bugün
- mazotun yarım litresi 50 tl21
- erkekler neden evlenmek ister13
- regl olan kadına söylenmemesi gerekenler7
- seninle şöyle olabildik6
- hangi sözlük kızısın10
- para yok huzur var9
- sizi bütün milletlere üstün kıldığımı hatırlayın3
- erkek aşagı erkek yukarı6
- hiç bir diktatör iç savaş çıkarmadan gitmez9
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya12
- muslettin amca ile sinagoga gidiyoruz zirvesi4
- günün sözü9
- bazen kazanmak için kaybetmek gerekir4
- kürdü sevin21
- olympique marseille3
- tokmakçının anlamını bilmeyen kız2
- yazarların cuma akşamı planları3
- araba alınca yapılacak şımarıklıklar8
- yasaları bırakıp insan geleneklerine tapınmak2
- hangi winx kızısın5
- evde kalan kızları dışarı çıkarıyoruz3
- doğrusunu unutturan yazım yanlışları2
- kaçsam kaçamam her yerde kokun var2
- dede tavsiyeleri2
- rock grubu kurmak için köyden beyoğluna gelmek4
- ateist5
- güne bir şiir bırak2
- güne almanca bir cümle bırak11
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı17
- beşiktaş6
- tedbirli olmak vs pısırık olmak2
- 64 5 yaşında yks'ye hazırlanmak5
- amerika bizi kıskanıyor2
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- çinin açtığı davayı kaybeden ticaret bakanlığı5
- sözlük yazarlarının anlık modu2
- ulusal esnaf günü2
- bütün sevgilerin hazin cenazesi2
- borsa istanbul daki fon krizi2
- reddedilince brad pitt ten neyim eksik diyen erkek7
- boyun tutulması4
- boğazını tutamayanların sır da tutamaması3
- saddam hüseyin8
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı11
- götü abdulhamit in fayton tekeri gibi olan hatun2
- futbol9
- arabesk sefilliğe övgüdür ve teslimiyettir3
- mazotun litresi 101 lira35
- hava muhalefeti6
- eksi karmalara meslek isimleri verilmesi4
(bkz: tutunamayanlar)
kirli albümünden bir erdem yener şarkısı.
Derinliğinde kaybolan ruhum,
Yitirdi anlamını ararken,
Düşüyorum durmadan.
Keskinliğinle yarılan kalbim,
Tüm inadıyla çarpıyor,
Tek bi damla kan olmadan.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
Keskinliğinle yarılan kalbim,
Tüm inadıyla çarpıyor,
Tek bi damla kan olmadan.
Kaybedenler kulübünde tek üyeyim,
Yapayalnız, sarpa saran her şeyim ve ben
Yardım istesemde çare değilsin
Her şey bu kadar karışırken.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
Derinliğinde kaybolan ruhum,
Yitirdi anlamını ararken,
Düşüyorum durmadan.
Keskinliğinle yarılan kalbim,
Tüm inadıyla çarpıyor,
Tek bi damla kan olmadan.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
Keskinliğinle yarılan kalbim,
Tüm inadıyla çarpıyor,
Tek bi damla kan olmadan.
Kaybedenler kulübünde tek üyeyim,
Yapayalnız, sarpa saran her şeyim ve ben
Yardım istesemde çare değilsin
Her şey bu kadar karışırken.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
Kaybedenler kulübünde tek üyeyim,
Yapayalnız, sarpa saran her şeyim ve ben
Yardım istesemde çare değilsin
Her şey bu kadar karışırken.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
diyen, kirli albümünün belki'den sonraki en güzel şarkısı.
(bkz: kaybedenler kulübü)
Yapayalnız, sarpa saran her şeyim ve ben
Yardım istesemde çare değilsin
Her şey bu kadar karışırken.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
diyen, kirli albümünün belki'den sonraki en güzel şarkısı.
(bkz: kaybedenler kulübü)
bizim kültürümüzde böyle bir kavram yoktur. bu bir amerikan deyişi ve arka sokak ifadesidir. bize geçmişse bile oradan geçmiştir. amerikan arka sokaklarında, 35 yaşını doldurupta hala orada kalan kişiye "looser" denir, 60 lı yıllardan sonra bu ifade kalıplaşmış ve bir tür küçümseyici hakaret olarak literatüre geçmiştir.
(bkz: game over)
kazandığı sanılan kişidir bazen.
erdem yener şarkısıdır.
kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum... bu sözlerden sonra söyleyecek birşey bırakmayandır.
kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum... bu sözlerden sonra söyleyecek birşey bırakmayandır.
Hani yağmurlu günlerin en ıslak insanlarıdırlar,hani sadece onların geçtiği sokaklarda çukur vardır. Hani her hafta aynı şans oyunun oynarlarda,bir hafta yatırmadıkları kupona çıkar büyük ikramiye. işte onlardan birisin sen de;doğuştan kaybedenlerden. Kötü şansına inanıp sadece ağlananlardan. Her şeyin kendiliğinden düzelmesini bekleyenlerden. Hani ayağına takılıp onları düşüren taşlara sövmekten başka çare düşünemeyenler vardır ya,işte onlardansın. Sen sırf zavallılığı kabullendiğin için zavallı,kaybeden olmayı seçtiğin için kaybedensin. Neyi hak ettiğini bilmeden yaşayanlardansın.
Senin için mutluluk;boşu boşuna girdiğin borçlarının iyi kalpli biri tarafından ödenmesi,ya da internetten daha fazla oyun,resim,şarkı veya film indirebilmekten ibaret. Yıllardır çalıştığın iş yerinde bir gün bile fark edilmemen,hayatındaki tek ilerlemenin belediye otobüsün arka tarafına olması,seni tanıyan herkesin arkandan alay etmeleri seninle… hep kaybetmişliğin belirtileri işte.
Hayatının en heyecan verici anı;bir sabah otobüsü kaçırıp işe gecikmen oldu. Bunda bile suçlayacak birini buldun;tabi ki o sabah uyuya kalacağını tahmin edip,daha geç gelmeyen otobüs şoförü. Senin ne suçun olabilir ki?(?) Olanlarda senin hatan asla olamaz. Sen sadece şansızsın çünkü. Tek ‘sorun’ bu öyle değil mi? sorumsuzluğun olamaz,asla.
Hiç yaşamadın aşkı. Karşı cinsle tek iletişimin telefon sapıklarıydı. Hiç dostun olmadı bilgisayarın ve kahve makinen dışında. Bir köpeğin ya da balığın bile olmadı. aç bırakıp ölümüne sebep olacağını biliyordun zaten. Yaşadığını sandığın o evde ölüm kapını çaldığında,cesedini kim bilir kaç gün sonra bulunacağını düşünürdün bazen. Yalnızlığın en büyük hükümdarısın çünkü. Kim fark eder ki öldüğünü. Seni merak edip,özleyip kapını çalacak biri yok ki hayatında. Belki iş yerinden ararlar ama niye işe gelmedi acaba? kaytarıyorsa maaşından keseriz zihniyetiyle. Hepsi bu.
Ne umudun oldu bugüne kadar,ne kaybetmekten korktuğun biri. Babandan kalan eve bile,bir yatak,bir televizyon ve bir su ısıtıcısından fazlasını çok gördün. Tabi ki denedin değişmeyi,yenilenmeyi. Kararlar aldın;görünüşünü değiştirmekten bahsettin;en uzun rejimin 3 saat sürdü. Sağlıklı hayat dedin,niyetine girdin;sigarayla ayırdım yollarımı dedin. Her paketin son paket oldu. Erken kalkabildiğin tek sabahta çıktığın koşunun(!) 5 dakika sonra gelen ilk molasında bir sigara yaktın. Ve bunda da sigarayı icat edene çıkardın faturayı. Senin iradesizliğin olacak değildi ya(!) sana yaklaşmaya çalışan herkesten şüphelendin,oysa kimsenin çıkarı olabilecek bir şeyin bile yoktu ki senin. Her yüzüne güleni ağlattın acımasız eleştirilerinle. Sana göre açık sözlülüğünün ifadesiydi bu;insanların eksiklerini yüzüne vurmak. Onlar alınganlık yapıyordu hep,zaten senin ne suçun olabilirdi ki? kimseyi gerçekten tanıma,sevme şansını bile vermedin kendine.
Başına hep kötü şeylerin geldiğine,ve bunların şanssızlığından başka neden olmadığına inandırdın kendini. Ama ne acı ki;sorununun şanssızlık değil,kolayı kabullenmek olduğunu hiç anlayamadın. Bir gün kazanabilme ihtimalini unutup boşuna yaşadığın hayatta haybeden,kaybeden oldun! insanın her yaşadığı andan,yalnız kendinin sorumlu olacağını,hayatının kontrolünü ancak kendisinin sağlayabileceğini göz ardı ederek…
Senin için mutluluk;boşu boşuna girdiğin borçlarının iyi kalpli biri tarafından ödenmesi,ya da internetten daha fazla oyun,resim,şarkı veya film indirebilmekten ibaret. Yıllardır çalıştığın iş yerinde bir gün bile fark edilmemen,hayatındaki tek ilerlemenin belediye otobüsün arka tarafına olması,seni tanıyan herkesin arkandan alay etmeleri seninle… hep kaybetmişliğin belirtileri işte.
Hayatının en heyecan verici anı;bir sabah otobüsü kaçırıp işe gecikmen oldu. Bunda bile suçlayacak birini buldun;tabi ki o sabah uyuya kalacağını tahmin edip,daha geç gelmeyen otobüs şoförü. Senin ne suçun olabilir ki?(?) Olanlarda senin hatan asla olamaz. Sen sadece şansızsın çünkü. Tek ‘sorun’ bu öyle değil mi? sorumsuzluğun olamaz,asla.
Hiç yaşamadın aşkı. Karşı cinsle tek iletişimin telefon sapıklarıydı. Hiç dostun olmadı bilgisayarın ve kahve makinen dışında. Bir köpeğin ya da balığın bile olmadı. aç bırakıp ölümüne sebep olacağını biliyordun zaten. Yaşadığını sandığın o evde ölüm kapını çaldığında,cesedini kim bilir kaç gün sonra bulunacağını düşünürdün bazen. Yalnızlığın en büyük hükümdarısın çünkü. Kim fark eder ki öldüğünü. Seni merak edip,özleyip kapını çalacak biri yok ki hayatında. Belki iş yerinden ararlar ama niye işe gelmedi acaba? kaytarıyorsa maaşından keseriz zihniyetiyle. Hepsi bu.
Ne umudun oldu bugüne kadar,ne kaybetmekten korktuğun biri. Babandan kalan eve bile,bir yatak,bir televizyon ve bir su ısıtıcısından fazlasını çok gördün. Tabi ki denedin değişmeyi,yenilenmeyi. Kararlar aldın;görünüşünü değiştirmekten bahsettin;en uzun rejimin 3 saat sürdü. Sağlıklı hayat dedin,niyetine girdin;sigarayla ayırdım yollarımı dedin. Her paketin son paket oldu. Erken kalkabildiğin tek sabahta çıktığın koşunun(!) 5 dakika sonra gelen ilk molasında bir sigara yaktın. Ve bunda da sigarayı icat edene çıkardın faturayı. Senin iradesizliğin olacak değildi ya(!) sana yaklaşmaya çalışan herkesten şüphelendin,oysa kimsenin çıkarı olabilecek bir şeyin bile yoktu ki senin. Her yüzüne güleni ağlattın acımasız eleştirilerinle. Sana göre açık sözlülüğünün ifadesiydi bu;insanların eksiklerini yüzüne vurmak. Onlar alınganlık yapıyordu hep,zaten senin ne suçun olabilirdi ki? kimseyi gerçekten tanıma,sevme şansını bile vermedin kendine.
Başına hep kötü şeylerin geldiğine,ve bunların şanssızlığından başka neden olmadığına inandırdın kendini. Ama ne acı ki;sorununun şanssızlık değil,kolayı kabullenmek olduğunu hiç anlayamadın. Bir gün kazanabilme ihtimalini unutup boşuna yaşadığın hayatta haybeden,kaybeden oldun! insanın her yaşadığı andan,yalnız kendinin sorumlu olacağını,hayatının kontrolünü ancak kendisinin sağlayabileceğini göz ardı ederek…
yanak kaslarını çalıştırmak için aynaya bakıp arada sırıtıyor, gülmeyi kendine yakı$tırmayı$ındaki haklılık oranını silüetini görünce daha net hesaplayabiliyorken, $izoid ruhunun paradoksal tecavüzüne uğruyor, ve zevk almana bakacaksın diyorsan, kendinle alay edebilen, mahsun haline orospusal imaj ekleyebilensen, sen kaybedensindir.
hasta ruh albümünden bir çoban şarkısı.
bir adam seç o adam ol sen de inan
bir sahne kur gölge oynat kuklalardan
bir yalan sun senden olsun kalabalık
bugün varsın yarın yok ne kalacak senden
sen de yazdın sen de çizdin kim okudu
bembeyazdın karardın kim boyadı
guzel yuzun tatlı sözün seni saklamaz
bir maske yap çamurdan gömül altına
demir almaz gemi
sanki bilmez gibi
durmak çare değil bu koyda..
bir adam seç o adam ol sen de inan
bir sahne kur gölge oynat kuklalardan
bir yalandın bir yalansın bırak yansın
üç yudumluk cesaretin esaretiyle
zarımı attım al
kaldırım taşına yaslanıp göğe..
yolumu çizmedim
ismimi seçmedim
ben kimim kim!
bir adam seç o adam ol sen de inan
bir sahne kur gölge oynat kuklalardan
bir yalan sun senden olsun kalabalık
bugün varsın yarın yok ne kalacak senden
sen de yazdın sen de çizdin kim okudu
bembeyazdın karardın kim boyadı
guzel yuzun tatlı sözün seni saklamaz
bir maske yap çamurdan gömül altına
demir almaz gemi
sanki bilmez gibi
durmak çare değil bu koyda..
bir adam seç o adam ol sen de inan
bir sahne kur gölge oynat kuklalardan
bir yalandın bir yalansın bırak yansın
üç yudumluk cesaretin esaretiyle
zarımı attım al
kaldırım taşına yaslanıp göğe..
yolumu çizmedim
ismimi seçmedim
ben kimim kim!
yeni bir yazar. hoşgelmiş.
erdem yenerin en anlamlı şarkılarından biridir.
hayatı boyunca hiç yüzü gülmemiş, ne işe girdiyse, hayattan ne beklediyse gerçekleşmemiş insanlar için kullanılan kelimedir.
tanıma baktım, kendime baktım ve dedim ki işte bu benim.
tanıma baktım, kendime baktım ve dedim ki işte bu benim.
"Yağmur yağarken, yağmuru tanımlamanın kime faydası var?" cümlesini aklıma getiren kelime.
bir kazananın olması için gerekli olan.
(bkz: jadean)
kaybedenin olması diğerlerinin kazandığı anlamına gelmez.
türkçe rock müziğin en iyi şarkılarından biri olarak gördüğüm erdem yener şarkısı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar