bugün
- sonra konuşuruz diyen sevgili11
- maaş yüz yüze görüşülecektir11
- sözlüğün sarması7
- ben olmasam burası batar insanı6
- sözlüğün en kültürlü yazarı13
- akp liler yargılansaydı4
- sözlüğün en kütür kütür yazarı6
- gökçeklere üzülmek3
- yahudi aklı3
- ayak fetişisti erkekle evlenir misiniz3
- yanlışlıkla cappuccino içen erkek4
- misafir gelecek diye temizlik yapmak5
- iş görüşmesine çağrılınca telefonda maaş soran tip3
- otobüste açamadığı camı kıran erkek13
- arkadaşlar yogaya başlayalım mı10
- iltica7
- taze fasulye yiyen erkek3
- sibel can'ın kıyafetinin azizliğine uğraması4
- galatasaray10
- recete8
- kıymalı kaşarlı pide3
- kiraz cicegi kolonyasi6
- ayak fetişizmine sapıklık diyen yobazlar3
- yazarlara çaylakken neler oluyor5
- biz bu aptallık ile nasıl mücadele edeceğiz ya7
- zall'a çaylak atan ai moderatör4
- gocu geldi gocu geldi6
- hiç çaylak olmamış sözlük yazarı4
- yagmurcu12
- çaylaklar cennete mi gidiyor cehenneme mi5
- dinamik güler yüzlü takım çalışmasına yatkın6
- ey insan7
- gammazların gizli hesapları görebilmesi5
- ebeveyn lafları3
- ölürken dinlenecek müzik4
- dünyada birlikler kurulmalı3
- kulaklık8
- sözlükte kavga olacak hissi4
- serhat kılıç27
- fakir ekeği annesi sevsin9
- sözlüğün en masum yazarları23
- dinleyin ulan develer babanız galatasaray geliyor2
- namazın amacı12
- 9 eylül 2026 sporting lizbon galatasaray maçı23
- kadın bacağı paylaşan mehdi8
- yapay zeka 10 yıl içinde tüm insanları öldürecek4
- diyojen3
- 9 eylül izmir in kurtuluşu6
- ismail kartal16
- her sabah yeniden başlamak3
karakterine aşık olunmadığı sürece dünyanın en güzel icatlarından.
tersi patik olan kelime. Patik, kisin ayaklarimizi sicak tutan, genelde bilegi gecmeyen yüksekliklikte olan kalin, anneanne örgüsüdür.
yaşamaktır kitap. arka sokağında neler olduğunu tahmin edebilmektir. kendi üçgenin dışında evreni görebilmektir.
hayatın ta kendisidir.
hayatın ta kendisidir.
insana pek çok şey öğretip eğlendiren bir araçtır. okunmalı, okutulmalıdır.
çocukken şişkolar ve sıskalar isimli kitabı kaç kere okudum hatırlamıyorum.
lisedeyken kelebek isimli bir roman okumuştum. yalan olmasın on kere daha okumuşumdur.
aslında , yıllarca o kadar çok ve çeşitli kitap okudum ki arkamdan neler demediler.
sonuç olarak pratikte, okuduğum o kadar kitaptan , bir hayır görmedim.
işin gerçeği bir meslek yada ustalık yapsam daha iyi olurmuş.
okudukça anlıyor, anladıkça akıbeti görüyor, akıbeti gördükçe acı çekiyorsun.
netice: okumak insanı zehirler. ve erken yaşlanmaya sebep olur.
keşke param olsa ve bir öküz olsa idim.
şen şakrak kahkahalar atar, mersedesler alır, bmw satardım.
çok okumak.. 'bu kadar okudum da elime ne geçti' dedirtiyor insana.
lisedeyken kelebek isimli bir roman okumuştum. yalan olmasın on kere daha okumuşumdur.
aslında , yıllarca o kadar çok ve çeşitli kitap okudum ki arkamdan neler demediler.
sonuç olarak pratikte, okuduğum o kadar kitaptan , bir hayır görmedim.
işin gerçeği bir meslek yada ustalık yapsam daha iyi olurmuş.
okudukça anlıyor, anladıkça akıbeti görüyor, akıbeti gördükçe acı çekiyorsun.
netice: okumak insanı zehirler. ve erken yaşlanmaya sebep olur.
keşke param olsa ve bir öküz olsa idim.
şen şakrak kahkahalar atar, mersedesler alır, bmw satardım.
çok okumak.. 'bu kadar okudum da elime ne geçti' dedirtiyor insana.
bakmak ile okumak arasındaki farkın aynısından okumak ile okumak arasında da olduğunu hatırlatan nesne.
arkadaşlarınıza doğum günlerinde verebileceğiniz en güzel hediyedir.
sevipte okumayan ölsün.
e-kitap birgün hayatımızı esir alır mı acaba diyerekten korkumu da yansıtayım size..
o kitap kokusunu alamayacaksam öleyim ben. elimde o sayfaları hissetmeyeceksem..
kitap sadece okunmak için değildir. evet bunu çıkardım ben şimdi.
o kitap kokusunu alamayacaksam öleyim ben. elimde o sayfaları hissetmeyeceksem..
kitap sadece okunmak için değildir. evet bunu çıkardım ben şimdi.
george owen hayvan çiftliği hakkında bilinenler?
okumak maksatlı üretilmiş bilgi ürünü. her türlü konu için üretilebilir.
Bio-optik bilgi merkezi BOOK (KITAP) ile tüm alışkanlıklarınız değişecek!
Muthis esprili bir video olmus.
Tavsiye edilir.
https://www.youtube.com/watch?v=kthKe2ZBN-Y
Muthis esprili bir video olmus.
Tavsiye edilir.
https://www.youtube.com/watch?v=kthKe2ZBN-Y
iki ayaklı, iki kollu, ağzı, burnu, kulakları olan ve sayıları 7 milyarı bulan varlıkların tekil adı.
ceyhun yılmaz şiiridir.
Sana şiirlerimi duyanlar
Kitap yap diyor
Olur mu hiç
Ben seni herkeslerden saklarken sen seni..
bir kitapçıda görsen..hem de bir sürü kitabın arasında
Kahrolmaz mıyım ben...
Sana şiirlerimi duyanlar
Kitap yap diyor
Olur mu hiç
Ben seni herkeslerden saklarken sen seni..
bir kitapçıda görsen..hem de bir sürü kitabın arasında
Kahrolmaz mıyım ben...
her bir kitap sayfası, bir zamanlar bir ağacın yaprağı olduğunu biliyor.. bu yüzden narin davranın, koklayın onu...
tanıdığımız, tanımadığımız kişilerin bilinçlerine yaptığımız gezintilere haritadır kitaplar.
(bkz: yasalar ölür kitaplar ölmez)
(bkz: yasalar ölür kitaplar ölmez)
Fazla okumak zararlıdır bu mereti. Okudukça insanın entellektüel birikimi, derinliği falan artıyor, ondan sonra da hayatı anlamlandırmakta zorlanıyosun. Felsefenin kuytularında, kavramları sorgulayan bi sürece doğru yol alıyosun. Yani insanı asosyalliğe doğru götüren bi sürece doğru yol alıyosun. Dengeyi ayarlamak lazım.
zor bir olgudur.
yazma sürecini ele alalım mesela, bilhassa bizimki gibi ülkelerde asla karın doyurmayan bir uğraş olduğu için muhtemelen kitabı yazarken dünyevi işlerini kayyuma devretme şansın olmaz. iki arada bir derede yazarsın hatta çoğu zaman.
sonra, bastırma süreci vardır. ki en zoru budur. üç yıl boyunca elinde dosyasıyla, sanki adliye koridorunda idamı bekler gibi yayınevi kapılarında bekleyen abilerim var mesela benim. şanslıysan, en az bir en çok üç-dört yılda bir yeri bulup, iyi kötü bir sözleşmeye imzanı atarsın. sonrası yayınevine kalmış, ki belki bulma sürecinden bile uzun sürecektir basılma süreci.
ve en son olarak, bunun duyurulması vardır ki, kolay olduğu kadar rezilce bir iştir. kırk yıllık arkadaşlarından bile çekinir insan, kişisel facebook hesabında ikinci kez yazmaktan çıkarttığı kitabın duyurusunu. ama el mahkum, çok tanıdık bir isim olmadığın için olması gereken şey (yeni çıkanlar rafı'na konulması) değil de, gelen kolinin direk türüne göre bir rafa konulması hadisesiyle karşı karşıya kalmışsındır. yapacak bir şey yok, kendi çabanla duyurmaya çalışırsın. ki bu çok tehlikeli bir süreç olacaktır: bu süreç yüzünden yirmi beş yıl önce şiir yazmaya tövbe eden bir tanıdığın varken hele, bilirsin, ucu nereye kadar gidebilir...
yazma sürecini ele alalım mesela, bilhassa bizimki gibi ülkelerde asla karın doyurmayan bir uğraş olduğu için muhtemelen kitabı yazarken dünyevi işlerini kayyuma devretme şansın olmaz. iki arada bir derede yazarsın hatta çoğu zaman.
sonra, bastırma süreci vardır. ki en zoru budur. üç yıl boyunca elinde dosyasıyla, sanki adliye koridorunda idamı bekler gibi yayınevi kapılarında bekleyen abilerim var mesela benim. şanslıysan, en az bir en çok üç-dört yılda bir yeri bulup, iyi kötü bir sözleşmeye imzanı atarsın. sonrası yayınevine kalmış, ki belki bulma sürecinden bile uzun sürecektir basılma süreci.
ve en son olarak, bunun duyurulması vardır ki, kolay olduğu kadar rezilce bir iştir. kırk yıllık arkadaşlarından bile çekinir insan, kişisel facebook hesabında ikinci kez yazmaktan çıkarttığı kitabın duyurusunu. ama el mahkum, çok tanıdık bir isim olmadığın için olması gereken şey (yeni çıkanlar rafı'na konulması) değil de, gelen kolinin direk türüne göre bir rafa konulması hadisesiyle karşı karşıya kalmışsındır. yapacak bir şey yok, kendi çabanla duyurmaya çalışırsın. ki bu çok tehlikeli bir süreç olacaktır: bu süreç yüzünden yirmi beş yıl önce şiir yazmaya tövbe eden bir tanıdığın varken hele, bilirsin, ucu nereye kadar gidebilir...
kişisel gelişimli olanları uzak durulası şeylerdir.
bu cisim öyle bişeydir ki kimilerine göre en iyi kanka kimilerine göreyse -öğrenci topluluğu- kabus hatta daha da ötesidir.
shakespeare okumamış bir beyin cerrahının masasında olmayı istemem. dostoyevski okumamış bir psikiyatriste asla güvenmem. yunus emre bilmeyen bir matematik öğretmeni bize gerçekte bir şey öğretemez. bizim irfanı, ilmi, bilgiyi kitaplardan sürekli olarak emiyor olmamız; sadece bedenimizi ve midemizi değil ruhumuzu, gönlümüzü besliyor olmamız lazım. murat menteş
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar