bugün
- nissan micra kullanan erkek11
- chatgpt varken bir sevgiliye ihtiyaç duymak13
- eli üşüyen kızın elini nasıl ısıtırsın8
- sikerim böyle hayatı deyip kırklareli ne yerleşmek9
- disco disco gezen insan8
- nemlendirici krem16
- haklısın özür dilerim seni seviyorum diyen kadın4
- eskileri özlemek3
- nev18
- öğretmenlerin teneffüse ihtiyacı olması2
- herkes hakkını helal etsin sözlüğü bırakıyorum4
- erkeklerin evlenmek istememe nedenleri10
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat41
- erlik5
- katatespizartmasi13
- türkiyenin insan haklarında dünya 143üncüsü olması17
- askerde özlenen şeyler8
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- sözlükte özel mesaj ile fotoğraf gönderememek24
- fon vurgunu56
- sadrazam torununun izmir'in üçte ikisini istemesi7
- fon skandalının akp tabanındaki yankısı12
- mokv yaşıyor mu6
- 2006'nın 20 sene önce olması8
- çocukluk arkadaşlığı11
- sözlük yazarlarının yapay zeka fotoğrafları5
- ağzı kokan arkadaş5
- teleferik6
- bakın ne geldi6
- tabağın dibini ekmekle sıyıran kız6
- günaydın arkadaşlar bugün nasılsınız11
- iri memeler6
- sophie dee'nin memeleri4
- istanbul'da gezilebilecek en güzel yerler9
- batı trakya müftülük atamalarına ankara tepkisi4
- sözlük erkeklerinin bicepsleri70
- birbirine benzeyen ünlüler4
- kimsenin memleket takımı tutmaması18
- babaların babası5
- şu an ne isterdin14
- parayı gazze için katlamak istedim4
- ressam ılgın tosun pastel sanatçısı3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı26
- 21 ekim 2026 lille galatasaray maçı55
- from gold from dust34
- aziz yıldırım5
- dincilere laf anlatmakta çalışmak19
- sevgili deyince hemen aklına seks gelen insan3
- kalıplaşmış güzellik standartları4
- filiz ankara piyale barilla pastavila mutlu arbela4
karakterine aşık olunmadığı sürece dünyanın en güzel icatlarından.
tersi patik olan kelime. Patik, kisin ayaklarimizi sicak tutan, genelde bilegi gecmeyen yüksekliklikte olan kalin, anneanne örgüsüdür.
yaşamaktır kitap. arka sokağında neler olduğunu tahmin edebilmektir. kendi üçgenin dışında evreni görebilmektir.
hayatın ta kendisidir.
hayatın ta kendisidir.
insana pek çok şey öğretip eğlendiren bir araçtır. okunmalı, okutulmalıdır.
çocukken şişkolar ve sıskalar isimli kitabı kaç kere okudum hatırlamıyorum.
lisedeyken kelebek isimli bir roman okumuştum. yalan olmasın on kere daha okumuşumdur.
aslında , yıllarca o kadar çok ve çeşitli kitap okudum ki arkamdan neler demediler.
sonuç olarak pratikte, okuduğum o kadar kitaptan , bir hayır görmedim.
işin gerçeği bir meslek yada ustalık yapsam daha iyi olurmuş.
okudukça anlıyor, anladıkça akıbeti görüyor, akıbeti gördükçe acı çekiyorsun.
netice: okumak insanı zehirler. ve erken yaşlanmaya sebep olur.
keşke param olsa ve bir öküz olsa idim.
şen şakrak kahkahalar atar, mersedesler alır, bmw satardım.
çok okumak.. 'bu kadar okudum da elime ne geçti' dedirtiyor insana.
lisedeyken kelebek isimli bir roman okumuştum. yalan olmasın on kere daha okumuşumdur.
aslında , yıllarca o kadar çok ve çeşitli kitap okudum ki arkamdan neler demediler.
sonuç olarak pratikte, okuduğum o kadar kitaptan , bir hayır görmedim.
işin gerçeği bir meslek yada ustalık yapsam daha iyi olurmuş.
okudukça anlıyor, anladıkça akıbeti görüyor, akıbeti gördükçe acı çekiyorsun.
netice: okumak insanı zehirler. ve erken yaşlanmaya sebep olur.
keşke param olsa ve bir öküz olsa idim.
şen şakrak kahkahalar atar, mersedesler alır, bmw satardım.
çok okumak.. 'bu kadar okudum da elime ne geçti' dedirtiyor insana.
bakmak ile okumak arasındaki farkın aynısından okumak ile okumak arasında da olduğunu hatırlatan nesne.
arkadaşlarınıza doğum günlerinde verebileceğiniz en güzel hediyedir.
sevipte okumayan ölsün.
e-kitap birgün hayatımızı esir alır mı acaba diyerekten korkumu da yansıtayım size..
o kitap kokusunu alamayacaksam öleyim ben. elimde o sayfaları hissetmeyeceksem..
kitap sadece okunmak için değildir. evet bunu çıkardım ben şimdi.
o kitap kokusunu alamayacaksam öleyim ben. elimde o sayfaları hissetmeyeceksem..
kitap sadece okunmak için değildir. evet bunu çıkardım ben şimdi.
george owen hayvan çiftliği hakkında bilinenler?
okumak maksatlı üretilmiş bilgi ürünü. her türlü konu için üretilebilir.
Bio-optik bilgi merkezi BOOK (KITAP) ile tüm alışkanlıklarınız değişecek!
Muthis esprili bir video olmus.
Tavsiye edilir.
https://www.youtube.com/watch?v=kthKe2ZBN-Y
Muthis esprili bir video olmus.
Tavsiye edilir.
https://www.youtube.com/watch?v=kthKe2ZBN-Y
iki ayaklı, iki kollu, ağzı, burnu, kulakları olan ve sayıları 7 milyarı bulan varlıkların tekil adı.
ceyhun yılmaz şiiridir.
Sana şiirlerimi duyanlar
Kitap yap diyor
Olur mu hiç
Ben seni herkeslerden saklarken sen seni..
bir kitapçıda görsen..hem de bir sürü kitabın arasında
Kahrolmaz mıyım ben...
Sana şiirlerimi duyanlar
Kitap yap diyor
Olur mu hiç
Ben seni herkeslerden saklarken sen seni..
bir kitapçıda görsen..hem de bir sürü kitabın arasında
Kahrolmaz mıyım ben...
her bir kitap sayfası, bir zamanlar bir ağacın yaprağı olduğunu biliyor.. bu yüzden narin davranın, koklayın onu...
tanıdığımız, tanımadığımız kişilerin bilinçlerine yaptığımız gezintilere haritadır kitaplar.
(bkz: yasalar ölür kitaplar ölmez)
(bkz: yasalar ölür kitaplar ölmez)
Fazla okumak zararlıdır bu mereti. Okudukça insanın entellektüel birikimi, derinliği falan artıyor, ondan sonra da hayatı anlamlandırmakta zorlanıyosun. Felsefenin kuytularında, kavramları sorgulayan bi sürece doğru yol alıyosun. Yani insanı asosyalliğe doğru götüren bi sürece doğru yol alıyosun. Dengeyi ayarlamak lazım.
zor bir olgudur.
yazma sürecini ele alalım mesela, bilhassa bizimki gibi ülkelerde asla karın doyurmayan bir uğraş olduğu için muhtemelen kitabı yazarken dünyevi işlerini kayyuma devretme şansın olmaz. iki arada bir derede yazarsın hatta çoğu zaman.
sonra, bastırma süreci vardır. ki en zoru budur. üç yıl boyunca elinde dosyasıyla, sanki adliye koridorunda idamı bekler gibi yayınevi kapılarında bekleyen abilerim var mesela benim. şanslıysan, en az bir en çok üç-dört yılda bir yeri bulup, iyi kötü bir sözleşmeye imzanı atarsın. sonrası yayınevine kalmış, ki belki bulma sürecinden bile uzun sürecektir basılma süreci.
ve en son olarak, bunun duyurulması vardır ki, kolay olduğu kadar rezilce bir iştir. kırk yıllık arkadaşlarından bile çekinir insan, kişisel facebook hesabında ikinci kez yazmaktan çıkarttığı kitabın duyurusunu. ama el mahkum, çok tanıdık bir isim olmadığın için olması gereken şey (yeni çıkanlar rafı'na konulması) değil de, gelen kolinin direk türüne göre bir rafa konulması hadisesiyle karşı karşıya kalmışsındır. yapacak bir şey yok, kendi çabanla duyurmaya çalışırsın. ki bu çok tehlikeli bir süreç olacaktır: bu süreç yüzünden yirmi beş yıl önce şiir yazmaya tövbe eden bir tanıdığın varken hele, bilirsin, ucu nereye kadar gidebilir...
yazma sürecini ele alalım mesela, bilhassa bizimki gibi ülkelerde asla karın doyurmayan bir uğraş olduğu için muhtemelen kitabı yazarken dünyevi işlerini kayyuma devretme şansın olmaz. iki arada bir derede yazarsın hatta çoğu zaman.
sonra, bastırma süreci vardır. ki en zoru budur. üç yıl boyunca elinde dosyasıyla, sanki adliye koridorunda idamı bekler gibi yayınevi kapılarında bekleyen abilerim var mesela benim. şanslıysan, en az bir en çok üç-dört yılda bir yeri bulup, iyi kötü bir sözleşmeye imzanı atarsın. sonrası yayınevine kalmış, ki belki bulma sürecinden bile uzun sürecektir basılma süreci.
ve en son olarak, bunun duyurulması vardır ki, kolay olduğu kadar rezilce bir iştir. kırk yıllık arkadaşlarından bile çekinir insan, kişisel facebook hesabında ikinci kez yazmaktan çıkarttığı kitabın duyurusunu. ama el mahkum, çok tanıdık bir isim olmadığın için olması gereken şey (yeni çıkanlar rafı'na konulması) değil de, gelen kolinin direk türüne göre bir rafa konulması hadisesiyle karşı karşıya kalmışsındır. yapacak bir şey yok, kendi çabanla duyurmaya çalışırsın. ki bu çok tehlikeli bir süreç olacaktır: bu süreç yüzünden yirmi beş yıl önce şiir yazmaya tövbe eden bir tanıdığın varken hele, bilirsin, ucu nereye kadar gidebilir...
kişisel gelişimli olanları uzak durulası şeylerdir.
bu cisim öyle bişeydir ki kimilerine göre en iyi kanka kimilerine göreyse -öğrenci topluluğu- kabus hatta daha da ötesidir.
shakespeare okumamış bir beyin cerrahının masasında olmayı istemem. dostoyevski okumamış bir psikiyatriste asla güvenmem. yunus emre bilmeyen bir matematik öğretmeni bize gerçekte bir şey öğretemez. bizim irfanı, ilmi, bilgiyi kitaplardan sürekli olarak emiyor olmamız; sadece bedenimizi ve midemizi değil ruhumuzu, gönlümüzü besliyor olmamız lazım. murat menteş
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar