bugün
- laik ülkeyi dinciler yönetirse9
- türk düşmanı piçler5
- sivilce için deneyimli yazar tavsiyeleri53
- keşke yunan galip gelseydi diyen adamı savunmak3
- trakya'dan slovakya'ya gitmek3
- dualarımız bu akşam beşiktaş ile6
- barça bu galatasaray'a kaç atar4
- fener şampihahahaha3
- futbolun barbarca bir oyun olması4
- ceketimizi koysak kazanırız zaten2
- evrene enerji gönderen müslüman4
- osimhensiz galatasaray5
- 0 0 713
- 19 eylül 2026 trabzonspor galatasaray maçı31
- istanbul'dan izmit'e yürümek3
- islami nato2
- koca koca adamların stanley termosla gezmesi2
- atatürk diyor ki2
- 2026 2027 sezonu süper lig şampiyonluk yarışı4
- çöpe atılan erik2
- anneanne4
- turkanime tv2
- iltica16
- claudian clouds33
- gece sokak kedileri tarafından saldırılmak5
- ankara da yeni nesil suç örgütleri operasyonu3
- yüz milyonluk ülke on milyona karşı3
- 19 eylül 2026 başakşehir gençlerbirliği maçı2
- sanat2
- 20 eylül 2026 fenerbahçe eyüpspor maçı2
- rafael leao4
- sözlük kızlarının kekleri24
- enerji bakanı alparslan bayraktar portresi3
- pazar sabahı 08 00 da uyanmak2
- okan buruk8
- 20 eylül 20262
- insan ne ister6
- salah ne koydu ama2
- kadınlar8
- kuçukuçuokanınçükü2
- ilkay ve goollllll ts 4 gs 52
- yaşanmamışların yası6
- mazotun yarım litresi 50 tl28
- izmir2
- 20 eylül 2026 amedspor beşiktaş maçı4
- anın görüntüsü25
- arkadaşlar ben olmasam ne yaparsınız7
- islamda namaz yoktur30
- galatahahahahahaha4
- cok da abartmaya gerek uok6
hoşgelmiş nesildaş insan. *
inci sözlük tarzı entry girmekten 2 gün çaylak olan yazardır. an itibariyle yazarlık statüsüne geri getirilmiştir.
sözlüğümüzün sapkınlarından. (bkz: 95 li kızla cinsel ilişkiye girmek)
nesildaşım.
psikopat kişilik , arada gıcık ama iyi insandır severim tolgayı.
(#11131879) entrysi ile yarım saat yarılmama neden olan yazardır.
içerik bulunamadı.
espri anlayışı feci olan yazar. güldürdün lan.
Poker masasının, oyununa dayanamayıp, ihraç ettiği yazardır. Çok pis oynuyor hocu. Adama sistem dayanmadı. *
poker kariyerinden as per eksik olmasın. *
pudra şekerli çilek tadında sohbetli yazar.
ayrıca her gün bir yeni şarkı akımı öncüsü, arada dürtülmeli.
ayrıca her gün bir yeni şarkı akımı öncüsü, arada dürtülmeli.
şahsım tarafından tavlanan yazar. *
her şey iki sene önce yazarların fobileri ile ilgili başlığı okumamla başladı. gezinirken bir entry ilgimi çekti ve entry sahibine mesaj attım. böyle biraz burda sohbet ettikten sonra o zamanlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan msnden ekledim kendisini. ne yalan söyliyim ne konuştuk ne ettik hiç hatırlamıyorum. hafızam zayıftır bırak iki sene önceki sohbeti hatırlamayı dün ne yediğimi hatırlamıyorum. * neyse, sonra biz bunla buluştuk. onu hatırlıyorum. mr.big konseri var idi istanbul'da. yakın bir arkadaşımla gitmiştim, dönüşte de hadi gel buluşalım sayko dedim. tamam zenocum dedi. barlar sokağında en sevdiğim mekan olan lal'de buluştuk.
hastaydı biraz, tadı yoktu. ben de çok üşümüştüm, yağmur yağmıştı o gün. ne konuştuk ne ettik dediğim gibi hatırlamıyorum. bu yüzden buraları biraz geçiyorum.
aradan bir zaman geçti, ben baktım bişeyler hissediyorum bu sevimli yaratığa karşı, her zaman yaptığımı yaptım; kaçtım. huyum kurusun. ama iletişimimiz tam kopmadı gibi. yani arada sırada o mesaj attı, ben de attım sanırım. * neyse işte, istanbul'da yaşadığım iki buçuk senede bir kere gördüm kendisini. üç hafta önce ankara'ya taşındım. sayko ile yeniden konuşmaya başlayalı bir ayı geçti. baktım biz güzel konuşuyoruz, hoşuz, tatlıyız, dedim zenofobik buluş şunla.
pazar akşamı istanbul'a gittim, pazartesi buluştum. rıhtım'ın ordaki iş bankası'nın önünde bekliyorum. geç kaldı biraz. nasıl heyecanlıyım anlatamam. "sakin ol zenocum." geldi sonra bu işte. sarıldık. aslında böyle sımsıkı sarılmak istedim ama sarılamadım. * neyse gittik moda'da kahvaltı yaptık. hani dedim ya ilk buluşmada hasta idi bunda da hasta idi. gerçi ben de hasta idim. böyle mamasını yiyince biraz kendine geldi şapşal. tabii hastayız ya bitki çayları falan içiyoruz kendimize gelelim diye. neyse sonra kalktık bi yere gittik bana bitki çayı yaptı. pek de bi güzel oldu. içtim oh mis. gitmem gerekti benim ayrıldık. çarşamba gene buluşmak için sözleştik.
çarşamba geldi. yakın bi arkadaşımı da çağırdım. sorun olur mu sayko senin için dedim, dedi saçmalama gülüm. neyse üçümüz bahariye'deki nazım'a gittik. saykocum kahvaltısını yaptı. arada da elleriyle beni de besledi. * sonracığıma oturduk sohbet ettik falan. ordan kalktık yürüyoruz birden ağzımdan "koluna girebilir miyim?" cümlesi çıktı. "bir de izin mi alıyorsun?" dedi ve elimi tuttu. yareppi! şimdi şurda nasıl hissettiğimi anlatmamı beklemeyin çünkü anlatamam, yaşayan bilir. *
evet sayko'cum aslında daha yazılacak çok şey var ama cidden çok üşendim. iyi ki varsın. öpüyom seni. iki hafta sonra görüşürüz, elif'e selamlar.
her şey iki sene önce yazarların fobileri ile ilgili başlığı okumamla başladı. gezinirken bir entry ilgimi çekti ve entry sahibine mesaj attım. böyle biraz burda sohbet ettikten sonra o zamanlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan msnden ekledim kendisini. ne yalan söyliyim ne konuştuk ne ettik hiç hatırlamıyorum. hafızam zayıftır bırak iki sene önceki sohbeti hatırlamayı dün ne yediğimi hatırlamıyorum. * neyse, sonra biz bunla buluştuk. onu hatırlıyorum. mr.big konseri var idi istanbul'da. yakın bir arkadaşımla gitmiştim, dönüşte de hadi gel buluşalım sayko dedim. tamam zenocum dedi. barlar sokağında en sevdiğim mekan olan lal'de buluştuk.
hastaydı biraz, tadı yoktu. ben de çok üşümüştüm, yağmur yağmıştı o gün. ne konuştuk ne ettik dediğim gibi hatırlamıyorum. bu yüzden buraları biraz geçiyorum.
aradan bir zaman geçti, ben baktım bişeyler hissediyorum bu sevimli yaratığa karşı, her zaman yaptığımı yaptım; kaçtım. huyum kurusun. ama iletişimimiz tam kopmadı gibi. yani arada sırada o mesaj attı, ben de attım sanırım. * neyse işte, istanbul'da yaşadığım iki buçuk senede bir kere gördüm kendisini. üç hafta önce ankara'ya taşındım. sayko ile yeniden konuşmaya başlayalı bir ayı geçti. baktım biz güzel konuşuyoruz, hoşuz, tatlıyız, dedim zenofobik buluş şunla.
pazar akşamı istanbul'a gittim, pazartesi buluştum. rıhtım'ın ordaki iş bankası'nın önünde bekliyorum. geç kaldı biraz. nasıl heyecanlıyım anlatamam. "sakin ol zenocum." geldi sonra bu işte. sarıldık. aslında böyle sımsıkı sarılmak istedim ama sarılamadım. * neyse gittik moda'da kahvaltı yaptık. hani dedim ya ilk buluşmada hasta idi bunda da hasta idi. gerçi ben de hasta idim. böyle mamasını yiyince biraz kendine geldi şapşal. tabii hastayız ya bitki çayları falan içiyoruz kendimize gelelim diye. neyse sonra kalktık bi yere gittik bana bitki çayı yaptı. pek de bi güzel oldu. içtim oh mis. gitmem gerekti benim ayrıldık. çarşamba gene buluşmak için sözleştik.
çarşamba geldi. yakın bi arkadaşımı da çağırdım. sorun olur mu sayko senin için dedim, dedi saçmalama gülüm. neyse üçümüz bahariye'deki nazım'a gittik. saykocum kahvaltısını yaptı. arada da elleriyle beni de besledi. * sonracığıma oturduk sohbet ettik falan. ordan kalktık yürüyoruz birden ağzımdan "koluna girebilir miyim?" cümlesi çıktı. "bir de izin mi alıyorsun?" dedi ve elimi tuttu. yareppi! şimdi şurda nasıl hissettiğimi anlatmamı beklemeyin çünkü anlatamam, yaşayan bilir. *
evet sayko'cum aslında daha yazılacak çok şey var ama cidden çok üşendim. iyi ki varsın. öpüyom seni. iki hafta sonra görüşürüz, elif'e selamlar.
kendisine teşekkür borç bildiğim insandır. saygılar sunuyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar