bugün
- anın fotoğrafı20
- kadınların güçlü erkek tercihi20
- telegram kullanan erkek8
- para tip fizik olmadan bir kız nasıl etkilenir6
- çok iyi birisin diyen ama ayrılan kız9
- sanatımı ekşi sözlükte icra etmeye karar vermem6
- 13 eylül 2026 galatasaray kocaelispor maçı27
- sarapci koala hatayi13
- sözlük yazarlarının yaşadığı mistik olaylar7
- sözlükte eğlence arayan yazarlar8
- sözlük yazarlarının kombinleri14
- partiden partiye giden erkekle evlenir misiniz5
- sözlük erkeklerinin kol kasları4
- reddit kullanan erkek4
- üzülünce halıya uzanmak10
- aşk nedir8
- iremga7
- uludağ itiraf10
- haydi yorgun mermi okula6
- gocu'ya lakap buluyoruz kampanyası7
- yarın okulların açılacak olması5
- jalapeno6
- iletişim kurulamayan kişiyi hayattan silmek3
- whatsapp grubu kuralım5
- discord kullanan erkek2
- silvermist'in mutfağına konuk olmak26
- ufurukcu kedi4
- yazarların en sevdiği şeyler15
- zorbalanmaya alışkın insan6
- kırlangıç3
- geceye bir cümle bırak3
- islamda namaz yoktur21
- 14 eylül 2026 okulların açılması4
- galatasaray12
- s'i l v'e r m'i s t21
- futbol8
- başı kapalı ama her şeyi torpilli tipler6
- fenerbahçe14
- mastürbasyon5
- cebel topu3
- okan buruk'tan var tepkisi2
- süper lig6
- özgür özel9
- mayadağ dan kalkan kazlar nereye indi sorunsalı3
- remote çalışırken flört uygulaması2
- kendi kendine kavga etmek4
- karşı cinste ilk soğutan detay4
- ormanda gezerken kamp yapan kıza rastlamak2
- friedrich hegel la bi cay icek8
- ekşi sözlük8
iyi çalandan dinledikçe süper duygulandıran bir ses bu.Facebookta arkadaşım paylaşmış dinlemek isteyenler içhttp://inhttp://www.faceb...v=167824249800&ref=mf
en sağlam rakı mezelerinden bir tanesidir.
allerjik rinit mağduru bir toz tüketicisi olarak ikinci el kitap satan yerleri arşınlamakta üstüme yok.
bu akım size göre "ıssız adamın ada'sı" nın ikinci el kitapçılardaki başı yana eğik kitap seçmesi ile başlamış olabilir ama uyarıyorum ben 5 yıldır bu aktiviteyi gerçekleştiriyorum.
maksat aralarında post it'lere yazılı notlar bulmak değil.
benden önce bir elin işaret parmağının , dudakta ıslatılıp sayfayı çevirmesi de değil. alerjik rinit'i şaha kaldıran toz kokusunu almak ise kesinlikle değil. ummadığım şeyleri bulduğumda pek söylenemez. sanırım tek gayem entelliği ucuza kapatmak. elif şafak hanımefendi'nin "aşk" adlı kitabını ilk çıktığı hafta satın almak ve içindeki vanilya kokulu ayracı burun deliklerime sokmak ve ona 10 tl ödemek işime gelmiyor. 3 yıl sonra 2 tl 'ye değil elif şafağın aşkını, elif şafağı bile kapatacağım günler yakınken ne gerek var har vurup harman savurmaya. it kırkarak kazanılan paranın kıymetini "kab"dan aldığım 200tl lik çizmelerde öğrenemeyebilirim ama kitaptan kısıyoruz işte.
bu da kadınsal bir zanaat.
bugün gene öyle bir yerdeyim, elimi attığım yeri kurutmaya geldim edasıyla girdim kapıdan içeri. dükkan oldukça eski, sahibi desen dükkandan eski, çırağına diyecek yok. allah'ı var kirli sakalı ile kapattığı sivilceler onu çekici kılıyor. tanıdık bir yüzüm ben, dükkan tanıyor, sahibi tanıyor, çırağı tanıyor.
Öyleki; bana plonidal sinüsünden ve kuyruk sokumundan bahsedecek kadar. aramızdaki ilişkinin boyutu ,dünya ahiret kardeşiz!........ama bugün şaşıracağım kadar süprizlerle doluydu. küçük meblağlarla büyük tatlar aldığım bir yerdeyim, keyfime diyecek yok. . alif art müzayedesinde fikret mualla'nın tablosunu alacak kadar para vardı da biz mi yedik. tabi ki hayır! ...ben kitap arıyorum, o cadıya benzediğimin rivayet edildiği bir kitap "portobello cadisi"mekan rahat , dilediğiniz gibi at koşturuyorsunuz ama sizde şu kitap var mı? sorusuna yanıt veremeyecek kadar kalabalık bir yer. ben raflarda ve kenarda köşede istiflenmiş kitaplar arasında geziniyorum ve elimi attığım yeri kurutuyorum. sorgunuzla eşleşen veri bulunamadı ..diğer rafa.
bu arada kulağa hoş gelen bir ses .. klarnet!
hüsnü şenlendirici'nin aklımda belirmesi ile onu boğazlamam bir oldu. o deniz seki'ye ettiklerinden dolayı da buradan kendisine sesleniyorum. allahından bul emi!...biri harbi aleti öttürüyor. sesin geldiği tarafa eğildim. bizim mahmut!(adı bu değil) şu kuyruk sokumu hayal mayel gözümde beliren, çenesine konuşlanmış sivilcelerini kılla kamufle eden , çok şık gömlekleri giyebilen bizim mahmut …helaalll!! diyesim geldi. Çığırtkanlık etmeden çektim hasır örgülü tabureyi hayran hayran izliyorum. peçete isteklerini değerlendirse, "benzemez kimse sana" yazıp uzatıcam. ama yok, söze hacet yok. kabartılacak tek şey var ya bu çocuğun egosu ya da kulak.
Çalıyor;
ah istanbul
sarı gelin
ve daha bi sürü; en önemlisi de Özcan deniz'in neredesin firuzefilminden beni affet.
sen böyle bir şey çalacaksın ve ben seni affedeceğim! ve bir kez daha öğreniyoruz ki hiç bir şey tesadüf değildirne portobello cadısı ne toz kokusu, ne de gerisi teferruat sayılabilecek ince detaylar. Çantımı aldığım gibi çıktım. karşı tarafa geçtim, bir bank'a oturdum ve winston blue'yu ateşledim. klarnet sesi hala geliyor . kaçtığımı anlamış olacak ki, hala beni affeti çalıyor.
bense mırıldanıyorum.
ben seni sevdiğim zaman bu şehirde yağmurlar yağardı.
minnet borcu; bu yazıyı yazmamda emeği geçen tüm üflemeli çalgılara, kirli sakal müdavimlerine, neredesin firuze yapımcılarına, kader'e, toz kokusuna, küçük iskendere, klarnet mi?, klarinet mi? tartışmacılarına , yağmura, çay bahçesi çaylarına, ve tüm çıraklara, aklımda 12'den vurulanlara ve hizmet sunumunda aksaklık yaşanan sağlık kuruluşlarına teşekkürle.
bu akım size göre "ıssız adamın ada'sı" nın ikinci el kitapçılardaki başı yana eğik kitap seçmesi ile başlamış olabilir ama uyarıyorum ben 5 yıldır bu aktiviteyi gerçekleştiriyorum.
maksat aralarında post it'lere yazılı notlar bulmak değil.
benden önce bir elin işaret parmağının , dudakta ıslatılıp sayfayı çevirmesi de değil. alerjik rinit'i şaha kaldıran toz kokusunu almak ise kesinlikle değil. ummadığım şeyleri bulduğumda pek söylenemez. sanırım tek gayem entelliği ucuza kapatmak. elif şafak hanımefendi'nin "aşk" adlı kitabını ilk çıktığı hafta satın almak ve içindeki vanilya kokulu ayracı burun deliklerime sokmak ve ona 10 tl ödemek işime gelmiyor. 3 yıl sonra 2 tl 'ye değil elif şafağın aşkını, elif şafağı bile kapatacağım günler yakınken ne gerek var har vurup harman savurmaya. it kırkarak kazanılan paranın kıymetini "kab"dan aldığım 200tl lik çizmelerde öğrenemeyebilirim ama kitaptan kısıyoruz işte.
bu da kadınsal bir zanaat.
bugün gene öyle bir yerdeyim, elimi attığım yeri kurutmaya geldim edasıyla girdim kapıdan içeri. dükkan oldukça eski, sahibi desen dükkandan eski, çırağına diyecek yok. allah'ı var kirli sakalı ile kapattığı sivilceler onu çekici kılıyor. tanıdık bir yüzüm ben, dükkan tanıyor, sahibi tanıyor, çırağı tanıyor.
Öyleki; bana plonidal sinüsünden ve kuyruk sokumundan bahsedecek kadar. aramızdaki ilişkinin boyutu ,dünya ahiret kardeşiz!........ama bugün şaşıracağım kadar süprizlerle doluydu. küçük meblağlarla büyük tatlar aldığım bir yerdeyim, keyfime diyecek yok. . alif art müzayedesinde fikret mualla'nın tablosunu alacak kadar para vardı da biz mi yedik. tabi ki hayır! ...ben kitap arıyorum, o cadıya benzediğimin rivayet edildiği bir kitap "portobello cadisi"mekan rahat , dilediğiniz gibi at koşturuyorsunuz ama sizde şu kitap var mı? sorusuna yanıt veremeyecek kadar kalabalık bir yer. ben raflarda ve kenarda köşede istiflenmiş kitaplar arasında geziniyorum ve elimi attığım yeri kurutuyorum. sorgunuzla eşleşen veri bulunamadı ..diğer rafa.
bu arada kulağa hoş gelen bir ses .. klarnet!
hüsnü şenlendirici'nin aklımda belirmesi ile onu boğazlamam bir oldu. o deniz seki'ye ettiklerinden dolayı da buradan kendisine sesleniyorum. allahından bul emi!...biri harbi aleti öttürüyor. sesin geldiği tarafa eğildim. bizim mahmut!(adı bu değil) şu kuyruk sokumu hayal mayel gözümde beliren, çenesine konuşlanmış sivilcelerini kılla kamufle eden , çok şık gömlekleri giyebilen bizim mahmut …helaalll!! diyesim geldi. Çığırtkanlık etmeden çektim hasır örgülü tabureyi hayran hayran izliyorum. peçete isteklerini değerlendirse, "benzemez kimse sana" yazıp uzatıcam. ama yok, söze hacet yok. kabartılacak tek şey var ya bu çocuğun egosu ya da kulak.
Çalıyor;
ah istanbul
sarı gelin
ve daha bi sürü; en önemlisi de Özcan deniz'in neredesin firuzefilminden beni affet.
sen böyle bir şey çalacaksın ve ben seni affedeceğim! ve bir kez daha öğreniyoruz ki hiç bir şey tesadüf değildirne portobello cadısı ne toz kokusu, ne de gerisi teferruat sayılabilecek ince detaylar. Çantımı aldığım gibi çıktım. karşı tarafa geçtim, bir bank'a oturdum ve winston blue'yu ateşledim. klarnet sesi hala geliyor . kaçtığımı anlamış olacak ki, hala beni affeti çalıyor.
bense mırıldanıyorum.
ben seni sevdiğim zaman bu şehirde yağmurlar yağardı.
minnet borcu; bu yazıyı yazmamda emeği geçen tüm üflemeli çalgılara, kirli sakal müdavimlerine, neredesin firuze yapımcılarına, kader'e, toz kokusuna, küçük iskendere, klarnet mi?, klarinet mi? tartışmacılarına , yağmura, çay bahçesi çaylarına, ve tüm çıraklara, aklımda 12'den vurulanlara ve hizmet sunumunda aksaklık yaşanan sağlık kuruluşlarına teşekkürle.
herhangi bir şarkıda geçtiğinde kulağınızın duyduğu en güzel seslerden bir tanesidir. tek başına duyulduğunda eğer rakı da varsa yanında, ağlatabilir... üzebilir sebepsiz.
(bkz: mustafa kandıralı)
her ortamda her şekilde dinlenen enstrüman sesidir. bu da klarnet sesi!
https://www.youtube.com/watch?v=XacgYcXh4XE
https://www.youtube.com/watch?v=XacgYcXh4XE
ister iyi çal, ister kötü. bu martı sesinden farklı olmadığı gerçeğini değiştirmez.
neşelerin en neşelisi, hüzünlerin en hüzünlüsüdür.
kah ağlatır, kah kaldırır oynatır.
En hüzünlü, en eğlenceli sesleri çıkartabilir. Klarneti nasıl çalarsanız, ona mukabildir.
Ağlatır da, oynatır da.
Ağlatır da, oynatır da.
zamanında hüsnü şenlendirici bey den yeterince dinlediğimiz ses .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar