bugün
- diamond bosphorus23
- kuşların temiz arabalara sıçması6
- kavga etmekten korkan erkek7
- ne olacak bu ülkenin hali4
- tai lung21
- habire1276
- az yakar diye dizel araba alan memur3
- server'ın naneyi yemesi5
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı7
- tememda kenka nalaka15
- yunan adaları5
- en sevilen su markası6
- ipkis efendi2
- kirazın kilosunun 150 tl olması7
- yokuş aşağı yuvarlanmak3
- insan kaynakları5
- habire12 adamdır37
- kan sırası4
- izmirli kızların verici olması34
- nickten isim tahmini yapmak26
- robot moderatör4
- bir bankta akşama kadar oturmak3
- aldığınız en ilginç iltifat5
- sözlük kızlarının kombinleri23
- atatürk düşmanı it sürüsü5
- gece sokakta koşarak 31 çeken kolsuz cüce görmek6
- ismet gurbuz 20242
- mutlu ama uzak olsun4
- yan diomande2
- iş bulamamak5
- sssilvermist21
- almanlarin orduya guvensizligi3
- mutsuzluğun en büyük nedeni15
- besim tibuk2
- fil8
- ben geldim naneler13
- tas kafa traşlı hırt sorunu4
- kaplan7
- çok konuşan kedi2
- kartal6
- şu anda çalan şarkı3
- ofisi havaya uçurmak2
- aslan8
- timsah5
- erkeklerin artık adım atmaktan korkması20
- claudian clouds kadındır12
- cilgincapkin13
- gammazların tarafsız olması gerekliliği26
- gaz fren debriyaja aynı anda basarsak ne olur16
- hakkımda bilmeniz gerekenler34
iyi çalandan dinledikçe süper duygulandıran bir ses bu.Facebookta arkadaşım paylaşmış dinlemek isteyenler içhttp://inhttp://www.faceb...v=167824249800&ref=mf
en sağlam rakı mezelerinden bir tanesidir.
allerjik rinit mağduru bir toz tüketicisi olarak ikinci el kitap satan yerleri arşınlamakta üstüme yok.
bu akım size göre "ıssız adamın ada'sı" nın ikinci el kitapçılardaki başı yana eğik kitap seçmesi ile başlamış olabilir ama uyarıyorum ben 5 yıldır bu aktiviteyi gerçekleştiriyorum.
maksat aralarında post it'lere yazılı notlar bulmak değil.
benden önce bir elin işaret parmağının , dudakta ıslatılıp sayfayı çevirmesi de değil. alerjik rinit'i şaha kaldıran toz kokusunu almak ise kesinlikle değil. ummadığım şeyleri bulduğumda pek söylenemez. sanırım tek gayem entelliği ucuza kapatmak. elif şafak hanımefendi'nin "aşk" adlı kitabını ilk çıktığı hafta satın almak ve içindeki vanilya kokulu ayracı burun deliklerime sokmak ve ona 10 tl ödemek işime gelmiyor. 3 yıl sonra 2 tl 'ye değil elif şafağın aşkını, elif şafağı bile kapatacağım günler yakınken ne gerek var har vurup harman savurmaya. it kırkarak kazanılan paranın kıymetini "kab"dan aldığım 200tl lik çizmelerde öğrenemeyebilirim ama kitaptan kısıyoruz işte.
bu da kadınsal bir zanaat.
bugün gene öyle bir yerdeyim, elimi attığım yeri kurutmaya geldim edasıyla girdim kapıdan içeri. dükkan oldukça eski, sahibi desen dükkandan eski, çırağına diyecek yok. allah'ı var kirli sakalı ile kapattığı sivilceler onu çekici kılıyor. tanıdık bir yüzüm ben, dükkan tanıyor, sahibi tanıyor, çırağı tanıyor.
Öyleki; bana plonidal sinüsünden ve kuyruk sokumundan bahsedecek kadar. aramızdaki ilişkinin boyutu ,dünya ahiret kardeşiz!........ama bugün şaşıracağım kadar süprizlerle doluydu. küçük meblağlarla büyük tatlar aldığım bir yerdeyim, keyfime diyecek yok. . alif art müzayedesinde fikret mualla'nın tablosunu alacak kadar para vardı da biz mi yedik. tabi ki hayır! ...ben kitap arıyorum, o cadıya benzediğimin rivayet edildiği bir kitap "portobello cadisi"mekan rahat , dilediğiniz gibi at koşturuyorsunuz ama sizde şu kitap var mı? sorusuna yanıt veremeyecek kadar kalabalık bir yer. ben raflarda ve kenarda köşede istiflenmiş kitaplar arasında geziniyorum ve elimi attığım yeri kurutuyorum. sorgunuzla eşleşen veri bulunamadı ..diğer rafa.
bu arada kulağa hoş gelen bir ses .. klarnet!
hüsnü şenlendirici'nin aklımda belirmesi ile onu boğazlamam bir oldu. o deniz seki'ye ettiklerinden dolayı da buradan kendisine sesleniyorum. allahından bul emi!...biri harbi aleti öttürüyor. sesin geldiği tarafa eğildim. bizim mahmut!(adı bu değil) şu kuyruk sokumu hayal mayel gözümde beliren, çenesine konuşlanmış sivilcelerini kılla kamufle eden , çok şık gömlekleri giyebilen bizim mahmut …helaalll!! diyesim geldi. Çığırtkanlık etmeden çektim hasır örgülü tabureyi hayran hayran izliyorum. peçete isteklerini değerlendirse, "benzemez kimse sana" yazıp uzatıcam. ama yok, söze hacet yok. kabartılacak tek şey var ya bu çocuğun egosu ya da kulak.
Çalıyor;
ah istanbul
sarı gelin
ve daha bi sürü; en önemlisi de Özcan deniz'in neredesin firuzefilminden beni affet.
sen böyle bir şey çalacaksın ve ben seni affedeceğim! ve bir kez daha öğreniyoruz ki hiç bir şey tesadüf değildirne portobello cadısı ne toz kokusu, ne de gerisi teferruat sayılabilecek ince detaylar. Çantımı aldığım gibi çıktım. karşı tarafa geçtim, bir bank'a oturdum ve winston blue'yu ateşledim. klarnet sesi hala geliyor . kaçtığımı anlamış olacak ki, hala beni affeti çalıyor.
bense mırıldanıyorum.
ben seni sevdiğim zaman bu şehirde yağmurlar yağardı.
minnet borcu; bu yazıyı yazmamda emeği geçen tüm üflemeli çalgılara, kirli sakal müdavimlerine, neredesin firuze yapımcılarına, kader'e, toz kokusuna, küçük iskendere, klarnet mi?, klarinet mi? tartışmacılarına , yağmura, çay bahçesi çaylarına, ve tüm çıraklara, aklımda 12'den vurulanlara ve hizmet sunumunda aksaklık yaşanan sağlık kuruluşlarına teşekkürle.
bu akım size göre "ıssız adamın ada'sı" nın ikinci el kitapçılardaki başı yana eğik kitap seçmesi ile başlamış olabilir ama uyarıyorum ben 5 yıldır bu aktiviteyi gerçekleştiriyorum.
maksat aralarında post it'lere yazılı notlar bulmak değil.
benden önce bir elin işaret parmağının , dudakta ıslatılıp sayfayı çevirmesi de değil. alerjik rinit'i şaha kaldıran toz kokusunu almak ise kesinlikle değil. ummadığım şeyleri bulduğumda pek söylenemez. sanırım tek gayem entelliği ucuza kapatmak. elif şafak hanımefendi'nin "aşk" adlı kitabını ilk çıktığı hafta satın almak ve içindeki vanilya kokulu ayracı burun deliklerime sokmak ve ona 10 tl ödemek işime gelmiyor. 3 yıl sonra 2 tl 'ye değil elif şafağın aşkını, elif şafağı bile kapatacağım günler yakınken ne gerek var har vurup harman savurmaya. it kırkarak kazanılan paranın kıymetini "kab"dan aldığım 200tl lik çizmelerde öğrenemeyebilirim ama kitaptan kısıyoruz işte.
bu da kadınsal bir zanaat.
bugün gene öyle bir yerdeyim, elimi attığım yeri kurutmaya geldim edasıyla girdim kapıdan içeri. dükkan oldukça eski, sahibi desen dükkandan eski, çırağına diyecek yok. allah'ı var kirli sakalı ile kapattığı sivilceler onu çekici kılıyor. tanıdık bir yüzüm ben, dükkan tanıyor, sahibi tanıyor, çırağı tanıyor.
Öyleki; bana plonidal sinüsünden ve kuyruk sokumundan bahsedecek kadar. aramızdaki ilişkinin boyutu ,dünya ahiret kardeşiz!........ama bugün şaşıracağım kadar süprizlerle doluydu. küçük meblağlarla büyük tatlar aldığım bir yerdeyim, keyfime diyecek yok. . alif art müzayedesinde fikret mualla'nın tablosunu alacak kadar para vardı da biz mi yedik. tabi ki hayır! ...ben kitap arıyorum, o cadıya benzediğimin rivayet edildiği bir kitap "portobello cadisi"mekan rahat , dilediğiniz gibi at koşturuyorsunuz ama sizde şu kitap var mı? sorusuna yanıt veremeyecek kadar kalabalık bir yer. ben raflarda ve kenarda köşede istiflenmiş kitaplar arasında geziniyorum ve elimi attığım yeri kurutuyorum. sorgunuzla eşleşen veri bulunamadı ..diğer rafa.
bu arada kulağa hoş gelen bir ses .. klarnet!
hüsnü şenlendirici'nin aklımda belirmesi ile onu boğazlamam bir oldu. o deniz seki'ye ettiklerinden dolayı da buradan kendisine sesleniyorum. allahından bul emi!...biri harbi aleti öttürüyor. sesin geldiği tarafa eğildim. bizim mahmut!(adı bu değil) şu kuyruk sokumu hayal mayel gözümde beliren, çenesine konuşlanmış sivilcelerini kılla kamufle eden , çok şık gömlekleri giyebilen bizim mahmut …helaalll!! diyesim geldi. Çığırtkanlık etmeden çektim hasır örgülü tabureyi hayran hayran izliyorum. peçete isteklerini değerlendirse, "benzemez kimse sana" yazıp uzatıcam. ama yok, söze hacet yok. kabartılacak tek şey var ya bu çocuğun egosu ya da kulak.
Çalıyor;
ah istanbul
sarı gelin
ve daha bi sürü; en önemlisi de Özcan deniz'in neredesin firuzefilminden beni affet.
sen böyle bir şey çalacaksın ve ben seni affedeceğim! ve bir kez daha öğreniyoruz ki hiç bir şey tesadüf değildirne portobello cadısı ne toz kokusu, ne de gerisi teferruat sayılabilecek ince detaylar. Çantımı aldığım gibi çıktım. karşı tarafa geçtim, bir bank'a oturdum ve winston blue'yu ateşledim. klarnet sesi hala geliyor . kaçtığımı anlamış olacak ki, hala beni affeti çalıyor.
bense mırıldanıyorum.
ben seni sevdiğim zaman bu şehirde yağmurlar yağardı.
minnet borcu; bu yazıyı yazmamda emeği geçen tüm üflemeli çalgılara, kirli sakal müdavimlerine, neredesin firuze yapımcılarına, kader'e, toz kokusuna, küçük iskendere, klarnet mi?, klarinet mi? tartışmacılarına , yağmura, çay bahçesi çaylarına, ve tüm çıraklara, aklımda 12'den vurulanlara ve hizmet sunumunda aksaklık yaşanan sağlık kuruluşlarına teşekkürle.
herhangi bir şarkıda geçtiğinde kulağınızın duyduğu en güzel seslerden bir tanesidir. tek başına duyulduğunda eğer rakı da varsa yanında, ağlatabilir... üzebilir sebepsiz.
(bkz: mustafa kandıralı)
her ortamda her şekilde dinlenen enstrüman sesidir. bu da klarnet sesi!
https://www.youtube.com/watch?v=XacgYcXh4XE
https://www.youtube.com/watch?v=XacgYcXh4XE
ister iyi çal, ister kötü. bu martı sesinden farklı olmadığı gerçeğini değiştirmez.
neşelerin en neşelisi, hüzünlerin en hüzünlüsüdür.
kah ağlatır, kah kaldırır oynatır.
En hüzünlü, en eğlenceli sesleri çıkartabilir. Klarneti nasıl çalarsanız, ona mukabildir.
Ağlatır da, oynatır da.
Ağlatır da, oynatır da.
zamanında hüsnü şenlendirici bey den yeterince dinlediğimiz ses .
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar