bugün
- evde kalmış 30 yaşında kız11
- müzik haram mıdır6
- soğuklardan ötürü dudakların çatlaması5
- hangi ülke de doğmak isterdin11
- sözlükteki zengin yazarlar4
- bik bik'in mutfağına konuk olmak9
- amedspor22
- 14 mart 20115
- asgari ücret4
- çare ismail kartal4
- arkadaşa acil 10 bin lira ateşlemek7
- pazar günü yapılacak en iyi şey4
- 1 kasım 2026 kasımpaşa beşiktaş maçı2
- iddaa bayii nin olmazsa olmazları2
- yaptığım müthiş kaşarlı yumurta8
- havaların erken kararmaya başlaması3
- belediye işçisinin 162 bin tl maaş alması2
- filiz makarna'nın türkiye buğdayı skandalı10
- durduk yere insanın aklına gelen replikler7
- anın görüntüsü26
- futbol17
- ibo show orkestrası3
- dursun adında spor kulübü başkanı olmaz2
- 7 kasım 2026 galatasaray amed maçı17
- o paraya mercedes bmw audi var5
- yaran twitter iletileri3
- süper lig9
- imranlı3
- arabam nasıl arkadaşlar4
- eyüpspor3
- herr domdom2
- pazar akşamı entry sayısının düşmesi2
- azerbaycan5
- 1 kasım 2026 amed eyüpspor maçı3
- 31 ekim 2026 fenerbahçe göztepe maçı27
- cadılar bayramı hristiyan bayramı değildir5
- avm tuvaleti2
- gocu aslında influncer8
- anne ve kızın ayaklarını öpüp havlayan adam3
- 4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı17
- burhan bayar2
- antu forum dan yorumlar2
- 6 ocak 20122
- sözlükteki kızların bilgisiz olması17
- 31 ekim 2026 hakkari de askerimizin şehid olması7
- 1 kasım3
- doğum günü kutlamayan adam2
- sözlükte 50 55 yaşlarında bir kız bulup evlenmek6
- bik bik'in yaptığı yemekleri hizmetçinin yapması2
- fenerbahçe nin zorlu fikstürü3
özlediğimiz efsane yazar.
edit: az önce beğen tuşu basılmasıyla acaba dedirten yazar. Gel lan çok özledik seni.
edit: az önce beğen tuşu basılmasıyla acaba dedirten yazar. Gel lan çok özledik seni.
ciao
zamanında bana sözlüğü öneren güzel adam ama banladılar. Şimdi başka nickle yazıyor ama söylemem.
Addio
zamanında bana sözlüğü öneren güzel adam ama banladılar. Şimdi başka nickle yazıyor ama söylemem.
Addio
ciao
koydular çok kötü.
addio.
koydular çok kötü.
addio.
italyan mafyasının talebi üzerine susturulmuş yazar. Sana mı kaldı italya'nın adını anarak saçmalamak?
neden silik yediğini anlayamadığım yazardır. format dahilinde entry girmedi diye uçurulduysa film önerisi başlığına bi baksın modlar. liseli karnavalına dönmüş başlık. evet.
hortlatmayın şu başlığı geri geldi diye korkuyorum dediğim mal adam.
bir ayrılığa ancak bu kadar sevinebileceğimizi gösteren yazar. hoş gitmiş.
aa dün ne güzel taşşak geçiyoduk niye uçuruldu ki dediğim yazar. seni bulacam olum!
ilk defa güldürdü, adioo.
artık silik olan yazar.
Açtığı başlıklara yorum yazılmaması gerekiyor zira Başlık silindiği için entry'niz siliniyor.
kendisi de silik olmuş başlıkları gibi.
kendisi de silik olmuş başlıkları gibi.
ciao
le sictuir giut daıllama
bonasera.
edit: italyanca anlamayanlar entrymin içeriği için özel mesaj atsın.
le sictuir giut daıllama
bonasera.
edit: italyanca anlamayanlar entrymin içeriği için özel mesaj atsın.
itahlya'dan ithal yazar. it halyar. sözlüğe zall tarafından davet edilmiş ikinci yazardır. birincisi ise benim.
not: ikinci hesabımdır, silebilirsiniz.
not: ikinci hesabımdır, silebilirsiniz.
tarz itibariyle maldanadam'ı adandıran yazar. ama maldanadam kadar okutmuyor malesef.
search and rescue nun tek hoşgelmedin demediği yazar. o bile tenezzül etmemiş, düşün artık.
bazı sözlük yazarlarına ve entel geçinen tiplere ithafen;
ciao.
baran, galatasaray üniversitesi felsefe bölümü 2. sınıf öğrencisiydi. sourbon'a gitme hayalleri kuran, fransızca ve italyanca'yı çok iyi derecede kullanabilen bir insandı. kendisini bölümüne o kadar çok kaptırmış olacaktı ki, kütüphanesinde kierkegaard'dan aristo'ya, ibn haldun'dan descartes'e kadar bir çok düşünürün kitap ve incelemesi duruyordu. arkadaşlarıyla sık sık gittiği hacco pulo pasajı'ndaki mustafa amca'da oturup çay eşliğinde felsefe yapıyorlardı. baran'ın ara ara ortamdaki güzel kızları süzmesi gözlerden kaçmıyordu. mustafa amca'nın karşısındaki sahafta kamusal insanın çöküşü adlı kitap duruyordu. alıp almamak arasında giderken, bulunduğu ortamdan iyice uzaklaştığını hissetmişti. acaba kendisi de bir ibn haldun olup, bir mağarada mı yaşayacaktı? acaba baran da ibn arabi gibi bütün önemli yerleri dolaşabilecek miydi? yoksa montesquieu gibi, elinde o kadar kütüphane imkanı, o kadar para varken hiç bir sikime yaramayacak mıydı? gerçi geçenlerde aynı mekanda aynı soru aklına gelmişti. michel foucault'un entelektüelin siyasi işlevi adlı eserindeki gibi, o da aynı işlevi görecek miydi? sorular yığının içinde boğuladursun, baran'ın arkadaş çevresinden tanıdığı ilayda, mustafa amca'ya gelmişti. siyah yuvarlak gözlükleri, garip botları ve kolundaki garip takılarla gözler bir anda ona çevrilmişti. marmara üniversite matematik bölümünü yarıda bırakmış, yeniden sınava girerek konservatuara girmek istiyordu. aralarında önceden beri bir etkileşim vardı. çayın dibine vurmak yetmiş olacaktı ki, ilayda baran'ı kilise'nin oraya çekerek, telefon numarasını istedi. baran şaşkınlığını belli etmemek için elinden geleni yaptı ve numarayı söyledi. ilayda numarayı aldıktan sonra bir şey demeden oradan uzaklaştı. yüzünde bir gülümseme olduğunu kimse inkar edemezdi.
akşam olduğunda baran eve gitmiş, bir bira açmış ve italyan yapımı bir film olan ''abim evin tek çocuğu'' adlı filmi izliyordu. filmi kendi arkadaş çevresinde övecek ve böylece hem statüsünü hem de karmasını artıracaktı. çünkü böyle filmleri izlediğini ya da böyle kitaplar okuduğunu her ortamda belli etmek, onun için kaçınılmaz bir fırsattı. ancak ne kadar çok felsefe, edebiyat ya da sinema bilgisi geliştirirse geliştirsin, içindeki liseli ruha, ergen bir abazanlığa dur diyemiyordu. arkadaşlarından saklıyordu ancak daha önce hiç cinsel ilişkiye girmemişti. hep kendi kendini tatmin ediyordu.
birden telefona mesaj geldi. tanımadığı bir numaraydı. bunun ilayda olduğunu anlamamak için bir gerizekalı olmak gerekirdi. heyecanlı filmi durdurdu, biradan bir yudum alıp mesajı açtı. '' müsaitsen, sana gelebilir miyim? ben ilayda, seninle bir şey konuşmak istiyorum.'' diyordu mesaj. baran çok heyecanlanmıştı. cevap vermek istiyordu ancak elleri titriyordu.
kendi kendine gülerek, yazdı. ''tabii canım. ben seni alırım. birazdan galata'nın orada olacağım. oradan alırım seni.'' dedi. baran'ın evi de zaten kuleye 5 dk. uzaklıktaydı. hızlı hızlı nefes alıyordu. tam çıkacaktı ki, pantolonun önündeki ıslaklığı farketti. heyecandan ve abazanlıktan, farkında olmadan boşalmıştı. ''ah!'' dedi titreyerek. bunu bir kez daha yineledi. pantolonunu değiştirip yola koyulacaktı. sadece şunu düşünüyordu.
o kadar felsefe kitabı okumuş, o kadar film izlemişti. ancak hala bir ilişkiye giremeyecek kadar mal mıydı? cevabı biliyordu ancak cevaplamaktan korkuyordu.
zira o sırada dolce&gabbana donundaki dölü siliyordu. bu da zaten felsefenin tesellisiydi.
addio.
ciao.
baran, galatasaray üniversitesi felsefe bölümü 2. sınıf öğrencisiydi. sourbon'a gitme hayalleri kuran, fransızca ve italyanca'yı çok iyi derecede kullanabilen bir insandı. kendisini bölümüne o kadar çok kaptırmış olacaktı ki, kütüphanesinde kierkegaard'dan aristo'ya, ibn haldun'dan descartes'e kadar bir çok düşünürün kitap ve incelemesi duruyordu. arkadaşlarıyla sık sık gittiği hacco pulo pasajı'ndaki mustafa amca'da oturup çay eşliğinde felsefe yapıyorlardı. baran'ın ara ara ortamdaki güzel kızları süzmesi gözlerden kaçmıyordu. mustafa amca'nın karşısındaki sahafta kamusal insanın çöküşü adlı kitap duruyordu. alıp almamak arasında giderken, bulunduğu ortamdan iyice uzaklaştığını hissetmişti. acaba kendisi de bir ibn haldun olup, bir mağarada mı yaşayacaktı? acaba baran da ibn arabi gibi bütün önemli yerleri dolaşabilecek miydi? yoksa montesquieu gibi, elinde o kadar kütüphane imkanı, o kadar para varken hiç bir sikime yaramayacak mıydı? gerçi geçenlerde aynı mekanda aynı soru aklına gelmişti. michel foucault'un entelektüelin siyasi işlevi adlı eserindeki gibi, o da aynı işlevi görecek miydi? sorular yığının içinde boğuladursun, baran'ın arkadaş çevresinden tanıdığı ilayda, mustafa amca'ya gelmişti. siyah yuvarlak gözlükleri, garip botları ve kolundaki garip takılarla gözler bir anda ona çevrilmişti. marmara üniversite matematik bölümünü yarıda bırakmış, yeniden sınava girerek konservatuara girmek istiyordu. aralarında önceden beri bir etkileşim vardı. çayın dibine vurmak yetmiş olacaktı ki, ilayda baran'ı kilise'nin oraya çekerek, telefon numarasını istedi. baran şaşkınlığını belli etmemek için elinden geleni yaptı ve numarayı söyledi. ilayda numarayı aldıktan sonra bir şey demeden oradan uzaklaştı. yüzünde bir gülümseme olduğunu kimse inkar edemezdi.
akşam olduğunda baran eve gitmiş, bir bira açmış ve italyan yapımı bir film olan ''abim evin tek çocuğu'' adlı filmi izliyordu. filmi kendi arkadaş çevresinde övecek ve böylece hem statüsünü hem de karmasını artıracaktı. çünkü böyle filmleri izlediğini ya da böyle kitaplar okuduğunu her ortamda belli etmek, onun için kaçınılmaz bir fırsattı. ancak ne kadar çok felsefe, edebiyat ya da sinema bilgisi geliştirirse geliştirsin, içindeki liseli ruha, ergen bir abazanlığa dur diyemiyordu. arkadaşlarından saklıyordu ancak daha önce hiç cinsel ilişkiye girmemişti. hep kendi kendini tatmin ediyordu.
birden telefona mesaj geldi. tanımadığı bir numaraydı. bunun ilayda olduğunu anlamamak için bir gerizekalı olmak gerekirdi. heyecanlı filmi durdurdu, biradan bir yudum alıp mesajı açtı. '' müsaitsen, sana gelebilir miyim? ben ilayda, seninle bir şey konuşmak istiyorum.'' diyordu mesaj. baran çok heyecanlanmıştı. cevap vermek istiyordu ancak elleri titriyordu.
kendi kendine gülerek, yazdı. ''tabii canım. ben seni alırım. birazdan galata'nın orada olacağım. oradan alırım seni.'' dedi. baran'ın evi de zaten kuleye 5 dk. uzaklıktaydı. hızlı hızlı nefes alıyordu. tam çıkacaktı ki, pantolonun önündeki ıslaklığı farketti. heyecandan ve abazanlıktan, farkında olmadan boşalmıştı. ''ah!'' dedi titreyerek. bunu bir kez daha yineledi. pantolonunu değiştirip yola koyulacaktı. sadece şunu düşünüyordu.
o kadar felsefe kitabı okumuş, o kadar film izlemişti. ancak hala bir ilişkiye giremeyecek kadar mal mıydı? cevabı biliyordu ancak cevaplamaktan korkuyordu.
zira o sırada dolce&gabbana donundaki dölü siliyordu. bu da zaten felsefenin tesellisiydi.
addio.
onu, maldanadam'a benzetmek bence maldanadam'a hakarettir.
hem ithal, hem yan olan yazardır.
(#16011779)
nick altına yazmayayım yazmayayım diye kendi kendimi yemiyorum. tek bir entrysini okudum ve işte geldim buradayım.
kesinlikle iyi trol değil. zaten cümlelerin arasında devasa boşluklar bırakması özenti olduğunu ve uzun yazamayıp yazmış gibi yaptığını kanıtlıyor.
en önemlisi hiç komik değil. bir maldanadam la karşılaştırılması ayıptır. yapmayın.
nick altına yazmayayım yazmayayım diye kendi kendimi yemiyorum. tek bir entrysini okudum ve işte geldim buradayım.
kesinlikle iyi trol değil. zaten cümlelerin arasında devasa boşluklar bırakması özenti olduğunu ve uzun yazamayıp yazmış gibi yaptığını kanıtlıyor.
en önemlisi hiç komik değil. bir maldanadam la karşılaştırılması ayıptır. yapmayın.
kendisiyle italyanca konuşmak istediğim yazar. cidden biliyor mu merak ediyorum.
nedense ilginç bir şekilde başka bir sözlükteki başka bir trollü hatırlatan troll. hatta şüpheleniyorum o mu acaba diye.
ilham kaynağımdır.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar