bugün
- evli bir adama aşık oldum sözlük13
- damarsız tüysüz manisa yaprağı8
- ispanya'nin terör bitirme formülü41
- ismet'in gereksizliğe adanmış hayatı6
- devlet bahçeli'nin öcalan'a selam göndermesi47
- sözlük yazarları mutlu olmak için neler yapıyor9
- iki çıplak erkeğin arkadaşça aynı yatakta uyuması10
- from gold from dust17
- ismet gurbuz 2024'ün çaylak olması5
- kadının en öpülesi yeri9
- ibneder4
- ilk buluşmaya kocam yazan pastayla gitmek11
- modacıyım ayağına kız tavlayan sözlük yazarı3
- kuran da namazın olmaması12
- insan olmaya çeyrek kala'nın biraz şey olması3
- intel pentium 43
- ara sıra kadın gibi hissetmek15
- özel uçak alacaklara tavsiyeler8
- en iyi antidepresan5
- görünmez savaş uçağı5
- 0 0 7 abime ayarlayacağım manita17
- claudian clouds6
- izmir'in akp'ye geçmesi20
- yazarlar ülkeyi yönetse yapacakları işler4
- bir otel odasında sözlük kızıyla görüşmek3
- bir kızın şemsiyesinin altına sığınmak12
- sözlük yazarları köfte ekmeği nasıl tercih ediyor12
- başkasının evinde sıçamamak2
- yağmurcunun homofobikliği şüpheli mi7
- fiziği güzel sözlük kızları52
- sevgili6
- güllü muhallebi5
- kalp krizi4
- sabahın köründe işe giden ezik13
- ak troller3
- evlenmenin imkansız bir hal almaya başlaması2
- koç burcu insanları7
- akp'nin neo osmanlı devletine hazırlanması7
- hesabını gizleyenler hangi kafayı yaşıyor6
- ilk adımı kızdan bekleyen erkek12
- akp'nin kürdistan'a hazırlanıyor olma ihtimali13
- tayyip istifa7
- gocu kaç gün çaylak oldu sorunsalı2
- yas sürecindeki bir insana söylenen boş sözler3
- yahudi kıyafetleri3
- 2 ekim 2026 pendikspor galatasaray maçı3
- dürümle ayranı aynı anda bitirmek6
- sözlük kapanırsa yazarlar ne yapacak7
- ellerim bos gonlum hos8
- tel avive atom bombası atmak8
öncelikle : (bkz: #3441543)
şimdi devam edelim. her ne kadar kendi girdimi referans noktası olarak göstermeyi sevmesem de, bazı noktalara vurgu yapmak için gerekiyor. yalın bir biçimde göze çarpan nokta; 23 paradigmasının pili artık tükenme noktasına gelmiştir ve bu tükenişin nedenlerinden biri de 23 paradigmasını taşıyan sermaye sınıfının uluslarası yeniden yapılandırma gereği, bu paradigmadan vazgeçmesidir. paradigması çöken devlet hızla çözülmekte ve cumhuriyetin temeli tasfiye edilmektedir. şimdi konuyu uzatmayalım ama sakın mevcut statükonun savunulması gerektiği sonucu çıkarılmamadır.
sermaye sınıfının bugün konumlanışı ortada, kendi kuruluş felsefesi ile işin yürümeyeceği de belli. zira kurtuluş savaşının olmadığını iddia etmekte buna benziyor. yakaladıkları kimi doğru noktalar var; elbette bunu günümüzde işin içine islamcılığı katarak, bir neo osmanlıcılık politikası ile yapması zaten kendi yeni eğilimlerini göstermekte.
konuyu dağıtmayalım, sermaye içi çekişmelerin ve ideolojik eğilimleri bu yazının konusu değildir ama belirtmekte fayda vardı. böylece genel eğilimin ne yöne oldu belli olsun. dediğimiz 1919-22 arası bir savaş yaşanmıştır. bunun bir kurtuluş savaşı olarak adlandırılmasında bir sorun yok. işin ismiyle uğraşmak konuyu dağıtmaktan öte bir gaye taşımamaktır. ama kurtuluş savaşının özünün emperyalizme karşı olduğunu söylemek fazla zorlama bir ifadedir.
kemalist kadroların beslendikleri kaynaklar bellidir. kemalizm kendini ittihatçılıktan ayrı tutmuştur ama abdülhamit'ten beri gelen denge siyaseti politikası, türkiye egemenlerinin alışık olduğu bir siyaset tarzıdır. türkiye burjuvazisi en başından beri devraldığı gelenek; kendi korkularıyla beslenen ve denge siyaseti güden bir gelenek. bir yanda dünya ile birleşmenin karlarını yükseltiğini görüyor, ayrıca dış dinamiklerin etkisi ile emperyalizm ile işbirliğine gitmeye çalışıyor fakat diğer yandan ise bağımsızlık arzusu ile yanıp tutuşuyordu. burada mülk sahibi sınıflara emperyalizm çağında bağımsızlık vurgusu yapmıyorum. buradaki bağımsızlık isteğinin kaynağı; kendi iç pazarlarında hakimiyet kurma ya da en azından kendi mevcut statükosunu devam ettirmeye yönelik bir eğilim olarak değerlendirilmeli. aksi halde daha 1848'den beri tarih sayfasına adını gericilikle özdeşleştirmiş bir sınıfa bağımsızlık vurgusu yapmak yanlış olurdu. elbette bu gerici sınfın türkiye öznelinde ilericilikleri olmuştur; bunun en önemlisi cumhuriyettir; fakat bu gene başka bir tartışmanın kaynağı.
şunu görmek gerekiyor; bugün türkiye cumhuriyet'i bir bağımsızlık sorunu yaşıyorsa bu reel sosyalizmin ardından gelen sürecin eseri olduğunu görmek gerekiyor. türkiye kapitalizmine dair bu büyüklükteki bir pazarı kabullenen emperyalist devletlerin, buna rıza göstermelerinin en önemli nedeni bir dış dinamik olan bolşevik devrimidir. politik arenanın gücünü kaçıranların açıkçası siyasetten ne anladıklarını merak ediyorum?
toplarmak gerekirse: bu iddialar yeni değildir ama bugün toplumsallık bulmasının en önemli nedeni sermaye sınıfının eğilimidir. sermaye sınıfının kurtuluş savaşına bakış açısı tıpkı kendisi gibi fazla yüzeysel ve parçalı. olayın bütünlüğünü kaybeden görüşlerin bir bilimselliğinin ve maddi temelinin olacağını düşünmek gerçekten zor.
konunun ilerleyiş konusunun saçma olduğu bir gerçektir. fakat bunun nedenini bütünlüklü görüşleri reddedenler de aramak gerekiyor. bu bütünlüğü sağlayabilecek taraf henüz görülmedi. tabi biz sınıfsal ilkelere göre hareket edenler bu konuda sıkıntı çekmiyorlar, rahatlıkla konunun bütünlüğünü kavrıyorlar.
şimdi devam edelim. her ne kadar kendi girdimi referans noktası olarak göstermeyi sevmesem de, bazı noktalara vurgu yapmak için gerekiyor. yalın bir biçimde göze çarpan nokta; 23 paradigmasının pili artık tükenme noktasına gelmiştir ve bu tükenişin nedenlerinden biri de 23 paradigmasını taşıyan sermaye sınıfının uluslarası yeniden yapılandırma gereği, bu paradigmadan vazgeçmesidir. paradigması çöken devlet hızla çözülmekte ve cumhuriyetin temeli tasfiye edilmektedir. şimdi konuyu uzatmayalım ama sakın mevcut statükonun savunulması gerektiği sonucu çıkarılmamadır.
sermaye sınıfının bugün konumlanışı ortada, kendi kuruluş felsefesi ile işin yürümeyeceği de belli. zira kurtuluş savaşının olmadığını iddia etmekte buna benziyor. yakaladıkları kimi doğru noktalar var; elbette bunu günümüzde işin içine islamcılığı katarak, bir neo osmanlıcılık politikası ile yapması zaten kendi yeni eğilimlerini göstermekte.
konuyu dağıtmayalım, sermaye içi çekişmelerin ve ideolojik eğilimleri bu yazının konusu değildir ama belirtmekte fayda vardı. böylece genel eğilimin ne yöne oldu belli olsun. dediğimiz 1919-22 arası bir savaş yaşanmıştır. bunun bir kurtuluş savaşı olarak adlandırılmasında bir sorun yok. işin ismiyle uğraşmak konuyu dağıtmaktan öte bir gaye taşımamaktır. ama kurtuluş savaşının özünün emperyalizme karşı olduğunu söylemek fazla zorlama bir ifadedir.
kemalist kadroların beslendikleri kaynaklar bellidir. kemalizm kendini ittihatçılıktan ayrı tutmuştur ama abdülhamit'ten beri gelen denge siyaseti politikası, türkiye egemenlerinin alışık olduğu bir siyaset tarzıdır. türkiye burjuvazisi en başından beri devraldığı gelenek; kendi korkularıyla beslenen ve denge siyaseti güden bir gelenek. bir yanda dünya ile birleşmenin karlarını yükseltiğini görüyor, ayrıca dış dinamiklerin etkisi ile emperyalizm ile işbirliğine gitmeye çalışıyor fakat diğer yandan ise bağımsızlık arzusu ile yanıp tutuşuyordu. burada mülk sahibi sınıflara emperyalizm çağında bağımsızlık vurgusu yapmıyorum. buradaki bağımsızlık isteğinin kaynağı; kendi iç pazarlarında hakimiyet kurma ya da en azından kendi mevcut statükosunu devam ettirmeye yönelik bir eğilim olarak değerlendirilmeli. aksi halde daha 1848'den beri tarih sayfasına adını gericilikle özdeşleştirmiş bir sınıfa bağımsızlık vurgusu yapmak yanlış olurdu. elbette bu gerici sınfın türkiye öznelinde ilericilikleri olmuştur; bunun en önemlisi cumhuriyettir; fakat bu gene başka bir tartışmanın kaynağı.
şunu görmek gerekiyor; bugün türkiye cumhuriyet'i bir bağımsızlık sorunu yaşıyorsa bu reel sosyalizmin ardından gelen sürecin eseri olduğunu görmek gerekiyor. türkiye kapitalizmine dair bu büyüklükteki bir pazarı kabullenen emperyalist devletlerin, buna rıza göstermelerinin en önemli nedeni bir dış dinamik olan bolşevik devrimidir. politik arenanın gücünü kaçıranların açıkçası siyasetten ne anladıklarını merak ediyorum?
toplarmak gerekirse: bu iddialar yeni değildir ama bugün toplumsallık bulmasının en önemli nedeni sermaye sınıfının eğilimidir. sermaye sınıfının kurtuluş savaşına bakış açısı tıpkı kendisi gibi fazla yüzeysel ve parçalı. olayın bütünlüğünü kaybeden görüşlerin bir bilimselliğinin ve maddi temelinin olacağını düşünmek gerçekten zor.
konunun ilerleyiş konusunun saçma olduğu bir gerçektir. fakat bunun nedenini bütünlüklü görüşleri reddedenler de aramak gerekiyor. bu bütünlüğü sağlayabilecek taraf henüz görülmedi. tabi biz sınıfsal ilkelere göre hareket edenler bu konuda sıkıntı çekmiyorlar, rahatlıkla konunun bütünlüğünü kavrıyorlar.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar