bugün
- sözlük erkeklerinin bugünkü kombinleri9
- otel odasında intihar etmek5
- sözlük erkeklerinin biraz şey olması7
- kabak tatlısını sevenler15
- erkeksi bayan buse'nin melek mosso'ya benzemesi5
- geceyi daha çok sevme nedenleri4
- sözlüklerde gezinen erkekler namusuz diyen yazar4
- fare var deyince ay ben korkarım diyen erkek9
- fingirdek sözlük erkeği6
- hizmetçiliğini yaptığı iş adamı öz babası çıktı5
- arkadaşlar çok sıkıcısınız3
- okan yalabık'ın son hali5
- tanju çolak samimiyetsizliği3
- traveler'ın gizli gey olma ihtimali5
- nervio'nun asıl benzediği ünlü10
- aydın da cipin şarampole devrilmesi2
- allah vardır diyenlerin hiçbir kanıt gösterememesi15
- 8 kasım 2026 çorum fk fenerbahçe maçı15
- taksim delisi cenk7
- kocam aldatıyor ama olsun ekmeğimi yemeğimi veriyo3
- kasımda aşk başkadır7
- anın görüntüsü25
- evi arsayı satıp faizle her ay 120 gr altın alıyom6
- sözlük erkekleri aranıyor mu3
- sarı tekere gelinlik giydirmek2
- pirizade ismed molla balizade kafadumanevi5
- hector cuper2
- dizi sektöründeki maliyet krizi16
- sudekiray'a soralım2
- seni sevmekten başka neydi benim günahım2
- elmas bey birader'in online olmaması3
- pazar akşamları3
- kafanın çok büyük olması8
- allah vardır diyenlerin kanıtları3
- lucas torreira2
- bafra pidesi4
- 8 kasım 2026 beşiktaş gençlerbirliği maçı2
- terrifier'in yasaklanması gerekliliği2
- göksel'in memeleri4
- nat rothschild4
- beşiktaş a çıkmayan kırmızı kart2
- sözlük sevgilisi2
- hoşlanılan kızın ayağınızı yalamak istemesi7
- kaz fobisi2
- hambeles2
- ülkücü erkek ermeni kız aşkı10
- ismet gurbuz 20244
- ismet gürbüz sözlüğü nasıl keşfetti6
- nervio33
- en sevilen ibrahim tatlıses sözleri6
müzik olaylarında yeni olan çaylak müzisyen adaylarının verdikleri ilk konser deneyimleridir. genellikle bu deneyim asla mükemmel olmaz, çok heyecanlısınızdır ve bu heyecan kuyunuzu kazar. ama ilk sahne deneyimi olması açısından güzeldir.
hatta benimkini de yazıvereyim:
ön bilgi: sinan davulcu, ege vokal.
Çok heyecanlı olmayı bekliyordum ama hiç heyecanlı değildim. Ellerim titremedi, terlemedim, nefesim daralmadı... Her şey gayet normaldi. Sinan'ın evinde yaptığımız çalışmalardaki ruh haline sahiptim; tamamiyle. Ve sıra bize geldi. Çıktık sahneye...
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, ilk parça. Başladım introyu atmaya, ses bayağı bir alçak geliyordu, intronun sonuna doğru tamamen gitti. Kenarda herkes paniklemiş durumda, bana devam et diyorlar. Devam ettim. Bir şeyler yapmalarını bekliyorum ama kimsenin elinden bir şey geldiği yok. Sinirlendim de tabii, saçma sapan bir durum ortaya çıktı o an. Ardından attım kabloyu, gittim kenara. Millet şarkı bitti sandı alkışlamaya başladı. N'oldunu sordum. Bir hocamızın ayağı benim kabloya takılmış, kablonun Jack'ını kırmış, benim ses ondan gitmiş... Allahım... Olacak iş mi bu? Tüm sinir stresimi atmışım, heyecandan gram eser yok, sapasağlam devam ediyorum şarkıyı çalmaya, şans bu ya, benim kablo kopuyor. Ben mixerci herif benim ses ayarlarıyla oynuyor zannetim ilk başta, o yüzden o kadar sinirlendim. Kablonun koptuğunu bilsem, hiç devam etmez, anında keser kabloyu yenilerdim ama olmadı. Neyse, oldu artık. Kabloyu yeniledik.
Başlıyoruz tekrar çalmaya. Sarı'yı geçelim dedim ben, çalalım dedi Ege falan. Tamam dedim, başladım introya. Ses iyiydi. iyi geliyordu. Çalışmalarda 4 kolonda karşıya baktığı için ses alamıyordum, ama bu kez bir kolon bize çevriliydi ve o yüzden rahat rahat duyduk benim sesi. Sarı Çizmeli'yi neredeyse hatasız çaldım, o ufak hataları da zaten farkeden olmamış. Varsa farkeden buyursun nerede hata yaptım söylesin. =) Hodri meydan olayı yani. Şarkı bitince yine o hoş alkışlar geldi.
Ve sıra Yalan Dostum'da. Başladım ben yine intro ile. Gidiyoruz. Devam ediyoruz. Nakarat kısmına geldik, o da ne? Sinan kafayı yedi. =) Öyle bir kaçırdı ki beni, bir daha yakalayamadı. 1-2 saniye durakladı, ardından doğaçlama başka bir ritim uydurmaya başladı. Program bittikten sonra kendisine sorduğumda, o kısmı komple unuttuğunu söyledi. Sahne heyecanı işte. Sanırım benim dışımda herkes çok heyecanlıydı. Demek ki kendimi çok iyi hazırlamışım bu geceye,iyi konsantre olmuşum. Yalan Dostum'da bitti. Bu iki parçayı çalarken çok az seyircilere bakmıştım, o yüzden tam olarak bizi ne şekilde dinlediklerinden haberim yoktu. Onu da birazdan Sevda Çiçeği'ni çalarken anlayacaktım.
Sevda Çiçeği'ne girdim yine. Attım introyu, vokal girdi. Benim hiçbir şey çalmadığım uzunca bir kısım var, o kısımda etrafı süzeyim dedim. Süzdüm biraz, baktım etrafa. Bön bön bakıyorlar. Hiç eşlik eden veya eğlendiğine kanaat getirilebilecek bir hareket yapan insan görmedim. Şarkının sonunda Egehan tek tek isimlerimizi söyledi. ilk beni söyledi, millet hazırlıksız yakalandı sanırım, en az alkış bana geldi. Ardından Sinan'ı söyledi, ona benden biraz fazla alkış. Sonra ismail'i söyledi, ona baya baya fazla bir alkış. Sonda iki kez intro çalıyorum, ilk introda bizleri söyledi Egehan, ikinci intro sırasında da "ve ben Egehan " dedi, en çok alkış da kendisine geldi. =)
ilk sahne deneyimimde böyle bir duruma düşmek gerçekten kötü. Keşke olmasaydı. Hayır, millet benim hatam olmadığını falan da anlayamamış. Yani bazıları anlamış daha doğrusu. Sordum bir arkadaşa, "senin ses ilk şarkıda gelmiyordu" dedi. "Hadi yaa" demek vardı ama demedim. Yani ses gelmediğini tespit edebilmiş ama niye gelmediğini edememiş. Oradaki mimikler, hareketler her şey bir şeyler olduğunu anlatıyordu zaten.
Neyse... Sahne güzel yaa. Sevdim...
hatta benimkini de yazıvereyim:
ön bilgi: sinan davulcu, ege vokal.
Çok heyecanlı olmayı bekliyordum ama hiç heyecanlı değildim. Ellerim titremedi, terlemedim, nefesim daralmadı... Her şey gayet normaldi. Sinan'ın evinde yaptığımız çalışmalardaki ruh haline sahiptim; tamamiyle. Ve sıra bize geldi. Çıktık sahneye...
Sarı Çizmeli Mehmet Ağa, ilk parça. Başladım introyu atmaya, ses bayağı bir alçak geliyordu, intronun sonuna doğru tamamen gitti. Kenarda herkes paniklemiş durumda, bana devam et diyorlar. Devam ettim. Bir şeyler yapmalarını bekliyorum ama kimsenin elinden bir şey geldiği yok. Sinirlendim de tabii, saçma sapan bir durum ortaya çıktı o an. Ardından attım kabloyu, gittim kenara. Millet şarkı bitti sandı alkışlamaya başladı. N'oldunu sordum. Bir hocamızın ayağı benim kabloya takılmış, kablonun Jack'ını kırmış, benim ses ondan gitmiş... Allahım... Olacak iş mi bu? Tüm sinir stresimi atmışım, heyecandan gram eser yok, sapasağlam devam ediyorum şarkıyı çalmaya, şans bu ya, benim kablo kopuyor. Ben mixerci herif benim ses ayarlarıyla oynuyor zannetim ilk başta, o yüzden o kadar sinirlendim. Kablonun koptuğunu bilsem, hiç devam etmez, anında keser kabloyu yenilerdim ama olmadı. Neyse, oldu artık. Kabloyu yeniledik.
Başlıyoruz tekrar çalmaya. Sarı'yı geçelim dedim ben, çalalım dedi Ege falan. Tamam dedim, başladım introya. Ses iyiydi. iyi geliyordu. Çalışmalarda 4 kolonda karşıya baktığı için ses alamıyordum, ama bu kez bir kolon bize çevriliydi ve o yüzden rahat rahat duyduk benim sesi. Sarı Çizmeli'yi neredeyse hatasız çaldım, o ufak hataları da zaten farkeden olmamış. Varsa farkeden buyursun nerede hata yaptım söylesin. =) Hodri meydan olayı yani. Şarkı bitince yine o hoş alkışlar geldi.
Ve sıra Yalan Dostum'da. Başladım ben yine intro ile. Gidiyoruz. Devam ediyoruz. Nakarat kısmına geldik, o da ne? Sinan kafayı yedi. =) Öyle bir kaçırdı ki beni, bir daha yakalayamadı. 1-2 saniye durakladı, ardından doğaçlama başka bir ritim uydurmaya başladı. Program bittikten sonra kendisine sorduğumda, o kısmı komple unuttuğunu söyledi. Sahne heyecanı işte. Sanırım benim dışımda herkes çok heyecanlıydı. Demek ki kendimi çok iyi hazırlamışım bu geceye,iyi konsantre olmuşum. Yalan Dostum'da bitti. Bu iki parçayı çalarken çok az seyircilere bakmıştım, o yüzden tam olarak bizi ne şekilde dinlediklerinden haberim yoktu. Onu da birazdan Sevda Çiçeği'ni çalarken anlayacaktım.
Sevda Çiçeği'ne girdim yine. Attım introyu, vokal girdi. Benim hiçbir şey çalmadığım uzunca bir kısım var, o kısımda etrafı süzeyim dedim. Süzdüm biraz, baktım etrafa. Bön bön bakıyorlar. Hiç eşlik eden veya eğlendiğine kanaat getirilebilecek bir hareket yapan insan görmedim. Şarkının sonunda Egehan tek tek isimlerimizi söyledi. ilk beni söyledi, millet hazırlıksız yakalandı sanırım, en az alkış bana geldi. Ardından Sinan'ı söyledi, ona benden biraz fazla alkış. Sonra ismail'i söyledi, ona baya baya fazla bir alkış. Sonda iki kez intro çalıyorum, ilk introda bizleri söyledi Egehan, ikinci intro sırasında da "ve ben Egehan " dedi, en çok alkış da kendisine geldi. =)
ilk sahne deneyimimde böyle bir duruma düşmek gerçekten kötü. Keşke olmasaydı. Hayır, millet benim hatam olmadığını falan da anlayamamış. Yani bazıları anlamış daha doğrusu. Sordum bir arkadaşa, "senin ses ilk şarkıda gelmiyordu" dedi. "Hadi yaa" demek vardı ama demedim. Yani ses gelmediğini tespit edebilmiş ama niye gelmediğini edememiş. Oradaki mimikler, hareketler her şey bir şeyler olduğunu anlatıyordu zaten.
Neyse... Sahne güzel yaa. Sevdim...
üniversite icerisindeki i$im icabı sık sık etrafimda olan amator gruplarin bickin delikanlilarinin yasadigi deneyimdir.
gerek bahar senliklerinde, gerek donem icerisindeki amator rock konserleri etkinliklerinde, gerekse debar konserlerinde grup elemanlarinin yasadigi olaylar ya da sendromlardan olusan ruh dengesizlikleri olarakta adlandirmak cok zor degil. soyle ki
30 kisilik sinif icerisinde bile sinifa hitap etmede zorlanan bireylerin 2000 kisi karsina gecip muthis bir rahalik beklemenin ayip olacagi sahne uzerinde yasadiklari gerilimlere goz yumulmasi gereken fakat isic ucu kactiginda ise elestiren yada komik bulan bunyelere hak verilecegi durumlardir ve bunlar daha cok gorevi icabi vokal kisinin basina gelen beklenmedik hadiselerdir. davulcu rahat bi tipse cok rahat kendisini yasanan krizlerden soyutlayabilir ama vokal icin oylemi hic.
-elleri goreyim! der bir kisi alkislamaz vucut otomatik olarak geri doner ve gitarciyla onemli bi husus konusuyormus imaji verir. sanki dunyayi kurtarior pezevenk
-ya da cok gaz bir sarkiyla girmissindir dinleyicide istedigin etkiyi gorememissindir ve is boka sarmaya baslar, ikinci sarki da playlistin disina cikmak ve popüler birseyler zorunda hissedersin kendini
-konserin ilk saniyelerinde onunde ki monitorler illa ki bozuktur, sesini duymuyosundur ve teknik elemanlara donup postani koymaya calisirsin.2000 kisinin onunde yigitligini sergileyeceksindir cunku. fakat teknik ekip seni siklermi bilmem.. vb
gibi durumlarla karsi karsiya kalinan deneyimlerdir ve yasanmasi gerekir.
gerek bahar senliklerinde, gerek donem icerisindeki amator rock konserleri etkinliklerinde, gerekse debar konserlerinde grup elemanlarinin yasadigi olaylar ya da sendromlardan olusan ruh dengesizlikleri olarakta adlandirmak cok zor degil. soyle ki
30 kisilik sinif icerisinde bile sinifa hitap etmede zorlanan bireylerin 2000 kisi karsina gecip muthis bir rahalik beklemenin ayip olacagi sahne uzerinde yasadiklari gerilimlere goz yumulmasi gereken fakat isic ucu kactiginda ise elestiren yada komik bulan bunyelere hak verilecegi durumlardir ve bunlar daha cok gorevi icabi vokal kisinin basina gelen beklenmedik hadiselerdir. davulcu rahat bi tipse cok rahat kendisini yasanan krizlerden soyutlayabilir ama vokal icin oylemi hic.
-elleri goreyim! der bir kisi alkislamaz vucut otomatik olarak geri doner ve gitarciyla onemli bi husus konusuyormus imaji verir. sanki dunyayi kurtarior pezevenk
-ya da cok gaz bir sarkiyla girmissindir dinleyicide istedigin etkiyi gorememissindir ve is boka sarmaya baslar, ikinci sarki da playlistin disina cikmak ve popüler birseyler zorunda hissedersin kendini
-konserin ilk saniyelerinde onunde ki monitorler illa ki bozuktur, sesini duymuyosundur ve teknik elemanlara donup postani koymaya calisirsin.2000 kisinin onunde yigitligini sergileyeceksindir cunku. fakat teknik ekip seni siklermi bilmem.. vb
gibi durumlarla karsi karsiya kalinan deneyimlerdir ve yasanmasi gerekir.
eğer bass gitar çalıyosanız,konserinize çağırdığınız ve ilk defa konsere giden bi kaç arkadaşınızın,"hacı sen coştun ama senin gitarın sesi gelmiyodu" veya "naptın ben hiç bişey anlamadım?!?" gibilerinden bi kaç tepkiyle karşılaşmanızın olası olduğu deneyim çeşidi.
bir türlü yaşanamamış heyecan.
he hayal ediyorum sanırsam çok pis sıçarım.
he hayal ediyorum sanırsam çok pis sıçarım.
bir piyanist olarak, sahneye çıkacağım ana kadarki üç saatte hiç bir şey yiyip içmediğimi (ki bu halen vardır bende), sahne üzerinde geçen iki saatin iki saniye gibi geçip, ardından eve döndüğümde heyecandan üç kilo vermiş olduğumu anladığım deneyim...
o kadar çabuk geçer ki nasıl geçtiğini bir türlü anlamazsınız. siz, siz olmaktan çıkıverirsiniz arada göz göze gelinen grup üyeleri olmasa dünyada olduğunuza inanmak aklınızın ucundan bile geçmez. dönüp bakınca her seferinde aynı heyecanı hisettiğinizi, değişenin sadece imakanlar olduğunu görürsünüz. imkansızlıklar içinde ilk çabalayışın tatlılığı sizi cezbeder.
Konser bittikten sonra geçen 3 saati geri getirebilmek için herşeyinizi verebilirsiniz.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar
© 2005 – 2026 uludagsozluk.com