bugün
- zall in yaptigi gammaz anketi15
- yazarların on üzerinden komiklikleri45
- satranç haram yasaklansın16
- dinlemeyi bilmek4
- uludağ sözlük online sayısı5
- gir içime hünharca11
- arkadaşlar bakar mısınız5
- hayatının geri kalanını belirleyecek mesaj3
- kürt mutfağı7
- recep tayyip erdoğan8
- ezandan rahatsız olan kadın sanatçı12
- kürt kültürü3
- gocu43
- the gilded lily3
- sssilvermist11
- kızının düğününde oynayan baba8
- taziye çadırı2
- ona bir şey söyle18
- true yazar mı sorunsalı3
- faik öztrak3
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri7
- en sevilen meyveler8
- özgürlükçü eğitimin imkansızlığı6
- ets tur ile balayının zehir olması2
- evlilik kötü bir şeyse neden bu kadar insan evli4
- götü başı ayrı oynayan insanlar2
- beyazsemsiyeliyabanci48
- 2014 öncesinde feto'ya küfretmek7
- yazarların tatil denilen şeyden anladıkları5
- metin 22
- bu devirde fes giymek5
- yeşilçam'da çocukken travma yaşattığınız sahneler9
- kürdistan3
- aziz yıldırım 35 ci başkan4
- çocukken alınamayan şeyleri büyüyünce almak9
- uludağ sözlük skandalları2
- kalkmayan bir erkeğe ne tavsiye edersiniz4
- yazarların üstüne çizik attığı burçlar8
- buddy dude20
- kız tavlama garantili çalmalık enstrüman4
- sözlükte erkekleri istemiyoruz18
- sahra çölü2
- yapay zeka moderatörü17
- anadolu mutfağının çok abartılması5
- yagmurcu6
- brad pitt'in son hali4
- true'nin en sevdiği kedi3
- ejderha sahibi olunca yapılacak ufak şımarıklıklar2
- açık renk jean vs koyu renk jean3
- uludağ sözlük yönetimini protesto ediyoruz2
karakterine aşık olunmadığı sürece dünyanın en güzel icatlarından.
tersi patik olan kelime. Patik, kisin ayaklarimizi sicak tutan, genelde bilegi gecmeyen yüksekliklikte olan kalin, anneanne örgüsüdür.
yaşamaktır kitap. arka sokağında neler olduğunu tahmin edebilmektir. kendi üçgenin dışında evreni görebilmektir.
hayatın ta kendisidir.
hayatın ta kendisidir.
insana pek çok şey öğretip eğlendiren bir araçtır. okunmalı, okutulmalıdır.
çocukken şişkolar ve sıskalar isimli kitabı kaç kere okudum hatırlamıyorum.
lisedeyken kelebek isimli bir roman okumuştum. yalan olmasın on kere daha okumuşumdur.
aslında , yıllarca o kadar çok ve çeşitli kitap okudum ki arkamdan neler demediler.
sonuç olarak pratikte, okuduğum o kadar kitaptan , bir hayır görmedim.
işin gerçeği bir meslek yada ustalık yapsam daha iyi olurmuş.
okudukça anlıyor, anladıkça akıbeti görüyor, akıbeti gördükçe acı çekiyorsun.
netice: okumak insanı zehirler. ve erken yaşlanmaya sebep olur.
keşke param olsa ve bir öküz olsa idim.
şen şakrak kahkahalar atar, mersedesler alır, bmw satardım.
çok okumak.. 'bu kadar okudum da elime ne geçti' dedirtiyor insana.
lisedeyken kelebek isimli bir roman okumuştum. yalan olmasın on kere daha okumuşumdur.
aslında , yıllarca o kadar çok ve çeşitli kitap okudum ki arkamdan neler demediler.
sonuç olarak pratikte, okuduğum o kadar kitaptan , bir hayır görmedim.
işin gerçeği bir meslek yada ustalık yapsam daha iyi olurmuş.
okudukça anlıyor, anladıkça akıbeti görüyor, akıbeti gördükçe acı çekiyorsun.
netice: okumak insanı zehirler. ve erken yaşlanmaya sebep olur.
keşke param olsa ve bir öküz olsa idim.
şen şakrak kahkahalar atar, mersedesler alır, bmw satardım.
çok okumak.. 'bu kadar okudum da elime ne geçti' dedirtiyor insana.
bakmak ile okumak arasındaki farkın aynısından okumak ile okumak arasında da olduğunu hatırlatan nesne.
arkadaşlarınıza doğum günlerinde verebileceğiniz en güzel hediyedir.
sevipte okumayan ölsün.
e-kitap birgün hayatımızı esir alır mı acaba diyerekten korkumu da yansıtayım size..
o kitap kokusunu alamayacaksam öleyim ben. elimde o sayfaları hissetmeyeceksem..
kitap sadece okunmak için değildir. evet bunu çıkardım ben şimdi.
o kitap kokusunu alamayacaksam öleyim ben. elimde o sayfaları hissetmeyeceksem..
kitap sadece okunmak için değildir. evet bunu çıkardım ben şimdi.
george owen hayvan çiftliği hakkında bilinenler?
okumak maksatlı üretilmiş bilgi ürünü. her türlü konu için üretilebilir.
Bio-optik bilgi merkezi BOOK (KITAP) ile tüm alışkanlıklarınız değişecek!
Muthis esprili bir video olmus.
Tavsiye edilir.
http://www.youtube.com/watch?v=kthKe2ZBN-Y
Muthis esprili bir video olmus.
Tavsiye edilir.
http://www.youtube.com/watch?v=kthKe2ZBN-Y
iki ayaklı, iki kollu, ağzı, burnu, kulakları olan ve sayıları 7 milyarı bulan varlıkların tekil adı.
ceyhun yılmaz şiiridir.
Sana şiirlerimi duyanlar
Kitap yap diyor
Olur mu hiç
Ben seni herkeslerden saklarken sen seni..
bir kitapçıda görsen..hem de bir sürü kitabın arasında
Kahrolmaz mıyım ben...
Sana şiirlerimi duyanlar
Kitap yap diyor
Olur mu hiç
Ben seni herkeslerden saklarken sen seni..
bir kitapçıda görsen..hem de bir sürü kitabın arasında
Kahrolmaz mıyım ben...
her bir kitap sayfası, bir zamanlar bir ağacın yaprağı olduğunu biliyor.. bu yüzden narin davranın, koklayın onu...
tanıdığımız, tanımadığımız kişilerin bilinçlerine yaptığımız gezintilere haritadır kitaplar.
(bkz: yasalar ölür kitaplar ölmez)
(bkz: yasalar ölür kitaplar ölmez)
Fazla okumak zararlıdır bu mereti. Okudukça insanın entellektüel birikimi, derinliği falan artıyor, ondan sonra da hayatı anlamlandırmakta zorlanıyosun. Felsefenin kuytularında, kavramları sorgulayan bi sürece doğru yol alıyosun. Yani insanı asosyalliğe doğru götüren bi sürece doğru yol alıyosun. Dengeyi ayarlamak lazım.
zor bir olgudur.
yazma sürecini ele alalım mesela, bilhassa bizimki gibi ülkelerde asla karın doyurmayan bir uğraş olduğu için muhtemelen kitabı yazarken dünyevi işlerini kayyuma devretme şansın olmaz. iki arada bir derede yazarsın hatta çoğu zaman.
sonra, bastırma süreci vardır. ki en zoru budur. üç yıl boyunca elinde dosyasıyla, sanki adliye koridorunda idamı bekler gibi yayınevi kapılarında bekleyen abilerim var mesela benim. şanslıysan, en az bir en çok üç-dört yılda bir yeri bulup, iyi kötü bir sözleşmeye imzanı atarsın. sonrası yayınevine kalmış, ki belki bulma sürecinden bile uzun sürecektir basılma süreci.
ve en son olarak, bunun duyurulması vardır ki, kolay olduğu kadar rezilce bir iştir. kırk yıllık arkadaşlarından bile çekinir insan, kişisel facebook hesabında ikinci kez yazmaktan çıkarttığı kitabın duyurusunu. ama el mahkum, çok tanıdık bir isim olmadığın için olması gereken şey (yeni çıkanlar rafı'na konulması) değil de, gelen kolinin direk türüne göre bir rafa konulması hadisesiyle karşı karşıya kalmışsındır. yapacak bir şey yok, kendi çabanla duyurmaya çalışırsın. ki bu çok tehlikeli bir süreç olacaktır: bu süreç yüzünden yirmi beş yıl önce şiir yazmaya tövbe eden bir tanıdığın varken hele, bilirsin, ucu nereye kadar gidebilir...
yazma sürecini ele alalım mesela, bilhassa bizimki gibi ülkelerde asla karın doyurmayan bir uğraş olduğu için muhtemelen kitabı yazarken dünyevi işlerini kayyuma devretme şansın olmaz. iki arada bir derede yazarsın hatta çoğu zaman.
sonra, bastırma süreci vardır. ki en zoru budur. üç yıl boyunca elinde dosyasıyla, sanki adliye koridorunda idamı bekler gibi yayınevi kapılarında bekleyen abilerim var mesela benim. şanslıysan, en az bir en çok üç-dört yılda bir yeri bulup, iyi kötü bir sözleşmeye imzanı atarsın. sonrası yayınevine kalmış, ki belki bulma sürecinden bile uzun sürecektir basılma süreci.
ve en son olarak, bunun duyurulması vardır ki, kolay olduğu kadar rezilce bir iştir. kırk yıllık arkadaşlarından bile çekinir insan, kişisel facebook hesabında ikinci kez yazmaktan çıkarttığı kitabın duyurusunu. ama el mahkum, çok tanıdık bir isim olmadığın için olması gereken şey (yeni çıkanlar rafı'na konulması) değil de, gelen kolinin direk türüne göre bir rafa konulması hadisesiyle karşı karşıya kalmışsındır. yapacak bir şey yok, kendi çabanla duyurmaya çalışırsın. ki bu çok tehlikeli bir süreç olacaktır: bu süreç yüzünden yirmi beş yıl önce şiir yazmaya tövbe eden bir tanıdığın varken hele, bilirsin, ucu nereye kadar gidebilir...
kişisel gelişimli olanları uzak durulası şeylerdir.
bu cisim öyle bişeydir ki kimilerine göre en iyi kanka kimilerine göreyse -öğrenci topluluğu- kabus hatta daha da ötesidir.
shakespeare okumamış bir beyin cerrahının masasında olmayı istemem. dostoyevski okumamış bir psikiyatriste asla güvenmem. yunus emre bilmeyen bir matematik öğretmeni bize gerçekte bir şey öğretemez. bizim irfanı, ilmi, bilgiyi kitaplardan sürekli olarak emiyor olmamız; sadece bedenimizi ve midemizi değil ruhumuzu, gönlümüzü besliyor olmamız lazım. murat menteş
Gündemdeki Haberler
