bugün
- nervio'ya evlenme teklif etmek30
- sözlükte kimseye zararı olmayan yazar17
- en son ne aldınız13
- uludağ sözlük te yazar olabilme kriterleri5
- kars ardahan ığdır5
- kitapçıda dakikalarca vakit geçiren dallama6
- instagram da artan erotizm sebebi10
- dudaktan öpüşmek neden seksle bağlantılı9
- sinemada yiyişen sevgililer9
- nervio abla13
- ayak sevecek kadar abaza olmak10
- sözlükteki gizli geyi ifşalıyorum13
- insan olmaya ceyrek kala5
- eti canga3
- traveler pp sindeki kedi2
- xvala bere2
- kuru amlı10
- uludağ yönetimi sözlük kızlarını banlama kararı7
- ayağa boşmalmak10
- birbiriyle çiftleşecek uludağ sözlük yazarları12
- başlayabilmek5
- seri oylayınca hoşlanıyor sanan tipler8
- 26 ekim 2026 galatasaray fenerbahçe maçı73
- sözlük kızlarının çorapları3
- binyamin netanyahu2
- ümit kocasakal20
- galatasaray'ın fenere koyması normalleşmesi6
- sözlük ayağa düştü4
- uyuyan çocuğu uyandırmak3
- mine koşan3
- ibrahim tatlıses3
- vajinaya dil atmak10
- nervio tarzı entry girmek24
- kitap okumanın hiçbir faydasının olmaması19
- ayakçı ve patici yazarlar derneği7
- 30 ilde daltonlar operasyonu 85 gözaltı3
- nişanlının annesine anne diyememe sorunsalı5
- hoppidi hoppidi zıplayan ayak gifleri veritabanı4
- ismail kartal21
- yazarların akşama dair planları2
- gabriel sara2
- insan olmaya çeyrek kola2
- güney kore34
- son buluşmada hesabı kim öder5
- french kiss yapamayan erkek5
- şemsiye taşıyan erkekte gizli eşcinsellik vardır6
- belediyeler2
- ilk buluşmada hesabı kim öder7
- vazallı sözlük yazarları3
- fb'nin rams park ta kendini çok geliştirmesi2
ilkler unutulmaz derler.
benim ilk aşkım melih unutmak isteyeceğim cinsten bir aşktı ve ezik hatıralarla dolu.
orta ikide idik hacılar. o zamanlar küçük bir kız çocuğunun en tatlı tipte olması gereken yaşlardı ve ben tuncay şanlı'ya benziyordum.
melih ise sanki gökten zembille inmişçesine şirin ve çekici idi. öğretmenim demez 'örtmenim' derdi. bu bile bana çok büyük bi bokmuş da ona çok yakışıyormuş gibi gelirdi. daha önce bu kadar net bi his tattığımı bilmem. 12 yaşındaydım ve sanki o güne kadar hayatımın anlamı yokmuş gibi geliyordu. ta ki melih'e kadar. tabi şu an 'lan salak ne yaşadın da bu tribe girdin.' diyorum ama gel de o zaman ki alahomoraya anlat.varsa o yoksa o. bu arada o zaman ki alahomora aynı zaman da inek bi öğrenciydi. dershanenin en güzel, en ders dinlenecek yerinde kolona yaslanarak oturuyordum. tabi olum aşıktım ama derslerden de ödün vermiyordum. melih ise en önde mal gibi oturmuştu. ne ders dinleyebiliyor ne de dinleyemiyordu. öyle geri zekalı bi biçimde, onun tabiriyle örtmen kızmasın diye derse katılırdı. bir gün ben en gözde yerimde oturuyorken geldi ve bana 'ya bu derslik burada ben oturabilir miyim?' dedi.
içimden ' ağzıma bile sıçızlayabilirsin ' dedim. ama tabi ona 'buyur tabi , ama sadece bi ders baak ehu ehu' diye espri ile karışık yerimi verdim. onun yerine geçtim. öğretmenin kıçını öpecek kadar tahtaya yakındı, tahtaya bakarken alnım kırışıyordu. neyse sürekli içimden melih benle konuştu laan diyip tatmin oluyordum.
fakat bu mutluluğum, güm pat çat bum efektiyle bozuldu. tam dersin en konsantre noktasında sınıfımızın en piç çocuğu yunus gelip, kafama öyle bir geçirdi ki, ne olduğumu şaşırdım. başım dönüyordu, canım yanmıştı, aynı zamanda da ezik olduğum için kafamı kaldırıp sadece 'ne oluyo yiaa' diyebildim. o an yunus'un ağzından çıkan kelime beni çok üzdü hacılar. gevşekçe, doğruluk mu cesaret mi oynuyorduk ta melih senin kafana vurmamı söyledi dedi bana. bunlar olurken ise o köşede gülüyordu, dalga geçiyodu lan. kaltak melih canımı yakmıştı, asıl kafam değil kalbim acıyordu. bağırmak istedim sustum, kaçmak istedim oturdum, yunus'a geçirmek istedim kendimi tuttum, ağlamak istedim yapamadım..
o an anladım ki aşk dünyadaki en boktan duyguydu. yunus kafama vurduktan sonra melih'in bakıp gülmesi hala hatıramdadır.
eşşek kadar oldum, hatta tipim baya değişti, ezik de değilim artık, ama hala o anı canımı acıtır.
aşk olayına pek iç açıcı bi başlangıç yapamadım lakin, zaten aşklar hep böyle değil mi azizim..
sevmeli mi sevmemeli mi yoksa hiç bulaşmamalı mı?
amaann sevişin gençler..
benim ilk aşkım melih unutmak isteyeceğim cinsten bir aşktı ve ezik hatıralarla dolu.
orta ikide idik hacılar. o zamanlar küçük bir kız çocuğunun en tatlı tipte olması gereken yaşlardı ve ben tuncay şanlı'ya benziyordum.
melih ise sanki gökten zembille inmişçesine şirin ve çekici idi. öğretmenim demez 'örtmenim' derdi. bu bile bana çok büyük bi bokmuş da ona çok yakışıyormuş gibi gelirdi. daha önce bu kadar net bi his tattığımı bilmem. 12 yaşındaydım ve sanki o güne kadar hayatımın anlamı yokmuş gibi geliyordu. ta ki melih'e kadar. tabi şu an 'lan salak ne yaşadın da bu tribe girdin.' diyorum ama gel de o zaman ki alahomoraya anlat.varsa o yoksa o. bu arada o zaman ki alahomora aynı zaman da inek bi öğrenciydi. dershanenin en güzel, en ders dinlenecek yerinde kolona yaslanarak oturuyordum. tabi olum aşıktım ama derslerden de ödün vermiyordum. melih ise en önde mal gibi oturmuştu. ne ders dinleyebiliyor ne de dinleyemiyordu. öyle geri zekalı bi biçimde, onun tabiriyle örtmen kızmasın diye derse katılırdı. bir gün ben en gözde yerimde oturuyorken geldi ve bana 'ya bu derslik burada ben oturabilir miyim?' dedi.
içimden ' ağzıma bile sıçızlayabilirsin ' dedim. ama tabi ona 'buyur tabi , ama sadece bi ders baak ehu ehu' diye espri ile karışık yerimi verdim. onun yerine geçtim. öğretmenin kıçını öpecek kadar tahtaya yakındı, tahtaya bakarken alnım kırışıyordu. neyse sürekli içimden melih benle konuştu laan diyip tatmin oluyordum.
fakat bu mutluluğum, güm pat çat bum efektiyle bozuldu. tam dersin en konsantre noktasında sınıfımızın en piç çocuğu yunus gelip, kafama öyle bir geçirdi ki, ne olduğumu şaşırdım. başım dönüyordu, canım yanmıştı, aynı zamanda da ezik olduğum için kafamı kaldırıp sadece 'ne oluyo yiaa' diyebildim. o an yunus'un ağzından çıkan kelime beni çok üzdü hacılar. gevşekçe, doğruluk mu cesaret mi oynuyorduk ta melih senin kafana vurmamı söyledi dedi bana. bunlar olurken ise o köşede gülüyordu, dalga geçiyodu lan. kaltak melih canımı yakmıştı, asıl kafam değil kalbim acıyordu. bağırmak istedim sustum, kaçmak istedim oturdum, yunus'a geçirmek istedim kendimi tuttum, ağlamak istedim yapamadım..
o an anladım ki aşk dünyadaki en boktan duyguydu. yunus kafama vurduktan sonra melih'in bakıp gülmesi hala hatıramdadır.
eşşek kadar oldum, hatta tipim baya değişti, ezik de değilim artık, ama hala o anı canımı acıtır.
aşk olayına pek iç açıcı bi başlangıç yapamadım lakin, zaten aşklar hep böyle değil mi azizim..
sevmeli mi sevmemeli mi yoksa hiç bulaşmamalı mı?
amaann sevişin gençler..
Gündemdeki Haberler
Güncel Önemli Başlıklar