bugün
- seküler kesimden yeni carrefoursa'ya tokat12
- kaçak çay15
- tavuk dolma5
- galatasaray vs akp8
- whatsapp grubundan çıkarılmak8
- fon vurgunu53
- kürk mantolu madonna4
- akp'nin gazze bağışını fonlara aktarması5
- erkeğin kadından üstün olduğu gerçeği49
- fon vurgununu unutturacak seks kaseti4
- borsa istanbul19
- mustafa sarıgüi'ün seks kaseti iddiası10
- yılmaz erdoğan'ın ekin türkmen'e söylediği söz5
- zahter2
- kadınların erkeklere hiç çok yakışıklısın dememesi16
- özelden hakaret eden sözlük yazarı2
- tanga giyince osuramıyorsun5
- tavuklu pilav13
- iltica23
- kendi kendine konuşmak alışkanlığı2
- from gold from dust34
- türkiye26
- mekke kutsal mıdır sorunsalı10
- sözlükten 19 yaşında hatun düşürmek isteyen erkek3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı25
- villahermosa2
- berat albayrak'a iftira atılması11
- nişanlının eski sevgilisiyle buluşması2
- yulaf lapası vs tost8
- naber lan ezikler4
- futbol20
- 25 ekim 2026 barcelona real madrid maçı2
- horlayan birinin yanında uyuma rehberi10
- yılmaz erdoğanla çalışan oyuncular3
- sözlük kızlarının bicepsleri18
- kürt dizilerinin tutmaması11
- galatasaray vs 11 tane sarı lacivert forma2
- arkadaşlar çok kötüyüm2
- meksika2
- arkadaşlar çok sıkıcısınız12
- tütsü2
- yalnızlığın muhteşem bir şey olması2
- süper lig6
- fuhuştan yakalanan sınıf öğretmeni7
- kocaelispor3
- mandalina çıkmış arkadaşlar6
- alanyaspor3
- aleyna tilki nin memeleri3
- küçük memeli5
- ekmek için ekmeleddin6
(bkz: kurtulus savasi gercekte yoktur/#3441543)
(bkz: kurtulus savasi gercekte yoktur/#3442354)
yukarıda verilen bakınızlarda bahsi geçen girdilerde eleştirilerini sunmuş olan yazar. ha bu arada yeri gelmişken söyleyelim maddeyi esas olmak problem mi? valla teorik bakış açısına göre bir problem olup olmadığı tartışılır ama pratiğe gelince iş değişir. sorun kendini gerçeğe bırakır. *
(bkz: kurtulus savasi gercekte yoktur/#3442354)
yukarıda verilen bakınızlarda bahsi geçen girdilerde eleştirilerini sunmuş olan yazar. ha bu arada yeri gelmişken söyleyelim maddeyi esas olmak problem mi? valla teorik bakış açısına göre bir problem olup olmadığı tartışılır ama pratiğe gelince iş değişir. sorun kendini gerçeğe bırakır. *
sözlükte ikinci yılını deliler gibi kutlayan yazar.
ludwig feuerbach üzerine tezlerin 11. maddesine dikkat eden yazar.
"filozoflar dünyayı şimdiye kadar yalnızca değişik biçimlerde yorumlardılar, halbuki asıl sorun onu değiştirmektir."
"filozoflar dünyayı şimdiye kadar yalnızca değişik biçimlerde yorumlardılar, halbuki asıl sorun onu değiştirmektir."
sözlükte ki sol cenahın abisi, meydan larousse'u, vikipedi'si. yazdımı da maşallah destan yazıyor, az kaldı zaten, bozmam yakındır gözleri sayesinde. küçük bi' dipnot, kendisiyle mümkün olduğunca tartışmaya girmemeye çalışın eğer kendinize güveninizin tam, bilgi birikiminizin yeterli olmadığını düşünüyorsanız, ayar manyağı olursunuz, sonra ağlayıp gelmeyin. hayır, ben denedim, zor kurtuldum, ordan biliyorum. aman diyim...
Sözlükteki yazarlar arasında okumaktan en fazla keyif aldıklarımdan ve ''kardeşim benim güzel yazmışsın'' diye mırıldanmama sebebiyet veren yazarlardan biri.
Yazılarında ''öteki'' olanı çok net bir şekilde farkettirebilen, öteki üzerinden bir ele alışla farkındalıklarını biçimlendiren, onları bu şekilde cana ve kana getiren uslubu ile ''iyi ve gerekli yazar'' diye düşünülmeyi hakeden yazar.
Yazılarında ''öteki'' olanı çok net bir şekilde farkettirebilen, öteki üzerinden bir ele alışla farkındalıklarını biçimlendiren, onları bu şekilde cana ve kana getiren uslubu ile ''iyi ve gerekli yazar'' diye düşünülmeyi hakeden yazar.
çaylaklığın ardından geri dönen yazar...
çok zekiler tarafından anlaşılamamış. "sağlık olsun, canları sağolsun ama biz onlardan çok gördük." diyen yazar.
gayet net konuşmak gerekiyor. kürt sorunu eşittir terör sorunu diyenlerin en fazla türk solu -aslında türk faşisti olarak okuyun bunu siz- ciddiye alınabilirler. onu da artık kim ciddiye alırsa. ama biz gene de bildirmemizi yapalım, hani şu aptal dizilerin solcularından sanıyorlar ya. elbet bu bilgisizlikten oluyor ama olsun.
iki üç kelime ezberlemeden gelmek lazım buraya. türkiye'nin birliğinden söz edeceksek bunu asli unsurları dışlayacak şekilde, şovenizmin doruklarında gezemezseniz. diğer yandan kendi egemen sınıflarınızın işbirliğini görmezden gelip türk düşmanlığı da yapamazsınız. bunun ezilen ulus milliyetçiliğinin refleksi olarak kimse gösteremez. ama türkiye'nin gelişimini göremeyenler lütfen konuşmasınlar.
toplumu anlamak için, toplumsal dinamikleri yargılamak için oluşum süreçlerine bakmak gerekir. sınıfsal analizler üzerinden durmak gerekir. emperyalizm olgusunu unutmamak gerekir. yani olaya bütünlüklü bir biçimde bakmak gerekir. aksi halde yapılacak tüm tanımlamalar klasik iktisadın değersizliği gibi olacaktır.
türkiye kapitalizminin gelişimine bakalım. nerede sermaye hareketi birikmiştir, nerede modern sınıflar olan burjuvazi ve proleterya oluşmuştur? nerelerde kapitalizm eşitsiz bir biçimde gelişmiştir. tüm bunların cevabını vermek kürt sorunu tanımlamak olacaktır. aksi halde at gözlüklerinden bahsedenler düzenin rezil ve kokuşmuş, tiksinti verici yorumlarından öteye geçemezler. kürt sorunu hep dediğimiz gibi bir emekçi sorunudur. bunun daha detaylı bir biçimde öğrenmek isteyenler gözlerini açıp iyi okusunlar iyi değerlendirsinler.
yurtsever mücadelenin, ilerici ve devrimci mücadelenin önünde yer alanlara karalama düzeyinde ithamlarda bulunmak doğan görünümlü şahinlerin işi olsa gerek. kalkııp mücadele vermeden, klasik söylemlerin arkasına saklanmak korkaklıktır. eğer türkiye işçi sınıfının yanındaysak o zaman gerçekten birleşitirici ve bütünleştirici oluruz. aksi halde boş milliyetçi söylemlerin altında ezilip gideceğizdir. o halde ağır ithamlar altında kalmaya hazırlıklı olun.
iki üç kelime ezberlemeden gelmek lazım buraya. türkiye'nin birliğinden söz edeceksek bunu asli unsurları dışlayacak şekilde, şovenizmin doruklarında gezemezseniz. diğer yandan kendi egemen sınıflarınızın işbirliğini görmezden gelip türk düşmanlığı da yapamazsınız. bunun ezilen ulus milliyetçiliğinin refleksi olarak kimse gösteremez. ama türkiye'nin gelişimini göremeyenler lütfen konuşmasınlar.
toplumu anlamak için, toplumsal dinamikleri yargılamak için oluşum süreçlerine bakmak gerekir. sınıfsal analizler üzerinden durmak gerekir. emperyalizm olgusunu unutmamak gerekir. yani olaya bütünlüklü bir biçimde bakmak gerekir. aksi halde yapılacak tüm tanımlamalar klasik iktisadın değersizliği gibi olacaktır.
türkiye kapitalizminin gelişimine bakalım. nerede sermaye hareketi birikmiştir, nerede modern sınıflar olan burjuvazi ve proleterya oluşmuştur? nerelerde kapitalizm eşitsiz bir biçimde gelişmiştir. tüm bunların cevabını vermek kürt sorunu tanımlamak olacaktır. aksi halde at gözlüklerinden bahsedenler düzenin rezil ve kokuşmuş, tiksinti verici yorumlarından öteye geçemezler. kürt sorunu hep dediğimiz gibi bir emekçi sorunudur. bunun daha detaylı bir biçimde öğrenmek isteyenler gözlerini açıp iyi okusunlar iyi değerlendirsinler.
yurtsever mücadelenin, ilerici ve devrimci mücadelenin önünde yer alanlara karalama düzeyinde ithamlarda bulunmak doğan görünümlü şahinlerin işi olsa gerek. kalkııp mücadele vermeden, klasik söylemlerin arkasına saklanmak korkaklıktır. eğer türkiye işçi sınıfının yanındaysak o zaman gerçekten birleşitirici ve bütünleştirici oluruz. aksi halde boş milliyetçi söylemlerin altında ezilip gideceğizdir. o halde ağır ithamlar altında kalmaya hazırlıklı olun.
kardeşim olan yazar.
bir siyaset sözlüğü, kitabı, ansiklopedisi.
belirtmekte yarar var. hiçbir sol harekete kapalı bir biçimde bakmadan siyasetlerin ortaya koyduğu düzlemlere göre yargılama yapılmaktadır. hiçbir şekilde bir aşağılama olmadığı gibi özünü inkar etme ya da düşündüğünü söylemekten çekinme gibi bir durum yoktur.
marksizm'de altyapı-üstyapı kavramı diyalektik bir yapıyla ele alındığında altyapının üstyapıya olan etkisini ve onu bir şekilde yönlendirişini görmemek zor olmasa gerek. bu koşul ne üstyapının önemini azaltır ne de altyapıyı kavramını kutsallaştırır.
üstyapı altyapının işlevselliğini koruma da ve toplumsallaşmasında bir araçsa, altyapı da üstyapının belirlenmesinde bir süreçtir. bunun mekanik bir süreç olmadığı aşikardır ve red edilemez. altyapı değiştiğinde hemen hakim üstyapının değişşimi gerçeklemez, fakat üst yapıyı da altyapıdan tamamen bağımsız olarak nitelendirelbilecek bir anlayışta kabul edilemez. bunun söylenmesi ekonomik belirlenmeciliğin hastalığına kapılmak değildir. toplumsal kültürün ve yapının reddini göstermez. aksine öznel anlayışların ve sınıfsal analizlerin uzağında kalan toplumsal gözlemlerin uzağında durma anlamına gelir. eğer marksistler bugün kültürel hegemonya bir kavramı kabul ediyorsa, bu sevgili yapısalcı marksist olan althusser'in çabaları ve gözlemlerinden değil, yaratıcı marksizmin tam merkezinden kabullenir.
toplum ne ekonomik bir belirlenmenin sonucu olarak açıklanabilecek gözlemleri doğrular ne de yalnızca kültürel- politik yapıların etkilerini açıklar. bu ikisinin bileşimi bir kıvama sahiptir, birinin diğerini belirlemesi çıkarım yapmanın bir yan etkisi değil gerçekliğidir. sanırım bu noktadan bakınca mekanikselliğin dışına çıklmasının öznelciği öne çıkarma anlamı taşımadığı görülebilir.
üstyapı altyapının işlevselliğini koruma da ve toplumsallaşmasında bir araçsa, altyapı da üstyapının belirlenmesinde bir süreçtir. bunun mekanik bir süreç olmadığı aşikardır ve red edilemez. altyapı değiştiğinde hemen hakim üstyapının değişşimi gerçeklemez, fakat üst yapıyı da altyapıdan tamamen bağımsız olarak nitelendirelbilecek bir anlayışta kabul edilemez. bunun söylenmesi ekonomik belirlenmeciliğin hastalığına kapılmak değildir. toplumsal kültürün ve yapının reddini göstermez. aksine öznel anlayışların ve sınıfsal analizlerin uzağında kalan toplumsal gözlemlerin uzağında durma anlamına gelir. eğer marksistler bugün kültürel hegemonya bir kavramı kabul ediyorsa, bu sevgili yapısalcı marksist olan althusser'in çabaları ve gözlemlerinden değil, yaratıcı marksizmin tam merkezinden kabullenir.
toplum ne ekonomik bir belirlenmenin sonucu olarak açıklanabilecek gözlemleri doğrular ne de yalnızca kültürel- politik yapıların etkilerini açıklar. bu ikisinin bileşimi bir kıvama sahiptir, birinin diğerini belirlemesi çıkarım yapmanın bir yan etkisi değil gerçekliğidir. sanırım bu noktadan bakınca mekanikselliğin dışına çıklmasının öznelciği öne çıkarma anlamı taşımadığı görülebilir.
sahip olduğu görüşü makul şekilde ifade edebilen yazar. ama aynı zamanda marksist kuramdaki altyapı- üst yapı ilişkisini ve birbirine etki sürecini basit mekanik bir ilişki düzeyinde ele aldığı ve sadece salt ekonomik nedenlere dayandırdırdığı için açmaza düşebiliyor. özellikle ekonomik determizmin çıkarımlarının toplumsal yapıya uygulanabilirliği hakkındaki fikirlerini revize etmesi şart..
sözlüğün kıymetli yazarlarından biri...
(bkz: kıymetli)
(bkz: kıymetli)
(bkz: kedidir kedi)
düz adamlığa terfi etmesinde son dönemlerde gelen kopuşun bir etkisi yoktur. kamuoyuna duyrulur.
(bkz: çisil çisil gözlerimden)
(bkz: kisil kisil gözlerimden)
(bkz: yanlış anlaşılmış şarkı sözleri)
(bkz: kisil kisil gözlerimden)
(bkz: yanlış anlaşılmış şarkı sözleri)
epistemolojik kopuşa sürüklenmiştir.
üslubunu hiç bozmamış, hangi düşüncede olursa olsun, karşıdakini kırmadan, karakterinden ödün vermeden belirtmiş kaliteli yazar.
hayatımda ilk kez marxist birinin milliyetçilik hakkında yaptığı tanıma hak verdirtmiş(bir kaç yerde hatası olduğunu düşünsem de), bu yüzden bravo diyebileceğim nadir yazarlardan. "kardeş şunca yıllık soul forged sin'e, farklı düşünsek de bir şey anlatmayı başarabildin ya. helal olsun" diyorum kendisine. *
sakin bir zamanda sakin sakin okumalı.. sindire sindire.. anlatmak istediği şey ne olursa olsun, o kadar güzel anlatıyor ki..
öyle işte. pek güzel pek hoş.
bilgiye aç bir şekilde zevkle takip ediyoruz.
öyle işte. pek güzel pek hoş.
bilgiye aç bir şekilde zevkle takip ediyoruz.
(bkz: sovyet milliyetçiliği)
bir sorum var agalar; sovyetler mi kaldı? hayır, günümüze gelmek lazım zira sovyetler öldü, umrumuzda mı böyle sovyetler birliği filan değil, hiçbir zamanda olmadı zaten böylesine emperyalist devletler. *
bir sorum var agalar; sovyetler mi kaldı? hayır, günümüze gelmek lazım zira sovyetler öldü, umrumuzda mı böyle sovyetler birliği filan değil, hiçbir zamanda olmadı zaten böylesine emperyalist devletler. *
Milliyetcilige cocuk hastaligi diyip kendisi sovyet milliyetciligi yapan, devrimci gecinen kisi. belki ozunde iyi bir insandir bilemiyoruz tabi o kadarini.
özel mesaj yolu ile tanıştığım ve ortak paydada buluşabildiğim ender yazarlardan biri. varlığı ile sözlüğü güzelleştirenler tarikatı ndan.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar