bünyesinde barındırmaktadır. Bunlardan sonuncusu olan Kir Nikolai'da şöyle hoş bir diyalog geçer :
--spoiler--
Kir Nikola atılırdı :
- ee ! more ! adrian ! rum, türk, tatar ne olursak olalım, biçare insanlarız. "millet'' iki türlü insanların ağzından düşmeyen bir sözcüktür; çok kurnazlarla ahmakların. ne yazık ki, bir miktar da samimi ve saf insanlar vardır ki, iyi niyet sahibidirler; sınırların korunması onlar sayesindedir. yoksa ''millet'' sözü çoktan ortadan kaybolmuştur.
adrian soruyordu :
-demek vatana inanmıyorsun ha, kir nikola?
- inanırım pedakimu(çocukcağızım, çocuğum) inanırım, geceleri, tek başıma, çalıştığım sıralar, benim burada ''pis arnavut'' olduğumu hatırlarım. onun için üzerinde doğduğum, tatlı ve zahmetli çocukluğumu geçirdiğim güzel dağları düşünürüm. o zaman ya şarkı söylerim, ya ağlarım ; ama vatanımı düşünürken bir adamı boğazlamak hiç geçmez aklımdan.
--spoiler--
Varlık yayınları tarafından yayınlanmış kitabın arka kapağı şöyle der :
Panait Istrati, yaşamla dopdolu bu kitabında, kötü bir ortamın kurbanı olarak caniler arasına karışan iyi kalpli, mert bir adamın ilginç ve trajik serüvenini anlatıyor. dev yapısı ve zehir gibi gücüyle, çevresindekileri yıldırmış bir adamın, saf ve bir çocuğun temiz yüreğiyle karşılaşınca, içindeki bütün iyilik ve insanlık özlemini açığa vuruşunu duygulanarak okuyacaksınızı. Istrati, bu romanında da, doğduğu şehir ibrail'in değişik yaşam tarzından ölümsüz sahneler yaşatıyor.
Varlık yayınlarının elimdeki basımında, kitap ismi olarak sadece kodin geçse de, bataklıkta bir gece ve kir nikolai adında iki farklı eseri de bünyesinde barındırmaktadır. Bunlardan sonuncusu olan Kir Nikolai'da şöyle hoş bir diyalog geçer :
--spoiler--
Kir Nikola atılırdı :
- ee ! more ! adrian ! rum, türk, tatar ne olursak olalım, biçare insanlarız. "millet'' iki türlü insanların ağzından düşmeyen bir sözcüktür; çok kurnazlarla ahmakların. ne yazık ki, bir miktar da samimi ve saf insanlar vardır ki, iyi niyet sahibidirler; sınırların korunması onlar sayesindedir. yoksa ''millet'' sözü çoktan ortadan kaybolmuştur.
adrian soruyordu :
-demek vatana inanmıyorsun ha, kir nikola?
- inanırım pedakimu(çocukcağızım, çocuğum) inanırım, geceleri, tek başıma, çalıştığım sıralar, benim burada ''pis arnavut'' olduğumu hatırlarım. onun için üzerinde doğduğum, tatlı ve zahmetli çocukluğumu geçirdiğim güzel dağları düşünürüm. o zaman ya şarkı söylerim, ya ağlarım ; ama vatanımı düşünürken bir adamı boğazlamak hiç geçmez aklımdan.
--spoiler--
panait istrati ile ilk tanışıklığımdır bu roman. ahlak,mizaç,ulus kavramalrına eğilir istrati:
ahlak konusunda :
"suç işleyenin bir günahı vardır; işlediği suç, ama başkasını kötüleyenin, günahı binbirdir; herkese attığı karalar." der mesela.
ve insanın mizacı ile çevrenin değiştirmesi konusunda:
bataklıkta bir gece bölümünde:
"yoksul yuvada sevda barınmaz. kulağına küpe olsun, çocukların büyüdüğünde bunu hatırla" der nine gelinine. yoksullukla gelen hayata karşı kini karısından çıkaran adam, sevdalısı olduğu kıza, eskiden dili bir karış bakan adamdır. hayat bu noktada insanın davranışını değiştirir.
ama öte yandan kir nikola da "mizacın değişmemesi durumu için" şunu vurgular:
"insanın kaderi, mizacından başka bir şey değildir ve bu mizaç daha beşikten çıktığı anda kendini belli eder.insanı yaratanın çevresi olduğunu istedikleri kadar iddia etsinler, çevre hiçbir değişiklik yapmaz.bakkal olmak için yaratılmış adam bir hükümdar soyundan gelse...çevresi onu memleketin başına geçirse de, o gene bakkal gibi düşünür ve duyar"
ve ulus konusunda:
kodin bölümünde der ki:
"her ulus, allah'a türlü türlü dua eder, ama hepsi o'nu aynı şekilde çiğnerler" der anne çocuğuna. ulus kavramının kaypaklığını hisseder insan ilk kez, "insan" hep aynı insandır.
daha sonra aynı konuda, kir nikola bölümünde milletin ve vatanın aslında ne olduğunu anlatır:
- ee ! more ! adrian ! rum, türk, tatar ne olursak olalım, biçare insanlarız. "millet'' iki türlü insanların ağzından düşmeyen bir sözcüktür; çok kurnazlarla ahmakların. ne yazık ki, bir miktar da samimi ve saf insanlar vardır ki, iyi niyet sahibidirler; sınırların korunması onlar sayesindedir. yoksa ''millet'' sözü çoktan ortadan kaybolmu
"...pedakimu, geceleri tek başıma çalıştığım sıralar, benim burada "pis arnavut" olduğumu hatırlarım.onun için üzerinde doğduğum tatlı ve zahmetli çocukluğumu geçirdiğim güzel dağları düşünürüüm. o zaman ya şarkı söylerim ya ağlarım ama vatanımı düşünürken bir adamı boğazlamak hiç geçmez aklımdan"
özellikle kiir nikola bölümüyle nefis bir kitaptır kodin.
ahlak konusunda :
"suç işleyenin bir günahı vardır; işlediği suç, ama başkasını kötüleyenin, günahı binbirdir; herkese attığı karalar." der mesela.
ve insanın mizacı ile çevrenin değiştirmesi konusunda:
bataklıkta bir gece bölümünde:
"yoksul yuvada sevda barınmaz. kulağına küpe olsun, çocukların büyüdüğünde bunu hatırla" der nine gelinine. yoksullukla gelen hayata karşı kini karısından çıkaran adam, sevdalısı olduğu kıza, eskiden dili bir karış bakan adamdır. hayat bu noktada insanın davranışını değiştirir.
ama öte yandan kir nikola da "mizacın değişmemesi durumu için" şunu vurgular:
"insanın kaderi, mizacından başka bir şey değildir ve bu mizaç daha beşikten çıktığı anda kendini belli eder.insanı yaratanın çevresi olduğunu istedikleri kadar iddia etsinler, çevre hiçbir değişiklik yapmaz.bakkal olmak için yaratılmış adam bir hükümdar soyundan gelse...çevresi onu memleketin başına geçirse de, o gene bakkal gibi düşünür ve duyar"
ve ulus konusunda:
kodin bölümünde der ki:
"her ulus, allah'a türlü türlü dua eder, ama hepsi o'nu aynı şekilde çiğnerler" der anne çocuğuna. ulus kavramının kaypaklığını hisseder insan ilk kez, "insan" hep aynı insandır.
daha sonra aynı konuda, kir nikola bölümünde milletin ve vatanın aslında ne olduğunu anlatır:
- ee ! more ! adrian ! rum, türk, tatar ne olursak olalım, biçare insanlarız. "millet'' iki türlü insanların ağzından düşmeyen bir sözcüktür; çok kurnazlarla ahmakların. ne yazık ki, bir miktar da samimi ve saf insanlar vardır ki, iyi niyet sahibidirler; sınırların korunması onlar sayesindedir. yoksa ''millet'' sözü çoktan ortadan kaybolmu
"...pedakimu, geceleri tek başıma çalıştığım sıralar, benim burada "pis arnavut" olduğumu hatırlarım.onun için üzerinde doğduğum tatlı ve zahmetli çocukluğumu geçirdiğim güzel dağları düşünürüüm. o zaman ya şarkı söylerim ya ağlarım ama vatanımı düşünürken bir adamı boğazlamak hiç geçmez aklımdan"
özellikle kiir nikola bölümüyle nefis bir kitaptır kodin.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar