bugün
- airfryer alanlar şimdi ne yapıyor8
- ismail kartal20
- şarkıyı devam ettiriyoruz6
- sevgiliyle araya mesafe koymak9
- atatürk ün hataları19
- ngark5
- zemzem suyunun yüzyıllardır bitmemesi6
- atatürkün yakışıklı olması6
- hazırlanırken ebru gündeş dinlemek3
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı71
- ara vereceğim diyen kız2
- kimsenin sizi sevmemesi12
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması13
- attaristan2
- güney kore34
- kadınların 1 saatte modunun değişmesi4
- risaledeki sinek kelimesinin üzerine sinek konması9
- above the below2
- ümit kocasakal9
- cadılar bayramı temalı fotoğraf çekilen kızlar4
- ok atmak4
- dinci2
- sabah erken kalkma erdemi5
- alışveriş3
- muşlettin bey amca birader bey6
- metalcilere satanist muamelesi yapan piçler4
- 2 şairin kullandığı denizcilik ve sanayi terimleri2
- mahmut tuncer şarkılarında geçen anlamlı sözler2
- victor osimhen13
- sınavlarda kopya çekmenin etiği4
- netanyahu3
- öksürmekten uyuyamamak3
- teoman şarkılarında geçen efsane sözler3
- fenerlilerin ağlaması4
- kılıçdaroğlu'nun erken seçim çıkışı6
- en son ne aldınız4
- saraca tarzı entry girmek3
- motorcuların trafikte terör yaratması5
- kolye21
- yağmur altında bisiklet sürüp müzik dinlemek4
- çocuklarının kıyafetini öpe öpe katlayan anne2
- jaws filmindeki sikko balik26
- norveç5
- boş yolda kırmızı ışıkta beklemek5
- zirvede örf icabı emsal ve akranlarla oturmak4
- ilk buluşmada sevişenler6
- j. k. rowling3
- ismet özel imgelemi vs attila ilhan imgelemi2
- chatgpt'nin bana yürümesi13
- mel bakan gibson'a sarılıp teselli etmek4
insanı büyütendir.
aşı gibidir. ikinci kez aşık olduğunuzda artık acıyla daha kolay başa çıkarsınız.
türkçeye ilk basımı 2006 yılında yapılan turgenyev'in olgunluk dönemi eserinin adıdır. kitapta üç genç erkek birbirlerine ilk aşklarını anlatmaktadır. karakterin birinin hali içler acısıdır ki aşık olduğu prenses kendi babası tarafından iğfal edilmiştir.
ne yazık ki her zaman güzel hatırlanan aşk değildir. bazen size öyle bir şey yapar ki, ona aşık olmuş olmaktan utanç duyarsınız.
kalbimin topunun, inşaata 'ilk' kaçışıydı aşk.
gerçekten aşksa helede ilk aşksa bir ömür unutulmaz..
yataklara düşüren tabuları yıktırandır. ana okulunda bile hoşlandığım birileri vardı ama ilk kez üniversitede aşık oldum. ilk aşkım hala sevgilim *
kimini çocukluğunda bulur kimini de gençliğinde...ilk olduğu için saftır,güzeldir. heyecan verir insana. herşeyin olduğu gibi güzel gideceğini düşünürsün fakat çok sürmez ilk aşklar. hiç unutamayacağını zannedersin fakat hayat çok kısa.
ortaokul yıllarında, pandik atmaya kıyamadığınız bir kız vardır ya hani.. işte o'dur.
arkadaş olarak devam edebilmenin müjdesini verip tutmayan, üstüne ırz düşmanı damgası vuran kişi. herşeye rağmen sevilir hala ama ilginçtir bu kavram.
bazen kokulu silgi hediye eder.
ilkokul 1. sınıfta olunca. eldeki imkanlar malum. hiç unutmam arı mayalı olanlardan. bazen facebookta görüyorum. evlenecek yakında. mutluluklar dilerim.
ilkokul 1. sınıfta olunca. eldeki imkanlar malum. hiç unutmam arı mayalı olanlardan. bazen facebookta görüyorum. evlenecek yakında. mutluluklar dilerim.
gerçekten aşksa unutulmayan ve unutulamayacak olandır.
ilk aşk'ının son aşkın olacağını sanarsın hep. çünkü bir daha ilk aşkına aşık olduğun gibi aşık olamayacaksın başka birine safça, sorgusuzca, delice...
zehirdir, vücudunuzu, hayatınızı, duygularınızı, düşüncelerinizi etkisi altına alan bir pan zehirdir aşk. ilktir ve son kalacaktır.
günler, aylar, yıllar birbirini kovalaya dursun o hep ilk günkü yerdedir. öylece durur. asla bir yere gitmesine izin vermezsiniz. gidecek diye adeta çok korkarsınız. hep kalsın istersiniz. ilk aşk ya, işte bu yüzden O, mutlaka hayatınızı geçiremeyeceğiniz insandır, boktan bir tabu, haybeden icat edilmiş bir kural misali. yıllar geçti be sözlük, yıllar, 6 yıl, az mı geldi dile kolay be sözlük koskoca 6 yıl.
başkaları hep ona benzer, benzemese de benzetmeye çalışırsınız, bunun için elinizden geleni yaparsınız. bilinçsizce yaparsınız bunu sonradan fark edersiniz. öyle çok sevmişsinizdir ki hep onu aldartıyormuş gibi hissedersiniz. pişmanlık duyulmayacak belki de tek şeydir o. çünkü bi tanedir, bi tane...
günler, aylar, yıllar birbirini kovalaya dursun o hep ilk günkü yerdedir. öylece durur. asla bir yere gitmesine izin vermezsiniz. gidecek diye adeta çok korkarsınız. hep kalsın istersiniz. ilk aşk ya, işte bu yüzden O, mutlaka hayatınızı geçiremeyeceğiniz insandır, boktan bir tabu, haybeden icat edilmiş bir kural misali. yıllar geçti be sözlük, yıllar, 6 yıl, az mı geldi dile kolay be sözlük koskoca 6 yıl.
başkaları hep ona benzer, benzemese de benzetmeye çalışırsınız, bunun için elinizden geleni yaparsınız. bilinçsizce yaparsınız bunu sonradan fark edersiniz. öyle çok sevmişsinizdir ki hep onu aldartıyormuş gibi hissedersiniz. pişmanlık duyulmayacak belki de tek şeydir o. çünkü bi tanedir, bi tane...
unutulmaz derler ama hiiiicc aklimdan bile gecmeyendir.. Orta 2'deki aşkin neyini unutamayim..unuttum gitti..
her zaman akılda kalacak, onunla olsaydım gibi sorular sormanıza sebep olacak kişidir. Ayrıca rakı masasında hatırlanmaya çok müsaittir.
bu sene ilk kez yaşamış olduğumdur.
not:ergenim 17.5 yaşındayım
ayrıca alkole ve sigaraya başlama nedeniniz o kız ise etkisi geçer ama unutmanız imkansızdır.
not:ergenim 17.5 yaşındayım
ayrıca alkole ve sigaraya başlama nedeniniz o kız ise etkisi geçer ama unutmanız imkansızdır.
aşkların en güzelidir.
gülümseyerek andığındır. çocuksundur ve tek yapmak istediğin onunla olmak, oyun oynamaktır. saftır.
kurtulamadığındır.
atsan atılmaz satsan satılmaz kovsan gitmez en zoru bu galiba denen ilk .
candır can. çoğu deneyiminizi ondan kazanırsınız. büyüdüğünüzde de oturup çay içmek ve muhabbet etmenin keyfi başkadır.*
beni şiire başlatan.
ilkler unutulmaz derler.
benim ilk aşkım melih unutmak isteyeceğim cinsten bir aşktı ve ezik hatıralarla dolu.
orta ikide idik hacılar. o zamanlar küçük bir kız çocuğunun en tatlı tipte olması gereken yaşlardı ve ben tuncay şanlı'ya benziyordum.
melih ise sanki gökten zembille inmişçesine şirin ve çekici idi. öğretmenim demez 'örtmenim' derdi. bu bile bana çok büyük bi bokmuş da ona çok yakışıyormuş gibi gelirdi. daha önce bu kadar net bi his tattığımı bilmem. 12 yaşındaydım ve sanki o güne kadar hayatımın anlamı yokmuş gibi geliyordu. ta ki melih'e kadar. tabi şu an 'lan salak ne yaşadın da bu tribe girdin.' diyorum ama gel de o zaman ki alahomoraya anlat.varsa o yoksa o. bu arada o zaman ki alahomora aynı zaman da inek bi öğrenciydi. dershanenin en güzel, en ders dinlenecek yerinde kolona yaslanarak oturuyordum. tabi olum aşıktım ama derslerden de ödün vermiyordum. melih ise en önde mal gibi oturmuştu. ne ders dinleyebiliyor ne de dinleyemiyordu. öyle geri zekalı bi biçimde, onun tabiriyle örtmen kızmasın diye derse katılırdı. bir gün ben en gözde yerimde oturuyorken geldi ve bana 'ya bu derslik burada ben oturabilir miyim?' dedi.
içimden ' ağzıma bile sıçızlayabilirsin ' dedim. ama tabi ona 'buyur tabi , ama sadece bi ders baak ehu ehu' diye espri ile karışık yerimi verdim. onun yerine geçtim. öğretmenin kıçını öpecek kadar tahtaya yakındı, tahtaya bakarken alnım kırışıyordu. neyse sürekli içimden melih benle konuştu laan diyip tatmin oluyordum.
fakat bu mutluluğum, güm pat çat bum efektiyle bozuldu. tam dersin en konsantre noktasında sınıfımızın en piç çocuğu yunus gelip, kafama öyle bir geçirdi ki, ne olduğumu şaşırdım. başım dönüyordu, canım yanmıştı, aynı zamanda da ezik olduğum için kafamı kaldırıp sadece 'ne oluyo yiaa' diyebildim. o an yunus'un ağzından çıkan kelime beni çok üzdü hacılar. gevşekçe, doğruluk mu cesaret mi oynuyorduk ta melih senin kafana vurmamı söyledi dedi bana. bunlar olurken ise o köşede gülüyordu, dalga geçiyodu lan. kaltak melih canımı yakmıştı, asıl kafam değil kalbim acıyordu. bağırmak istedim sustum, kaçmak istedim oturdum, yunus'a geçirmek istedim kendimi tuttum, ağlamak istedim yapamadım..
o an anladım ki aşk dünyadaki en boktan duyguydu. yunus kafama vurduktan sonra melih'in bakıp gülmesi hala hatıramdadır.
eşşek kadar oldum, hatta tipim baya değişti, ezik de değilim artık, ama hala o anı canımı acıtır.
aşk olayına pek iç açıcı bi başlangıç yapamadım lakin, zaten aşklar hep böyle değil mi azizim..
sevmeli mi sevmemeli mi yoksa hiç bulaşmamalı mı?
amaann sevişin gençler..
benim ilk aşkım melih unutmak isteyeceğim cinsten bir aşktı ve ezik hatıralarla dolu.
orta ikide idik hacılar. o zamanlar küçük bir kız çocuğunun en tatlı tipte olması gereken yaşlardı ve ben tuncay şanlı'ya benziyordum.
melih ise sanki gökten zembille inmişçesine şirin ve çekici idi. öğretmenim demez 'örtmenim' derdi. bu bile bana çok büyük bi bokmuş da ona çok yakışıyormuş gibi gelirdi. daha önce bu kadar net bi his tattığımı bilmem. 12 yaşındaydım ve sanki o güne kadar hayatımın anlamı yokmuş gibi geliyordu. ta ki melih'e kadar. tabi şu an 'lan salak ne yaşadın da bu tribe girdin.' diyorum ama gel de o zaman ki alahomoraya anlat.varsa o yoksa o. bu arada o zaman ki alahomora aynı zaman da inek bi öğrenciydi. dershanenin en güzel, en ders dinlenecek yerinde kolona yaslanarak oturuyordum. tabi olum aşıktım ama derslerden de ödün vermiyordum. melih ise en önde mal gibi oturmuştu. ne ders dinleyebiliyor ne de dinleyemiyordu. öyle geri zekalı bi biçimde, onun tabiriyle örtmen kızmasın diye derse katılırdı. bir gün ben en gözde yerimde oturuyorken geldi ve bana 'ya bu derslik burada ben oturabilir miyim?' dedi.
içimden ' ağzıma bile sıçızlayabilirsin ' dedim. ama tabi ona 'buyur tabi , ama sadece bi ders baak ehu ehu' diye espri ile karışık yerimi verdim. onun yerine geçtim. öğretmenin kıçını öpecek kadar tahtaya yakındı, tahtaya bakarken alnım kırışıyordu. neyse sürekli içimden melih benle konuştu laan diyip tatmin oluyordum.
fakat bu mutluluğum, güm pat çat bum efektiyle bozuldu. tam dersin en konsantre noktasında sınıfımızın en piç çocuğu yunus gelip, kafama öyle bir geçirdi ki, ne olduğumu şaşırdım. başım dönüyordu, canım yanmıştı, aynı zamanda da ezik olduğum için kafamı kaldırıp sadece 'ne oluyo yiaa' diyebildim. o an yunus'un ağzından çıkan kelime beni çok üzdü hacılar. gevşekçe, doğruluk mu cesaret mi oynuyorduk ta melih senin kafana vurmamı söyledi dedi bana. bunlar olurken ise o köşede gülüyordu, dalga geçiyodu lan. kaltak melih canımı yakmıştı, asıl kafam değil kalbim acıyordu. bağırmak istedim sustum, kaçmak istedim oturdum, yunus'a geçirmek istedim kendimi tuttum, ağlamak istedim yapamadım..
o an anladım ki aşk dünyadaki en boktan duyguydu. yunus kafama vurduktan sonra melih'in bakıp gülmesi hala hatıramdadır.
eşşek kadar oldum, hatta tipim baya değişti, ezik de değilim artık, ama hala o anı canımı acıtır.
aşk olayına pek iç açıcı bi başlangıç yapamadım lakin, zaten aşklar hep böyle değil mi azizim..
sevmeli mi sevmemeli mi yoksa hiç bulaşmamalı mı?
amaann sevişin gençler..
masumdur, bazen aklına geldiğinde tebessüm ettiğindir.
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar