bugün
- araba alınca yapılacak şımarıklıklar8
- mazotun yarım litresi 50 tl16
- kürdü sevin21
- boyun tutulması4
- arkadaşlar ben yine kilo aldım ya9
- erkekler neden evlenmek ister4
- saddam hüseyin8
- fren kaliperlerine baktır araçta ses var diyen kız3
- tavuk kanadı ne işe yarıyor sorunsalı11
- reddedilince brad pitt ten neyim eksik diyen erkek6
- güne almanca bir cümle bırak10
- çakmak hırsızlığı2
- eksi karmalara meslek isimleri verilmesi4
- seri eksi veren ibne ye açık mektup3
- hava muhalefeti6
- karmamın bir gecede 15 puan birden düşmesi4
- çocukken en sevilen çizgi film2
- hangi sözlük kızısın2
- vermio vs nervio3
- grup yorum uğurlama3
- ezik erkek psikolojisi2
- gecenin korkunç yaratıkları7
- sözlük yazarlarının gerçek adları41
- bakan gürlek borsa soruşturmasında dört tutuklama4
- bik bik reis3
- iblis'in sesini duymak14
- 28 bine çalışmak9
- cb külliyesinde türk bayrağı olmaması8
- kanadalı ünlüler10
- çağla idi22
- amerika5
- borsa faciasının ertesi günü ünlüler operasyonu3
- noldu bize sözlük2
- mazotun litresi 101 lira35
- yazarların öğle yemekleri2
- eski sevgilinin aylar sonra yazması17
- 17 eylül 2026 beşiktaş marsilya maçı15
- sabahları nefret edilen şeyler20
- aslan burcu6
- sözlükte her gün bir yazarı şımartıyoruz46
- arkadaşlar nasılsınız3
- pipinin ortasında kıllar çıkması5
- beni kaybettin diyen erkek14
- arkadaşlar bir şey danışacağım11
- arkadaşlar yeni işe başladım16
- yazarların yapmayı düşündükleri çocuk sayısı15
- ekonomi iyiken de akpye oy vermeyenler26
- sözlükteki kaliteli yazarlar41
- s'i l v'e r m'i s t7
- bal tereyağ kaşar peynir ve çay4
(bkz: tutunamayanlar)
kirli albümünden bir erdem yener şarkısı.
Derinliğinde kaybolan ruhum,
Yitirdi anlamını ararken,
Düşüyorum durmadan.
Keskinliğinle yarılan kalbim,
Tüm inadıyla çarpıyor,
Tek bi damla kan olmadan.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
Keskinliğinle yarılan kalbim,
Tüm inadıyla çarpıyor,
Tek bi damla kan olmadan.
Kaybedenler kulübünde tek üyeyim,
Yapayalnız, sarpa saran her şeyim ve ben
Yardım istesemde çare değilsin
Her şey bu kadar karışırken.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
Derinliğinde kaybolan ruhum,
Yitirdi anlamını ararken,
Düşüyorum durmadan.
Keskinliğinle yarılan kalbim,
Tüm inadıyla çarpıyor,
Tek bi damla kan olmadan.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
Keskinliğinle yarılan kalbim,
Tüm inadıyla çarpıyor,
Tek bi damla kan olmadan.
Kaybedenler kulübünde tek üyeyim,
Yapayalnız, sarpa saran her şeyim ve ben
Yardım istesemde çare değilsin
Her şey bu kadar karışırken.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
Kaybedenler kulübünde tek üyeyim,
Yapayalnız, sarpa saran her şeyim ve ben
Yardım istesemde çare değilsin
Her şey bu kadar karışırken.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
diyen, kirli albümünün belki'den sonraki en güzel şarkısı.
(bkz: kaybedenler kulübü)
Yapayalnız, sarpa saran her şeyim ve ben
Yardım istesemde çare değilsin
Her şey bu kadar karışırken.
Kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
Derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum.
diyen, kirli albümünün belki'den sonraki en güzel şarkısı.
(bkz: kaybedenler kulübü)
bizim kültürümüzde böyle bir kavram yoktur. bu bir amerikan deyişi ve arka sokak ifadesidir. bize geçmişse bile oradan geçmiştir. amerikan arka sokaklarında, 35 yaşını doldurupta hala orada kalan kişiye "looser" denir, 60 lı yıllardan sonra bu ifade kalıplaşmış ve bir tür küçümseyici hakaret olarak literatüre geçmiştir.
(bkz: game over)
kazandığı sanılan kişidir bazen.
erdem yener şarkısıdır.
kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum... bu sözlerden sonra söyleyecek birşey bırakmayandır.
kendimi rafa kaldırdım, kaybettim, kırıldım.
derdimi Tanrı'ya anlattım, duruldum, uyudum... bu sözlerden sonra söyleyecek birşey bırakmayandır.
Hani yağmurlu günlerin en ıslak insanlarıdırlar,hani sadece onların geçtiği sokaklarda çukur vardır. Hani her hafta aynı şans oyunun oynarlarda,bir hafta yatırmadıkları kupona çıkar büyük ikramiye. işte onlardan birisin sen de;doğuştan kaybedenlerden. Kötü şansına inanıp sadece ağlananlardan. Her şeyin kendiliğinden düzelmesini bekleyenlerden. Hani ayağına takılıp onları düşüren taşlara sövmekten başka çare düşünemeyenler vardır ya,işte onlardansın. Sen sırf zavallılığı kabullendiğin için zavallı,kaybeden olmayı seçtiğin için kaybedensin. Neyi hak ettiğini bilmeden yaşayanlardansın.
Senin için mutluluk;boşu boşuna girdiğin borçlarının iyi kalpli biri tarafından ödenmesi,ya da internetten daha fazla oyun,resim,şarkı veya film indirebilmekten ibaret. Yıllardır çalıştığın iş yerinde bir gün bile fark edilmemen,hayatındaki tek ilerlemenin belediye otobüsün arka tarafına olması,seni tanıyan herkesin arkandan alay etmeleri seninle… hep kaybetmişliğin belirtileri işte.
Hayatının en heyecan verici anı;bir sabah otobüsü kaçırıp işe gecikmen oldu. Bunda bile suçlayacak birini buldun;tabi ki o sabah uyuya kalacağını tahmin edip,daha geç gelmeyen otobüs şoförü. Senin ne suçun olabilir ki?(?) Olanlarda senin hatan asla olamaz. Sen sadece şansızsın çünkü. Tek ‘sorun’ bu öyle değil mi? sorumsuzluğun olamaz,asla.
Hiç yaşamadın aşkı. Karşı cinsle tek iletişimin telefon sapıklarıydı. Hiç dostun olmadı bilgisayarın ve kahve makinen dışında. Bir köpeğin ya da balığın bile olmadı. aç bırakıp ölümüne sebep olacağını biliyordun zaten. Yaşadığını sandığın o evde ölüm kapını çaldığında,cesedini kim bilir kaç gün sonra bulunacağını düşünürdün bazen. Yalnızlığın en büyük hükümdarısın çünkü. Kim fark eder ki öldüğünü. Seni merak edip,özleyip kapını çalacak biri yok ki hayatında. Belki iş yerinden ararlar ama niye işe gelmedi acaba? kaytarıyorsa maaşından keseriz zihniyetiyle. Hepsi bu.
Ne umudun oldu bugüne kadar,ne kaybetmekten korktuğun biri. Babandan kalan eve bile,bir yatak,bir televizyon ve bir su ısıtıcısından fazlasını çok gördün. Tabi ki denedin değişmeyi,yenilenmeyi. Kararlar aldın;görünüşünü değiştirmekten bahsettin;en uzun rejimin 3 saat sürdü. Sağlıklı hayat dedin,niyetine girdin;sigarayla ayırdım yollarımı dedin. Her paketin son paket oldu. Erken kalkabildiğin tek sabahta çıktığın koşunun(!) 5 dakika sonra gelen ilk molasında bir sigara yaktın. Ve bunda da sigarayı icat edene çıkardın faturayı. Senin iradesizliğin olacak değildi ya(!) sana yaklaşmaya çalışan herkesten şüphelendin,oysa kimsenin çıkarı olabilecek bir şeyin bile yoktu ki senin. Her yüzüne güleni ağlattın acımasız eleştirilerinle. Sana göre açık sözlülüğünün ifadesiydi bu;insanların eksiklerini yüzüne vurmak. Onlar alınganlık yapıyordu hep,zaten senin ne suçun olabilirdi ki? kimseyi gerçekten tanıma,sevme şansını bile vermedin kendine.
Başına hep kötü şeylerin geldiğine,ve bunların şanssızlığından başka neden olmadığına inandırdın kendini. Ama ne acı ki;sorununun şanssızlık değil,kolayı kabullenmek olduğunu hiç anlayamadın. Bir gün kazanabilme ihtimalini unutup boşuna yaşadığın hayatta haybeden,kaybeden oldun! insanın her yaşadığı andan,yalnız kendinin sorumlu olacağını,hayatının kontrolünü ancak kendisinin sağlayabileceğini göz ardı ederek…
Senin için mutluluk;boşu boşuna girdiğin borçlarının iyi kalpli biri tarafından ödenmesi,ya da internetten daha fazla oyun,resim,şarkı veya film indirebilmekten ibaret. Yıllardır çalıştığın iş yerinde bir gün bile fark edilmemen,hayatındaki tek ilerlemenin belediye otobüsün arka tarafına olması,seni tanıyan herkesin arkandan alay etmeleri seninle… hep kaybetmişliğin belirtileri işte.
Hayatının en heyecan verici anı;bir sabah otobüsü kaçırıp işe gecikmen oldu. Bunda bile suçlayacak birini buldun;tabi ki o sabah uyuya kalacağını tahmin edip,daha geç gelmeyen otobüs şoförü. Senin ne suçun olabilir ki?(?) Olanlarda senin hatan asla olamaz. Sen sadece şansızsın çünkü. Tek ‘sorun’ bu öyle değil mi? sorumsuzluğun olamaz,asla.
Hiç yaşamadın aşkı. Karşı cinsle tek iletişimin telefon sapıklarıydı. Hiç dostun olmadı bilgisayarın ve kahve makinen dışında. Bir köpeğin ya da balığın bile olmadı. aç bırakıp ölümüne sebep olacağını biliyordun zaten. Yaşadığını sandığın o evde ölüm kapını çaldığında,cesedini kim bilir kaç gün sonra bulunacağını düşünürdün bazen. Yalnızlığın en büyük hükümdarısın çünkü. Kim fark eder ki öldüğünü. Seni merak edip,özleyip kapını çalacak biri yok ki hayatında. Belki iş yerinden ararlar ama niye işe gelmedi acaba? kaytarıyorsa maaşından keseriz zihniyetiyle. Hepsi bu.
Ne umudun oldu bugüne kadar,ne kaybetmekten korktuğun biri. Babandan kalan eve bile,bir yatak,bir televizyon ve bir su ısıtıcısından fazlasını çok gördün. Tabi ki denedin değişmeyi,yenilenmeyi. Kararlar aldın;görünüşünü değiştirmekten bahsettin;en uzun rejimin 3 saat sürdü. Sağlıklı hayat dedin,niyetine girdin;sigarayla ayırdım yollarımı dedin. Her paketin son paket oldu. Erken kalkabildiğin tek sabahta çıktığın koşunun(!) 5 dakika sonra gelen ilk molasında bir sigara yaktın. Ve bunda da sigarayı icat edene çıkardın faturayı. Senin iradesizliğin olacak değildi ya(!) sana yaklaşmaya çalışan herkesten şüphelendin,oysa kimsenin çıkarı olabilecek bir şeyin bile yoktu ki senin. Her yüzüne güleni ağlattın acımasız eleştirilerinle. Sana göre açık sözlülüğünün ifadesiydi bu;insanların eksiklerini yüzüne vurmak. Onlar alınganlık yapıyordu hep,zaten senin ne suçun olabilirdi ki? kimseyi gerçekten tanıma,sevme şansını bile vermedin kendine.
Başına hep kötü şeylerin geldiğine,ve bunların şanssızlığından başka neden olmadığına inandırdın kendini. Ama ne acı ki;sorununun şanssızlık değil,kolayı kabullenmek olduğunu hiç anlayamadın. Bir gün kazanabilme ihtimalini unutup boşuna yaşadığın hayatta haybeden,kaybeden oldun! insanın her yaşadığı andan,yalnız kendinin sorumlu olacağını,hayatının kontrolünü ancak kendisinin sağlayabileceğini göz ardı ederek…
yanak kaslarını çalıştırmak için aynaya bakıp arada sırıtıyor, gülmeyi kendine yakı$tırmayı$ındaki haklılık oranını silüetini görünce daha net hesaplayabiliyorken, $izoid ruhunun paradoksal tecavüzüne uğruyor, ve zevk almana bakacaksın diyorsan, kendinle alay edebilen, mahsun haline orospusal imaj ekleyebilensen, sen kaybedensindir.
hasta ruh albümünden bir çoban şarkısı.
bir adam seç o adam ol sen de inan
bir sahne kur gölge oynat kuklalardan
bir yalan sun senden olsun kalabalık
bugün varsın yarın yok ne kalacak senden
sen de yazdın sen de çizdin kim okudu
bembeyazdın karardın kim boyadı
guzel yuzun tatlı sözün seni saklamaz
bir maske yap çamurdan gömül altına
demir almaz gemi
sanki bilmez gibi
durmak çare değil bu koyda..
bir adam seç o adam ol sen de inan
bir sahne kur gölge oynat kuklalardan
bir yalandın bir yalansın bırak yansın
üç yudumluk cesaretin esaretiyle
zarımı attım al
kaldırım taşına yaslanıp göğe..
yolumu çizmedim
ismimi seçmedim
ben kimim kim!
bir adam seç o adam ol sen de inan
bir sahne kur gölge oynat kuklalardan
bir yalan sun senden olsun kalabalık
bugün varsın yarın yok ne kalacak senden
sen de yazdın sen de çizdin kim okudu
bembeyazdın karardın kim boyadı
guzel yuzun tatlı sözün seni saklamaz
bir maske yap çamurdan gömül altına
demir almaz gemi
sanki bilmez gibi
durmak çare değil bu koyda..
bir adam seç o adam ol sen de inan
bir sahne kur gölge oynat kuklalardan
bir yalandın bir yalansın bırak yansın
üç yudumluk cesaretin esaretiyle
zarımı attım al
kaldırım taşına yaslanıp göğe..
yolumu çizmedim
ismimi seçmedim
ben kimim kim!
yeni bir yazar. hoşgelmiş.
erdem yenerin en anlamlı şarkılarından biridir.
hayatı boyunca hiç yüzü gülmemiş, ne işe girdiyse, hayattan ne beklediyse gerçekleşmemiş insanlar için kullanılan kelimedir.
tanıma baktım, kendime baktım ve dedim ki işte bu benim.
tanıma baktım, kendime baktım ve dedim ki işte bu benim.
"Yağmur yağarken, yağmuru tanımlamanın kime faydası var?" cümlesini aklıma getiren kelime.
bir kazananın olması için gerekli olan.
(bkz: jadean)
kaybedenin olması diğerlerinin kazandığı anlamına gelmez.
türkçe rock müziğin en iyi şarkılarından biri olarak gördüğüm erdem yener şarkısı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar