bugün
- sözlüğü 5 ailenin yönetmesi16
- türkiye nin en büyük sorunu8
- 30 yaşından sonra aşk meşk işlerinin bitmesi8
- eskortluk yapan sözlük yazarı34
- bir sözlük erkeğini dağa kaldırmak3
- galatasaray ın en muhteşem üçlüsü4
- zenginlik göstergesi3
- 19 ekim 20264
- yazarların almak istediği kol saatleri4
- 19 ekim 2026 trabzonspor beşiktaş maçı7
- usualsuspects'in ayağı10
- kendi yaptığın yoğurt3
- fatma betül sayan kaya7
- kolye142
- çakarlı araçlara yol vermiyoruz kampanyası5
- yazarlara gelen son mesaj3
- git commit mesajı yazma kültürü3
- karın seni çok üzüyor diyen sekreter8
- ishale iyi gelen şeyler4
- kayyım yönetimindeki esenyurtta rüşvet iddiası16
- aöf aşçılık4
- faizsiz ev ve arabada yeni dönem2
- kadınların yedekte erkek tutması9
- uzaylı gelinler evlenirken duvar takıyor mu6
- türk esnafı10
- uzaylılar madencilik yapıyorlar mı2
- opera tarayıcı6
- anın görüntüsü19
- pişmiş yufka2
- türküm doğruyum çalışkanım11
- köklersem rahat girer diyen tip2
- uzaylılar zamanı bükebilir mi2
- iltica27
- benimle bir gece geçirir misin diyen yazar2
- bm dünya gıda programı'nın gazze yardımını kesmesi2
- uzaylılar diyet yapar mı2
- salvador dali2
- fon vurgunu29
- aykolik efendi6
- bilgisayar almak2
- bugün ne oldu3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı9
- ofis pornosu13
- ben bir yahudiyim4
- keşke nickim şu yazarınki olsaydı denen nickler4
- uykusuz kedi ablanın çok tatlı bir insan olması20
- bir gün çok konuşkan olup devirsi gün suskun olmak11
- ilişkiye ara vermek10
- escort kadınla kondomsuz ilişkiye girmek8
- cam açık ve çıplak uyumak6
Losta baslıcam tekrar.
17'nin sonu 18. yüzyılın başının önemli düşünürlerinden biridir. En temel eseri "insan anlığının üzerine soruşturma" olan locke'un bilgi felsefesine bakıldığında temel kaygısının, sağlam önermeler dizisi oluşturmakla alakalı olduğunu görürüz. locke'a göre, bilgiyi oluşturan önermeler zincirinin birincisinin ne kadar sağlam olduğu, o zinciri takip edenlerin hatalı olup olmayacağını belirler. sistematik ve birikimli şekilde oluşturulan mantıksal düzlem kurmayı amaçlayan locke, bu zincire karışan önyargısal şeylerin,zincirin sağlamlığını bozduğunu ileri sürüyor. bu zincirin kopmasına sebep verecek olan da budur.
locke'un inanç ve bilgi ayrımına gelecek olursak, inanç az önce sözü edilen önyargıların karıştığı sağlam olmayan zincirlerdir. bilgisel zincirde hangi noktadan sonra insan inanca "düşer" veya "girer" asıl mesele budur. bilginin bittiği ve inancın başladığı noktayı bilmek, bilgisel zincirin sağlamlığı için gereklidir. burada bahsedilen inanç, dinsel inanç değildir.
descartes'i hatırlatan bu bilgi teorisinde descartes'tan farklı olarak söz konusu olan şey, descartes'in önyargılarımızdan kurtulabileceğimize inanıyor olmasıydı. locke'ta ise, insanın neyi nereye kadar bilebileceği ve hangi noktadan sonra bilgiden umudu keseceği sorusu ön plandadır. burada araştırılan şey, anlama yetisinin sınırlarıdır. anlama yetisi, bilme yetisine malzeme sağlayan şeydir. bilginin nesnesi de idedir. ontolojik olarak ide anlama yetisindedir ve ideler yalnızca burada bulunur. idenin ne olduğuna gelecek olursak, ide bir insanın düşünme sırasında anlığın nesnesi olarak her şeydir, dile gelen her ne varsa idedir. yani, ide burada kavramla aynı şeydir. tanrı, pegasus, çöp, güzellik gibi dile düşen her şey idedir. anlama yetisinin sınırlarını çizmek, bilme yetisinin sınırlarını çizmek oluyor aslında. idelerin bu kadar kapsamlı olmasının sebebi budur.
descartes zihinde doğuştan var olan ideleri kabul ediyor. "nereden geliyor?" noktasında ise farklı düşünüyor. herkesin tanrı idesine sahip olması, onun doğuştan geldiğini değil, zorunlu olduğunu gösterir. locke, idelerin olanak olarak bulunduğunu, bunun ise onların doğuştanlığını göstermediğini düşünür. idelerin kaynağı anlama yetisi olamaz çünkü idelerin sayısı sürekli artıyor. o halde dışarıdan gelmelidir. locke'un deneyciliğinin temelinde bu düşünce vardır.
locke'un inanç ve bilgi ayrımına gelecek olursak, inanç az önce sözü edilen önyargıların karıştığı sağlam olmayan zincirlerdir. bilgisel zincirde hangi noktadan sonra insan inanca "düşer" veya "girer" asıl mesele budur. bilginin bittiği ve inancın başladığı noktayı bilmek, bilgisel zincirin sağlamlığı için gereklidir. burada bahsedilen inanç, dinsel inanç değildir.
descartes'i hatırlatan bu bilgi teorisinde descartes'tan farklı olarak söz konusu olan şey, descartes'in önyargılarımızdan kurtulabileceğimize inanıyor olmasıydı. locke'ta ise, insanın neyi nereye kadar bilebileceği ve hangi noktadan sonra bilgiden umudu keseceği sorusu ön plandadır. burada araştırılan şey, anlama yetisinin sınırlarıdır. anlama yetisi, bilme yetisine malzeme sağlayan şeydir. bilginin nesnesi de idedir. ontolojik olarak ide anlama yetisindedir ve ideler yalnızca burada bulunur. idenin ne olduğuna gelecek olursak, ide bir insanın düşünme sırasında anlığın nesnesi olarak her şeydir, dile gelen her ne varsa idedir. yani, ide burada kavramla aynı şeydir. tanrı, pegasus, çöp, güzellik gibi dile düşen her şey idedir. anlama yetisinin sınırlarını çizmek, bilme yetisinin sınırlarını çizmek oluyor aslında. idelerin bu kadar kapsamlı olmasının sebebi budur.
descartes zihinde doğuştan var olan ideleri kabul ediyor. "nereden geliyor?" noktasında ise farklı düşünüyor. herkesin tanrı idesine sahip olması, onun doğuştan geldiğini değil, zorunlu olduğunu gösterir. locke, idelerin olanak olarak bulunduğunu, bunun ise onların doğuştanlığını göstermediğini düşünür. idelerin kaynağı anlama yetisi olamaz çünkü idelerin sayısı sürekli artıyor. o halde dışarıdan gelmelidir. locke'un deneyciliğinin temelinde bu düşünce vardır.
Toplum sözleşmesi kuramcısıdır. Sosyolojinin kurucularından kabul edilir. Locke göre insanın devredemeyeceği ve vazgeçemeyeceği üç temel hakkı vardır. Bunlar; mülkiyet, hürriyet ve yaşamdır.
kendileri zihninin boş bir levha olduğunu, onu bizim deneyimlerimiz Sonucu elde ettiğimiz bilgiler doğrultusunda doldurduğumuzu, aynı zamanda toplumun kabul ettiği genel-geçer yargıları yıkıp daha gerçekçi ve aykırı olan fikirleri öne sürmekten büyük haz alan biri olarak gördüğümüz bir empristtir. ona ilham veren şey hakikaten ışık tutan ve düşünmesini sağlayan felsefenin en köklü sorularıdır.
tabula rassa kavramını ortaya atan ingiliz empristtir.
insan zihninin dünyaya geldiğinde bir tabula rasa olduğunu teorik bir önerme olarak ileri süren filozoftur. Böylece, bilgi ve bilginin dayandırıldığı bütün kavramların deneyle kazanıldığı tezi öne sürülür. Zihnimiz, deney ve gözlemlerin sonucu ortaya çıkan izlenimlerle zaman içinde dolmaktadır . Locke deney alanını da iki bölüme ayırır; dış algılar (sensation) ve iç algılar (reflexion). Bütün bilgi ve düşünceler bu ikili deneyden gelmektedir.
(bkz: deneycilik)
(bkz: deneycilik)
Adam smith nasıl ekonomik anlamda liberalizmin babasıysa kendisi de siyasal/devletsel liberalizmin babasıdır.
Bilginin oluşum sürecinde aklın önemini yadsımış olup Felsefi anlamda da emprizmin (deneycilik) babası kabul edilir.
Bilginin oluşum sürecinde aklın önemini yadsımış olup Felsefi anlamda da emprizmin (deneycilik) babası kabul edilir.
“En iyi ve en doğru rejim, kişilerin rızasına dayanan (demokratik) rejimdir.”
Lock, Berkeley, Hume, Kant oturmuşlar ideler var mı yok mu diye tartışıyorlar. Felsefe tarihindeki en boktan sorgulama olduğunu düşünüyorum. ideler düşünceleri, düşünceler ilke ve kuralları, hayatımızı yaşayış şeklimizi şekillendirdiğinden ne olduğunu iyice anlamak gerekirmiş. Komik olan o kadar tartışmaları, metinler yazmaları ama ortaya hiçbir mantıklı yargı koyamamaları.
Ama son noktayı berkeley, bu boktan sorgulamanın hiçbir anlamı yok. sadece filozofların isim yapmasını sağlamak için uydurulmuş hiç bunlara kafa yormayın diyerek koyuyor.
Ama son noktayı berkeley, bu boktan sorgulamanın hiçbir anlamı yok. sadece filozofların isim yapmasını sağlamak için uydurulmuş hiç bunlara kafa yormayın diyerek koyuyor.
Adamım ya. Lost bu adamın yüzü suyu hürmetine 6 sezon sürmediyse bir şey bilmiyorum. Ahah.
"Tuhaf, biz insanlar bukalemun gibiyiz. Ahlaki değerlerimizin rengini, çevremizdekilerinkine bakarak seçiyoruz."
- John Locke
- John Locke
değişik bir çardı.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar