bugün
- yunanistan19
- irmik helvası vs un helvası18
- katatespizartmasinın mutfağına konuk olmak28
- sözlük erkeklerinin helvaları11
- 2026 temmuz ayı nasıl geçti15
- katates ve mermi'nin sözlükten kovulması5
- ilk buluşmaya bugatti veyron ile gelen kız7
- inek sütü içmemize rağmen inek olmamamız4
- kızlar çaylak yapılmasın kampanyası11
- erkelerin ayak bileğini gösterme çabadı9
- melamin tabak5
- dekolteye bakar mısınız9
- ekşi bir yazar kaybetti uludağ bir yazar kazandı5
- neden namaz kılmıyorsun7
- tez yazmak7
- japonya23
- sözlüğe yeni bir hava ve dinamizm getirmek4
- cinle karşılaşınca yapılacak ilk hareket10
- aykolik mehdi olsun kampanyası3
- türk kahvesi7
- 30 temmuz 2026 cem küçük'ün gözaltına alınması11
- keşke küçükken sanayiye verselerdi2
- feleğin çemberinden geçmek3
- 1 milyon verecekler mali yayında donunu indirecek8
- iklim mühendisliği2
- gavs darbesi5
- ketçap aromalı ruffles10
- gammaz çetesi çökertildi8
- türkiye nin en soğuk ili3
- adanalı ateist10
- ofisteki kadınların yazın dekolte işini abartması17
- bir insanı unutamamak3
- yalnız yaşamak istediğine aileyi ikna etmek2
- merminin mutfağına konuk olmak4
- sözlük kızının mutfağına konuk olmak istemiyoruz4
- gürcistan26
- hiç porno izlememiş erkek9
- yan flüt3
- sözlükte hep zenginlere göre içerik üretiliyor3
- kahvenin kiraz olması saçmalığı3
- bik bikle yemek yapmak9
- islamcilara sorulmasi gereken sorular9
- üşüyen erkek12
- toz pembe3
- eve girildiğinde ilk yapılan şeyler6
- çocuklarin ve ergenlerin manifest aşkı10
- gelecek partisi'nin kapanması12
- iş yerinde sıkıntıdan patlamak3
- paranın üstüne instagram adresini yazan sığır3
- anın fotoğrafı4
hem ithal, hem yan olan yazardır.
onu, maldanadam'a benzetmek bence maldanadam'a hakarettir.
bazı sözlük yazarlarına ve entel geçinen tiplere ithafen;
ciao.
baran, galatasaray üniversitesi felsefe bölümü 2. sınıf öğrencisiydi. sourbon'a gitme hayalleri kuran, fransızca ve italyanca'yı çok iyi derecede kullanabilen bir insandı. kendisini bölümüne o kadar çok kaptırmış olacaktı ki, kütüphanesinde kierkegaard'dan aristo'ya, ibn haldun'dan descartes'e kadar bir çok düşünürün kitap ve incelemesi duruyordu. arkadaşlarıyla sık sık gittiği hacco pulo pasajı'ndaki mustafa amca'da oturup çay eşliğinde felsefe yapıyorlardı. baran'ın ara ara ortamdaki güzel kızları süzmesi gözlerden kaçmıyordu. mustafa amca'nın karşısındaki sahafta kamusal insanın çöküşü adlı kitap duruyordu. alıp almamak arasında giderken, bulunduğu ortamdan iyice uzaklaştığını hissetmişti. acaba kendisi de bir ibn haldun olup, bir mağarada mı yaşayacaktı? acaba baran da ibn arabi gibi bütün önemli yerleri dolaşabilecek miydi? yoksa montesquieu gibi, elinde o kadar kütüphane imkanı, o kadar para varken hiç bir sikime yaramayacak mıydı? gerçi geçenlerde aynı mekanda aynı soru aklına gelmişti. michel foucault'un entelektüelin siyasi işlevi adlı eserindeki gibi, o da aynı işlevi görecek miydi? sorular yığının içinde boğuladursun, baran'ın arkadaş çevresinden tanıdığı ilayda, mustafa amca'ya gelmişti. siyah yuvarlak gözlükleri, garip botları ve kolundaki garip takılarla gözler bir anda ona çevrilmişti. marmara üniversite matematik bölümünü yarıda bırakmış, yeniden sınava girerek konservatuara girmek istiyordu. aralarında önceden beri bir etkileşim vardı. çayın dibine vurmak yetmiş olacaktı ki, ilayda baran'ı kilise'nin oraya çekerek, telefon numarasını istedi. baran şaşkınlığını belli etmemek için elinden geleni yaptı ve numarayı söyledi. ilayda numarayı aldıktan sonra bir şey demeden oradan uzaklaştı. yüzünde bir gülümseme olduğunu kimse inkar edemezdi.
akşam olduğunda baran eve gitmiş, bir bira açmış ve italyan yapımı bir film olan ''abim evin tek çocuğu'' adlı filmi izliyordu. filmi kendi arkadaş çevresinde övecek ve böylece hem statüsünü hem de karmasını artıracaktı. çünkü böyle filmleri izlediğini ya da böyle kitaplar okuduğunu her ortamda belli etmek, onun için kaçınılmaz bir fırsattı. ancak ne kadar çok felsefe, edebiyat ya da sinema bilgisi geliştirirse geliştirsin, içindeki liseli ruha, ergen bir abazanlığa dur diyemiyordu. arkadaşlarından saklıyordu ancak daha önce hiç cinsel ilişkiye girmemişti. hep kendi kendini tatmin ediyordu.
birden telefona mesaj geldi. tanımadığı bir numaraydı. bunun ilayda olduğunu anlamamak için bir gerizekalı olmak gerekirdi. heyecanlı filmi durdurdu, biradan bir yudum alıp mesajı açtı. '' müsaitsen, sana gelebilir miyim? ben ilayda, seninle bir şey konuşmak istiyorum.'' diyordu mesaj. baran çok heyecanlanmıştı. cevap vermek istiyordu ancak elleri titriyordu.
kendi kendine gülerek, yazdı. ''tabii canım. ben seni alırım. birazdan galata'nın orada olacağım. oradan alırım seni.'' dedi. baran'ın evi de zaten kuleye 5 dk. uzaklıktaydı. hızlı hızlı nefes alıyordu. tam çıkacaktı ki, pantolonun önündeki ıslaklığı farketti. heyecandan ve abazanlıktan, farkında olmadan boşalmıştı. ''ah!'' dedi titreyerek. bunu bir kez daha yineledi. pantolonunu değiştirip yola koyulacaktı. sadece şunu düşünüyordu.
o kadar felsefe kitabı okumuş, o kadar film izlemişti. ancak hala bir ilişkiye giremeyecek kadar mal mıydı? cevabı biliyordu ancak cevaplamaktan korkuyordu.
zira o sırada dolce&gabbana donundaki dölü siliyordu. bu da zaten felsefenin tesellisiydi.
addio.
ciao.
baran, galatasaray üniversitesi felsefe bölümü 2. sınıf öğrencisiydi. sourbon'a gitme hayalleri kuran, fransızca ve italyanca'yı çok iyi derecede kullanabilen bir insandı. kendisini bölümüne o kadar çok kaptırmış olacaktı ki, kütüphanesinde kierkegaard'dan aristo'ya, ibn haldun'dan descartes'e kadar bir çok düşünürün kitap ve incelemesi duruyordu. arkadaşlarıyla sık sık gittiği hacco pulo pasajı'ndaki mustafa amca'da oturup çay eşliğinde felsefe yapıyorlardı. baran'ın ara ara ortamdaki güzel kızları süzmesi gözlerden kaçmıyordu. mustafa amca'nın karşısındaki sahafta kamusal insanın çöküşü adlı kitap duruyordu. alıp almamak arasında giderken, bulunduğu ortamdan iyice uzaklaştığını hissetmişti. acaba kendisi de bir ibn haldun olup, bir mağarada mı yaşayacaktı? acaba baran da ibn arabi gibi bütün önemli yerleri dolaşabilecek miydi? yoksa montesquieu gibi, elinde o kadar kütüphane imkanı, o kadar para varken hiç bir sikime yaramayacak mıydı? gerçi geçenlerde aynı mekanda aynı soru aklına gelmişti. michel foucault'un entelektüelin siyasi işlevi adlı eserindeki gibi, o da aynı işlevi görecek miydi? sorular yığının içinde boğuladursun, baran'ın arkadaş çevresinden tanıdığı ilayda, mustafa amca'ya gelmişti. siyah yuvarlak gözlükleri, garip botları ve kolundaki garip takılarla gözler bir anda ona çevrilmişti. marmara üniversite matematik bölümünü yarıda bırakmış, yeniden sınava girerek konservatuara girmek istiyordu. aralarında önceden beri bir etkileşim vardı. çayın dibine vurmak yetmiş olacaktı ki, ilayda baran'ı kilise'nin oraya çekerek, telefon numarasını istedi. baran şaşkınlığını belli etmemek için elinden geleni yaptı ve numarayı söyledi. ilayda numarayı aldıktan sonra bir şey demeden oradan uzaklaştı. yüzünde bir gülümseme olduğunu kimse inkar edemezdi.
akşam olduğunda baran eve gitmiş, bir bira açmış ve italyan yapımı bir film olan ''abim evin tek çocuğu'' adlı filmi izliyordu. filmi kendi arkadaş çevresinde övecek ve böylece hem statüsünü hem de karmasını artıracaktı. çünkü böyle filmleri izlediğini ya da böyle kitaplar okuduğunu her ortamda belli etmek, onun için kaçınılmaz bir fırsattı. ancak ne kadar çok felsefe, edebiyat ya da sinema bilgisi geliştirirse geliştirsin, içindeki liseli ruha, ergen bir abazanlığa dur diyemiyordu. arkadaşlarından saklıyordu ancak daha önce hiç cinsel ilişkiye girmemişti. hep kendi kendini tatmin ediyordu.
birden telefona mesaj geldi. tanımadığı bir numaraydı. bunun ilayda olduğunu anlamamak için bir gerizekalı olmak gerekirdi. heyecanlı filmi durdurdu, biradan bir yudum alıp mesajı açtı. '' müsaitsen, sana gelebilir miyim? ben ilayda, seninle bir şey konuşmak istiyorum.'' diyordu mesaj. baran çok heyecanlanmıştı. cevap vermek istiyordu ancak elleri titriyordu.
kendi kendine gülerek, yazdı. ''tabii canım. ben seni alırım. birazdan galata'nın orada olacağım. oradan alırım seni.'' dedi. baran'ın evi de zaten kuleye 5 dk. uzaklıktaydı. hızlı hızlı nefes alıyordu. tam çıkacaktı ki, pantolonun önündeki ıslaklığı farketti. heyecandan ve abazanlıktan, farkında olmadan boşalmıştı. ''ah!'' dedi titreyerek. bunu bir kez daha yineledi. pantolonunu değiştirip yola koyulacaktı. sadece şunu düşünüyordu.
o kadar felsefe kitabı okumuş, o kadar film izlemişti. ancak hala bir ilişkiye giremeyecek kadar mal mıydı? cevabı biliyordu ancak cevaplamaktan korkuyordu.
zira o sırada dolce&gabbana donundaki dölü siliyordu. bu da zaten felsefenin tesellisiydi.
addio.
search and rescue nun tek hoşgelmedin demediği yazar. o bile tenezzül etmemiş, düşün artık.
tarz itibariyle maldanadam'ı adandıran yazar. ama maldanadam kadar okutmuyor malesef.
itahlya'dan ithal yazar. it halyar. sözlüğe zall tarafından davet edilmiş ikinci yazardır. birincisi ise benim.
not: ikinci hesabımdır, silebilirsiniz.
not: ikinci hesabımdır, silebilirsiniz.
ciao
le sictuir giut daıllama
bonasera.
edit: italyanca anlamayanlar entrymin içeriği için özel mesaj atsın.
le sictuir giut daıllama
bonasera.
edit: italyanca anlamayanlar entrymin içeriği için özel mesaj atsın.
Açtığı başlıklara yorum yazılmaması gerekiyor zira Başlık silindiği için entry'niz siliniyor.
kendisi de silik olmuş başlıkları gibi.
kendisi de silik olmuş başlıkları gibi.
artık silik olan yazar.
ilk defa güldürdü, adioo.
aa dün ne güzel taşşak geçiyoduk niye uçuruldu ki dediğim yazar. seni bulacam olum!
bir ayrılığa ancak bu kadar sevinebileceğimizi gösteren yazar. hoş gitmiş.
hortlatmayın şu başlığı geri geldi diye korkuyorum dediğim mal adam.
neden silik yediğini anlayamadığım yazardır. format dahilinde entry girmedi diye uçurulduysa film önerisi başlığına bi baksın modlar. liseli karnavalına dönmüş başlık. evet.
italyan mafyasının talebi üzerine susturulmuş yazar. Sana mı kaldı italya'nın adını anarak saçmalamak?
ciao
koydular çok kötü.
addio.
koydular çok kötü.
addio.
ciao
zamanında bana sözlüğü öneren güzel adam ama banladılar. Şimdi başka nickle yazıyor ama söylemem.
Addio
zamanında bana sözlüğü öneren güzel adam ama banladılar. Şimdi başka nickle yazıyor ama söylemem.
Addio
özlediğimiz efsane yazar.
edit: az önce beğen tuşu basılmasıyla acaba dedirten yazar. Gel lan çok özledik seni.
edit: az önce beğen tuşu basılmasıyla acaba dedirten yazar. Gel lan çok özledik seni.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar