bugün
- anın fotoğrafı10
- 2036 da paranın bir önemi kalmayacak3
- atatürk'ü sevmeyen tsk subayları6
- yüksek sesle gülmek5
- mcdonalds nasıl okunur sorunsalı9
- arkadaşlar ne yapıyorsunuz9
- borç ve kira olupta iyi olan para6
- ogün samast3
- red flag erkek listesi9
- çalışmak güzel olsaydı üstüne para vermezlerdi4
- menemen9
- velvet11
- insanlara laf anlatmak3
- ölüm9
- bik bik'in mutfağına konuk olmak29
- kral kaybederse3
- ölümü merak etmek2
- biosuna kün fe yekün yazan kız3
- nöbet4
- kadir mısıroğlu rum mu ermeni mi sorunsalı9
- hanry cavil tarafından analdan becerilmek istemek2
- en uzun mesafe4
- herkese fetöcü diyenin genelde fetöcü olması2
- suri sakso 5 tl2
- arkadaşlar4
- telefon ekranında boydan boya çizgi çıkması2
- nissan navara4
- her gün dışardan yemek yemek3
- mr spock'ın kulağını çekmek4
- basit bir insan olmak5
- balık etli mi kuru götlü mü5
- forlove196
- köfteci yusuf5
- türk müsün türkiyeli misin12
- kira borç olmadan aylık kaç para iyidir sorunsalı2
- 18 yaşındaki bir kızın sulanmış vajinasını yalamak3
- aylık 519 bin tl iyi para mıdır sorunsalı2
- bu ülkeye başka erdoğan gelmez6
- ona bir şey söyle11
- aynadaki yansımanızın sizle konuşmaya başlaması2
- türkiyeliyim doğruyum çalışkanım6
- vuu vuuuuttu yapan baykuşlar3
- protein ağırlıklı beslenince yaşanan kabızlık14
- yunanistan29
- yazmaması2
- beni özleyenler elime mum diksin15
- beyaz keten iç çamaşırı belli ediyor14
- boy vermek2
- hırvatistan12
- nasıl birisiniz6
hoşgelmiş nesildaş insan. *
inci sözlük tarzı entry girmekten 2 gün çaylak olan yazardır. an itibariyle yazarlık statüsüne geri getirilmiştir.
sözlüğümüzün sapkınlarından. (bkz: 95 li kızla cinsel ilişkiye girmek)
nesildaşım.
psikopat kişilik , arada gıcık ama iyi insandır severim tolgayı.
(#11131879) entrysi ile yarım saat yarılmama neden olan yazardır.
içerik bulunamadı.
espri anlayışı feci olan yazar. güldürdün lan.
Poker masasının, oyununa dayanamayıp, ihraç ettiği yazardır. Çok pis oynuyor hocu. Adama sistem dayanmadı. *
poker kariyerinden as per eksik olmasın. *
pudra şekerli çilek tadında sohbetli yazar.
ayrıca her gün bir yeni şarkı akımı öncüsü, arada dürtülmeli.
ayrıca her gün bir yeni şarkı akımı öncüsü, arada dürtülmeli.
şahsım tarafından tavlanan yazar. *
her şey iki sene önce yazarların fobileri ile ilgili başlığı okumamla başladı. gezinirken bir entry ilgimi çekti ve entry sahibine mesaj attım. böyle biraz burda sohbet ettikten sonra o zamanlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan msnden ekledim kendisini. ne yalan söyliyim ne konuştuk ne ettik hiç hatırlamıyorum. hafızam zayıftır bırak iki sene önceki sohbeti hatırlamayı dün ne yediğimi hatırlamıyorum. * neyse, sonra biz bunla buluştuk. onu hatırlıyorum. mr.big konseri var idi istanbul'da. yakın bir arkadaşımla gitmiştim, dönüşte de hadi gel buluşalım sayko dedim. tamam zenocum dedi. barlar sokağında en sevdiğim mekan olan lal'de buluştuk.
hastaydı biraz, tadı yoktu. ben de çok üşümüştüm, yağmur yağmıştı o gün. ne konuştuk ne ettik dediğim gibi hatırlamıyorum. bu yüzden buraları biraz geçiyorum.
aradan bir zaman geçti, ben baktım bişeyler hissediyorum bu sevimli yaratığa karşı, her zaman yaptığımı yaptım; kaçtım. huyum kurusun. ama iletişimimiz tam kopmadı gibi. yani arada sırada o mesaj attı, ben de attım sanırım. * neyse işte, istanbul'da yaşadığım iki buçuk senede bir kere gördüm kendisini. üç hafta önce ankara'ya taşındım. sayko ile yeniden konuşmaya başlayalı bir ayı geçti. baktım biz güzel konuşuyoruz, hoşuz, tatlıyız, dedim zenofobik buluş şunla.
pazar akşamı istanbul'a gittim, pazartesi buluştum. rıhtım'ın ordaki iş bankası'nın önünde bekliyorum. geç kaldı biraz. nasıl heyecanlıyım anlatamam. "sakin ol zenocum." geldi sonra bu işte. sarıldık. aslında böyle sımsıkı sarılmak istedim ama sarılamadım. * neyse gittik moda'da kahvaltı yaptık. hani dedim ya ilk buluşmada hasta idi bunda da hasta idi. gerçi ben de hasta idim. böyle mamasını yiyince biraz kendine geldi şapşal. tabii hastayız ya bitki çayları falan içiyoruz kendimize gelelim diye. neyse sonra kalktık bi yere gittik bana bitki çayı yaptı. pek de bi güzel oldu. içtim oh mis. gitmem gerekti benim ayrıldık. çarşamba gene buluşmak için sözleştik.
çarşamba geldi. yakın bi arkadaşımı da çağırdım. sorun olur mu sayko senin için dedim, dedi saçmalama gülüm. neyse üçümüz bahariye'deki nazım'a gittik. saykocum kahvaltısını yaptı. arada da elleriyle beni de besledi. * sonracığıma oturduk sohbet ettik falan. ordan kalktık yürüyoruz birden ağzımdan "koluna girebilir miyim?" cümlesi çıktı. "bir de izin mi alıyorsun?" dedi ve elimi tuttu. yareppi! şimdi şurda nasıl hissettiğimi anlatmamı beklemeyin çünkü anlatamam, yaşayan bilir. *
evet sayko'cum aslında daha yazılacak çok şey var ama cidden çok üşendim. iyi ki varsın. öpüyom seni. iki hafta sonra görüşürüz, elif'e selamlar.
her şey iki sene önce yazarların fobileri ile ilgili başlığı okumamla başladı. gezinirken bir entry ilgimi çekti ve entry sahibine mesaj attım. böyle biraz burda sohbet ettikten sonra o zamanlar hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan msnden ekledim kendisini. ne yalan söyliyim ne konuştuk ne ettik hiç hatırlamıyorum. hafızam zayıftır bırak iki sene önceki sohbeti hatırlamayı dün ne yediğimi hatırlamıyorum. * neyse, sonra biz bunla buluştuk. onu hatırlıyorum. mr.big konseri var idi istanbul'da. yakın bir arkadaşımla gitmiştim, dönüşte de hadi gel buluşalım sayko dedim. tamam zenocum dedi. barlar sokağında en sevdiğim mekan olan lal'de buluştuk.
hastaydı biraz, tadı yoktu. ben de çok üşümüştüm, yağmur yağmıştı o gün. ne konuştuk ne ettik dediğim gibi hatırlamıyorum. bu yüzden buraları biraz geçiyorum.
aradan bir zaman geçti, ben baktım bişeyler hissediyorum bu sevimli yaratığa karşı, her zaman yaptığımı yaptım; kaçtım. huyum kurusun. ama iletişimimiz tam kopmadı gibi. yani arada sırada o mesaj attı, ben de attım sanırım. * neyse işte, istanbul'da yaşadığım iki buçuk senede bir kere gördüm kendisini. üç hafta önce ankara'ya taşındım. sayko ile yeniden konuşmaya başlayalı bir ayı geçti. baktım biz güzel konuşuyoruz, hoşuz, tatlıyız, dedim zenofobik buluş şunla.
pazar akşamı istanbul'a gittim, pazartesi buluştum. rıhtım'ın ordaki iş bankası'nın önünde bekliyorum. geç kaldı biraz. nasıl heyecanlıyım anlatamam. "sakin ol zenocum." geldi sonra bu işte. sarıldık. aslında böyle sımsıkı sarılmak istedim ama sarılamadım. * neyse gittik moda'da kahvaltı yaptık. hani dedim ya ilk buluşmada hasta idi bunda da hasta idi. gerçi ben de hasta idim. böyle mamasını yiyince biraz kendine geldi şapşal. tabii hastayız ya bitki çayları falan içiyoruz kendimize gelelim diye. neyse sonra kalktık bi yere gittik bana bitki çayı yaptı. pek de bi güzel oldu. içtim oh mis. gitmem gerekti benim ayrıldık. çarşamba gene buluşmak için sözleştik.
çarşamba geldi. yakın bi arkadaşımı da çağırdım. sorun olur mu sayko senin için dedim, dedi saçmalama gülüm. neyse üçümüz bahariye'deki nazım'a gittik. saykocum kahvaltısını yaptı. arada da elleriyle beni de besledi. * sonracığıma oturduk sohbet ettik falan. ordan kalktık yürüyoruz birden ağzımdan "koluna girebilir miyim?" cümlesi çıktı. "bir de izin mi alıyorsun?" dedi ve elimi tuttu. yareppi! şimdi şurda nasıl hissettiğimi anlatmamı beklemeyin çünkü anlatamam, yaşayan bilir. *
evet sayko'cum aslında daha yazılacak çok şey var ama cidden çok üşendim. iyi ki varsın. öpüyom seni. iki hafta sonra görüşürüz, elif'e selamlar.
kendisine teşekkür borç bildiğim insandır. saygılar sunuyorum.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar