bugün
- sözlük erkeklerinin kadın halleri7
- nickten isim tahmini yapmak43
- arkadaşlar ben yarım akıllı mıyım ya9
- from dizisi4
- türklerin soykırım yaptığı gerçeği4
- beynimi aldırdım vs solcuyum4
- japon denince akla gelenler9
- aslan akrep ikizler kadınlarının deli olmaları3
- bursalı erkekler15
- sözlükte kadın taklidi yapan erkek yazarlar2
- g'i l d'e d l'i l y24
- sözlük kızlarının kombinleri9
- yazarların aylık gelirleri5
- 30 dakika bilgi içerikli entry girelim kampanyası10
- sözlüğün en güzel burunlu erkek yazarı2
- kurbağa öpüp prens beklemek2
- manyak mısınız nesiniz7
- dünya kupası 20262
- kahve içelim mi4
- tai lung'un erkeklerden hoşlanması6
- sözlüğün kralı olmak5
- homofobik erkek3
- enayimiknatisii16
- türkiye ekonomi modeli3
- diamond bosphorus23
- ben sivaslıyım2
- habire12 adamdır37
- kemalist erkekler gizli eşcinsel midir3
- erkek erkeğe dudaktan öpüşmek2
- on üçüncü nesil yazarlara hoş geldin diyoruz4
- anın görüntüsü18
- tarla ortasında yalnız ağaç2
- velvet51
- tai lung24
- kavga etmekten korkan erkek8
- ak parti merkez yürütme kurulu toplantısı8
- slavko vincic2
- vatan hainleri3
- habire1259
- karın ağrısına mekikli çözüm3
- hashimoto tiroiditi4
- kendine diyar olmak2
- manitaya miyavlamak2
- evde kalmış erkek kurusu2
- şeyh olmak için gerekenler3
- ona bir şey söyle6
- free bird2
- kuşların temiz arabalara sıçması6
- az yakar diye dizel araba alan memur3
- yunan adaları6
allerjik rinit mağduru bir toz tüketicisi olarak ikinci el kitap satan yerleri arşınlamakta üstüme yok.
bu akım size göre "ıssız adamın ada'sı" nın ikinci el kitapçılardaki başı yana eğik kitap seçmesi ile başlamış olabilir ama uyarıyorum ben 5 yıldır bu aktiviteyi gerçekleştiriyorum.
maksat aralarında post it'lere yazılı notlar bulmak değil.
benden önce bir elin işaret parmağının , dudakta ıslatılıp sayfayı çevirmesi de değil. alerjik rinit'i şaha kaldıran toz kokusunu almak ise kesinlikle değil. ummadığım şeyleri bulduğumda pek söylenemez. sanırım tek gayem entelliği ucuza kapatmak. elif şafak hanımefendi'nin "aşk" adlı kitabını ilk çıktığı hafta satın almak ve içindeki vanilya kokulu ayracı burun deliklerime sokmak ve ona 10 tl ödemek işime gelmiyor. 3 yıl sonra 2 tl 'ye değil elif şafağın aşkını, elif şafağı bile kapatacağım günler yakınken ne gerek var har vurup harman savurmaya. it kırkarak kazanılan paranın kıymetini "kab"dan aldığım 200tl lik çizmelerde öğrenemeyebilirim ama kitaptan kısıyoruz işte.
bu da kadınsal bir zanaat.
bugün gene öyle bir yerdeyim, elimi attığım yeri kurutmaya geldim edasıyla girdim kapıdan içeri. dükkan oldukça eski, sahibi desen dükkandan eski, çırağına diyecek yok. allah'ı var kirli sakalı ile kapattığı sivilceler onu çekici kılıyor. tanıdık bir yüzüm ben, dükkan tanıyor, sahibi tanıyor, çırağı tanıyor.
Öyleki; bana plonidal sinüsünden ve kuyruk sokumundan bahsedecek kadar. aramızdaki ilişkinin boyutu ,dünya ahiret kardeşiz!........ama bugün şaşıracağım kadar süprizlerle doluydu. küçük meblağlarla büyük tatlar aldığım bir yerdeyim, keyfime diyecek yok. . alif art müzayedesinde fikret mualla'nın tablosunu alacak kadar para vardı da biz mi yedik. tabi ki hayır! ...ben kitap arıyorum, o cadıya benzediğimin rivayet edildiği bir kitap "portobello cadisi"mekan rahat , dilediğiniz gibi at koşturuyorsunuz ama sizde şu kitap var mı? sorusuna yanıt veremeyecek kadar kalabalık bir yer. ben raflarda ve kenarda köşede istiflenmiş kitaplar arasında geziniyorum ve elimi attığım yeri kurutuyorum. sorgunuzla eşleşen veri bulunamadı ..diğer rafa.
bu arada kulağa hoş gelen bir ses .. klarnet!
hüsnü şenlendirici'nin aklımda belirmesi ile onu boğazlamam bir oldu. o deniz seki'ye ettiklerinden dolayı da buradan kendisine sesleniyorum. allahından bul emi!...biri harbi aleti öttürüyor. sesin geldiği tarafa eğildim. bizim mahmut!(adı bu değil) şu kuyruk sokumu hayal mayel gözümde beliren, çenesine konuşlanmış sivilcelerini kılla kamufle eden , çok şık gömlekleri giyebilen bizim mahmut …helaalll!! diyesim geldi. Çığırtkanlık etmeden çektim hasır örgülü tabureyi hayran hayran izliyorum. peçete isteklerini değerlendirse, "benzemez kimse sana" yazıp uzatıcam. ama yok, söze hacet yok. kabartılacak tek şey var ya bu çocuğun egosu ya da kulak.
Çalıyor;
ah istanbul
sarı gelin
ve daha bi sürü; en önemlisi de Özcan deniz'in neredesin firuzefilminden beni affet.
sen böyle bir şey çalacaksın ve ben seni affedeceğim! ve bir kez daha öğreniyoruz ki hiç bir şey tesadüf değildirne portobello cadısı ne toz kokusu, ne de gerisi teferruat sayılabilecek ince detaylar. Çantımı aldığım gibi çıktım. karşı tarafa geçtim, bir bank'a oturdum ve winston blue'yu ateşledim. klarnet sesi hala geliyor . kaçtığımı anlamış olacak ki, hala beni affeti çalıyor.
bense mırıldanıyorum.
ben seni sevdiğim zaman bu şehirde yağmurlar yağardı.
minnet borcu; bu yazıyı yazmamda emeği geçen tüm üflemeli çalgılara, kirli sakal müdavimlerine, neredesin firuze yapımcılarına, kader'e, toz kokusuna, küçük iskendere, klarnet mi?, klarinet mi? tartışmacılarına , yağmura, çay bahçesi çaylarına, ve tüm çıraklara, aklımda 12'den vurulanlara ve hizmet sunumunda aksaklık yaşanan sağlık kuruluşlarına teşekkürle.
bu akım size göre "ıssız adamın ada'sı" nın ikinci el kitapçılardaki başı yana eğik kitap seçmesi ile başlamış olabilir ama uyarıyorum ben 5 yıldır bu aktiviteyi gerçekleştiriyorum.
maksat aralarında post it'lere yazılı notlar bulmak değil.
benden önce bir elin işaret parmağının , dudakta ıslatılıp sayfayı çevirmesi de değil. alerjik rinit'i şaha kaldıran toz kokusunu almak ise kesinlikle değil. ummadığım şeyleri bulduğumda pek söylenemez. sanırım tek gayem entelliği ucuza kapatmak. elif şafak hanımefendi'nin "aşk" adlı kitabını ilk çıktığı hafta satın almak ve içindeki vanilya kokulu ayracı burun deliklerime sokmak ve ona 10 tl ödemek işime gelmiyor. 3 yıl sonra 2 tl 'ye değil elif şafağın aşkını, elif şafağı bile kapatacağım günler yakınken ne gerek var har vurup harman savurmaya. it kırkarak kazanılan paranın kıymetini "kab"dan aldığım 200tl lik çizmelerde öğrenemeyebilirim ama kitaptan kısıyoruz işte.
bu da kadınsal bir zanaat.
bugün gene öyle bir yerdeyim, elimi attığım yeri kurutmaya geldim edasıyla girdim kapıdan içeri. dükkan oldukça eski, sahibi desen dükkandan eski, çırağına diyecek yok. allah'ı var kirli sakalı ile kapattığı sivilceler onu çekici kılıyor. tanıdık bir yüzüm ben, dükkan tanıyor, sahibi tanıyor, çırağı tanıyor.
Öyleki; bana plonidal sinüsünden ve kuyruk sokumundan bahsedecek kadar. aramızdaki ilişkinin boyutu ,dünya ahiret kardeşiz!........ama bugün şaşıracağım kadar süprizlerle doluydu. küçük meblağlarla büyük tatlar aldığım bir yerdeyim, keyfime diyecek yok. . alif art müzayedesinde fikret mualla'nın tablosunu alacak kadar para vardı da biz mi yedik. tabi ki hayır! ...ben kitap arıyorum, o cadıya benzediğimin rivayet edildiği bir kitap "portobello cadisi"mekan rahat , dilediğiniz gibi at koşturuyorsunuz ama sizde şu kitap var mı? sorusuna yanıt veremeyecek kadar kalabalık bir yer. ben raflarda ve kenarda köşede istiflenmiş kitaplar arasında geziniyorum ve elimi attığım yeri kurutuyorum. sorgunuzla eşleşen veri bulunamadı ..diğer rafa.
bu arada kulağa hoş gelen bir ses .. klarnet!
hüsnü şenlendirici'nin aklımda belirmesi ile onu boğazlamam bir oldu. o deniz seki'ye ettiklerinden dolayı da buradan kendisine sesleniyorum. allahından bul emi!...biri harbi aleti öttürüyor. sesin geldiği tarafa eğildim. bizim mahmut!(adı bu değil) şu kuyruk sokumu hayal mayel gözümde beliren, çenesine konuşlanmış sivilcelerini kılla kamufle eden , çok şık gömlekleri giyebilen bizim mahmut …helaalll!! diyesim geldi. Çığırtkanlık etmeden çektim hasır örgülü tabureyi hayran hayran izliyorum. peçete isteklerini değerlendirse, "benzemez kimse sana" yazıp uzatıcam. ama yok, söze hacet yok. kabartılacak tek şey var ya bu çocuğun egosu ya da kulak.
Çalıyor;
ah istanbul
sarı gelin
ve daha bi sürü; en önemlisi de Özcan deniz'in neredesin firuzefilminden beni affet.
sen böyle bir şey çalacaksın ve ben seni affedeceğim! ve bir kez daha öğreniyoruz ki hiç bir şey tesadüf değildirne portobello cadısı ne toz kokusu, ne de gerisi teferruat sayılabilecek ince detaylar. Çantımı aldığım gibi çıktım. karşı tarafa geçtim, bir bank'a oturdum ve winston blue'yu ateşledim. klarnet sesi hala geliyor . kaçtığımı anlamış olacak ki, hala beni affeti çalıyor.
bense mırıldanıyorum.
ben seni sevdiğim zaman bu şehirde yağmurlar yağardı.
minnet borcu; bu yazıyı yazmamda emeği geçen tüm üflemeli çalgılara, kirli sakal müdavimlerine, neredesin firuze yapımcılarına, kader'e, toz kokusuna, küçük iskendere, klarnet mi?, klarinet mi? tartışmacılarına , yağmura, çay bahçesi çaylarına, ve tüm çıraklara, aklımda 12'den vurulanlara ve hizmet sunumunda aksaklık yaşanan sağlık kuruluşlarına teşekkürle.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar